18 Ağustos 2022 Perşembe English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
tFA DÖRT :CUMHURİYET: 20 Eylül LLÎ YIL öncesinln yaz aylArında Türk milleti en kritik giinlerini yaşıyordu; iik sömürge imparatorluğuı. Sir Basil Zaharof'un eliydonattığı o zamana göre en dern vasıtalarla silâhlandırı yüz bin kişilik bir ordu, uiolu'ya saldınyordu. Bu, Yu ı kuvvetlerinin, Anadolu içindördüncü saldınsı idi. E SAKARYA ZAFERÎNÎN nönü aavaşlanndan sonra, or nuzu toparlamaya uğraşıduk. Millî devletimiz umuseferbertik dani ilân edemeü. Inönü'de bir kolordui, diğer bölgesinde bir kolumuz, Kütahya ve civarmda kolordumuz, ilerl sürüîmüş süvarî tümenimiz ve Eskiir'de de yedekte bir süvari îenimüs vardı. • Temmuz 1921 günü Yunaarun «Küçük Asra Ordusu» TI verdlği kuvvetler, isgal eteri topraklarımızdaki rıım ve ıeni gençlerinl saflan arasına tığı bu ordu Ue, ordumuzu eyden kuşatıp yokettikten son bütün Anadoluyu ele geçir< bevesine kapılrnıştı. Jrye Venizelos'un ika ettiği d etler yeti$miyormus gibi. di da onun muhaliflerl toplanmız üzerinde yenl yeni alar hazulamaya başlamış Yunan Başvekilî yaivarıyor lardı. Türk milli harekett, vatamnı kurtaracak orduyu meydana getirmeden, mevcut kuvveüeri ortadan kaldırmak istıyorlardı, bu yapılamazsa Yunan ordusunun onunla birlikto Anadolu topraklaruu kendilerıninmiş sananlann da, denize dökülmeleri mukadderdi. HAKKIU1JÜG/. «İsliklâl seferinîn kesin sonucunu hazıriayan Biyik Meydan Muharebesinin kahramanlarına saygı...» Kral Konstantin U GERÇEGt, Dumlupınar zaîerinden sonra Atina'da öldüriilen o zamankl Yunan Başvekili Gunaris görmüş ve 1921 Temmuz ayının son ha£ B karyada Başkomutan Mustafa Keraal; Geııelkurmay çkanı birinci ferik (Orgeneral) Fevzi Çakmak ve maiyetlcri tasmda Kral Konstantin'in başkanhğında Kütahya'da toplanan savaş meclisinde, bu haroketin za ferle neticeleneceğine inanmayan Başkomutana: « Bu hareket zaruridir, düşmam tamamen eznıeye muvaffak olamazsak. Anadolo'da tutun mak çok güçtür. Bu kadar emek boş» gider» diye yalvarmıştı. yunan Harbiye N a a n Tetokis de Ingiltere Askeri Ataşesini Ankara'da çay içmeye çağırnıak nezaketini ihmal etmemişti. Yiiz yıllarca beraber yasadığımız, bu gün en vakın komşumuz olan Yu nan milletinin değişmez karaktevi onun, en hayatî kararlan *lması lâzım gelirken dahi, gerçek yerine, büyük hayaller peşinös koşmas;na bir kere daba hakim oldu yordu. îngiliz ıstihbaraüna v* Yunan siyasî makamlanna, Anadolu içine bu dalış cesaretini veren haklı sebepler de yok degüdi. Eğer savaşı. yalnıa harp vasıtalan yapsaydı, Yunanlılann kazanması gerektrdl: Ordumuzun elinde topu topu 515 afır, 225 na fif makineli tüfek ve irilt ufaklı 107 top vardı. Bir tek de uçağımız keşif hizmetleri için uçuyor du. Yunanlılann ise, istediklerl kadar cephane yakabllecek, 1000'i ağır olmak üzere 3200 hafif makineli tüfeği ve 350 topu vardı. Yunan ordusu sayıca ordumıızdan otuz bin kisi fazla idi, düşmanımızın elindeki silâhlariD ateş kudreti, bizimkinden dört raisli üstündü. Taşıt vasıtası olarak ordumuzun elinde sayılı at arabası, kâğnı, deve ve eşek varken, Yunanlılann büyük ölçüds motorlu vasıtası mevcuttu. Çetin bir savaş ATI Cephesl Komutam îsmet Paşa, Yunanlılann dör düncü saldınlarım zamanında ve doğru olarak öğrerTîiiş ve elindeki kuvvetleri ona göre sevk ve idareye koyulmuştu. Yunan ordusu üstün bir ağırlık mer kezl ile ilerlemeye başlamıştı. Batı Ordularımızın Komutanı, 6 Temmuz 1921'den beri aldığı raporlardan. Yunan ordusunun şim diye kadar iki İnönü ve Dumlu B konu veresim: AYHAN BAŞOĞİir| j GÜNAHKÂR KRALİÇE pınar meydan muharebelerinde Bu Dumlupınar muharebesi 1921 nisammn ilk günlerinde cereyan eden savaştır, 30 Ağastos 1922 Başkomutanhk Meydan Muharebesi Ue kanştırılnı&mahdır. yenemediği ordumuza sal cürmakta olduğunu anlamıştı. Ko mutan 10 Temmuz 1921 tarihli bir genelgesi ile birliklerine düşmanın saldınsmı haber verirken bu «Savaşın istiklâl zaferlni» neticelendirecek bir hareket olabileceği gerçek ve dehşetini de gözlerinin önüne semıişti. Genelgede: «Duşman bütün cep helerde bir defa daha harc!:ete başladı, milletimiz ve tarihimiz huzurunda aylardan beri hazırIandığınuz vazifeyi subay ve er, hep beraber bir daha hatırlıyalun!» diye başlıyordu. Tarihî ?e nelge şöyle devam ediyordu: «Tannnın inayeti ile duşmanı behemahal bozmağa ve yorgun düs manın son neferini mahvedinceye kadar takip etmeğe ınecburuz. Bu uğnrda $ehit olnıanm rüksek ve temiz gayesine, erinden ordu komutamna kadar he> pimizin istekli olduğumuzu bütün cihana göstereceğiz. Bnnun semeresi olarak bütün cihan mil Ictimizin ezeli ve ebedi olacak intikbaline hörmet mecnuriyeti duyacaktır. Arkadaşlar, selen mubarebeler istiklâl seferinin ke sin neticelerini verecek sav»şlar olabilir. Bunu düşünerck vazifemizi en büyük azim ve şıddet ile ifa edeceğiz ve aynı suretto Ua ettireceğizj» Birlik komutanlan bu genelgeyi akiıkları zaman, cephenin her taraiından düşmamn ilert hareketi belirmiş bulunuyordu. Ordunun morali bakımmdan bu tedbirler alınırken Sakarya önünde gerisinde, hattâ Ankara ile Kızılırmak arasmda savunma hatlan kuruluyor ve siperler kazılıyor, istihkâmlar yapüıyordu. Başkumandan Mustafa Kemal Paşa; Sakarya'ya doğru harekete geçen sclâmlıyor. Arkasındaki Korgeneral Kâzım Inanç'tır. kahramauları IÇıkan kısmın özeti• Oarip, ilkokulu bitirmiş, yüzlerce kitap okumuş bir çocuktur. Bütün »ma. cı öğrenime devam etmek, bunun için de Cılavuz'daki Enstitüye gitmektir. Ama son derece fakir... îıllık kazancı bes lira... Anasının, babasının da varlığa benzer bir şeyi yok. Beklenen kabul kâğıdı da bir türlü gelmivor. Bir üzüntü, bir ümitsizlik. Derken bir müjde... Ankara'da ümitsizlik VKARA'da h a ^ gergindi. Ümitsizlik hislere hakim olmaga başlamıştı. Millî tarihe «çöç» adiyle geçen hareket, doğuya doğru uzanryor, memurlar, hali ve vakti yeriride o lanlar ailelerini içerilere yolluyordu. Mustafa Kemal, Ankara"yı h«r hangl bir boşaltma ihtimali kar şısında Meclisin dagılması endişesint daima göz önünde bulundurarak Kayseri tisesinin bir salonunda Büyük Millet Meclisi için bir toplantı salonu hazıriat rruş ve Anadolu sessiz kalrnasm diye. Ankara'nın iki gündelik gazetesinden birisi olan Yunus Nadi Beyin «Yenigün» gazetesini Kayseri'ye taşıtmıştı. Ankara'da Meclisin lçinde de birbirine aykın fikirler »siyordu. Bazı mebuslar mavzerlerini ellerine alıp cepheye gitmek istiyorlardı. Hamiyetli de olsa böy le bir hareket Meclisi felce tıgra tabilirdi. Gözü pek bir rr.illetveküi, Enrurum Mebusu eski poüs müdürlerinden Durak Bey: «Cephe nerede ise, Meclis de onun ar kasında toplantıya, devam etmell dir. verimiz cephedir, geriye hir adun atarnavrr» diye haykım'ordu. Hükümet. Ankara düşerse, Yu nan ordusu Ankara'da kışm barınamasın diye taş üstünde taş bırakmamak üzere tertibat elmış ve bu görev, Ankara'dan en son çıkacak olan Millî Müdafaa Vekâleti Nakliyat ve Sevkiyat Dairesine gizli bir emirle verilmişti. Buna rağmen Ankara'nın metin ve sakin karakterli halta ma nevî bir bütüniük gösteriyor, Müdafaai Hukuk Reisi Müftü Pıfat Bbrekçi ve arkadaşları halk arasmda güven yaratmaya uğra şıyorlanh. A i DİŞİ BOND Selim seldi. süleç yüzüyle *ene. «Ne diyon oğul, bakalım Allah ne diyecek? Bari bir uraut var mı?» «Gidiyoruz ama Vezc, boşuna. Boynne|ri'nin o|lu çıkardı başımıza. Bütün okvllar derse başlamış. Bizimki bosnna ya şidiyornz. Sonra Boynnegrinin ojlu kszanır d». hiç de|ilse onn kazandırmıyalım...» «Bırak oğul bnnlan da gözünüzü dört açın. Dcvy dünvanın bir ucn. boşuna tepilir mi bu yol? Bir bildifi vardır bu Roynneğri'nin O ne Osmanlıdır o.. Boşuna yollar rnı o$nl? Rornu bir koku aldı onunki. bu §ognkta Kısırdağları. nı aşıracak.. Her şey nasıpla.. Nasıpsız lokm» yenmez ojul. Gidin de kendinizi kurtarın..» Gü. lü böyle sövlenip durnyor. «BakaUm hi.. öyle de zoruma cidiyor ki? Tolu anlattılar bana da şasttm. tki güne zor $idermişiz. Anam para da bulamadı. Elinm bos. Torbayı sırtıma alıp eidiyorum..> «Bu da. bu da.. Bunun da bir tek feurnşn yok. Han çibi evin sahibi, deyy bu yazki yax jrece tründüz kapısında.. OJlanın eline çıkarıp da bes kuruş vermemis o Gani AJa denen eli yntnuk. Haram ola ona emekleri bu oğlanın..» Selim ile Gülü böyle söyleşirken Kemal uSradı. Kcmal'in anası da «eldi. Tolun çok uzak olduşrundan. iki günliik yol olduğundan söz ettiler. «Horoz ötümünde haberleşek..* deyip dafıldılar. Aksam işten, gücten, harmandan dönen, sadan jelen kadın . erkek hepsi soruyor : «Gülü oflun ıridiyor be? Hayırlısı..» Yoliz öfretiyor hepsi. «Lznn emme aldırma oful. Insan dedifin kanatsız lroş. Kestirme cidin. Karanınoelu'nun Değirmenl. Dikbanlar, Cavul, Doruk, astın mı tr... Bir zorunuz Lr Suyu'nn jfeçmek. Ondan sonra Ölrek. Tayla Karakolu, Sakaltutan, öte yüze indiniz mi Kars toprağı... tncilipınar, Suuçan. ver elini Cılavnz...» «lyi bilivor musun? Dillerine kurban senin. lyice anlat su oğlana, iyice anlat da belki... gün dofmadan neler doğar... Her gelene, her agzını açana yaivarıyor Gülü.. Kimisi de, «Ben iyi bilirim oful. Oralarda açsusuz savaş ettik L'ms'nnan. Hele öte yüzii eok iyl bilirim. Cılavu* bir yıkıntı, Sren yer. fjimdi cennet diyorlar. Allah devlete. miliett saval vermesin, elini uzattığı yer ot gibi yeşeriyor...» Başlayınca askerlikten, harpten söze. diyor. O kadar söz eden oldu ki. Gülü artık cıberledi. Garip çekinince, korkunca. îonülsüz olunca; «AvaŞin kınk değil, kimsenin de sırtına binecek değilsin. Gözün de kör dcfil, topal da de. filsin. 8en de duydun kulagınla. Karanınofin Cavul, l r , Doruk, Sakaltutan. Olçek... YayU Candarmasi.. Ben Bozat'lı Hızır'a çağırdım. el. bet ki elinden tnta.. l l u Zivaratlara. Scyranda. iına, Cindağınıı, Ulgar'a cafırdım.. Seni korkn. tuyor o Boynne£ri'nin töremesi.. Onların karnı. nın altı bilinmez. Onmasın. yetmesin onları..a gibi karma karısık sözler ediyor. Torbanın agzı sıkıca baSlanmıstı. Çarıklan babası çitemis. ilemis. diizeltmisti. Yolda ayağını sıkmasın diye de tslaSa konmuştu aksamdan. Gülü iler tntar yanı kalmamıs salı yamıyordn: «Ellere kala başından. F.lim ayaŞım delik deşik oldu. Neyi yamıvım ben. neresini tutturam? Gitmesin hos.. Gidip dc beni z'oi bitten mi kurtaracak? Cıdık'ın oçlu Ürüfet'i anasına n« ettlyse, o da bana eder, bo vaşında gene sürünüyor eksik etek Benim Için ha okusun. ha okumasın. Cılavuz kırmızı mumla çatırmadı ya.. Gitmesin. Kaıansaydı.. Gidip valvaracak da. on. lar da tnerhamete «elip alacaklar.. Taavvvuno» Hiç emek. pnç emek.. » Esip yağtyordn durmadan. Sal anrık ortava çıktıkça umutlanıvor: «Hiç detilse hir bojta* fksik olur. onun vedifini Sbfirleri yfr, Tann yolunu açık etsin...» Gülü durmadan kSr lâmbanm ı«ıtında ya. mahk yamadı, çorap çitrdi. zıbının yakasina iki asker düjmesi dikti. Kıvırtmalan düfümledi. Tarının hazırlı|ı bltti. Garip, kardeşleri çoktan uyumuşlardı. Giiia ne kocası da vattılar. Bir kanım uykudan sonra kalktılar. Baba: «Bu Boynueğriler kaçarlar, Ben kollayun» divordu. Gülü de kalktı. Köyde köpekler bile uykudaydı. «Hele bir bacadan dinle suıılan, giderler de...» dedi. Gülü kocasına. Neden sonra kocasının: «Kızz», oğlam kaldır. çivindir. elini yüzünü yıkasın. Gelivor Rıza. Ben şu yetimi de çağırayım» diyen sesini duydu. Gülü içeri girdi çarçabuk. Garpi uyandırdı. Bir yandan el lâmbasını aradı, buldu, közü desti. ÜHedi. ünedi... Yaam«z. Kocasının sert sesi bacadan geldi: «Hani oğlan, yürüdüler bunlar. çabuk . » «Ören olsun böyle evi. olmaz olsun böyle geçimi. Bir kirpit yok ki çakasın tki gözden oldıım, yakamadım lâmbayı. Gozümden ışıdım, gözümden...» Gülü böyle söylenince kocası kızdı: «Sus feâfiroğlunun kızı hcy , Vola gıdecek yolcun var. Ne otersin kara karga gibi. Ağzını hayr'aç... Var da almıyor muyum? Yok... Yoktan anlama* mısm? Her şeyi hazır. lâmbayı nedecek...?» (Arakası var) P LEOl VE UATTâ DO&TALL& 85 cBütün bunları bana no diye anlatıyorsun?.. Uygun bir dille Clavefye anlat... Kanaat getirsin...» «Şayet taydası dokunacaksa etraflı bir şekilde konuşmağa. hattâ özür dilemeğe de hazınm.» Valoti gibı bir adamın böylesıne yumuşaması mucize gibi bir şeydi. «Ama, şayet dayatmak hevesine kapılırsa...» diye devam etti, «gerekli tekJifleri onun yapması şart. Ben de ortaklığa buna göre bir vön vermenin ça resine bakarım.» «Ben gider ona. senin bu konudaki görüşlerini ayiıen anlatınm... Aklı vattı. vattı... Aksi halde benden paso... Her şevı kadere terkeder. başımın ça resine bakarım.» «Senin verinde olsaydım, ben de aynı şeyl yapardım. Çün kü sen, ikimiz bakımmdan da tarafsız adamsın... Ne onu tut mak gibi bir zorunlugun var, ne beni...» «Çok doğru bir lâf... Clavet'\n görür sörmez anlatacağım bu konuştuklanmızı... En kestirme volun bans olduğunu da ekleyecegim... Bir de sulb taarruzunu deneyelim bakalım.» «Kavganın, gürültünün üçümüzü de büyük zararlara sü rüklevecegi konusunda onu ikna etmeğe çahs...» «Bana eüvenebilîrsm.» Aslmda. vanguıa körükle »itmek için ne lâzımsa vapmaga hazırdı. Kendi cıkarlan açısından bunun kaçmılmazlıgmı pe kâlâ idrâk edivordu. Kalktı, elini uzattı: «Ben Bidebiltrim wtık... Bana ihtiyacuı da yok saten.» YARIN: Muanzlar avaklamyor SENFOHISI Türkçesi: Şehbal AYGEN «Hayır... Ama şayet lstiyor san su Amerikalılan bekleyebilirsin...» «Yüzlenni şeytan görsiin... Herifler kumarda kazandı diye biz bir kere daha zarara sirdik... Simdi burada oturııp beklersem on milyon frankımın bir kere daha sayılmasma sahit olaeagım... tki kere on mil von ödüvormusum sibi bir duv guya kapılır. üzülürüm... Hiç sörmiyevim daha ıyi...» Boş cantayı koltuâunun altv na sıkıstırarak kapıva vöneldi. Cıkmadan önce dönüp ortagına son bir defa daha tebessüm etti.. Valoti, onu son derece sevimli buluyordu... tlk sründen itibaren begenmiş, takdir e^ mişti zaten... Böyle bir adamdan avnlmak mecburivetinde kalırsa gerçekten Uzüleceginl düşünüyordu. Ama belli olmazdı... Clavet İle Sesln bir anlaşmava vsracagı şüpheliydl. Bu durumda Jabeke tle llişkilerini kesmefesizin ortaklıgı pekâlâ sürdürebilirdi. Tekrardan masanm başına şreçti. Amerikahlara verecegi paralan saymaya bıraktıgj ye^ den devam ettl. Jabeke'nln getinBSi altinlar. kasamn özel gözüns yerleştir miş. karşılığı kadar dolar almıştı oradan. Saat döröe doğru gündüz kapıcısı, ikı vabancının kendisini görmek ıstediğinı haber verdi. Antrede bekliyorlardı. «Buraya getir onlan...» dedi Valoti. Bıraz sonra ıta Amerikalı çalişma odasına ginyordu. Ayağa kalkarak buyur etti, ellerinî sıka: «Oturmaz mısınız?..» tngilizce konuşuyordu yine. «Nefls bir lokalinı? var. » diye berikilerden biri mınldandı. «Pakar biz bu akşam hareket etmek zorundavız. Aksi halde gecevi burada seçinr bir feaç sise sampanya patlatırdık.» «İleride. Parlse tekrar uğradığınız zaman lokalin volunu bulmakra «orluk çekmezsinis her halde?..» Valoti nem Konuşuyor, hera Sasadafej savılmış banknot dev telerini cıkarıyordu. Paralar meydana çıkar cıkmaz sohbet Cok daha tatlı oir vönde ee'İS meye başlamıştı Yabancılar. son derece duygulu ve samiml görünüyorlardı. Bir r?yler yapmış olmak tçin eeplerindeki ku mar fişlerini çıkararak avuç avuç masanm üstüne Knymaya başladılar. (Arkası var) TİFFANY JONES MALKOÇOGLU Kitap halinde çıktı Sehlrlerarası kara.vollarına cizllen beyaz çizgiler, sizin emniyetini. 7i sağlar. Gece ve gündüz bu çlzgller» uy»rak seyrediniz. AKsl halde hera vasıtan'; kazaya uerar. nem ü? ceZilandırılırstnız Sayın Şoförlerî Türkiye Trafik Derneği
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle