20 Ağustos 2022 Cumartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
KULTUR Cuma 22 Eylül 2017 İngiliz yapımı, eğlenceli bir maceraaksiyon komedisi başlıyor: ‘Kingsman: Altın Çember’ Clive Cussler’dan yepyeni bir roman: ‘Kayıp Şehrin Laneti’ Usta yazar Clive Cussler’ın fantastik olaylarla örülmüş yeni romanı “Kayıp Şehrin Laneti” Altın Kitaplar etiketiyle raflardaki yerini aldı. New York Times’ın en çok satan yazarlarından Clive Cussler’ın Russell Blake ile birlikte kaleme aldığı Sam ve Remi Fargo macerası “Ka yıp Şehrin Laneti” ile devam ediyor. Cussler bir kez daha okurlarını denizlerin büyülü ve tehlikeli dünyasında bir maceraya davet ediyor. EDİTÖR: ÖZNUR OĞRAŞ ÇOLAK [email protected] 15 Ajanlar uyuşturucu patroniçesine karşı 1849’da kurulmuş (!) İngiliz gizli servisi Kingsman’ın centilmen ajanı Eggsy (Taron Egerton) ile servisten atılmış, demir kollu Charlie’nin (Edward Holcroft) kaldırımda başlayıp arabada devam edip Hyde Park’tan geçerek bir lağım kanalında sona eren ölümüne kavgasını aktaran ve daha baştan aksiyonun, şiddetin dalağını yaran, hızlı, hareketli, inanılmaz bir sekansla başlayan “Kingsman: The Golden CircleKingsman: Altın Çember”, 3 yıl önceki eğlenceli ve sürükleyici casusluk komedisi “Kingsman Secret Service”ın, aynı yönetmence aynı doğrultuda çevrilmiş devam filmi. Gaddar patroniçe... Bütün dünyaya yayılmış büyük uyuşturucu organizasyonu Altın Çember’in gaddar ve kül yutmaz patroniçesi Poppy (Julianne Moore), Kingsman’ın Londra karargâhını yolladığı füzelerle havaya uçurup sattığı uyuşturuculara karıştırdığı ölümcül virüsle milyonlarca insanı rehin alınca, feleğin çemberinden geçmiş Champ’in (Jeff Bridges) lideri olduğu Amerikan istihbarat örgütü Statesman’la (yani CIA) İngiliz Kingsman’ın (yani MI 6) elemanları ortak düşman Poppy’ye karşı işbirliğine girişiyorlar mecburen.Virüsün Poppy’deki panzehirini ele geçirerek, dünyayı ve (Trump’ı andıran, sonunda kelepçelenecek ABD başkanının uyuşturucu kullandıkları için hemen gözden çıkardığı) milyonlarca ‘kafayı dumanlamış’ insanı kurtarmaya çalışmalarını (bu tür filmlerin kaçınılmaz klişelerini yerli yerinde kullanıp İngiliz Amerikan kültür farklılıklarına vurgu yaparak) anlatan “Kingsman: Altın Çember”i, senaryoyu da Jane Goldman’la birlikte yazan, dikkate değer İngiliz yönetmen Matthew Vaughn imzalamış, ilk filmdeki gibi. Vurdulu, kırdılı... Doğrusu 2 saat 20 dakikalık uzunluğuna, bazen karikatür gibi çizilmiş karakterlerine, çizgi romanımsı, vurdulukırdılı anlatımına ve beceriyle çekilmiş o şiddetin zirve yaptığı, yorucu, inanılmaz kavga sahnelerine karşın, esprili göndermeleri, gırgır diyalogları ve mizahi tonlamalarıyla seyirciyi bir an bile boş bırakmayan, İngiltere, ABD, İtalya, İsveç ve Kamboçya’da geçen, meraklısının pek ilgisiz kalamayacağı cinsten, matrak bir maceraaksiyonkomedi seyirliği niteliğindeki film, ayrıca en son robot teknolojisini kullanan, suç örgütünün gözü kara Ceo’sunu canlandıran Julianne Moore’dan Halle Berry’ye, Colin Firth’den Jeff Bridges’a, yüksek topuklarıyla deviricibitirici uçan tekmeler atan şarkıcı Elton John’dan, akıllı ve fedakâr istihbaratçı Merlin rolündeki yönetmenin gözde oyuncusu Mark Strong’a kadar resmen gözalıcı bir yıldızlar resmigeçidi aynı zamanda. Ajanistihbarat servisiaksiyon sacayağını kullanarak uyuşturucuvirüs sarmalına ve yoğun şiddete dolanmış, yüksek teknolojiye gark olmuş çağdaş dünyayı kurtarmak şeklinde kısaca özetlenebilecek konusuna, Kral Arthur’la yuvarlak masa şövalyelerinin adlarını taşıyan bazı kahramanlar la, genç ajan Eggsy’nin İsveçli bir prensesle (Hanna Almström) bahtsız Diana’yı çağrıştıran gönül ilişkisini de dahil edip düzeylidüzeysiz James Bond’vari ajan filmleriyle dalgasını geçerek (sık sık şiddetin topuzunu da kaçırarak) sinemaseverlere avantürmacera dolu, eğlenceli dakikalar vaat eden “Kingsman: Altın Çember” komedisi, virüslülerin stadyumlarda tek kişilik hücrelere tıkıldığı, Glastonbury müzik festivalinin seks kokan kulisleri ya da Alplerdeki heyecanlı teleferik sahneleri gibi çekici atraksiyonlar içeren uzunca bir aksiyonmacera şamatası olarak haftanın öne çıkan ilginç bir seyirliği sayılabilir sonuçta. Gönlüm ‘İz’den yana... Ama doğrusu benim gönlüm, akıllıca yapılmış, beceriyle çekilmiş bu oyalayıcı ajan komedisinden çok, ne yazık ki basın gösterimini kaçırdığım Polonya yapımı “İz”den yana. Wajda ustanın çırağı yönetmen Agnieszka Holland’ın Kasia Adamik’le birlikte çektiği, yarıştığı bu yılki Berlin Festival’inden hayli ses getiren ve bugün başlayacak “İz”i, gösterildiği Başka Sinema salonlarında gidip görürüm artık. ‘Körfez’ Hamburg yolcusu Emre Yeksan’ın dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yapan filmi “Körfez” eylül ayında Adana’da yapacağı Türkiye prömiyerinin ardından ekimde 25. Hamburg Film Festivali’nde gösterilecek. Festivalin?Almanya Avrupa ortak yapımı filmlerin yer aldığı bölümünde gösterilecek “Körfez” bu kapsamda Avrupa Ortak Yapım Ödülü (Hamburg Producers Award for European Coproductions) için de değerlendirilecek. “Körfez”, Mimar Sinan ve Sorbonne Üniversitelerinde sinema eğitimi alan ve uluslararası festivallerde gösterilen Unutma Beni İstanbul ve Sesime Gel gibi filmlerde yapımcılık yapmış olan Emre Yeksan’ın yazıp yönettiği ilk uzun metrajlı film. “Körfez”in senaryosunda yönetmen Yeksan’la birlikte, kendi kuşağının en önemli yazarlarından Ahmet Büke’nin de imzası var. Yeksan’ın, istos film yapımcılığında, geliştirme aşamasındaki yeni projesi “Yuva” ise Biennale College Cinema 2017/18 programına seçilen 12 projeden biri oldu. Kahve eşliğinde müzik... Hakiki Sarah Connor geri dönüyor Terminator serisinin 6. filminde Sarah Connor’ın geri döneceği açıklandı. Rolü canlandıracak kişiyse, Sarah Connor’ı ilk kez oynayan ve 25 yıldır seriden uzak duran Linda Hamilton’dan başkası değil. Hollywood Reporter’ın haberine göre ilk filmin yö netmeni James Cameron’ın özel bir davette yaptığı açıklama serinin hayranları arasında büyük bir heyecan dalgası yarattı. Hamilton’ın yanı sıra Arnold Schwarzenegger ve James Cameron’ın da filmde yer alacak oluşları serinin 6. fil mini daha bir özel kılıyor. James Cameron’ın yapımcılığını üstleneceği filmin yönetmenliğini “Deadpool”un yönetmeni Tim Miller yapacak. Filmin 1991 tarihli “Terminator 2: Judgement Day”in devamı olacağı ve yeni bir üçlemeyi başlatacağı söyleniyor. Bu yıl dördüncüsü düzenlenen İstanbul Coffee Festival dün Küçükçiftlik Park’ta kapılarını açtı. Kahve sohbetlerinin, canlı müzik dinletilerinin, kahve ve kahve yapımı üzerine workshopların gerçekleştirileceği dört gün boyunca kahve severleri ağırlayacak olan festivalde Deniz Tekin, Sufle, Emir Ersoy, Kalben, Gökcan Sanlıman, Bülent Ortaçgil ve Gripin gibi popüler isimler sahne alacak. Birçok markanın kendi standlarını kuracağı Küçükçiftlik Park’ta 24 Eylül’e dek sürecek olan kahve kokulu festival İstanbul’da fark lı bir hava yaratmayı hedefliyor. Kahve tutkunları kaçırmasınlar deriz. (22 Eylül Cuma, 15.3016.30 Sufle, 16.3017.30 Emir Ersoy, 18.3020.00 Kalben. 23 Eylül Cumartesi, 16.3017.30Gökcan Sanlıman, 18.3020.00 Bülent Ortaçgil. 24 Eylül Pazar, 15.3016.30 Deniz Tekin, 18.3020.00 Gripin.) Öz’ün ‘Zer’ filmine Fransa’dan ödül... Dünya prömiyerini 36. Uluslararası Film Festivali’nde yapan Kazım Öz’ün Zer filmi uluslararası birçok film festivali tarafından gösterildi. En son gösterildiği 23. Nancy Uluslararası Film Festivali’nin “Yıldızlar Altında” bölümünde yarışan film festivalin prestijli ödüllerinden olan “Grand Prix du Publique” ödülünü aldı. Festival süresince seyircilerin oylarıyla belirlenen bu ödül için Fatih Akın ve ünlü Macar yönetmen Kornél Mundruczó’nun filmleri de yarıştı. Başrollerini Nik Xhelilaj, Güler Ökten ve Levent Özdilek’in paylaştığı “Zer” filminde, kanser tedavisi için New York’a getirilen babaannesi Zarife ile bu süreçte daha da yakınlaşan genç müzisyen Jan’ın, babaannesinin kendisine söylediği bir şarkının peşinden köklerine ve bastırılmış toplumsal travmaların izine doğru çıktığı yolculuğun hikâyesi anlatılıyor. Yusuf Atılgan, Can Yayınları’nda Can Yayınları usta yazar Yusuf Atılgan’ın tüm kitaplarını yeniden bastı. Türkçe edebiyatın önemli kalemlerinden Yusuf Atılgan’ın “Aylak Adam”, “Anayurt Oteli”, “Bütün Öyküleri”, “Canistan” ve “Ekmek Elden Süt Memeden” kitapları artık Can Yayınları etiketini taşıyor. Yusuf Atılgan, ilkgençlik yıllarında yazdığı öyküleriyle Tercüman gazetesinin açtığı yarışmada ödül kazanmış, daha sonra öykülerini edebiyat dergilerinde yayımlatmıştı. Tek öykü kitabı “Bodur Minareden Öte”yi 1960 yılında çıkardı. Yazarın bütün öyküleri ilk kez 1992 yılında “Eylemci” adıyla basıldı, bu kitap 2000’de “Ekmek Elden Süt Memeden”deki çocuk öyküleriyle birlikte Bü tün Öyküleri başlığıyla yayımlandı. Atılgan’ın yayımlandığı günden bu yana edebiyatımızın en sevilen, üzerinde en çok tartışılan romanlarından biri olan “Aylak Adam”; Ömer Kavur’un sinemaya aktardığı kült romanı “Anayurt Oteli” ve yazarın ilk kez ölümünden çok sonra, 2000 yılında basılan yarım kalmış romanı “Canisten” da yeniden basılan kitaplar arasında. Can Çocuk etiketiyle çıkan ve iki masaldan oluşan “Ekmek Elden Süt Memeden” ise genç okurları hedefliyor. Editörlüğünü Faruk Duman’ın üstlendiği serinin kapak tasarımları ise Utku Lomlu’ya ait. C MY B
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle