19 Ağustos 2022 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAYFA ÎKÎ :CUMHIJRtTET: 25 Mart 1971 "spçimlprindpn bn yana ezlci Merlte ço^unluklariylp. iktidara sreten siviisî partilerin, vç düha dojrrusu »n partilerin Başbakan veya o srviyedeki liderlerinin her vesile ile sanldıklan bir slofrsn vardır kl o da şudur: Seçimler esnasmda halk kendi temsiîeilerirti? seçerken iradesini izhar ptmiş ftlur; hu ipmsüeiîpfin me/ydana getirdikîeri ftrçan (vani Parlamnnto) kanun yaprtift yplkisıne sahip üstun bir nrgandır. Karimı vapma yptkisi lııı nrpandan başka kimspyR alt ıipgılriir. T.K.'VJ, nin kiinun yapriia yptkİsine hîç kimsp miıdahalR pdpmpz. öte yandan « İyîyi, köHiyü ayirr, ptme meselpsî rrnllete mevdııdur» {Sabık naşbakanm 18 Mart 1357 tarihii p,i7,ptf]?re vprdlği ve daima t?krar eder oldufu hryanattani. «Biîiaenaleyh bu smır htrkes yerini almahdır.» tir. Töridyeyi ylne 1WO noktajnna Zamanlctma? Teryüzünde hiç bir devrimcinin elinde »ihirll dejnek yoktnr, Ne Mustafa Kemal'de, ne Ho Şi Minh'te, ne Nâsır'da, ne de Kastro'da vardı böyle bir değnek... Bozuk düzeni bir jründe düzeltecek, empervaüzmin yuvalarını bir şafakta sHiverecek büyü, henüz icat edilmedi. Sömürüye karşı devrimci mticadele, ömür ve ömürler boyo sürer. Bir sabah nyanınca özlemlerinin Serçeklesmis olacağını uman kisî, devrim yasalarını bilmiyen ve Alâeddin'in sihirü lambasından hayır bekliyen kişidir. Rir darbeyle veya bir seçinıle iışbaşına geçen devrimeinin 3niinde nznn ve cetin bir yol vardır. Bir yandan karsı devrimin kalelerini fethetmek, 5te yandan halkın itici gücünü devrim yolunda seferber etmek, samldıgı kadar kolay değildir. Adım adım yürüyerek, ciddî bir ffayretle amaca nlaşmak perekir. SÖzçelisi, KSy Enstitülerini knrmak, devrimci mücadele yolunda bir üs yaratmak ve yeni çiîçler kazanmaktır. Medrese yuvalannı kurutmak, karsıdevrimin ronitan kaynaklarını voketmektir, Bir vabancı knmpanvavı mHlileştirmek, yabaneı siımnriinün ülke topra^ındaki pçempnlik mihraklarından biri«sini elp çerirmektir. Okul kitaplarındaki tntacn ve şrerici fiürptimi tasfiye edîp devrimri eÇitimi e:eçerli kılmak, gelecek kuşaklarda devrimin ıjflvenli§ini yaratmaktır. Kısacası. nznndnr yol. Tolun uzunlugnnn bilenler, sabırlı olmak mesle^ini dç benimserler. Karsıdevrimciler arasmda da, sabrın ve sofnkkanhhgm müeadele yasalarından biri oldıı&unu iyi anlamış bnlnnanlar coktur. Bunlardan birisi tsmet Pasa ise, ikincisi mnbakkak nenıirel'dir. Bu iki kemik<;iz politikacı, 7amanında pnsnya girip zamanında meydana atılarak, zamanında : Evet efpndim.. dive ynmıısaeık ohıp, 7amamnda dişlerini gSstererek, karşıdevrim miicadelesini eblîyetle veriyorlar. tsmet Pasa daha diin C.H.P. Grnbnnda öniversite çençlerine 5fkeyle vervansın ediyor : Ne demek efendim, dlyordn, koskoca devlet flçbeş eoenkla pazarhk mı edecek? Güvenlik knvvetlerini yanıma alıp halkla berabpr onlara karşı yürürüm... Bu sözleri dnyanlar : Vay vay vay.. Pasa'ya bak.. diye dndak ısırdılar. Simdi nerede o banıt gibi Ismet Pasa? Gençlere, ^enç kızlara, bir avnç öSrencive eflcünün yeieee£in| anladıfı raman merhametsiz ve tavizsiz bir devlet politikasına yönelen Paşa, simdi birden kemiksizlesti, Üç çîinde üç defa fikir deÇistirdikten sonra pazarlık masasına otnrnverdi. Artık tek pusuya jrirmiştir, ve : Ah, bir fırsatını yakalasam.. nmndnnnn sabnnda gergeflnl islemektedir. Ya Demirel? Siileyman Bey de kemiksfz politikanın yahnisfni plşirmekte Bir yandan 12 Mart mnhtırasını Anayasa ve bnknk devletine aykırı hnlnrken, bir yandan da kurnlaeak yeni biikümete destek olacaklannı sövlemekte... Geçenlerde hir ^a/eteye verdıgi demecinde i\ş;\ çekici savaj knrallarmı sayıp doküyordn : Her sabah ıpinps, kendi çartlanyla beraber dofîar; zamanlama diye bir şey vardır. Siileyman Bey de fırsat kollnvor. «Zamanlama» denen y5ntemdp her sevin zamanında yapılaeagını ögrenmiş. Şimdİ î s . met Pasa'yla kutsal ftttfakta kolkoladır. Bir sabah «siineş doSdn$u zaman sartlanm eetirirse» Morrison firmasının cerbe?eU temsılcisi ile seksen vcdi vasındaki Pasa'nın ne oynnlan sahneyp kovmak üzere eyleme çcçeccklerini jEföreceksiniz. Ve kemiksiz polîtikanlar, havsivetsiz bir stratejinin taktlSme yatadnrsunlar, 12 Mart muhtırası. dotrultnsunda çelişiyor. Bu doçrultu bozulmadıkça. mpmlpketin Atatürkçü ffüçleri ve devrimci örçütleri desteklemek zomr/dadırlar. Buçünkü knsullann jretirdigi ölçüler ieinde oJayian drfcerlendirmek çerekir. Ve bilinmelidir ki, isbirlikçi kapitalizmin Sülevman Demirerini : Püfff.. deyince düşürmek bir hizmettir; ama devriraci ve reformon doŞrnltoda Demirel'in ard.ndaki çüçlerle karsılasmavı çore alanların onlerinde çctin müeadele çünlcıi vardır Şimdilik Türkiye, son eeyrek viizvılda çeiistirilmiş büttin karsı dev nmci güçleriyle yaşamaktadır Yeni bir hatırlatma Prof. Dr. İihan ARSEL eak bu fikri, kendi yörüngesine otxırtah!Impk için «hakpm^ pozisyonuna sokulmsk istenilpn, ve «ij'iyj» ve ^kötüyü» a n r t etme yetkisinc ve ehliyetinf sahip kılınmak arzu edilen haH«n, Tg asil önftmlisi hu ha!ka rehberlik edecpk, onu şıı \eya bu yönde sürüklcyccek liderlerin, \'e siyasî partiJprin, bu işî nc ölçülerdc ve ne dfr^cc iyi niyet ve basirctle başariibiJpcpklerini tartışmak VP sonra halk îçîn nldnçu katîar halktan zivadc onun tcmsilciierinin siyasî tcrbiye ve jrcncl kiütür di'recesini göyönünde bulundunıp bıına fföre ^creken tedblrlpri almak şürtür, Batı ülkeîeri bu sornlann cpvahını aşHâı yukarı 2500 yılhk bir gclişme yniu ı ilp vermeye Pii!ı ?jTiışIar vc hpr bîri ayn ayrı VP kpndî bîınvpsfne ııvçnn şpkiJdp, avarlamalar vaparak sivasî dpmokrasi rpjimini yaŞatmaja u^ra^mı^lardır. Faka* bütün bu ülkplprin miişterek oiduklan bir nokta kpndisini her yerde ve her zaman ayni afırlıkla hîssetmiştir ki o da İktidar ve m«halpfpt diyafogunda hâkem kjlmmak İstepüpn organ ilmine ve dehasma füvcndi|imiz siyaspt adamîanmızın İddia eder oiduklan organ olmamıştır. Daha başka bir deyimlc Batımn hiç bir ülkesiode demokrasi şu vcya bu şpkilde a]datılarâk, SÖmÜrÜJerek, şu vpya bu şpkJlrife «yutııİArak elde fdilen ÇOftüNLUK'lar olmamıştır. Çoğtınluğ'un diktatoryası da nlmamıştir. Biiâkîs, demokrasi. Batıda, cahil halk yığtnları ço^unlu^unu sağlama imkânlarımn yok ediîmpsî veya bu çeşit çoürunluklara sahip olabilfcek iktidarîann, çeşitlî anayasa frpnlemHeri ve kontrolleri savesinde soysuzlaşamamaian ile ortava çıkabîlmiştir. ütün bu hilinpn husustaı't, iinivcrsite hocalarımız ve ilim adamlanmiz, takdire şavan bîr israrla ve sabırla 1 1 den itibaren % tekrar etmekten üsanmamışlan tkincl Cumhuriyet Anayasasınm, genrllîkle, ÇOCUNLUK TAHAKKtMti zJhtıiyetine karşı hazırlanmış bir anayasa oidtlğumı, T.B.M.M. nin en üslün bir orRan hulunmadı&ıru, kuru ço&unluklarla iktidara gelen bîr partinin her ar/u etti£i şeyi yapamıyacapinj; 1950 1960 denemesinin ve olayJarının daima gözönünde bulundurulması (çprektiğini; her vesile ve fırsatta hatırlatmışlardır. Ne çare ki siyaset adamı, göriilmemiş bir daiâlet ve atalet içerjsinde kendi hagls çıkararlanndan başka dtişünecek şey bulamamış 196(Ftun önce s(İ7İPr ki ifîfîO İMilaJîne taknfiflüm fr rtpn 10 Mİ'ık ripvrp boyıınra kııilanıİan Vt f n uımanki iktıdar lidprlprinin, aynî lik, a^ni lıasirptsizlik \n ajni inât İIR rından pk*.;k ptmpdikipri bpyanlara tipatip mııvR7!dir fâdrta n şarkılarln tekrandir), hir hakıma u anlanıa gelmiştir: îktidar ve mu> halpfpt dnalngtinjîa HAT.K, hrr hususta nihaî karar verpfek ftİAtt tek ve yetrâne organ kabul edilmpk ^rrrkfr. Halkın cofunhısrunun n. vunu alan parti iktidara prrldiiri zaman roüJet adma her şcyi yapubilir, iiphpsîr kl nnrmal hîr dpmnkrssl vrt\*n* rf>.i ipprisinde hu jjorıı^ıın, hu davranışın VP hu iutumun değeri kücümspnpmpz. DPmnkra'iivl halk için, lıalk tarafından hnlk hükıimpti şpkfimlp iarif'p çalı^an Lincoln'ıın, vpva orjdaı. çok rînha önep halk pçempnliçi şpklîndp anlavan Rnıısspau'mın ağırlık vprriiklpri bu rîkrin önpmini teslîm ptmpk gprektir. An rdunun son jpsti küçiik hesaplar demokrasisinin seviyesiz sorumlulanna karşı yent bir hahrlatma olmuştur. Demokrasi sisteminin, sömürü sistpmi olmadiff!, ayni milletin farklı pçîlimindeki insanlarını birbirine düşürüp saltanat sürdürme kurnazlısı hjç olmadıği: din sömürücnlprfne göz kırpıp halk yiffinlarmı valanlarla elde etme olamıyacağı HATIKLATMAHl Hiç bir ülkede, hiç bir zaman ORDU, siyasî iklıdarın böylesine hain tutum VP davranışlarma karşı bövlesine insaflı ve böyiesine medpnî bir tavir takrnmamıştır. Şunu kahul etmek gerekîr ki ORDU, kendi millptinp ve ülkpsine olan sonsıız spvp^i ve dpmokrasiyp karşı beslediâi iripalizmi nedeniylp, pek çok mîllrtlere örnpk olacak yfni hir jesttp htılunmuş. askcrî idare vpya diktatnrya yollarma 5ridebil('(.'ck iken hunu yapmamıştir; snderp son bir İHT\K'da buHmmayı uygun fförmüştür. Sonnc Fakat.,. 'akaf ugraşırlarkpn hpp gprmişln dprsîprirdpn vararlar.mışlardır. Kadim Yunan tî"iıpmesi, nnu takip pdpn hnslıık, XVII ncl yiızvıl, Mnntısquipu'dpn Dufjııit'vp kadar Aİatl RPİî>mp, XVIII inci vÜ7vıl «\lillpt Hâkimiyeti Eçpmpnlis;!» uvsjıılannıası, bu kavramdan «halk pçjpmpnJiçi» sîstpminp çirîş,,, v.s.. ÇeşîtH iükplpj'itı bu psaslar dairpsinrie bpnimsediklerl sistpmler rlbpttp ki birbîrinin ayni olmaıni^ tır; farklı nitpliktpki tnplumların farklı mekanizmalara başvurmaları kadar tabii nc vardır? B B n ihtar karşismda siyasî partilerin ve lidprlerin yapacakları şey şudur: Millet iraripsi dîve KÖstermeye çalıştıklan kuvvetin arka.sma saklanıp milieti felâketlere sürüklempkten va/peçmpk, Evet yoktur başka çaresi bu işin: Ya halk iradesini, yani şu veya bu şpkilde elde ettikleri vekâleti, kendi çıkarlan u&runa değil fakat millî çıkarlar adına kull.inacaklar ve biraz medenî eesaret pösterip bu iradeyi bu yöndeki mecraya sokaraklar ve bu takdirde hem memlekete, hem de kendilerine yararlı iş görmüş nlacaklardır; yahut da, karşılannda orduvu, ve eğer ordu ses çıkarmamış ise, felâket uçunımlarını bulacakIardır. Erim ve Ecevit tnşallah mpmlpkptin kaderini vft kısmrtini bağlamış olan büyülü diı^üm i'ri/iılüyortlur. Sayın krtmutanların müdahale muhtırasiyle düşen Demirel hükümplinîn jprîne kahinpyi kimin kuracağım herkes kafasında bir takim isim >e resimlpri ptfzdirprek düşünürken, Nihat Erim'i , partilidir (Yntt kîmse bntınn.ı ^tinr.cmişti. Sayın Devlet Baskanmm buldugtı fornuii bir Kristof Kolomp yuınurtası gribi hem basit. hpnı dr kosııHara ııyırun oldu. Evvflâ şunu açıkça it'adc etmek gerekir; Nihat Erim'in Başbakur.Iığa ^cçiImcHİ. miiletlerarassı alanda bi7P lırm ifibar, hpm zaman kazandırdı. Itibar kazandırdı, çiinkü dünyadaki bütün Jlısî^lcI"l BaUanbklanmîa, 'I'iırkhe ile ü^ilrnen çevrelerde, oıııın bıra!«tığı vc bıraliacaçı İntiba, Tiirknpnin normal ııjRar bir Jiıillpt nlarak bajiırnsız, şereflî \e maceraya yer vprmiyecek olan hir pnlitıka çüdepeijidir. Bu pnlitikavı bir başka vatandaş da izHyebilirdj, fakat onun bu tür bir kisi oldu^u anlaşıiıncaya kadar en aşajı bir yıl heklempk çerpkirdi. Krinı bîzp hu bir yılı kazanriirdl. Frim'in tavini isabetli nlriıı,,, Çünkü Krim n tür rievlet adamIarımi7flandır ki, diinya nlaylarmı daima takip etmis. oîaylann nprleîilfrıtıi, n nla, liiıı >aratan fikirlcri hep izlemiş, kendisini bir giin hir Ras\pkjl nlurum dive değil, bir uygar insan nıcrakiyle Ppk a7i müstrsııa, tanınıakla şeref dtlydusum bir çok Başbakandan kpvfi\pt hakınıından îleri ve onlardan çok dr.ha iyi yetişnıiştir. ÖIçulü iusaıulır, öyle oldui^u da fförcvi üzcrîne aldıp pundpnheri sti/Ipri ilp,, tutıımu ilft bplli ojmaktadır. Vatanperver insanılır, hunıın dplili de böyle Slkişik V bunahmîl bir ortamda C vazifp kabul pdişidir. Bu gi'ifevs tâyin edilmesi ile, memîpkettp biiyük bir iimit riizRârıiiJn pfimiş olmasi, çok haklıdır. Çünkü yaşndıuımız koşullar içinde Türkiyeyi bunahmdar, kurta. devlet idarcsini tehlikesi7 bir rntava oturtarak nadir insanlardıın biridir. Bundan dnl^vıdır ki Devfipnç ve Parlamento (ÎÜTenini istemivenler mustpsna, Erim'in ptrafır.da birlpşrnişîerdir, jşçiler, ky^luler, avdınlar ,, Eıim, uzun siyasal hayatı içinde bir kaç kez avsiîjı yprp ric^miş, fpİPî;in sillp.sini yemiş tecrübeliJprflnn nldiiuu îçsn Bajvekil nhınca hir çoklari gibi göklerde dola.şînıvat'aktırNıhat Erim'in rrfnrm >apamıyaraKinı, çünkü bu Parlamentonıın ttıtıifiı i)Idui>ıınu srivli\ı»nliTP i?,e şunu hatırlatahm: Bu mcmldiplte huçün niPM'iıt nlan ve tutucu deniJen Parlampntnva nazaran çnk daha tuluctı, kirk beş yıl evvel yaşadığı itin çnk ıliiha a/ a\dın parl.ıınentolarla büyük devrimler yapılmıjtır. Atalurkıın hjşaıdısı bu rievrimleri pürüzsüz bir Atatürkçü nlan Erım in haşaıamaması irisi ortada hiç bir sebep yoktur. •'.':!: î'i5 arşova Paktı üye devletlerinin Sovyet Rusyanın zoru ile Dogu Almanya'da yaptıkları sonbahar manevralarından büyük bir ıımutsuzluk ve ffüvensizlik içindc olduklarım görmekteyiz. (Silâh arkadaşlı$ı) diye adlandırdıklan bu çibi askerî ^östcrilerle aralarmdaki anlaşmazhğı g\7j. lemeye calışmakta iseler de, son olaylara özellikle Çck ve Polonya'daki direnişlere bakarak birlik ve beraberlikten yoksun olduklarrnı sanmaktayız. Avrupa'mn daha doğrusu dünyanın ^eleceğini yakından etkileyen bu Örg;ütüîi iseler de, son olaylara gerçek yönünü açıklamayı yararh bulduk. V Varşova Paktının gerçekyönü Y AZA N Feridun AKKOR köy ve kentlerine gitmenin yollarmı aradıkları için Avrupa' nin güvenüği konusunda ortaya çıkacak siyasî ve askerî sorunlarla hiç ılgilenmemişlerdir. Sonradan aldıkları tedbirler ve yaptıklan organizasyonlar bir fayda getırmediği içindir ki, Rusları bu bblgelerden çıkarmak ve özlenen barışı sağlamak mümkün olamamıştır. Bu devrede Doğu Almanya'yı kayıtsız çartsıı ellerine geçiren Ruslar «Halk Polısi» adını verdıkleri silâhh bir güçten de yararlanmak suretiyle kendilerine bağlı olarak kurdukları yeni bir orduyu da bu ittifakın içine sokmuşlardır. Kuzey Atlantik Anlaşmasımn imzalanmasından sonra modern silâhlardan yokstin müttefik ülkelerin ordularmı yeniden guçlendirmek lsteyen Stalin, gerekli yarcfımı yapmakla beraber Doğu Bloku askerî kuvvetlerini bir arada toplamanın zorunluğuna Inanmıs, bu amaçla gorevlendirdigı Sovvet subay ve müşavirlerivle sıkı bir kontrol sistemi kurmıi'Jtur. Bvı nedenle müttefik orduları başkomutanlığına getirilen Sovyet Mareşali Rokosnvski ile bu alanda çalışan subaylara büyük ımtiva/lar tanmmistır. Anoak Moskova'nm bu tutıımu psikolojik ynnden ülke halkı üzerinde olumsuz etki yapmaya başladığını zaman. la ortaya çıkan çatlak seslerden anlamıs bulunmaktayız. Nitekim Dngu Avrupa ülkelerini uzunca sure baskıları altmda tutan Ruslara karşı bir rîüçmanlık havasının estiği ve geniş bil tepkinin aÇırlik kazandığı söylenebılir. Bu duyunun yanki?ı altıncîa kalan VP millî gururları kırılan ülkelerden bazıları tnm bir bağımsi7hğa kavuşmak istemi^se de buna müsaade edilmemiş, sonuç çok acı olmuştur. Son yıllarda Sovyet görüşüne karsı koyan Çeklerin büyük bir sanssızlık eseri ayni durumda bdlunan ve milyonlara varan müttefiklerinin anlayışsızlıeı yüzünden Ru^ların yanında yer almalarıyla a£ır surette cezalandırılmaları gerçekten Ü7ücüdür. 1953 Berlin ve 1956 Macar ayaklanmasında da ayni ideolo,İik metotları uygulayan Ruslann insafsız d*avranışlarıyla binlerce masum insanın ölümüne dünya ulkelerinin seyirci kalışı ve herhangi bir müdahalede bulunmayısı da umut kırıcı olmuştur. Bu konuda büyük laflar eden Amerikahların son U7akdoğu olavlan özellikle Kore ve Çin Hindinde ayni taktige baş vurmaları hür ve bağımsız kalma olanagını kökünden sarsmakta, iki büyüklerin bu baskısından ne zaman kurtulmanm mümkün olaeagı özlemi çekllmektedir. Bu nedenlerledir ki, girdikleri ittifaklardan yakasını kurtaramayan küçük ülkHer bağlı bulundugu tarafla ıvı ihş kiler kurup yürütmekten başka çıkar yol bulamamaktadırlar. Şu anda Sovyet du/enının hima yesi altına gırmış hulunan Doğu Avrupa ulkelenm de kurduk ları kukla hukumetlerle Moskova'nın siyasî ve askeri çemberi içine girmiş olmalarını kınamak yersizdir. eyk üîkeler silâhh kuvvetlerinin stratejik görevleri yap ma gücü çok dar olmakla beraber Stalin'in ölümüne ve yeni Sovyet doktrini Batılılar tarafından anlaşılıncaya kadar Kızü Ordunun yanında hizmet edeceği görüşü kuvvet kazanmakta id"i. Nükleer silâhlann gelişimi ve Rusların bir atom savaşma girismesi halinde klâsik güç içindeki boşlukları dol durması bakımmdan Doğu Avrupa ülkeîeri silâhlı kuvvetlerirun yeri daha ıyi anlaşılmış, yeni bir revizyondan geçirilerelj desteklenmesi yonüne gidilmiştır. Bu genel plânlama çerçevesl içinde hareket eden Ruslar, sıkı bir koordinasyonla organizasyon standardma giderek eğitim ve loiistik konuları Ü7erinde durmuşlar ve bu yoldaki gelişimi sağlamak içm de Varşova Paktından yararlanmışlardır. Yıllarra önce bu mnntıkî görüş açismdan tek orduya giden liderlerin 1955'te Batı Almanva' nin NATO'ya girmesinden sonra Varşova Paktını siva^î ve as kerî bir misilleme olarak dünyaya ilân etmeleri bir kuvvet pnsterisind'en başka bir şey de Üıldir. Bu kurulusun poliMk vnnden lüzumsuzlugu görÜFÜ buj;iin bile tartısılırken askerî baskının artırılmasıyla ver yer avaklfinmalara gidilmiştir. Bu avaklanmaları paktm icaplarına uvgun olarak bastırdıklarını belirten Sovyetler müttefik ülkeleri yeniden isgal ederken hu kuken hakh olduklarım söylemokte ve askerî alandaki üstünliiklerini 7orla kabul ettirmeye çalı^maktadırlar. Bir ara imzalanan anlasmanın olumsuz sonuçlar verdiğini gördüklerinden üye devletler silâhh kuvvetlerinin durumu üzerind"e ikili sözleşmelerp gitmeye çalışmışlarsa da lPfiS Çek istilâsından sonra bundan da vazgeçerek yapılan baskıyı kendi çıkarlarına daha uygun bulmuşlardır. Rütün bu çabalarm ülkenin güvenliSini saglamak ve peyklerin bağımsızlı^ı ile Sovyetlerin geleceğini koruyaeaklarına inanmış olmalarından ileri geldigi sanılmaktadır. 1966'dan bu yana Avrupa'nın güvenligi konusunu or tava atarak iki askerî blok arasında bir vaklaşma volu aravan ve birleşme tezini savunan Ruslarm NATO'nun bir benzeri olarak niteledikleri bu pakttan vararlanmak suretivle Batılılan gevsetip zor cTuruma düşüreceklerini ummaktadırlar. hepimizce bilinen sonucun alınmasında adeta yardımeı olmuştur. Ge nel bir reaksiyondan daha ileri gitmeyen Maear olaylarını Polonya bunalımı i/lemiş, silâhlı bir müdahaleyle Sovyet idaresi altmda yeni bir siyasî yönetim uygulanmava başlanümıştır. Millî biror kahraman nlarak kutlanan komünist liderlerin iş başma getirilmesiyle de her şeyin düzeleeeği umulmustu. Şimdiye kadar süre gelen bütün bu olaylarla Varşova paktınm gerçek yönünü iyiee anlayan Batılılar siyasî ve askerî anlaşmazhkları barış îçinde çözmenin mümkün olacağma inanarak Oder Neise smır sorumı da dahil olmak üzere bütün meselelerde Doğuşu ve [email protected]şim I f ARŞOVA PAKTININ DOM GUŞU VE GELtŞÎMt: Var• şova Paktı üye devletlerinin bugün içinde bulundukları b U n a 1 1 m 1 kavrayahilmek içm biraz gerılere gidip Sovyet Rusya'nın savaş sonrası izledigi strateiiyi incelememiz gerekir. Batı Almanya'nın NATO'ya girmesiyle Doğu Av. rupa ulkelerinin bütünlüğünü korumak zorunda olduklarım sovlpyen Sovyetler, getirdiklerı veni bir askerî sİFtem içinde •Vnrşovn Paktını kurmuşlardır. Halbuki bu örgut çok daha e^ki olup, kiikü 1943'lpre kadar uzan. mnktacîir. İkinci Dünya Savaşının Orta. Inrına dogru silâh zoruyla Çeklerle yaptıklan gizli bir yardımlasma anlaşmasıvla bölgedeki urnnymn cevherini ellerine gcçıren Ruslar bir taraftan atom bombasının yapımını geliştirirlprken diğer taraftan Stalin'in orak çekicini Doğu Avrupa'ya snkmavı başarmışlardır. Bu arada Nazi ordusunu kısa 7anıanda çökerterek isteklerine uvgun yeni bir A 1 m a n y a ' nin y a r a t l l m a s ı n d a «Alman Subay Birligi» ve «Bapımsız Alman Komitesi» ndı ile kurduklan güçlerden de yararlanarak bölgenin egemenliğini ellerine geçirmişlerdir. Bu donemrfe Doq;u Avrupa îilkelerıyle Kızıl Ordu arasmda bazi çatışmalar olmuşsa da Sovyet Rusya'nın zaferi oranmda U7laşmaya gidilmiş ve büyük bir temizleme eylemi ile de karşıtcılar yokediimiçtir. Nitekim, Yarbay Sowoboda (Cumhurbaşkanı) nin komutasındaki komünizme dönük millî Çek ordusu da Almanlara karşı savaştıktan sonra ülkenin yönetimini ele geçirmiş ve Moskova'nm emrine girmlştir. Doğu Polonya'da kurulan halk ordusunun ö a Rus * lara katılmasıyla Varşova Paktı dedigimiz bugünkü örgütün temelleri 1943 yılında atılmıştır. P Dnğu Ülkelerini yttm\ışatmaya ve kondi taraflarma çekmeye çalışniaktadırlar. Oysa ki Sovyetler aleyhi'ie isleven bu tekliflere kar.şıt dp.hn etkili tedbirler alınmnkta, Fİyasî temizleme evlemine dayanan yeni bir jç doktrin ile cevap vprilmoktedir. Şu halde Macar ve Çek olaylannda görüldüğü gibi Varşova paktı yalnızca Rus çıkarInrma dönük olup, gerçekten tahammül edilmez bir hal almış bulunmaktadır. AGI BİR KAYIP Hefah Basun ti Evi »nhlbi ve MEVLİT All^mîzln çok kıymetll ve npvgili büyüffiı Strafejik Alaâttin ÖREN 2331971 günü Hakkın rahrnetine kavuşmuştur. Cenazesi buKün 2.V31971 Persembe guniı ogle namazmı müteakıp Aksaray Valide eamiinden kaldırılarak Ko7İu aile kabristanma def nedllecektir. Allah rahmet eylestn. AtLESt Mustafa ÖZKETEN'in değeri ARŞOVA PAKTININ STRATEJtK DEĞERİ: Stalin zamanında savunma esaslanna dayanan Sovyet Stratejisinin Brecniyef/Kossigin yönetiminde bu karakteristik yönünü kaybettiği sanılır. Nitekim îkinci Dünya Savaşmdan önce bir tür Sovyet Majinosu diyebileceğimiz savunma hatları yapılmış ve derinliğine kademelenme ile zaferin kazanüarağına inanılmıştı. 1939'da Doğu Polonva Bessarabya, Bukovina isgal edildikten sonra savunma tesis leri daha ileri götürülmek istenil mişse de zamsnm azlığı dolayısiy le gerekli tahkimat yapüamadığın dan Alman taarnızu karşısında dayanamıyarak çökmüştür. Stalinin savaş sonrası Doğu Avrupada böy le bir savunma kuşağmm kurulması teklifi üzerinde önemle durul muştur. Ancak, Sovyet savunma sistemine dahil edilen Doğu Avru pa ulkelerinin ele geçirilmesi, Ba tınm bir saldırısma karşı ülkenin güvenliğîni sağlamak yönünden meşru olup, olmadığı kontısu geli şen olaylar içinde tarttşılabilir. Sovyetlerin bu görüşünü olumlu karşılayan bazı Batılı ülkelerin de desteğiyle bu gün roket bataryalan, atış rampaları, radar ve erken uyarma tesisleriyle bu ülkele re yerleşen Kızıî ordu, gerekli stra tejik mevkileri uzunca bir süre önce ellerine geçirmiş bulunmaktadırlar. Nükleer silâhlarla yapıla cak bir savaşta Sovyetler Birliginin güvenliği daha uzaklardan karşılanacağı kompleksi içinde çok ilerlere gitmek isteyen Ruslar üye devletlerin de ayni çatı altmda kalıp, kendilerine yardımeı olmalarını ön plânda düşünmek tedirler. İşte bu stratejik görüş içinde hareket eden Moskova, Doğu Avrupalılarm bütünlüğünü Varşova Paktı içinden korumayı ve bağımsızlıklarmı garanti etme yi zorunlu görmektedirler. Batı Almanyanm formüle ettiği barış anlaşma tasarısınm kabul edilmesi halinde ilerde bazı yeni bunalımlar çıkaeağı korkusnyla ileri sürülen teklifleri savsaklayarak Doğu Av rupa*'ulkelerinin bugünkü statüko lârmı muhafaza etme konusunda titizlik göstermektedir. Bu açıkla mamızdan da anlaşılacağı tizere bugünkü Sovyet strateiisî Stalininkinden farklı olup, savunmadan 7İyade bir salrlınva yönelml? bulunmaktadır. Meşhur KAN meydan savasmda olduğu sribi kanatlardan yapılacak kuvvetli bir kuşatma ile rafere ulaşacaklarmı sanan Pus larm bövle bir hareket! başarıyn ulaştırabilmeleri için her şeyden önce Polonya ve Çek ordularmı ortadan cepheye sokarak ayni hedefe yönelmek îstediklerinl anlnmaktayız. Bu itibarla 3on Cek \ntilâsmm nerleni nçıkhğa kavuşmakta, Nazi Almanva«;mda oidtığu gibi bu ülkenin bir geçiş üssü ola vefatımn 40. pününe tesadüf eden 26 Mart Cuma gür\ü ögle namazını müteakıp Beçiktas Vişnezade camtlnde Mevlidhan Hafız Zeki Altın, Mahmut Hatayh. Hilml Işık ve fhsan Beyler tarafından okunacak oJan Mevlit ve Hatlm duasma akraba, dost ve din kardeslerîmizin tejrifinl rica ederiz. AtLRSt Cumhuriyet 2597 V TEŞEKKÜR Eşimln smenyatını büyük bir itina ve maharetle gprçekleştiren Cerrahpasa Tıp Fakültesi Kadın Doğum profesörlerinden Sayın Dr. asistanları sayın Dr. Emel DeSer, narkozitnr sayın Dr. Ay Eöilmez'e; servis hemsireleri Bn. Alis Papucyan; Nazire Yiirür'e minnet ve tesekkürlerlmi arzederim. AHMET OftUZ (••••••••••••••••• ,,,,, Nihat Erim'in £iirp\p at.ınması üzerine en şiddetli tepki EceMt'tfii tplmi^iir. Efivıt hu tepkiyi fröstermekte iki sebepten dnhiTi haksi7ilif, Evvehi hissî olarak nna karşı bu çikişı vajjnıanııılı idi. cunku Erevit'i Erevît yapan kiçilerden biri de Nihat Erimdir. Onu daiıa hcuiız ÇPHÇ bir nkur iken Avrtıpaya a:önderpn. L'lus'ta ona jrazetecilik yaptnan odur." Yinp Krpvit Gpnel Sckretpr oldujtti ZAman onu £eny bir adama baçlanan ümitle bağrina o ha.MTiiîştlr. Maddpti RÖıii^lerp p;öre hu bissî mülâha7alar alaturkalık kaedılsc hilp, l'>p\it yinp bu çıkışı yapmamah idi. çünkü istisovlpdıt;i nedpnlpr janhş yarpılara dayanan bir takım uydurma spekuljisyonlanlır. Bplli ki Eeevit'in parti iktidarında bulundupu zaman çe\rt'sinden gnrdüsii alâka, belki riyakârca iltifailar onu şaşırtmış. ouuu kendi kpndisi hakkında mübalâğah dpper hiçmeftine vol açmışlır. Işin gervpfei şudur: B<h le hir vazifpnjn Nihat Erime verilmpsiııı ptratının ria telkir.i İle Ecevit cekempmistir. fiörpvinde hiç hir 7:ıman tnpLnıcı olmiyan, hep hizip çalısmalarına meıak saran, pactidp lek havına kalmak istiyen. kendisinc omırz vermiy arki'.da^lurmı hu sehepten silkeleyip atan Ecevit. kendi îstifasinı ne kadar fıkre ve doktrir.n dayatırsa dayatsın belli ki bu işîn fikirle hiç iİKİsi vuktur. Çiinkü Feevit kendisinden yana nlan fakat ttitumıı i!e. ortanm solu\la ügisi olnnyan insanlar!a jşhirhçi yapmış, huna karşılık. serçek nrtanın snleularını da partidcn tasfiyp etmek için ikinci, üçüııcü dereeede kullandıîîi kimselere elinderj çeleni >apmıştır. Tabkirden. yuhalanmaktan küçük düşürmeye kad'ir. Aslmda nemîrel'in arkasıııdaıı Ecevit'i dp deviren, ne Nihat Erim'in Bashakan olmasi, ne ideolojik mütaiualar, HP Halk Partisinin seeim kazanıp kazanmaması değil .. I'cevü'e destek nlanl.utn. Erim'in i^basına atanmasi\le çiiııüllprinde hesledıMen umitleri vitirıniş ve bu bo/uk nmraile Eee\it'p lAzlaca asılmış olmal.ırıdir. Yazık ki Jlak Partililerin buvük iimîtleıle \ptİ?tirdİUIeri fflrş^/JNfâlİ Cumhuriyet 2599 • ••••••••••I TEŞEKKÜR Tedavl kllnlginde kaldığım müddetçe sıhhatimin düzelmesmi sağlayan sayın Prof. Dr. Reşat Garan'a, her zaman ilgi Eösteren sayın Prol. Dr. Fahir Göker'e, asistan Dr. Çakir Brrkay'a, kardiolog Dr. sayın Muzaffer Ertürk'e ve «ayın Dr. Esln Ertürk'e, syrıca hastanenin sayın asistan doktorlarına, hemçire Çolpan Hanıma, lâborant Nurten Hanıma ve hastanenin dlğer hemslre ve personeline hürmetiprimle tesekkü rümü bildiririm. Scmahat UĞURLD Düzce •••••Mınıuımıııı a l Yusuf Keçecioglu' na Cumhuriyet 2589 DOKTOR Opr. Oroloı Süreyya ATAMAL SıraselvUer 99/7 l e l t . : 44 61 44 1 A H. & I M Cumhurtyet 2588 ş HAFTA SONU TATILI 1 | t i i 2 kişi, 2 gün Pansiyon Komple Servis ve İşletme Vergisi dahil bu eiçek zamaıısız solmu^tur. sebeplerle M.r^f f*'.'B ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ r/ .>•«••••••••••• TEŞEKKUR j lS.;;];i71 tsnlıiıiflr" kıvnırflı vaılıcımız: vnfat e d e n S annemiz j • ; • j ; r 550. TL yeni&öy CARLTON Rez: 63 51 07080910 Oteli I \ DO & IO R Tarık Z. Kırbakan rel: 4 1 73 4 0 Sare RECEPOĞLU'nunj ccııarcJİnp işlirnk eden, tole loıı. telgraf ve evimİ7e kadar jîrlrırk acımızı paylasan akraba ve dn'îtliirıını/a to^pkkur ve şukı.ınKuınıı/.ı bildiririz oen, «a© *• iührevi oast» Uklan Mutehasaın IstiklaJ C*d Parmakkapı No 86 (Basın: 12585/2601) rak kullanılmak istenilmesi gereğini kuvvetlendirmektedir. dırlar. Oysa ki, hür ve bağımsız yaşama konusunda evrensel hakla ra sahip bu ülkelerin de şimdiye kadar uygulanan baskı rejiminden kurtulmak istediklerini ve bu yüzden eyleme geçtiklerini sanmaktayız. Ajıcak, güçleri yetmedi ği için bu zorlamadan bir türlü yakalarmı kurtaramadıklarını, ak sine ağır şekilde cezalandırılmak suretiyle bütün isteklere boyun egdiklerini görmekteyiz. urası da bir gerçektir kd, Sov yet egemenliginden başka bir yararhk saslamayan bu paktın iktisadî alanda yarattıgı çeşitll zorluklar nedeniyle son zamanlarda bu örgütten hoşlanmayanlarm sayjsı artmış bulunmaktadır Eşit lik prensibinin özlemini çeken D> r Şu Avrupa ülkelerinden bazılan Brejniyef doktrininin getirdiği st mrlı egemenlik konusunu kökünden reddederek bir an önce bağım si7İıga ka\iışmanın hasretini çekmektedirler. 1945 de leşirken 'te Sovyet ordusu işgal ettigi Dogu Avrupa ülkelerine yerBatıhlar bir an önce Rei'cpoRİu ailcsl J Sonuç arşova Paktmın işleyiş tarzı daha ziyaae askerî amaçlara dayanmaktadır. Klâsik bir itti fak ardamını taşıyan bu anlaşmaya peyk ülkeîeri zorla iştirak ettirilmekte, bundan kaçmak isteyenlere karşı da silâh gücü kul lanılmaktadır. Yıllardan beri Mos kova tarafından yöneltilen ve Sov yet Komuta yapısı içine oturtulan bu örgüt ile üye ülkeler verilen emirleri yapmaya ve tâyin edilen heueflere yönelmeye zorlanmakta dırlar. Bununla beraber zaman za man bu gerçekleri inkâr eden oto riteler paktm veeibelerini yerine Retirmeyen ülkelerden yakınmakta, küstahlık dereeesine varan dav ranışlarıvla avaklanmaya kadar gittiklerini söyleyerek kınamakta NİMBÜS Halbuki albuki Varşova Paktmın son yıllarda büyük bunalımlar geçirdiği, ancak Batınm müsamahalı tufumu ile serbest kaldıkları için Dogu Avrupa ulkelerinin bağımsızhk konusu suya düşmüştür. Macar ayaklanmasmda olduğu gibi Batınm ilgisizliği ve âdeta teşvik edici eylemiyle Rus ordustınun bu bölgeden çıkarılması müm kün olamamış, aksine Kruçefe eesaret vermiştir Bunahmm en yıiksek seviyeye çıktıği bir sırada «Doğu Avrupada dost aramadıŞını» bildiren Baskan Fip^nhower'in söz leri Sovyetlere ye§u ışuc yaicmış, V H S
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle