09 Ağustos 2022 Salı English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
Cuma 22 Eylül 2017 EDİTÖR: SERKAN OZAN TASARIM: ŞÜKRAN İŞCAN Bakan da bilmiyorAdalet Bakanlığı, tutuklu gazeteci sayısını soran CHP’li Sertel’e net yanıt veremedi Gazeteciler terörist değildir Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın tutuklu gazeteciler için kullandığı “Hapiste dediklerinizin çoğu gazeteci değil, bunlar terörist” sözlerine tepki göstererek, bu açıklamaların kabul edilemez olduğunu söyledi. Olcayto, şöyle devam etti: “Erdoğan’ın sözleri kesin yargı kararı olmadan yıllarını halkı aydınlatmak amacıyla habercilik yapmaya adamış basın emekçilerine büyük bir haksızlıktır. Halen tutuklu bulunan meslektaşlarımızdan IPI Yönetim Kurulu Üyesi, Dış Politika Uzmanı Kadri Gürsel mi teröristtir? 30 yıldır Üniversitede İktisat öğreten yazar Mehmet Altan mı teröristtir? Gazetelerde, çeşitli yayın organlarında özveriyle çalışan basın emekçisi Murat Sabuncu mu teröristtir? Araştırmacı gazetecilik alanında titizlikle, cesaretle yaptığı çalışmalarla uluslararası ödüllere değer görülen Ahmet Şık mı teröristtir? Üstelik hâlâ dünyada demokrasinin beşiği olmayı sürdüren Amerika’da Türkiyeli gazetecileri şikâyet ederken kullanılan sözcükler sanıyorum en az bizim kadar Amerikalı gazetecileri de şaşırtmış olmalıdır. Sayın Cumhurbaşkanı öncelikle dünyada basın özgürlüğü açısından Türkiye’nin neden özgür olmayan ülkeler arasında gösterildiğinin yanıtını bulmalıdır. Israrla söylüyoruz. Gazetecilik suç değildir, meslektaşlarımız terörist değildir.” l İSTANBUL / Cumhuriyet YARKADAŞ’TAN ERDOĞAN’A: Cumhuriyet davasına gelsin CHP Milletvekili Barış Yarkadaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın New York Küresel İş Forumu’nda yaptığı konuşmada tutuklu gazetecileri “terörist olmak, banka soymak ve hırYarkadaş sızlık yapmakla” suçlamasına tepki gösterdi. Yarkadaş yaptığı açıklamada, “Gazeteciler hazineyi soyup soğana çevirenleri yazdıkları için cezaevindeler” dedi. Erdoğan’ın tutuklu Türk gazetecileri ABD’ye ve Batı’ya şikâyet etmeyi alışkanlık haline getirdiğini anlatan Yarkadaş, “184 gazetecinin cezaevinde olduğu gerçeğini gizlemeye çalışan Erdoğan, ‘Biz gazetecileri tutuklatan bir hükümetiz’ diyemediği için, arkadaşlarımıza iftira atıyor. Kim banka soymuş? Kim hırsızlık yapmış? Erdoğan bunu açıklamak ve belgesiyle ortaya koymak zorundadır” diye konuştu. Tutuklu gazetecilerin gerçekleri yazdığı için tutuklu olduğunu kaydeden Yarkadaş, “Gazeteci arkadaşlarımız, banka soydukları için değil, bankaların ve hazinenin içini boşaltıp soyup soğana çevirenleri yazdıkları için cezaevindeler. Erdoğan bu gerçeğin üstünü örtemez” diye konuştu. Erdoğan’a çağrı Erdoğan’ı özür dilemeye davet eden Yarkadaş, “AKP Genel Başkanı, bu tavrıyla Anayasa’nın 138. maddesini ihlal ediyor ve yargıya talimat veriyor. Bu söylem, tahliye ve beraat kararlarının önünü kesiyor. Hâkimler tahliye kararı verdiğinde, kendilerinin cezaevine atılmasından korkuyor” diye konuştu. Erdoğan’ı 25 Eylül günü görülecek olan Cumhuriyet Gazetesi Davası’nı izlemek için Çağlayan’a da davet eden Barış Yarkadaş, “Sayın Erdoğan o gün adliyeye gelsin ve duruşmayı izlesin. Terörist olmakla suçladığı kişilerin hangi saçmalıklarla itham edildiğini de görsün. Eğer meslektaşlarımız, Erdoğan’ın iddia ettiği gibi, terörist, ajan ya da banka soyguncusu ise TV’ler duruşmaları naklen versin. Bakalım o duruşmalarda terör mü yoksa gazetecilik mi yargılanıyor!” dedi. l İSTANBUL / Cumhuriyet Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Türkiye’deki tutuklu gazeteci sayısını soran CHP’li Atilla Sertel’e net yanıt veremedi. Bakanlığa tepki gösteren Atilla Sertel, “Ahmet Şık, Kadri Gürsel, Murat Sabuncu, Ali Bulaç, Murat Aksoy, Ahmet Altan, Mehmet Altan, Akın Atalay, Nazlı Ilacak, Mediha Olgun ve diğerleri. Bunlar gazeteci değil mi? Sayın Bakan bu isimler için ne düşünüyor?” dedi. CHP İzmir Milletvekili Atilla Sertel, tutuklu gazetecilerin sayısına ilişkin basın meslek örgütlerinin açıkladığı rakamlarla hükümetin yaptığı açıklamaların birbirini tutmaması nedeniyle Adalet Bakanı Gül’e tutuklu gazetecilerin sayısını sordu. Bakan Gül ise Sertel’in önergesine verdiği yanıtta, “Ceza infaz kurumuna alınan kişilerle ilgili tutulan bilgi formunda kaydedilen veriler hükümlü ve tutukluların beyanları esas alınarak oluşturulduğundan, mesleği olmadığı halde gazeteci oldu Atilla Sertel Abdülhamit Gül ğunu söyleyen veya mesleği olduğu halde başka meslek beyanında bulunan kişilerin olabileceği; ceza infaz kurumlarında bulunan ve mesleğini gazeteci olarak bildirenlerin sayısını esas alarak değerlendirme yapmanın eksik ve yanlış olacağı; işlenen veya işlendiği iddia edilen suçların gazetecilik faaliyetleri kapsamında olup olmadığının önemli olduğu değerlendirilmektedir” ifadelerini kullandı. Gül tutuklu gazetecilerin sayısına ilişkin bilgi vermedi. Sertel, önergeyi yaklaşık bir yıl önce verdiğini belirterek “Adalet Bakanı, kim gazeteci kim değil belirleyemediklerini vurgulamış. Bunları açıklamaya cesareti yok. Bakan ne eski Bakan gibi ne de Cumhurbaşkanı gibi düşünüyor olmamalı ki herhangi bir sayı vermekten kaçınmış. Demek ki Bakan sayıyı bilmiyor. Bilseydi açıklardı. Kamuoyu önünde bir kez daha soruyorum, Adalet Bakanı cezaevlerinde kaç gazeteci olduğunu açıklamalıdır. Tutuklanmadan önce kaç kişinin basın kartı vardı, kaçının kartı iptal edildi, kimler hangi kurumlarda çalışıyordu? Bunlara bile bakmak yeterli iken Adalet Bakanı ‘bilmiyorum’ demiş. Bakan bilmiyor diye Türkiye’de tutuklu gazeteci yok diyebilir miyiz? Ahmet Şık, Kadri Gürsel, Murat Sabuncu, Ali Bulaç, Murat Aksoy, Ahmet Altan, Mehmet Altan, Akın Atalay, Nazlı Ilacak, Mediha Olgun ve diğerleri. Bunlar gazeteci değil mi?” ifadelerini kullandı. l ANKARA / Cumhuriyet Güzel anne uğurlandı İnsan hakları savunucusu Güzel Şahin, Kartal Cemevi’nde düzenlenen törenin ardından Gülsuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi. Cemevi’ndeki ve mezarlıktaki tören, Türkiye’nin 40 yıllık insan hakları mücadelesinin geçidi gibiydi. Her kuşaktan insan hakları savunu cusu Güzel Anne’yi uğurlamak için buluştu. Yüzlerce insan hakları savunucusu ve sosyalist Güzel Şahin’i alkışlar ve “Anaların öfkesi katilleri boğacak” sloganıyla uğurladı. Cenaze törenine Cumartesi Anneleri, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ile HDP milletvekili Filiz Kerestecioğlu da katıldı. Güzel Şahin, 12 Eylül döneminde cezaevleri önünde başlayan insan hakları mücadelesinin en aktif isimlerindendi. 74 yaşındaki Güzel Şahin, iki gün önce geçirdiği beyin kanaması sonucu yaşamını yitirmişti. l İSTANBUL / Cumhuriyet KIRMIZI BÜLTENİN GEREKÇESİ İSTENDİ Interpol’den Ankara’ya Doğan Akhanlı soruları CANAN COŞKUN Interpol Genel Sekreterliği, Interpol Ankara Şubesi’nden, Akhanlı’nın aranmasına gösterilen gerekçeleri istedi. Genel Sekreterlik, Ankara’nın Akhanlı hakkında ‘silahlı, tehlikeli ve kaçabilir’ dediğini aktararak bunun gerekçesini de sordu. Yazar Doğan Akhanlı, İspanya’nın Granada şehrinde tatil yaparken, kimlik kontrolü sırasında, Interpol tarafından kırmızı bülten ile arandığı gerekçesiyle 19 Ağustos’ta gözaltına alınmış, ertesi gün serbest bırakılmıştı. Interpol, Akhanlı hakkında çıkarılan kırmızı bülteni de kaldırmıştı. Akhanlı, 2010 yılında Türkiye’ye geldiğinde 1989’da Eminönü’nde bir döviz bürosu soygununa katıldığı iddiasıyla havaalanında gözaltına alınarak tutuklanmıştı. Akhanlı, bu davadan 2011 yılında beraat etmişti ancak Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 27 Şubat 2013’te müebbet hapis cezası verilmesi gerektiğini belirterek bu kararı bozmuştu. Yargılamayı yapan, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi de Ekim 2013’te Interpol’e Akhanlı hakkında kırmızı bülten çıkarılması talebinde bulunmuştu. Akhanlı’nın Ağustos ayında İspanya’da gözaltına alınarak serbest bırakılmasının ardından Interpol Genel Sekreterliği, Interpol Doğan Akhanlı Ankara Şubesi’nden, Akhanlı’nın aranmasına gösterilen gerekçeleri istedi. Genel Sekreterlik, Ankara’ya yazdığı 28 Ağustos 2017 tarihli yazıda, kırmızı bülten talebinde suçlamalardan birisinin ‘tecavüz suçu’ olduğunu belirterek, “Olayların özetinde şahsın bu suçun işlenişindeki rolünden bahsedilmiyor ve bu suçtan da kırmızı bültende bahsedilmiyor. Şahsın bu suçtan ötürü de aranıp aranmadığını ve eğer aranıyorsa şahsın bu suça iştirakine dair teferruat bilgilerini gönderiniz” dedi. Ankara’nın Akhanlı hakkında ‘silahlı, tehlikeli ve kaçabilir’ dediğini aktaran Genel Sekreterlik, bunun gerekçesini de sordu. Akhanlı’nın Türkiye’de süren davasının hiçbir aşamasında olmayan tecavüz iddiasının yazıda yer alması dikkat çekti. ‘İade talebi oldu mu’ Genel Sekreterlik, Ankara’nın Akhanlı’nın Alman vatandaşı olduğunu ve bülten talep edildiğinde nerede bulunduğunu bildiğini kaydederek, “Eğer iki taraflı olarak atılan herhangi bir adım oldu ise, iade talebi veya adli yardımlaşma talebi gibi lütfen bizi bilgilendiriniz” dedi. Genel Sekreterlik, kırmızı bülten talebi değerlendirmesinin tamamlanabilmesi için Ankara’dan şu sorulara yanıt vermesini istedi: l Türkiye Doğan Akhanlı’nın Türk vatandaşlığını 1998 yılında iptal etmiş bulunmaktadır. Bu doğru mu, doğru ise sebepleri ne? l Doğan Akhanlı, 10 Ağustos 2010’da Türkiye’ye gelişinde, 1989 yılında vuku bulan olaylardan ötürü tutuklanmış ve salıverilmiştir. Akhanlı’nın o tarihte tutuklanmasına ve de serbest bırakılmasına konu olan suçlarla ilgili 21 Ekim 2013 tarihli kırmızı bültende belirtilen suçlar aynı suçlar mı? l Olayların özetinde belirtildiğine göre, şahıs diğer iki şahıs ile beraber bir soyguna katılmış bulunmaktadır. Diğer iki şahıs tespit edilip haklarında kovuşturma yapıldı mı? haber 11 Çalıkuşundan akbabalara Evler önemlidir... Okullar kadar evlerde öğrenilenler de hayatı biçimlendirir. O yüzden çocuklarınıza evlerinizde doğru bildiğiniz her şeyi bir bir anlatın. Hayalleriniz kadar hayal kırıklıklarınızı da... Geçmişe özleminizle birlikte geleceğe dair endişelerinizi de. Bugünü her şeyiyle anlatın onlara... Dünün ve yarının yanı sıra. Hukuktan bahsedin, laiklikten ve çağdaşlıktan ve her geçen gün daha da uzaklaşılan uygarlıktan. Çocuk oldukları için sakınıp saklamayın onlardan gerçeğin sertliğini. Aksine gerçeklerin mutlak gücüyle besleyin gelişmekte olan zihinlerini. Ki kafalarının içini korkularla doldurarak onları kendi neferleri yapmaya çalışan sisteme direnmeleri gerektiğini erkenden bilsinler. Gitmek zorunda kaldıkları devlet okullarında kendilerini nelerden sakınacaklarını öğrensinler. İşaret edilenin değil doğru olanın peşine düşsünler. Okullarda onlara öğretilen 15 Temmuz safsatasının aslının ne olduğunu... Dini bayramların milli bayramlara neden üstün tutulduğunu... Evrim teorisinden neden bu denli korkulduğunu... Öğretmenlerin neden sınıflara artık besmeleyle adım attığını... Din derslerinin neden zorunlu olduğunu... O derslerde çocukların kafalarına neler neler sokulduğunu... İktidardakilerin yeni neslin aklıyla nasıl oynamaya çalıştığını... Sınav sisteminin hangi hesaplarla değiştirilip durduğunu... Baştakilerin geleceğe dair nasıl korkunç hayaller kurduğunu... Hepsini anlatın evlerde çocuklarınıza. Bilimden, laiklikten ve hukukun üstünlüğünden bir dinmiş, bir ahlakmış gibi bahsedin onlara. Başlarına gelenin ne olduğunu bilerek büyüsünler. Sahip çıkmaları gereken değerleri iş işten geçmeden öğrensinler. Okuduklarını, duyduklarını kendi akıl ve vicdan terazilerinde ölçüp biçmelerini tembihleyin onlara. Akılcı olmayı ve bilimsellikten şaşmamayı öğütleyin. Gerçek ahlak nedir iyice belletin. Devrimlerden bahsedin. İyilerinden ve kötülerinden ve her devrimin eninde sonunda başına gelebileceklerden. Barbarlardan bahsedin ve uygarlardan. Nasıl bir karşıdevrimin hedefinde olduklarının bilincini aşılayın çocuklara. Bu olağanüstü zamanda... Çocuklarınıza ülkenin başına gelmekte olanları bu açıklıkta anlatmazsanız... Onları sizden tek tek çalacaklar. Ve kendi kirli çuvallarına dolduracaklar. İktidardakiler... Yeni nesillerin beynini yıkamayı başardıkları gün, Cumhuriyeti de ülkeyi de gerçekten yıkacaklar. HHH Bugün bu ülkede laikliğe küfredenler ve Cumhuriyetten nefret edenler ve rejimi değiştirmeye ant içenler... Hepsi eksikliklerle, aksaklıklarla dolu olsa da laik bir sistemin ilke ve devrimlerine fazlasıyla bağlı görünen bir eğitim anlayışında okudular. Ama evlerinde bambaşka hayallerle ve itirazlarla, dogmatik inançlarla bilendiler. Kendilerini sistemin önerdiği o çağdaş dünyaya hiç ait hissetmediler. Bu dirençle nihayetinde iktidara yükseldiler. Eğer bu kaos ortamında çocuklarınızı kaybetmek istemiyorsanız... Siz de kendi bilimsel ve tarihsel gerçeklerinizle ve akılcı bir zihinle bileyin çocuklarınızı... Mesela şuradan başlayın anlatmaya: Bir zamanlar çalıkuşu kimdi... Ve kim bugün çocukların üzerinde kanat çırparak uçan şu akbaba. Roboski için 300. hafta çağrısı Roboski’de 28 Aralık 2011’de savaş uçak ları tarafından bombalanarak öldürülen 19’u çocuk 34 kişinin aileleri 299 haftadır adalet bekliyor. Aileler her hafta olduğu gibi kaybettikleri yakınlarının mezarları başında basın açıklaması yaparak adalet istedi. Aileler adına açıklamayı okuyan Veli Encü, “Tam 5 yıl 9 aydır, yani 299 haftadır yani 2093 gündür adalet bekleyen, verilen bütün sözlere rağmen Ankara’nın karanlık dehlizlerinde adaletsizliğe hapsedilen, adalet talebini yükselttikçe zulme uğrayan Roboski devletin utancı olarak hep var olacaktır” dedi. Önümüzdeki hafta 300. kez bir araya geleceklerini belirten Encü, “Vicdanı körelmemiş, adalet arayışından vezgeçmemiş herkesi 300. haftamızda yanımızda olmaya, bizlerle beraber olmaya çağırıyoruz” diye konuştu. l Yurt Haberleri C MY B
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle