18 Ağustos 2022 Perşembe English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
&YFA t K Î : sCUMHTJRtTET: VI ArauK 19 <J. «Devlet, hükümet ve din «damlarınm her türlü kötülüklerin kaynaklarmı kurutacak ciddt ve kesin tedbirler almamaları karşısında, doğru bir eğitim ve oğretim son derece önemli bir ihtiyaç olarak belirmektedir.» COMENILS nsan, kendi ile içinde yaşadığı çevrenın karsılıklı «tkileri arasmda gellşen bir varlıktır. Çevreden gelen etkilerin en önem11si süphesiz eğitimdir. Buntt iyi bilen biitün biiyük terbiyeciler, eğitimln insan rnb ve diişüncesine cn uygnn, en yararlı yollartnı, pren. dplerini, biyolojik, sosyolojik ve psikolojik açıdan akılcı bir görüs içerisinde sistemleştirmeğe, değerlendirmeçe çalısmışlardır. Genel olarsk pedagoçların koyduklan g5rüsler söyle özetlenebilir: Çocuğa, ezbercilik. ten çok, akıl ve muhakemeye dayalı bir eğitim veriniz ve onun yeteneklerini geliştirerek Canlı bir hayata hazırlayıcı biçitnde iradesir.i besleyiniz. Kant'ın eğitim görüşü dç ij'l alıskanhklar kazandırmak, düşünmeyi öğretmek temeiine dayahdır. Eftitim genis açıdan ele alındıçında, yalm* din eğitim ve ögretimi degil, dinin her yönu bu kavramın içinde düşünülür. Çocuklnk çağindan baslayıp, aileden, oknldan, toplnmdan gelen çesitli yollarla birey üzerindeki dinin etkisi, hayat boyn giiren bir egitimdir, denebilir. Böylece. öteki eğitsel alanlara göre nicelik ve nitelik bakımından önde bir dnmm gösteren din egitimine, psikolojinin ve pedagojinin temel ilkelerini uygularoak şöyle dur»nn, bn eğitimin kavramında ve anlayışında dahi var olan çelişkileT htnös ortadan kaldırılamamıstır. t DİN OGRETİNİ ALANINDA İLKESİILİK Dr. NEDA ARMANER ÎLÂHİYAT FAK. ÖĞRETÎM ÜYESİ ya da olmasın, kisinin ötcki bir kişiyi İIT»T etmesine izin verilmiyecek kesin ölçüler için. de, uygar bir temele dayalı eğitsel görüşü, din eğitiminin ana motifi gibi izlemek gerekir. Din eğitiminde önemli olan sorun hiç bir zaman din dfjil, dinin sunuluş bıçimidir. Kişinin düsünce formasyonn din bügisinden çok, bu bilgileri telkin edenin etkisi altmdadır da denebilir. Aynca însanın kisiliğinin oluşumnnda yalnız gençiik yıllannda öğrendikleri ve benimsedikleruıin Snemi daima duyulur ve bilinir. Bu noktaya değinen büyfik eŞitimci J. A. Comenius' (15Z9 l « 0 ) un verdigi su Srnek bir gerçegi açıklar: «Bir boya ile ilk defa boyanmıs bir yiın; boyanın rengini öyle saglam bir tarzda emer ve alır ki; onu artık ikinci defa başka bir renge boyamak kolay olmaz. Bir yas ağae, bükülerek kolayca çember haline getirilebilir. Fakat, kuruduktan sonra. bu çemberi düzeltmek ve ağacı, tekrar eçki haline getirnıek lstersek kırthr. Tıpkı bunun gibi, ilk izlenimler, insan ruhunda, bvle sağlam, kuvvetli ve derin izlenimler bırakır ki; onları beyinden söküp çıkarmak; âdeta imkânsızlasır. Esasen, bu lzlenimleri; beyınden söküp çtkarmak değil; sadece. değistirmek mümkün olsaydı; bunu hayretle karşılamak gerekirrli » (1> Eğitim »ornnları bakımından bn «Sderden çıkan sonuç açıktır. doknzoncu yüzyılın İkinci yartsından beri eğitim alamndaki konnlar da, »is. temlestirilerek manevî bilimler kapsamına almmıştır. Böylece, eğitimin biitün genel knrallan öğretimin her dalında geçerli olarak nygnlanacak dnramda belirraiştir. Hal böylevken ba kurallardan en az nasibinJ alabilmif olan eğitim dalı, vurdnmozdaki din egitimldir. Bakanlığın din öğrenimine karşı türlü nedenlerle ve çesitli görüşler altında, öteden beri tam bir açıklığa kavastnrnlamıyan tutnmundan dolayı en fazla zarar gören de ye. tiştiriltn bîr nesil ve dolayısiyle bnpünkü toplumamnz olmnstur. Din eğitim ve ögretimi mademki çocuklarımız için yararlı görülüp oknl müfredat programlanna eirmiş, oknl dısında ise kurslara izin verilmistir, o takdirde bn Sgretim faaliyetinin bflimsel ölçülere nygun olarak, hem birey. hem de toplnm yaranna bir nitelik taşıması için gereken teşebbüsler yapılmalı, alınan kararlar sünliik politik amaçlar ufruna bozulmamalıdır. 1948'terden bn yan» »erek ders müfredat programlan, gerekse ba dersin metodolojisinin, \ani ögretim tarz ve yolnnn değerlendirecek calısmaların yapılmaması yüzünden düsülen hatalar, btt eğitim ve ogretimde kördüğiisü gibi bir polemigin yıllar yıh süriip gitmesine yol »çmıstır. Üstelik ilk sençlik yıllannda verilen sağlam ve doğru bileilerin, ilerde kisi ve toplnm yönünden, yararlı olacağı, bunun kanıtı olan yanhş, knsnrln eğitim ve öğretimin ise, toplumn idare eden otoritelerin haşını bir süre sonra pek çok derde ve tehlikeye sokacağı hususnndaki pedaçojik temel prensip de unntulagelmistir. Ve bueün içinden çıkılması çok şüçlesen birçok sorun, doğal bir »nnç olarak ortaya çıkmıçtır. S*1 «• •• •* • • # Din egitimln!, geni» anlamıyla bir moral eğiUmi olarak düşflnnnce, çocoklanmııın, gençlerimizin manevî yeteneklerini yükseltecek, kişiliklerini iyi yolda etkiliyecek olan kuralları daima gözönünde tutmak gereke. cektir. Bnnun için de, bu öğretimde görev mlan öğretmenlerin yeterlilikleri önemlidir. 9 Din Sğretiminin kişi, toplum ve ynrt sornnları açısından yararlı olması hem müfredat programlannda yer alan konular, hem de bu konnlann öğretim metoduyla yakmdan ilgilidir. Türkçe, tarib, matematik derslerinm özel öğretim metotlan vanında, öğretim tarz ve anlayışında öîrttmene yardımcı olmak üzere, bu dersteri kapsayan bir özel Sğretira metodnnun hâlâ yazılmaması biiyük bir ek. sikliktir. Tamamen ruhlara inen manevî de. Rerdeki bu bilçilere ynrt sornnlan açısından yön verecek ve ortak bir görüsö yansıtacak yol. belirli prensipler içinde nygnlama disiplini veren bu dersierin metodolojisi olaeak. tır. Q Biitün bunlardan başka çok önemli bir nokta da kitapların durumudur. Baskıları bir yana, kitapların aynı konnları işleyislcri bile birbirlerinden farklı göriişleri yansıtmaktadır. O tllerden baslayıp kasaba ve köylere gidildikçe problemi artan diğer bir konu da din egitiminde görülen ikili nvçulamalardır. Okul ile Kur'an kurslarındaki eğitim biçimi, tam anlamıyla iki çağı, iki zihniveti yansıtır ve onlann metotlannı nygular. tlim ısıjhnda yeni bir çalısma, çocuklarımız ve yurdnmaz yaranna ergeç gereklidir. UNE UNDEN Arodoki boşluk n Din eğitimi nedir, ne değildir? Sonuc kişisel ya da politik düsünce eğilimi açısından degerlendirmelerle değil, sadece pedagojik verilerin ısıgı altında temel prensiplere bağlı biçimde çelistirmekle olumlu olacaktır. Bugün yurdun kalkınması ve millet bütünlüğü bakımından Anayasada kesin ifadesini bulan bu tfir reformların lâfta ve kâğıtta bırakıl. mayıp, yürütme dönemine eirmesi sadece memnunluk vermiyecek, Atatürk sibî, kendi «ben» ini aşan bir dnygn ve dUşünee dfizeyine nlasabîlmiş tüm vatandaşlara rahatlık ve huzur da getirecektir. (1) Jan Amos Comentus, Biiyük Didaktika (Didactica Magna). çev.: Hasip A. Aytuna, s. 49 Ankara, 1964. eğitim sisteminâe Türkiye Cumhuriyeti eğitimigerekli yara. yer alan dinsel eğitimden rı elde edebilmemiz, bu yettşkinlerin ir kere eğitisnini layiK anlayışm B eksik birainsanmak çok yanlıs. daha dogkarşısında rusu çörüstur. Bunun yanında aynı biçirade kusurlu bir »örüs de layiklik kavramını dinsizlik sayıp Millî Eğitim Bakanlıgının bu anayasa) teme) prensibe sahip çıkmasına karsı, âdeta Don Kişot'vâri mttcadele açılmasıdır. Bn iki görüş ancak iki asırı nçta savunueusunu bnlur. Her iki çörüsle ileili ayrıntılı biçimdeki elestirme, ba yanmızın sını. nnı a;acağından, sadece deginraekle geçiyernz. Tasalann himayesinde olan din ve vicdan hiirriyeti. bireyin temel hak ve hörriyetleri çiiŞnenecek veva eifcnettirilrcek biçimde yorumlanamaz. Bir başka deyimle, dindar olsnn ir burada, çerçcveyi gavet dar tutarak, görüsümüzü birkaç noktada toplamak istiyornz: B Gorusumuz BUGUN YARIN Sosyal Emperyalizm Bnndan sonra bn deyimi sık sık yabancı ajans bültenlerin. de söreceğiz. Çin'in, Sovyet Rnsya hakkında knllandığı deyimdir bu. Çin'i ziyaret eden herkes, bu deyimi işitmiştir. Rnsya' dan söz ederken, «sosyal emperyalıst» diye tanımlandığını bilmektedirler. Hindistan'ın, Pakistan'ın toprak bütflnlOğüne karsı giriştiği saldmda Rusya'nın kışkırtıcı rolü, Güvenlik Konseyi'nde kullandığı vetosn ile artık saklanamıyacak biçimde belirgin hale çclmistir. Türkiye'nin en sağlam dostlanndan biri olan Pakistan'ın, uğradığı bu haksız saldırı, bütün Türklcri Ozmüştür. Sayın Basbakanuı^ilindistan'a yaptıih çağrı. Hint Basbahanının <ıağır. lasmıs kulaidvrında bir etki yapacağinı * sanmıyornz. •alnuT Rusya'nın .îıfll^larına uygun biçimde Hindistan saldırısıni mmoynmurastrnanlar. artık bütün dfllı^nim biidiği bir deforme ederek, Rus politikasına uyeun biçimde, ülkenin en yakın dostu aleyhinde sunamıyacaklardır. Aynca, Rusya'nın milletlerarası anlasmazhkları tahrik edici, derinlestirici rolune yeniden döndüğüne de, Pakiitan hakkındaki tutumn yeni bir kanıttır. Rnsya nerede bir zayıf nokta bulmuş ise onu kurcalamaktan kacmmamıştır. Bu geleneksel politikasını, bnçün bir kez daha, Hindistan'ın bir Doğn Benjal kurdurmak için, Pakistan'ı parçalamak için giriştiği saldınya arka çıkmakla görüyoruz. Bunun için iç birüğimizi, her şeyin üstünde tutmak zoTunluğnnu iyice anlamahyız. Çin Komünist Partisi resmî yavın orgamnda çıkan, parti yetkililerince yazıldığı tahmin edilen basyazı, Rus tutnmnnn şöylf tanımlıyor: «Bu. sosyal eırjpeTyalizmin alçakça bir saldınsıdır. Reaksiyonerlerin kalesi olan Hındistan, sosyal emperyalizmin politik, ekonomık. a^kerî alanda desteğine sahiptir. Aktif olarak. Hm. distan . Pakıstan arasındaki savaşa karısan sosyal emperyalizmin amacı, bu fırsattan yararlanarak, Hindistan üzenndeki kontrolunü güçlendirmek ve Hind'istan Pakistan yanmada^ını etki alanı içıne sokmakür. Dünvanm bu kesiminde tansiyonun keskinlesmesının, artmasının başlıca nedeni budur.» Çin Komünist Partisi Baskanı Mao'nnn ve Basbakan Çu En Lay'in, Hindistan ile Pakistan arasındaki savaşı yakından izlediklerini bellrten ajans haberleri, öteden beri Rus politikasını milim milim izleyen Fransız Komünist Partisinin, bir bildirge yayınlayarak, Rns politikasının köle gibi destekçisi olduğunu, bir kez daha ortaya koydnğnna dikkatleri çekmektedirler. 1 a ymladığı bildirge ile Fransız Komünist Partisi, Pakistan'» hücnm etmekte ve Hindistan'ı destekliyerek, Rus iddialannı tekrar etmektedir. Ne yazık kt ülkemiz, en iyi dostunun böyle bir gününde blr hükümet bunalımı içinde bnlunuyor; hiç değilse moral desteflni, kendi «eçici problemi yuzünden yeterince gSsteremiyor. Sayın Devlet Baskanımızın ve Basbakanımızın milletlerarası gayretlerini. kabine bunalımı sonuçlanır sonuçlanmaz, hemen vogunlastıracaklan beklenmektedir. Rusya'nın, Doğu Bengal knkla, uydnruk, sözde hükümetini tanımakta adım atmaktan sakınacağını nmit ederiz. Hindistan'ın Kalküta'da k^di topraklarında kurdurduğu bu tertibine ortak olaeak bîr Rusva'nın tutumu, milletlerarası ilişkilerde yepyeni bir dönem açabilir. Rusya ile Ui?kisi olan her ülkeyi yeni kuşkular ve dikkatler içine itebilir. Bn, sosyal emperyalizmden ötede, aeık açık çıplak bir. emperyalist politika olarak yornmlanabilir. Rusya'nın saldırgana arka çıkması, Ortadoğn'da' çok naıik olan durnma da etki yapabîlîr. Rusya'nın bn bölgedeki dostlarına, yeni ihtivatsızlıklar yapmada cesaret \erebi. evpli Cumhuriyet okuyuculan; tam otuzbir yıl oluyor, İkinci Cihan Harbinin ilk senelerinde, bir akşam vakti, bugün hâlâ Cum huriyet gazetesinin ida re kısmı olan Nuruosmaniye'deki köşkün biiyük demir kapısından, babam merhumla birlikte, yüreğimde çiçeği burnunda bir sanatçı heyecaıuyla, gü^ik ve gazetenin kııru S Bir toplumnn başarısı aşagı yukan ulusu tejkil eden Insmnlann tek tek başarısuıın toplamı olmak gerekir. Bir menüekelte okuma yazma bilmeyen çok ise. oroemleketinkalkınması zor olur, velevki o memleketin toprakları altında hazincler yatsa bile.. Ona karşılık kültür vasatisi \üksck bir memlekette meselâ Isviçre'de ekonomik seviye yüksektir; çünkü kültürlü insan, üreümi çoğaltmanın usullevini bulmuş ve uygulamıştır, o memlekette velev doğal kaynaklar kıt olsa bile. Kalkuuna çabaları içinde olan Türkiye, aslında o kalkmmanm manivelâsını kullanacak insanlann yoklufunu çekmektedir. Plâncılar. paıarlamacılar, işletmccilcr yeni yeni yetisıneğe basladı. Bi» bir ara zannettik ki ilkel tahsil devresinden ve devreyi çevreleyen yaşantıdan çocuğu alıp üniversHeye soktnk mu, o gençten, sonra çok büyfik istifadeler görürüz. Bu duşüoeede hatah olduğnmuc bu gençlerden istifade edenıcjişimizle sabit olmaktadır. Türkiyede (en biiyük gericilik: Kırtasiyecilik) devlet mekanizmasını işletmeyen vo bu yüzden bizim bütün kalkınma hamlelerimizi zaman içinde erlten bu kırtasij ecilik dediğimiz şeydir. Meselâ mahkemelerin çok ağır işlcroesi, bilhassa hukuk ve ticaret dâvalarında memleket eko | | nomisiııi ciddi olarak etkilemekte ve kalkınma dâvasuıda farkına varmadığnnız şuuruaa uiasmadıgımız bir fren rolü görmektediı. Bir ev alacak veya satacak olursanız bu işin bütün muameleleri hattâ almacak vergiyi tahsil edecek tnakam devlet olmasma rağmen, vatandaşa yükletilmiştir. En basiti: Her gün harç pulu tüketen dalrelerde pul bulamazsınız, vatandasa Git filân yerden al» diye bir kilometrellk yol gösterirler. Pasaport verilirken: « Sen askerliğini yapmamışsm!> îTahut «Vergi borcun varl Onun için sana pasaport veremeyeceğiz» denmez, «Git, askerlikten, vergiden yana temiz olduğuna dair kâğtt getir» derler ve kabahatsiz olduğunun isbat yükümlülüğünü vatandasa yüklerler. Bu hal, vatandaştan ağır vergiler alınmasına rağmen bir nevi kanunsuz bedenî vergi mükellefiyetidir. Az emek sarf ederek işj sorumsuzlnk gayretl ile vatandasa yükleme cğiliminin sonocudur. Bu hal baska başka yerlerde, başka şekillerde de belirir. İmarda böyledir, maliyedc böyledir, plânlamada böyledir, böyledir, böyledir, böyledir» Bn hal sebebi keşfedilip de teda\isi bilinmeyen kültür yokluğn ile ilgili biiyük, çok biiyük yikıcı bir hastalıktır. Devlet mekanizması bizde hem çok zor isjetnekte, hem de kalkınmada büyük bir faktör olan «zaman»ı bol boi israf ettiği Için devlete çok pahalıya mal olmaktadır. *** Türkiye bir gün tnutlu olmak istiyorsa pahalı; mallyet hesaplamayan: akan giden zamanda üzüntü duymayan bütün fedakârhklan bedenî vergi olarak vatandasa yükleyen ilkel idare sistemlerfatden artık uıaklaşmanın da çatesini aramahdır. Yapacağı scy insan yetiştlrme; özellikle, memleket ihtiyaçlanna göre insan yetiştirmedir. Tenekeci yeti^tireceğinize ihtiyaç kademelerini atlayarak derhal yüksek tnüheııdis yetistirecek olursanız o mühendis çalışamıyacağı gibi neticede tenekecisi, yani tek» nisyeni bol olan başka bir memlekete de göç eder gider. Buna da önüne geçmek istediğimiz beyin ihracatı denir. Kooperatifçilik n»i yapacağız? Çok guzel: evet bn memleket kooperatiflerle kalkuıabllir, ana bu kooperatiflcrin hesabını kim tvtacak, bunlan çok îönlu olarak kim isletecek? Gazetelerde okudum, Almanya'nm verdifi burslarla bir miktar genç, kooperatifçilik ihtisası yapmak üzere Almanya'ya gidtceklcrmiş, bu girişimi ihtiyacuı binde birini karşılayacak da olsa sevinçle karşılıyoruz, ama bunun yanında Millî Eğitim Bakanından veya ilgili bakandan hem bu kooperatiflerde çalışacak. hen okuyacak. pratik yolda eleman ~ lar yetistirecek okul veya enstitüierin kurulmasını da sağlık ve» rtyornz. BAŞLARKEN... der denilen kaygısız bahçıvauın çalı süpürgesi önünde uçuşan küçücük kurn yapraklar olmaktan öteye geçebilir miyiz? Benimkinde de öyle oldu. Hayatın potasında dokuz renge boyandıktan son• ra yazarlığın fıstıki rengiue^dayandım, yahnt da zorlautfkyandv rıldım ve babamın, sorfirtıini sorma dediği şeyi kırkından sonra anladun. «Pekı anladın da, r.e oldu, pişman mısın?» diyeceksiniz. Hayır efendim. Dünyaya bir daha gelecek olsatn gene yazar olarak gelmek isterim. Çünkü bugün kaderin beni dündürüp dolaştırıp otuz bir yıl sonra sizlerin karşısına çıkartırken kalbime doldurduğu heyecanın, otuz bir ytl Snce gazetenin başyazan Yunus Nadi Beyefendinin odasına girerken duymuş olduğnm, tatlı heyecandan hiç bir farkı yok. Deinek ki rahmetlı babacığun bu afyonun damarlara nasıl yayılıp devâ bubnaz bir sarho^lukla insanı son durağına kaüar götüreceğini o zaman biliyurmuş. *şte sevgili Cumhuriyet okulyuculan, o zaman, gazetcuin isekreteri olan merhnm Feridun Osman beyin odasından ötcye geçmeyi başararnayan bu lıcvesli, bugün gene ayni hevcslerle karşuuzda. Bundan böyle her Pazar sizlerle, tatlı olmasuıı gözeteceği, mümkün mertcbc siyasetten, bilhassa pojlitikadan uzak bir sohbctte buluşup halleşecck, hafta ortasında bir gün de küçük sevgili okuyucularım. Oıılar da bir çeşît sohbet niteliğinde olur. Mamafih gene siz siz olun, kendinizi çok tatlı şeyler okumaya, keyifli kahkahalara hazırlamayın da hayâl sukutunuz başarısızlığımı<ktirüktemesin. Siılere bas saj(. falann ' Çft* bulutlarla kapiı garai* hatmtferini unuttuf%çj»k küçücük bir tebessüm vaad ediyorum o kadar. Bunu başarabilirsem ne mutlu bana. v•••••••••••*••• • • • • • • • • • • • •• • • TEŞEKKÜR cusu, başyazan Yunus Nâdi Beyefendinin yanına çıktık. Ashnda san'atçı filân değildim tebiî. Bugün bile enflâsyonunun zirvesine çıkmış olan bu sıfata, belki de hâlâ, tam anlamıyla lâyık değilim. Ancak o akşam yüre> ğimdeki heyecan, su katılmamış bir san'atçı heyecam idi. Hani şu kendini hikâye yazıyor sanan bir genç heveslinin kalbini agzından çıkartırcasına çarptıran ve o yaşta kendini kendine «bulunnıaz bir hint kumaşı» zannettiren, sıcacık gençlik, çocukluk heyecanu ir zamanlar butiin Paris aydınlarının, san'atçüarının u*rak yeri olan «Damdakl Okuz» (Le Boeuf sur le toin adlı B Uzun zamandır ıstırabını çekUgim hastalığım» teşhis ve lokale iki taşrah girmis, geçmis tedavı ederek, benı, kendılerine ebedıyen mınnettar bırakan bara oturmuşlar. Bir ıkı kadelı S S.K. Nışantaşı Hastanesının çok değerli hekimlen yuvarladıktan sonra «Buranın da boşuna adı çıkmış birader, hiç FİZÎKTEDAVİ VE ROMATİZMAL HASTALIKLAR bir fevkalâdelığı olmayan bir MÜTEHASSIS1 bıstro ışte'» falan filân diye ataSAY1N konusurlarken, yanlanntondaiyada içkisini yudum; j ş JpanT Cocteau böşalan barStNtR VE RUH HASTALIKLAR1 MÜTEHA8SI6V ' (lafiinı barmene uzatarafc: «Heey SAYIN Maurice, demış, şuna bi duble daha öküz kanı doldur ama biraz koyuca olsun, işi çıgrından çıkardınız kaliteyi lylden iylye bosRÜNTGEN MCTEHASSISl dunuz son günlerde zira!..» SAYIN Pazarlan sizlere bir kadeh tatlı misket şarabı ikrâm etmeye çalışacağım efendim. An» pata» beyefendilere «onsuz teşekkürlerlmi arz ederim. testen sâde yağ, talaşdan sirke, tuğladan kırmızı biber yapılan MÜHENDİS bir devirde yaşadığunızı dikkate S A H A P E R G O N alarak, gene ihtiyatı elden bırakmavın ve bu kadehi koklamadan ^HinııımmtttaHnmnnıııtmHMnıiBUnnı • • • • • • •ı ••••••a dudaklarınıza götürmeyiniz FCVgili okuyucularım, benden sıze (Cumhuriyet 10167) imâlâtçı nasibatı. Dr. NEJAT URAS ,; Dr. NECATt ÖZTA1S Dr. MEHMET AKAY TEŞEKKÜR Babam; VEFAT Merhume Remziye Konur'un eji, Fitaat Badur ve Zeki Konur'un. babaian Havva Okur, Dudu Karakaş, Hakkı Konur, Mustafa Konur'un kardeşleri, Gönül Konur ve Ali Badur'un kayınpederleri, Ayçegül, Tayfun, Lftle, Zeynep, Nilgün, Nazlı'run dedeleri, Neaniye Doğan'm eniştesi GÜLYA Gl • • TÜCCAR1 Dr. NECATİ BİCİOĞLU'nun vefatında candan ilgi gosteren Beyoğlu İlk Yardım Hastanesi ile Kasımpaşa Denız Hastanesı sayın başhekimleriyle; personelıne cenaze törenine katılmak; çelenk gondermek; telgraf; telefon ve mektupla b&%~ sağhğı dılemek suretiyle acımı paylaşan Adlî Tıp Müessesesı; İstanbul Adlıyesı; Deniz Kuvvetleri Komutanlığı; İstanbul Beledıyesi; Gülhane Askerî Tıp Akademisi; Türkiye Jınekoloji Cemiyeti; Cerrahpaşa Tıp Fakültesı; Kuzey Deniz Saha Komutanlığı; İstanbul Belediyesi Yollar Şubesi; saym Prof. Dr. Ali Esat Birol; sayın Dr. Fayri Atabey ile çok sevdiği muhterem meslektaş; arkadaş ve akrabalanna teşekkür ede r minnet duygulannu sunanm. Ofclu: Yalçın BtCİOĞLU Cumhuriyet 10171 TiıiteCSfUaei Ahmet Râsim, Mahmut Sâdık ve daha baskalan gibi devrinin tecrübeli yazar ve gazetecilerinin yakın dostu olan babacığun, o zamanın gazetecilerinin, özellikle yaıarlarının kaderini çok iyi biidiği ıçin, Iran Sefaretinin yaı.ından gazeteye giden yola yoneldiğimiz zaman son defa kuUğınu bükmüş: «Bak oğlum, istedin, ısrar ettırı, senı götürüj'orunı, ama beni dınlersen bu işlere beves etme. Sebebıni de sorma» denüşti. Sormadun. Ashnda sormadan anlatmaya da kalksa, dinlemeye, kulak vermeye niyetim yoktu. Babalanmızın hangi sözünü, zamaninda. yürekten dmlemişizâir ki!.. Sonra dinlesek de, acaba ka 11 Aralık 1971 tarihinde Hakkın Rahmetine kavusmuytur. Mübarek nâşı 13 Aralık 1971 Pazartesi günü öğle namazını müteakip Şişli Camünden kaldırılarak Zincirlikuyudaki aıle kabrine defnedilecektir. Mevlft Rahmet eyleye. NOT: Çelenk gonderümemesi bilhassa rica olunur. SULEYMAN KONUR (Cumhuriyet bir fıkra aracılığiyla biraz dertleşecek. tnşallah Pazarlan >üzünüze yaymak istediğim ufak tebessümü, ciddî konulaıa değinecek oldugum fıkralarla stlmcm lir. TÜRK EĞİTİM VÂKFIİ YURTDIŞlBURSLARlj İş İdaresi (İşletmecilk) i Yüksek Lisans Öğrenimi İçin * 197273 ders yıhnda A.B.D.'de h îdaresl (îsletmecilik) J dahnda yüksek hsans (Masterj öğrenimi yapmak ıstıyenlere f burs verılecektır. t Adaylarda aranân vasıflar: a) Turk vatancfası olmak, b) Iktisat, Işletmecüık ve Muhendislik (înşaat, Makina, Elektrik, Kimya, Endüstn, Maden) dallarında üniversite veya yüksek okuldan en az iyi derece ile mezun olmak (halen son sınıfta bulunan dğrencılerin müracaatları nazara alınmaz), c) Derslen takıp edebılecek seviyede ve çok iyi derecede îngılizce bilmek. Bu maksatla japılacak Ingilizce İrotihanlarını kazanmak d) Vakîm bilımsel bir kurulca yaptıracağı mülâkatı başarmak, e) Yüksek öğrenımde elrie edilen not ve başarı tfururoları, master verecek unıvsrsıtelerce yeterlı gorülmek. tlgilılerin muracaat formlanm en geç 20 Aralık 1971 ta: 1J,. Ta,ı, viritiın Vakiı'ndan ıstemelerı gerekır. SİMİTAŞ'TAN AÇIKLAMA; 1972,1973,1974,1975 yıllannda tamamlanacak daire daha satışa çıkarılmıştır. Simifaî apartmantarmdan dcîre alanların cvanfajlari; • En az pejinat (dalre bedelinin yüzdt 30'u ve o dahi taksıtler halinde.) •En modern irrçaoî (Tvimbeten sistem.) • En yeni bir mahalle (Okul, ) • En cîddl hizmet (Simitaş îlgililerr, iatil günleri dahil her an emrinizdedir.' Şirkeîimizi ve injaatımızı ziyaret ediniz, »En uygun vade (daire •esliminden sonra 8 yıl.) •En fazla konfor (Kalorifer, daimi sıcak su, TV. onteni,) Simitas İnsaat Sirketi.MerterSitesi 21 46 87. 23 24 29 İSTANBUL
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle