Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
- 2024
- 2023
- 2022
- 2021
- 2020
- 2019
- 2018
- 2017
- 2016
- 2015
- 2014
- 2013
- 2012
- 2011
- 2010
- 2009
- 2008
- 2007
- 2006
- 2005
- 2004
- 2003
- 2002
- 2001
- 2000
- 1999
- 1998
- 1997
- 1996
- 1995
- 1994
- 1993
- 1992
- 1991
- 1990
- 1989
- 1988
- 1987
- 1986
- 1985
- 1984
- 1983
- 1982
- 1981
- 1980
- 1979
- 1978
- 1977
- 1976
- 1975
- 1974
- 1973
- 1972
- 1971
- 1970
- 1969
- 1968
- 1967
- 1966
- 1965
- 1964
- 1963
- 1962
- 1961
- 1960
- 1959
- 1958
- 1957
- 1956
- 1955
- 1954
- 1953
- 1952
- 1951
- 1950
- 1949
- 1948
- 1947
- 1946
- 1945
- 1944
- 1943
- 1942
- 1941
- 1940
- 1939
- 1938
- 1937
- 1936
- 1935
- 1934
- 1933
- 1932
- 1931
- 1930
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
15 MART 2005 SALI CUMHURİYET SAYFA
17
Feııer'iıı
olınasa Alex 'i,
maçlann çoğu eksi!
Devrek
196O'h yıllarda
Adalet Parti-
si'nden iki dönem
Zonguldak milletvekilliği
yapan Fuat Ak, geçirdiği
kalp krizi sonucu yaşa-
mını yitiriyor ve Dev-
rek'te toprağa veriliyor.
Ne var ki, eski parlamen-
ter Ak'ın cenazesine 25
metre uzaktaki Devrek
Kaymakamı Süleyman
Tapsız katılmadığı gibi üç
polis memuru gönderilip
resmi tören de yapılmı-
yor. Bir bakıma Türki-
ye'nin belleği siliniyor!
Özel sağlık
Kadıköy Şifa Hastane-
si'nde bir genç kızın mi-
desi yıkanıyor. 731 milyon
77 bin liralık fatura-
da, her bir işlem ay-
rıntısıyla yazıyor. A-
ma bütün operas-
yon bir mide yıkan-
ması ve "mide yıka-
ma"nın birim fiyatı 85 mil-
yon 86 bin lira. Gerisi, fa-
turada açıklanan öteki
hizmetler. Yaşasın özel
sağlık hizmetleri!
Tel: 0,212.512 05 05 Faks: 0.212.512 44 97Elektronik posta: denizsom@cumhuriyet.com.tr
- Patateste nitrat varmış...
"Yanına da metilli bir rakı
açacaksın!"
umhuriyet Halk Partisi'nden istıfa eden Is-
tanbul Milletvekıli Zülfü Livaneli, geçenler-
de "yazar" sıfatıyla gazete köşesinde "Er-
meni soykırımı"na değindi. Livaneli'nin sı-
fatlarından biri de UNESCO'nun kültür elçisi olma-
sı. Türkiye, Ermeni iddialarının UNESCO gibi ulus-
lararası birkurumdaaraştırılmasını isterken, UNES-
CO'dan büyükelçilikalan bir"Türkiyeli"nin bu konu-
daki görüşleri biraz daha önem kazanıyor. Bu bakım-
dan tarihe not düşme adına Prof. Dr. Özer Ozan-
kaya'nın Livaneli'ye gönderdiği mektubu kamuoyu
ile paylaşmak gerekiyor:
"Sayın Lianeli, Ermeni savları üzerine sergilediği-
niz yaklaşımınız, çok üzücü. Biryandan eski deyim-
le 'suret-i haktan görünmek' üzere Karadağ'da da,
Bulgaristan'da da Türklerin öldürüldüğünü öne çı-
karıp, kolayca fark edilen bir biçimde Türkler de Er-
menileri yok etti' sonucunu ima ediyorsunuz. Ama
Ermenilerin öldürdüğü Türkler gerçeğine hiç değin-
Hamam böceği
miyorsunuz. Çünkü bıliyorsunuz ki o zaman, saldı-
rıyı başlatanların Ermeni çeteleri olduğu da anlaşı-
lacakvebu, Ermeni iftiracıların vedestekçilerinin hiç
hoşuna gitmeyecek.
Ermeni saldırganlığı yüzünden öldürülen, canını
zor kurtarıp yerinden yurdundan olan on binlerce
Türk kadın, erkek, çocuk sayısının belgeleri Genel-
kurmayımızca 40 yıldan beri yayımlanıyor! Sırf Türk
oldukları için Ermenilerce öldürülen, sakat bırakılan,
sürülen insanlarımızı sömürgeci Batılılar 'hamam
böceği' sayıp onlardan hiç söz etmiyorlar. Nefis sa-
vunması durumunda kalan Türklerin öldürdüklerini
ise 'soykırıma uğratılmış' gösteriyorlar. Siz bu 'Siya-
set Batısı' ahlaksızlığını nasıl protesto etmiyorsu-
nuz, anlayamıyorum. Ermeni çetelerce katledilen
Türklerin insanlık haklarını siz de mi hiç anımsatma-
yacaksınız? Bunu 'sanatçıları yakınlaştırarak çözüm'
gibi bir aldatıcı gerekçeyle dıkkatlerden kaçıramaz-
sınız.
Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda sizin öne sürdü-
ğünüz gibi bir itıraf varsa neden açıkça bunu söyle-
miyor da lafı dolandırıyorsunuz? Kım acaba, Da-
mat Ferit taifesı mi? Ne zaman, hangi belgeye da-
yalı olarak böyle bir şey söylemiş?
Sayın Livaneli, UNESCO Büyükelçiliği'nin saygın-
lığına özen göstermek üzere, Batılıların hoşuna git-
mese de, doğruları dile getirmekten kaçınmamalı
ve Doğu Anadolu'yu Ermenistanlaştırmak için böl-
genin kent ve köylerindeki Türklere, yıldırıp kaçırt-
mak üzere, saldırıldığını yüksek sesle haykırmalısı-
nız. Bir de Türkiye Cumhuriyeti'nin milletvekili ola-
rak, Atatürk Türkiye'sinin antiemperyalist özelliği-
ne yöneltilen saldırılara da ağızlarının payını verme-
niz de gerekir kanısındayım."
Gezici
Hamza Saykan:
"Başbakan 'çok ge-
ziyor' diyorlar. Haksızlık
ediyorlar! Öyle olsa, ara
sıra ülkesine gelirdi."
SESSİZ SEDASIZ (!) Edebiyat öğretmenim Lütfi Civelek
Lıse yıllarında en sevdiğim ders ede-
biyattı. Birinci sınıfta edebiyat öğretme-
nimizBekirSıtkı Erdoğan'dı, son sınıf-
ta Lütfi Civelek.
Okulda, Nedret Selçuker ve Tarık
Gürcan'ınşiirokuduğu edebiyat gün-
leri yapılırdı.
1960'ların sonu, 1970'lerin başın-
daTürk Dil Kurumu'nun Türk Dili der-
gisine aboneydim; öteki edebiyat der-
gilerini de alır ve edebiyat öğretmenle-
rimle kendimce tartışmalar yapardım.
En azından Lütfi Civelek beni ciddiye
alırdı.
En başarılı olduğum ders de edebi-
yattı. Ama lise sonda birgün Divan Ede-
biyatı'nda aruz vezninin kalıplarını ez-
berlemeyi reddettim. Edebiyat öğret-
menim Lütfi Civelek, kararımın yanlış
olduğunu söyledı ama aldırmadım ve
bildiğimi okudum. O yıl, üniversite sına-
vını kazandığım halde edebiyat dersin-
den kaldığım için liseden mezun ola-
madım. llginçtir, öğretmenim Lütfi Cive-
lek'e hiç ama hiç kırılmadım. Sonraki yıl
bütünlüme sınavına hazırlanırken, kalıp-
ları ezberlememe yardımcı oldu. öğ-
renci öğretmen ılişkisi, giderek ağabey
kardeş ilişkisine dönüştü. Uzun yıllar
ziyaretine gittim. Beni, yazılarımdan
izlediğini biliyordum. llk kitabımı onun
için imzalarken ellerimtitrıyordu; öğret-
menimin de gözleri buğulanmıştı... Cu-
martesi gecesi bir telefon geldi, "Lütfi
öğretmeni yitirdik" diyordu... Işık içinde
yat öğretmenim; mef'ü lü, fa'ı la tü, me
fa'i lü, fa'i lün.
Yüksek Yerilim Hattı
Erdoğan medyaya cephe ahyor
medi(a)tasyon devrı kapanıyor anlaşılan!
erdincutku'/ yahoo.com
Centilıneıılik Şart
TÜRKERERCAN
Amştırnıacı/Ycızar
Türkiye'de politik yaşamın
düzelmesi haklının-haksızın
herkes tarafından anlaşılabil-
mesi için politikanın, sağlam
karakterlı, kişilik sahibi, "pren-
sip" sözcüğünün anlamını ve
faziletini bilen kışilerce yapılıp
yönlendirilmesi şarttır.
Bunun için şimdilik çok
uzun boylu arama ve tarama-
lara, ince eleyip sık dokuma-
lara kesinlikle gerek yoktur.
Yapılacak tek şey partiler ara-
sında bir centilmenlik anlaş-
masıdır. Bu anlaşmaya, ihtiyaç
duyulan çeşitli maddeler ko-
nulabilir, fakat halkın arzu etti-
ği, gönülden istediği ilk mad-
de, partiler arasında en hafif
tabirle "sahipsiz çakmak" gi-
bi elden ele dolaşabilen söz-
de milletvekilleri için önlem al-
maktır. Birdüşünün; adam bu-
gün A partisinde, ertesi gün B
partisinde, ışık gördüğü tak-
dirde öbür gün C partisinde.
Bu durum politika ile ilgıle-
nen sağlam karakterli herkesi
gönülden yaralamaktadır. Üs-
telik gerekçeleri de kendi ağır-
lıkları oranında tiksindirici ol-
maktadır. "Efendim aziz vata-
nıma ve necip Türk milletine
bu partide daha iyi ve yararlı
hizmetler vereceğime inandı-
ğım için bu yolu seçtim."
Peki bu hareketi yaparken
seni seçip oraya gönderen
partililerden oluşan necip mil-
letine sorup danışmak, ne di-
yorsunuz, ben sizin oylarınız-
la adam sırasına girdim de-
mekakıllarının kenarından ge-
çiyormu? Hayır... Inanılan fel-
sefe "Ben yaptım oldu. Mü-
him olan benim çıkarım "dan
başkası değildir, parti müca-
delesi kendi partinle, seni se-
çen partinin tüzüğü ve inan-
cıyla partili arkadaşlarınla el
eleolur. Mücadelevereceksen
önce kendi partin içinde verir-
sin, fikrini beğenmediğin kışi-
ler, maddeler varsa onlarla
mücadele eder en iyisini, en
güzelini bulmaya çalışırsın.
Millet için, halk için mücadele
bunu gerektirir.
Ama toplum ıçersinde ah-
lak kuralları, bürokrasi kavra-
mı ekonomik güçlerin gölge-
sinde kalmaya başladıkça
"savaşta ve aşkta her şey mü-
bahtır. Politikacılık da bir sa-
vaş olduğuna göre ben haklı-
yım. Ban Hakk'ın yolunda-
yım" kavramı durmaksızın iş-
lemeye başlar.
Bu işlerlik Özal devriyletüm
çirkinlik ve hayâsızlıklar gibi
iyice gelişti, AKP ile de kanun-
laştı.
Eskiden partisinden istifa e-
den kişi milletvekilliğinden de
istifa eder, sine-i millete dö-
nerdi. Ama bugün çıkarcılık
gönüllerin aşamadığı, aşmak
istemediği birdağoluşturmuş
durumda. Dün CHP'den,
CHP'lilerin oyları ile seçilip mil-
letvekili olan bir kişi, bugün
CHP'den istifa edip bu parti-
nin tüzük, ana kural, hayat gö-
rüşü ile taban tabana zıt olan
bir partiye, AKP'ye geçiyor ve
sebebini soran basın men-
suplarına en hafif tabir ile ar-
sızca, "Ben hiçbir zaman
CHP'li olmadım ki" diyebili-
yor. Üstelik bu davranış top-
lumda artık normal karşılana-
biliyor ve geçtiği partide de bu
adam itibar kazanıp el üstün-
de tutulabiliyor. Yurdumuzda-
ki politik olayları şöyle bir ince-
leyecek olursak, son 30 yılda
bu tutarsız hareketlerin halkı
politikadan uzaklaştırdığını,
oluşan tiksinti nedeniyle özel-
likle genç kesimde ilgisizliğın
arttığını, politikacıya hiç kim-
senin güvenmediğini görüyo-
ruz. Seçilen kişilerin birçoğu-
nun seçilmişin hakkı olan "do-
kunulmazlık" zırhı için çareyi
politikada bulduklarına şahit
oluyoruz. Herhangi bir işyeri-
ne basit bir temizlikçi alacak
olan firma ondan "iyi hal kâğı-
dı" istiyor. Fakat milleti temsil
için TBMM çatısı altına gön-
derilecek bir vekil için böyle
bir titizliğe gerek duyulmuyor.
Son propaganda savaşında
bir parti çok iç buran bir ilan
dağıtıyordu... "Dokunulmaz-
lıkiar kaldırılsın, dahası var"d\-
yen ilanda memleket idaresi-
nin en kilit noktalarında otu-
ran idarecileri de yansıtan 17
kişinin fotoğrafı bulunuyordu.
Tıpkı güdümünde oldukları
Amerika'daki "aranıyorlar"
afişlerine benzeyen ilanda ki-
şilerin resimleri, resimlerin al-
tındasuçları sıralanıyordu. Bu-
güne dek bu kişilerden çıt çık-
madı, çıkacağını da sanmıyo-
ruz.
Parti başkanları, yöneticiler,
danışmanîar eğer davaların-
da, tutarlı bir yöneticilikte sa-
mimi iseler bir masa etrafında
oturup bir "centilmenlik anlaş-
ması" yapsınlar. Partiler birbir-
lerine namus sözü versinler;
bir partiden ayrılan milletveki-
lini başka bir parti hiçbir za-
man kabul etmesin.
Yoksa dün Ecevit'i bir bü-
rokrasi kargaşası ile arkadan
hançerleyenler, bugün diğer
partiler tarafından itibar görüp
saygı ile karşılanmaya devam
edilirlerse yine üst düzey po-
litikada söz sahibi olurlarsa;
yeni nesil ikiyüzlülük ve riya-
kârlığın itibarla eşdeğer ol-
duğunu görüp politikadan
büsbütün uzaklaşacaktır.
Görünen köy kılavuz istemez.
ÇtZGtLİK KÂMtL MASARACl kamilmasaraciuı mynet.com
HARBl SEMİH POROY semihporoyCg yahoo.com
OTOBÜSTEKİLER KEMAL URGENÇ k_urgenc(d yahoo.com
\
%
LJ
HAYAT EPİK TtYATROSU MUSTAFA BILGI hayatepikt mynet.com
KRİZ, SAHTECİLI6I
SEKTÖR HALİNE 6ETIRDİ,
TÜRKtYE
"SAHTE" CENNETİ OLDU!..
GERCEK
CEHENNEMİ
OLDU DA
DENİLİR YANİ !..
TARtHTE BUGÜN MÜMTAZARIKAN 15 Mart www.mumtaz-arikan.com
PİYANO ÖĞRETMENİ
r
- p.
B a ş v u . T u i ç i n '
O.216 336 54 64
AYAS PASA -AYASPAŞA
1536'DA BUGÜN, AYAS PAfA, KANUNl
SULTAN SÜLEYMAN TAKAFINOAN SAP-
#A2AM OLARAK ATANP1. EKIDERUN'DA
YETİŞTİRİLEN AYAS PAfA, YAVUZ SULTAM \
SELİM ZAMANINDA,ÖNCEÇALDIRAN SA-^
VAÇl'MA, SOURA M_ MISlR. ŞEFERİME
KATILMIŞTİ. MEMLÜIC flÜKUMOORI 7TD-
MAHBAY'l BizzAr YAKALiyARAK BÜ-
YÜK BE6EMİ TVPLAYAN YİUEOPU&.
SULTAKİ SÜLEYMAAJ'IN TAHTA Ç.IHISIM-
OAM SONRA ANAPOLU 8EYIEKSEY/
OLMüŞ, ROPOS'UH FETHİNDE, MO-
UAÇ SAVAÇI'NPA, VİYANA KUŞAr- . '
MASI'NPA BU1MNMUSTU.
, ÜNLÜ SAPRAZAM MAKBUL IBfSA-
\ UİM PAfA, PAPİfAUM eMIS.İYLE
' İDAM EPİÜMCE, AYAS PAŞA
BU GÖ&EI/E AmNMIŞTI. ÜÇ
YIL SONRA VERAbAM ÖLEA/E
OEĞİN SADRAZAM tiALACAIC-
T1FZ.
AYAS PA$A, EYÛPSULTAN'PA 60-
k MÜLECEK, DAHA ZONRA BURA-
YA MİMAR SİUAN TARfiF'KJ-
OAM BİH TÜRBE YAPJtACAtC-
11 77«. (ResiMoe GÖ&üLüyoe).
1
İLERKİ Y/LLAR, İSmMSUL'DA
TAKSİM İLE FfNDtKU ARASIN-
' OA KALAM SŞMTE, SAPGAZA-
\MIU AMISI içifj 'AYASPAŞA" AOI
VERİLECEZTÎR..
Nüftıs Cüzdanımı, Sürücü Belgemi ve Sigorta Sicil Kartımı
kaybettim. Hükümsüzdür.
RENGİN ŞENSOY
Nüfus Cüzdanımı kaybettim.
Hükümsüzdür.
CEVAT YILDIRIM
GÖRÜŞ
BEDRt BAYKAM
Pierre Van Hooijdonk
İsimli Bir...
Sonunu getiremedim."Aziz" mi desem, "insan-
lık abidesi" mi yoksa, şövalye ya da "kalplerin fa-
tihi" mi? Fenerbahçe'nin 1.5 yıldırformasını giyen
Hollandalı sporcu, bu ülkeye ayak bastığından be-
ri herkesi büyüledi. Yalnız Fenerbahçelileri değil,
tüm insanlarımızı... Futbola pek ilgi duymayan sa-
de vatandaşlarımızı, ev kadınlarını, komşunuzu,
kardeşinizi bile... Işte ben bu yüzden onu Cumhu-
riyet'in spor sayfasında değil, kendi haftalık sütu-
numda yazıyorum.
Pierre, örnek bir sporcu, mükemmel bir futbol-
cu, parmakla gösterilecek bir insan ve ilkokullar-
da çocuklarımıza analizı yaptırılıp ona özenmele-
ri için fırsat tanınması gereken bir muhteşem kişi-
lik. Herkes iyi futbolcu olup onun seviyesine bu
sporda yaklaşmaya çalışabilir. Ama buna zekâ,
felsefe, asalet, centilmenlik, sadelik, amatör spor
ruhu, kardeşlik, karizma, mükemmeliyet arayışı gi-
bi faktörleri eklemeye kalktığınızda, "yukarıda"Pi-
erre'in yapayalnız kaldığım görürsünüz. Böyle bir
sporcu "ithali" yapmak kaç yılda bir nasip olur,
bilmiyorum. örneğin Hagi'yi ele alalım; onun da
dâhi futbolculuğunu kimse tartışamaz. Bir hırs kü-
pü ve top virtüözüydü. Ama Hagi deyince aklıma
aynı zamanda Arsenalli futbolcuyu yerde yumruk-
layan, genç Galatasaraylı futbolcuların çoğunun
birer "saha içi holigan "gibi davranmalarına neden
olan adam geliyor...
Van Hooijdonk, önce 1. sınıf birdünyafutbolcu-
su. Sadecefrikik golleri, yaratıcı ve risk alan uzun
çapraz pasları, bonkörgol pasları, topu saklayışı,
kontrolü ile değil... Aynı zamanda sahanın herye-
rini aynı anda gözetleyen, her iki kale direği ara-
sındaki her çim parselinden sorumlu olduğu his-
sini veren bir "gizlikaptan". lleri uçta oynamasına
karşın, müdafaada da canını dişine takarak mü-
cadele eden, geriye gelen mangal yürekli bir bü-
yük beyin. Geçen yıl Ankara'da o karlı havada hem
gol atıp hem kale içinden gol çıkardığı o Gençler-
birliği maçını unutmamıza imkân var mı?
Hooijdonk, kendisine tokat atan futbolcunun
maçtan sonra elini sıkar, Fenerbahçe Stadı'nda
90 dakika sonrası tüm tribünleri alkışlayarak tur-
lar, teşekkür eder, hakemlerle hiçbir zaman dalaş-
maz, kırmızı kart nedir bilmez, 16 maç o sınırda oy-
nayıp 4. sarı kartı bile görmez, hem de geçen yıl
her maç 90 dakika oynayıp en acımasız faullere
maruz kalsa bile. Takımı sahada yöneten büyük
"kazanma ruhu" taşıyıcısı, aynı zamanda yerde
acıyla kıvranan her rakibine de ilk yardım elini uza-
tan, ona da aynı sıcaklıkla yaklaşan, gerçek bir
"kalp" sahibi. Hooijdonk, ayrıca o kadar iyi bir ai-
le babası, o kadar örnek bir sporcu yaşamına sa-
hip ki, zavallı paparazzilerimiz onu Nişantaşı'nda
sakin bir şekilde bira içerken görüntülediklerinde
bir "açığını" yakaladıklarını zannedecek kadar bi-
linçlerini kaybedebildiler. Hervekilin, herhocanın,
her ünlü sanatçının bile ondan öğrenecekleri var...
Hooijdonk bu sene bir sakatlık geçirdi. Ama bu-
nun ötesinde, onun hassas kişiliğini rencide ede-
cek birçok haber yayımlandı. Daum'un onu tut-
madığı, yönetimin Hollandalıyı gözden çıkardığı
gibi. Geçen sene Pierre, Fener'i şampiyon yaptık-
tan sonra "önümüzdekiyıl, geçmişte Revivo'nun
başına örülen senaryolar ona da yapılacağı için
üzülüyorum" diye yazmıştım. Iş o kadar ileri git-
medi, Anelka transferinde Pierre kimilerinin san-
dığı gibi feda edilemedi. Ama testi bir yerinden
çatlayınca, onu "aziz" yapan dayanışma hattında
da parazitler oluşunca, o en yapıcı şekilde, ilk ku-
lübüne dönerek bir masum veda yapıyor. Haziran
ayında reddedilmeyi bekleyecek değil ya!
Fenerbahçe'yi ben yönetsem, Pierre'in önüne
hemen bir ya da iki yıllık kontrat uzatır, alnından
öperim. Bu camia ileride zaten onu futbolun ba-
şında görmek istiyor. Daha Fener'e ve Türkiye'ye
vereceği çok şey var... Bunu pazargünü, Daum'a
rağmen son yirmi dakikada yine gördük!
e-mail: bedbay(" tnn.net - Faks: 0212 227 34 65
B U L M A C A SEDAT YAŞAYAN
1 2 3 4 5 6 7 8
SOLDANSAĞA:
1/Antalyaya-
kınında, do-
ğal güzelli-
ğinden dolayı
"tabıat par-
kı" kapsamı-
na alınmış şe-
lale. 2/ Mey-
dan... Leylak
rengi, açık
mor. 3/ Boru-
ları döndür-
meden ekle-
meyi sağlayan bağ-
lantı parçası... Doğu
Slav halkı. 4/ As-
ya'da bir ülke... De-
mırın sımgesi. 5/
"Doğar — mideler- 5
den nur topu ihtilal- 6
ler" (F.N. Çamlı- 7
bel)... Dansçının 8
ayakkabılarına takı- 9 |
lan metal plakaların vurmalı bir çalgı gibi kulla-
nıldığı dans üslubu. 6/Kabadayı... Boru sesi. II
Güzel renkli çıçekler açan bir bitki..."— Paci-
no": ABD'li aktör. 8/ Bey... Bir şeyi yapıp yap-
mamaya karar verme gücü. 9/ Bir oda ya da me-
kâna açılan, duvar ya da çitle çevrili girinti... Şöh-
ret.
YUKARIDAN AŞAĞ1YA:
1/ Güneş sisteminin, 1993'te keşfedilen onuncu
gezegeni... Gözleri görmeyen. 2/Muğla'nın bir il-
çesi... Yağı alınmış sütten yapılan peynir. 3/" —
vursun beynine poyraz poyraz / Şaşırayım sahili-
mi" (Cahit Irgat)... Başkalık, aynm. 4/Başı su al-
tında tutarak yüzmeyi sağlayan soluk alma boru-
su. 5/ Akciğerleri dinlerken hekimin duyduğu pa-
tolojik ses... Bir vidada iki diş arasında kalan çu-
kur bölüm. 6/Hollanda'nmplaka işareti... Asya'da
bir ülke. 7/Kaynağı mitolojik çağlara dayanan ki-
rişli bir çalgı... Birbağlaç... Yemek. 8/Osmanhlar-
da kapıkulu askerlerine ve kimi görevlilere üç ay-
da bir verilen ücret... Sür^ya Duru'nun bir filmi.
9/ Güçlü ve beyaz bir ışık vererek yanan hidrokar-
bonlu bir gciz.