12 Ağustos 2022 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
Çarşamba 6 Eylül 2017 EDİTÖR: FİGEN ATALAY TASARIM: BAHADIR AKTAŞ Türk üniversiteleri sıralamada düşüşte Dünya Üniversite Sıralaması’nda Türk üniversiteleri geçen yıla göre geriye düştü. Akademik özgürlükler konusunda da dünya çapında endişe duyuluyor Yükseköğretim Derecelendirme Kuruluşu Times Higher Education (THE) “Dünyanın En İyi Üniversiteleri Sıralaması’’nı açıkladı. 77 ülkeden bin üniversite nin yer aldığı listede, Türkiye’den 16 üniversite bulunuyor ancak bu sa yının yarısı geçen yıla göre gerile re düştü. Oxford Üniversitesi’nin birinci olduğu sı ralamada, Camb ridge Üniversite si ikinci, Kaliforni ya Teknoloji Ens titüsü ve Stanford FAigtaelany Üniversitesi de üçüncü oldu. Yapılan açıklamada, Türkiye’nin önde gelen üç üniversi tesinin küresel rekabetin artmasıyla listede gerilediği vurgulandı. THE de ğerlendirmesine göre, Koç, Sabancı ve Bilkent üniversiteleri ‘azalan öğ retim itibarı’ ve ‘atıf etkisi’ nedeniyle yerlerini kaybettiler. Koç Üniversite si 251300 bandından 301350 ban dına, Sabancı Üniversitesi 301350 bandından, 351400 bandına, Bilkent Üniversitesi de 351400 bandından 401500 bandına geriledi. Atılım Üniversitesi de büyük oran da, akademik etkisinin az olması (atıf) ve akademik personel arasında dokto ra oranının düşüklüğü nedeniyle 401 500 bandından 601800 bandına düştü. Değerlendirmede, Türkiye’deki akademik özgürlükler konusunda ki uluslararası endişelerin, gelecek te ülkenin uluslararası akademisyen bulmasını ve araştırma performan sını olumsuz etkileyebileceğine dik kat çekildi. ‘Türkiye hayal kırıklığı’ THE Sıralama Editörü Phil Baty, Türk üniversitelerinin durumuyla ilgili şunları söyledi: “Özellikle Asya ülkeleri sürekli yük Koç Üniversitesi de Sabancı ve Bilkent üniversiteleri gibi geçen yılki yerini kaybetti, sıralamada geriye düştü. selirken Türkiye’nin düşüş göstermesi hayal kırıklığı yarattı. Sonuçlar, Türkiye’deki akademik özgürlükler konusundaki dünya çapındaki endişelerin ülkenin gelecekteki performansına zarar verme ihtimalini ve yüksek öğrenim sektöründeki küresel rekabeti gösteriyor.’’ Asya Avrupa’yı tehdit ediyor Avrupa’daki üniversiteler, ilk 200’deki kurumların yarısını oluştursa da Asya üniversiteleri ile sert rekabete devam ediyorlar. 14 yıllık sıralama tarihinde ilk kez iki Avrupalı kurum ilk iki sırayı paylaştı. Ancak, Asya üniversitelerinin yükselişi, sıralamalarda Avrupa’daki kurumları tehdit ediyor. Örneğin, Çin’in önde gelen iki üniversitesi, Almanya’nın ünlü üniversitesi LMU Münih’i geçmiş durumda. ODÜXNFOYARDBİÜRNİNİVCEİSRİSİTESİ sıralamada İlk 10: 1 Oxford Üniversitesi (İngiltere) 2 Cambridge Üniversitesi (İngiltere) 3 Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü (ABD) 3 Stanford Üniversitesi (ABD) 5 MIT (ABD) 6 Harvard Üniversitesi (ABD) 7 Princeton Üniversitesi (ABD) 8 Imperial College London (İngiltere) 9 Chicago Üniversitesi (ABD) 10 ETH Zurich (İsviçre ) 10 Pennsylvania Üniversitesi (ABD) Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ders kitaplarında 9 yaşa ‘başkanlık’ dersi ‘Okullar açılınca sokakta olacağız’ zehra özdilek Halkevleri MYK üyesi Eğitim Sekreteri Betül Öztürk, “İktidar eğitimde dahil her şeyi Allah’ın lütfu haline getirdi. Hazırladıkları müfredatlarla ve tarikatlarla imzaladıkları protokollerle eğitim alanını tarikatlaştırdılar. 15 Temmuz öncesi tarih silindi” dedi. Betül Öztürk, şöyle devam etti: “15 Temmuz’dan sonra KHK’lerle birlikte özellikle laik bilimsel eğitime inanan eğitmenlerin ve okul idarecilerinin ihraç edilmesiyle birlikte FETÖ’den boşalan yerleri yeni cemaat ve tarikat kadroları ile dolduruyor. Okullar açıldığında 15 yıllık iktidarın politikalarının yıkıcı sonuçları ile yüzleşeceğiz. Kitap diye karşımıza çıkarttıkları ders kitabı değil AKP broşürü çıktı. İçerikler cinsiyetçi, mezhepçi ve bilimsel olanı dışlayan şekilde oluşturulmuş.” Kartal’da miting Öztürk, AKP iktidarının diktatörlüğe paralel bir eğitimi sistemi inşa ettiğini belirterek, “Okullar açılırken sokakta olacağız. 16 Eylül’de İstanbul’da, Ankara’da yapılacak ‘bilim dışı müfredatı durduralım’ diyerek yapılan eylemlerini güçlendireceğiz. 17 Eylül’de Alevi örgütlerinin Kartal’da yapacağı laik bilimsel eğitim mitingini örgütleyecek, 18 Eylül’de okulların açıldığı gün Milli Eğitim Bakanlığı ve milli eğitim müdürlükleri önünde olacağız” dedi. l İSTANBUL OZAN ÇEPNİ Yeni müfredattan Atatürk’ü ve evrim teorisini çıkartan, cihatı ibadet olarak sunan Milli Eğitim Bakanlığı, çocuklara AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı yorumlatmaya hazırlanıyor. 15 Temmuz’u saat saat sayfalarca anlatan MEB, TBMM’nin kuruluşuna ise yarım sayfa ayırdı. Başkanlık sistemi de “yeni sistem, yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını da tahkim etmiştir” denilerek 9 yaşındaki çocukların kitaplarına sokuldu. Başkomutan Erdoğan Erdoğan’ın 15 Temmuz’da “sokağa çıkın” çağrısına ilişkin “Başkomutanımız ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla inancını, vatanını, milletini, demokrasiyi ve hukuk devletini savunmak üzere ülkemizin her yerinde milyonlarca insan sokaklara döküldü, darbe tehdidi gelebilecek yerleri kuşattı. O gece Çanakkale ruhu yüzyıl sonra yeniden canlandı ve tarihe altın harflerle geçen bir direniş, diriliş, yükseliş öyküsüne hayat verdi. Aziz milletimizin demokrasisine, bağımsızlığına, bayrağına, vatanına sahip çıkmasının ifadesi olan bu zafer, Çanakkale’de yazılan, Milli Mücadele’de tekrar eden bir destanın devamıdır ” ifadeleri kullanıldı. Mücadele devam ediyor Darbe girişiminin ardından 29 gün boyunca devam eden “demokrasi nöbeti”ne de yer verilen kitapta, KHK ihraçları ve yaşananlar ucu açık şekilde “Hükümetimiz, aziz milletimizin desteğiyle geri püskürtülen bu hain darbe girişiminden sonra, FETÖ terör örgütüne yönelik mücadelesini genişleterek, darbeci hainlerin ve onlarla işbirliği yapanların süratle adalete teslim edilme Öğrenciler yeni ders kitaplarında ‘‘Başkanlık Sistemi’’ni de öğrenecek. Çocuklara propaganda 4. sınıf sosyal bilgiler kitabında başkanlık sistemi “reform” olarak anlatılırken, “Yeni sistem, yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını da tahkim etmiştir” iddiasında bulunuldu. Saray’ın fotoğrafının da yer aldığı kitapta başkanlık sistemi ile “Kuvvetler arasındaki ayrımın çizgileri net olarak belirlenmiş, siyasi istikrar garanti altına alınmış, demokratik yönetim güçlendirilmiştir. Yeni sistemle birlikte halkın seçtiği milletvekilleri sadece yasama görevi yapacak, yine halkın seçtiği cumhurbaşkanları da yalnız ca yürütme faaliyetini yerine getirecektir. Anayasa değişikliği ile getirilen yeni sistem, yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını da tahkim etmiştir” denildi. Erdoğan’ı yorumlama Bir başka kitapta ise çocuklardan Erdoğan’ın sözlerinin yorumlanmasının istenmesi de dikkat çekti. 11. sınıf Hz. Muhammed’in Hayatı kitabında Erdoğan’ın darbe girişiminden 4 gün sonra yaptığı konuşmanın “toplumsal barış ve huzur ortamı” açısından yorumlamaları istendi. si sağladı. Devlet ve toplum hayatımızın FETÖ terör örgütünden temizlenmesine yönelik mücadele devam ediyor” ifadeleri ile yer aldı. Şükran mektubu Çocukların tartışma konuları içine de sokulan 15 Temmuz hakkında “15 Temmuz’da teröristler başarılı olsaydı bireysel özgürlüğümüz olabilecek miydi?”, “15 Temmuz’da demokrasi ve vatanına sahip çıkan vatandaşlarımız hangi duygu ve düşüncelerle hareket etmişlerdir” gibi sorular da kitaplarda yer aldı. Çocuklardan “15 Temmuz’da milletimizin gösterdiği kahramanlığı anlatan bir afiş hazırlamaları” ve “15 Temmuz şehit ve gazilerine ülkemiz için yaptıklarından dolayı şükranlarınızı anlatan birer mektup yazmaları” talep edildi. eğitim 7 Gerçekçi Ol… Dünyanın fay hatlarındaki sıkıntı üst düzeyde. Yalnızca Uzakdoğu’daki tehlikeli gelişmeler değil, Ortadoğu’da, Latin Amerika’da emperyalist merkezlerin çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye, denetlemeye çabaladığı çatışmalar, çatışma potansiyeli taşıyan birikimler de sıkıntıyı yoğunlaştırdı. Gerilimin tırmandığı ya da sıcak çatışmaya dönüştüğü noktaları saymaya yerimiz yetmez. Özetle söyleyelim; Güney’den Kuzey’e, Doğu’dan Batı’ya iç savaşlar ya da ekonomik nedenlere dayalı göç dalgaları da bu durumun açık göstergesidir. Peki, bu kadar sıkleti çeker mi bu dünya? Bu sıkıntılı, kaotik durum ne kadar sürebilir ki? HHH Çok karamsar oldu farkındayım ama tehlikenin boyutları da doğrusunu isterseniz karamsarlığı besleyecek ölçülerdedir. Dünya atmosferindeki karbondioksit oranı her geçen gün biraz daha yükseliyor. Varoluşunun sınırlarına geldiğini, belirtileri görmezden gelemeyeceğini fark eden kapitalizm, bir “dur” diyen olmazsa insanlığı da kendisiyle birlikte yok oluşa sürükleyecek. Kapitalist dünyanın siyasi liderleri de, eski yeni patronları da, sistemin özüne bağlı, değişmez kurallarını terk edecek, kendilerini inkâr edecek değildirler. Öyleyse karamsarlığın tek ilacı var; sistemin siyasetçilerini “görevden” almak. HHH Peki, biz şimdi bu “olmayacak duaya” amin mi diyelim, “imkânsızın” peşinden mi gidelim. Hem gerçekçi olmak hem de imkânsızı istemek bize daha çok yakışmaz mı? Dünya ile ilgili kaygılarımızın aslını esasını biliyorsak, kendi ülkemizde olup bitenlerin, asılla esasla bağını anlayıp anlatabiliyorsak; bugünden yarına stratejik hesaplarımız neden olmasın ki? Tehlikenin büyüklüğünün farkındayız; kalıcı olmaya niyetli, bunun için zora, henüz tam eskitilmemiş “rızaya” dayalı bir iktidar var karşımızda. Ne “metal yorgunluğu”, ne kaçınılmaz iç çatışmalar ne de dünya ile kavgası onu durdurabilir. Yalnızca biz durdurabiliriz; yeter ki, gerçeğe dikkat çekmeyi amaçlayan “dört dörtlük analizlerimiz”, “kopuş savunmalarımız” halktan kopuş anlamına gelmesin. HHH Bir kere daha baştan kabul edelim ki; AKP’nin dünya ile kavgası sisteme ilişkin değildir. Dünyanın her parçasında farklı işleyişlerle ayakta kalmaya alışık kapitalizm, bu türden dış politika kavgalarını sistemin kendi mekanizmaları içinde, tatlı sert yöntemlerle çözer. Kısacası sistemle kavgası olanlar bu çatışmaları dikkatle izleseler, açılan gedikleri, potansiyel zayıflıkları değerlendirseler de kendi işlerini dış faktöre havale edemezler. Hiç kuşkusuz sistemin küresel işleyişi, sorunu da çözümü de bir ölçüde uluslararasılaştırır. Sermayenin sınır tanımazlığı dayanışmanın enternasyonal karakterini de güçlendirmelidir. Ama o kadar. HHH Çok umutsuz olmayalım. Karamsarlığımızı giderecek, en azından hafifletecek işaretler var. İktidar partisi ayakta kalmanın yalnızca “hukuki” zorbalıkla, hile hurdayla mümkün olabileceğinin farkında. Oy desteğini de, kitlenin sokaktaki desteğini de hızla yitiriyor. İdeolojik yükselişinin sınırlarına ulaşmış, pek etkili liberal payandaları da kalmamıştır. Artık çekip gitme zamanıdır; yeter ki muhalefet partileri, güçleri bu partiye can suyu verecek adımlardan, stratejik hatalardan kaçınabilsinler. Sol açısından sorunun can damarı gerçekçi olmak, imkânsızı istemekten vazgeçmemektir. Başkalarını bu konuda sorgulamaya, birlikteliklerin koşulu olarak “imkânsızı” dayatmaya gerek yoktur. Su akacak yolunu bulacaktır. Yarın Ankara’da toplanacak CHP Eğitim Çalıştayı düzenleyecek CHP, 25 gün süren Adalet Yürüyüşü ve 4 gün süren Adalet Kurultayı’nın ardından Eğitim Çalıştayı düzenleyecek. “Eğitimin Üç Şartı: Bilimsellik, Laiklik ve Adalet” ana başlığı ile yarın Ankara’da yapılacak çalıştayın ardından bildiri okunacak. Üç oturum halinde yapılacak çalıştayda eğitim sendikaları, veliler, uzmanlar görüşlerini sunacak. Yeni müfredat ve laiklik CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun açılış ve kapanışta konuşacağı çalıştayın ardından hazırlanan bildiri kamuoyuyla paylaşılacak. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gaye Usluer, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz ve Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Orhan Erdem’i de çalıştaya davet ettiklerini, Yılmaz’ın programı nedeniyle katılmaması durumunda Erdem’in gelmesini beklediklerini söyledi. l ANKARA/Cumhuriyet C MY B
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle