25 Mayıs 2022 Çarşamba English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAHİFE ÎKt 19 Ocak 1967 CUMHURİYET SOSYAIIZM TARTIŞMAIARI lr yandan C A f . içinde, ortanın soluna yöneliş sebebiyle sosyalizm tartısmaları devam ederken, diğer yandan da asıl sosyalist eephede zaman zaman sertleşen ve kırıcı bıçimde gelişen görüş ve metod çatışmalanna tanık olnvoruz. Olan bitenleri 27 mayıs sonrası politik ortamının getirdiği tabiî sonuçlar olarak kabul etmekle beraber, bnnların yarınki Türkiyenin sosyal ve siyasi kaderinde önemli etkiler yaratabileceğini söylemeden geçemeveceçiz. on C.HJ*. kurultayında, ortasol politikasıı, adını da gizlemeden açık \e kesin ularak kabul edenlerin galebe çalmaları, partinin geleceğe açılışında, kim ne derse desin önemli bir asama olmuştur. Bu meselc birkaç gün önce sona eren parti meclisi toplantısı vesilesiyle yeniden aydtn çevrelerin dikkatini üzerine çekmiştir. Parli meclisi tartışmalarında, ortanın solu bayrağım tasıyan jeni ekibe kar«ı çıkanlar, kurultayca çizilen ortasol politika sınırlarının asıldığını, parti yönetiminde sorumln ve söz sahibi olanların, partiye «sosyalist* bir kimlik getirdiklerini iddia ediyorlar. Parti Genel Başkanı Sayın Inöniı, kırk yıldır halkçı ve devletçi olduğunu. bu anlamda «solcu» İelâkki edilmekten çekinmediğiıU sö\lerken, ortasol ekibi destekleyen Prof. Erim de, kendisinin. kurultavca çizilen sınırlarııı da ötesinde, Marksist olmayan bir sosvalizme taraftar bulunduğunu açıkça belirtmiştir. Görülüyor ki, C.H.P. de önceleri «ortanın soln» deyımi iızerinde baslayan çekismeler, artık «sos•alist» deyimini de içine alarak daha süratli ve seçik bir ortamda devam kanalına girmiş oluyor. Bizden haber vermesi.. Dr. Nihat TüREL dan meydana gelen bu «ara tabakalar» ın ortaklaşa gücünü, önce millî bağımsızlık, sonra da sosyalizm yönönde kanalize etraek Türk sosyalist stratejisinin esası olmalıdır. Ana çizgileri ile yukarıya aldığımız, sosyalist cephedeki iki ayrı görüs, dikkatli bir bilimsel süzgeçten geçirilirse, görülecektır kı, ileri sürdükleri stratejik ttzleri ile her ikisi de, klâsik Marksist görüşten aynlarak, birisi islâhatçı, parlâmento düzenine bağlı revizyonizme. diğeri de bir çesit kiıçük burjma sosyalizmıne gelmektedir. B YETERTOPRAGİ OLMIYAN ÇiFTÇiLER Prof. Dr. Reşat AKTAN Siyasal Bilgiler Fak. öğretim üyesi opraksız ve az toprakh çıftçıler, ancak senenın mahdut gunlerınde çaiişan, yarı tok gızlı ışsızler durumundaJırlar. Suratlı nufus artısı bu gızlı ıssızler ordusuna her yıl j uzbınlerı katmakta ve sayılannı kabartmaktadır. Topraksız %e az topraklı ziraat ışçıleri. dusuk produktivıtel» v« pek mahdut miktarda ıstıhsalde bulunahılen mustahsü gruplarını tejkıl etmektedırler. Zıraatın gerı kaıma sında ve topları hasılasmm duşuk sevıyelerde olmasına bu vâkıa büyuk mıkyasta tesır et ramJ T Batıda sosyalist hareketler bilir. " Gerçekten batı dünyasının sosvalist lıareketleri, başlangıçta, suuf kavgası tezmdrıı hareket ederek, kapitalist düzenin vok edılmesini değişmez ve uzlasmaz bir ilke olarak kabnllenmıslerdi. Sosyalist partiler, başlangıçta, parlâmento faaliyetlerini küçümseyerek, dirckt aksiyon ve propagandavı ideolojik bir temel saymıslardı. Fakat zamanla, nzlasmaz sınıf kavçast tezine sadık sosyalist partiler içinde meydana gelen görüs baskalıklan genel sosyalist düsüncede devamlı ve derin metod ve hedef ayrıbklannı yarattı. Sosyalist hedefler için ihtilSI ve devamlı sınıf kavgalannı gerekli görmeyen, parlâmento çalışmalan içinde ve demokratik bir ortamda burjnvaziden koparılacak tâvizlerle sosyal bir denge knrnlmasını yeterli gören sosyalist görüş, revizyonizm adı altında ihtilâlci ve nzlasmaz kanattan aynlmıstır. Revizyonizme kayan sosyalist partiler, sol bnrjnva partileri ile işbirliğini de gerekli sayarak, günümüzün, sosyalist fakat, sosyal adalet ve güvenlik tedbirlerini diğer bnrjuva partilerine kıyasla daha da yofunlastıran ve bnnu yeterli gören, hürriyetçi, kurulu düzenin demokratik ve politik yapısından yana knrnloslar haline gelmişlerdir. ir Fransız yazannın elli yıl önce çBrüp sezdiği gibi, kâgıt fizerinde (programlannda) sivri ve atak görttnen bn partiler, fiilen yumusak ve düzenle uyuşan bir politik davrams temelindc karar kılmışlardır. O kadar ki, içlerinde, Fransız radikal sosyalist partisi gibi, «sosyalist» adını tasımakta beraber sosyalizmle iliskisiz olanlara bile rastlamak mümknndür. Hatta Marksist Leninist ana stratejiye teorik olarak sadık batı komünist partilerinin dahi kurulu politik düzen karsısında son yıllarda takındıklan hissedilir esnekiik, sosyal düşüncenin geldiği yeri azçok gösterebilmektedir. Türkiyedeki sosyalizm tartısmalarım batıdaki bn pratik sonuçlann ışığında değerlendirirsek, ortaya kendiliginden bazı gerçeklerin çıktığını görürüz. atı sosyalist tarihi üzerinde vapılacak bırB kaç cümlelik bir öset, Türk sosyaUzmmin bngünkü bilimsel niteliğini ortava açikca kova ;ı ısrafım, değerlı arazi kajnagının kaybını doğurmakta, ntilafları artırmakta, faaliyetleri guçlestırmekte, neticede zıraı prodüktivıte ve hasıla duşuk clmaktadır. Kiracılık ve ortakcıiık Cephedeki çatışma dükleri ve karşısında olduklarını söyledikleri «tepeden inme sosyalizm» sloganı üzerinde açılan polemik yer yer ve karşılıklı itharalarla dolu bir jüzeyde siirüp gidiyor. Türkhe Işçi Partisinde toplanan sosyalistlerle parti dışında kalan ve özellikle «Yön» bareketi içinde düsfince birliğindc olan solcular arasındaki ana görüs ayrılığı, sosyalizmin temel niteliğinden çok, sosyalist politikanın genel taktik ve stratejik metod ve kavramlarından ileri çelivor. Türkiye Işçi Partisi klâsik sosyalist çörüşe bağlı kalarak, sosyalist meselenin, Marksist anlamda bir sınıflar meselesi olduguııu, sosyalizmin de ber seyden önce isçi sınıfının demokratik Snderliğinde kurnlacağı ve yürütülecegi teorik görüsünden vazgeçilemeyeceğini savunmaktadır. Gene T.t.P. ne göre, sosyalist iktidar halkın bilinçleşmis oy'larına dayanacak, demokratik parlâmanterizm, sosyalist taktik ve stratejinin esasını teşkil edecektir. Yani Türkivede sosyalizm, ihtilâlci ve kavgacı sosyalist militanlarla değil, haik terciblerini esas tutan parlâmanter ve demokratik yollar üzerinde iktidara ySnelecektir. li bir nitelik tasıyor. Türkive Isçi Partisi A sözcülrrinin son zamanlarda sık sık öne sürsıl sosyalist cephedeki çatışmalar ise önem { ••I •a B mektedir. Topraksızhkla tırlıkte gidcn, mahdut ellerde bu., uk arazi varlığının temerkuz etmesi hâdisesi, özellikle ebsentızm, yâm arazi sahıbımn mulku başmda oturmayarak şehır ve kasabalardan arazılerini ıkincı ve uçüncü ellere ıdare ettırmesı vakasıyla bırleştıği zaman, buyuk mülklerin rasyonel ve duzenli bir şekılde i^lenmemesini, geri ve iptidaî ışletmecılık usullerinin buralarda hâkim olmasını, böylece arazilerin bakımsız kalmasını, düşük prodüktivıte ve hasıla vermesini doğurraaktadır. Kıt ve değerli bulunan arazi kaynaklarının bu suretle etkın olmayan şekillerde kullanılmasına goz yummak ne iktisaden, ne de politika bakımından hiç de tasvip edilecek bır durum değildir. • ••I •>• • •• «••I • •• ::: ••• ••• ••• •*• • • • • M Sonuç İİİ Dıger goruş * r Ş'sma aldıgı diğer list görüs ise, isçi sınıfı önderliği ve genel halk oy'u kavramlarında TJj*. teorısyenlerini fazla romantik ve biraz da taklitçi bulmakta, azgelismiş bir ülkede politik ve ekonomık bagımsızlıgı ön plânda tnlmayan bir sosyalist hareketin sembolik olmaktan öteye geçenıeyecegıni söylemektedir, Bu goruse göre, milli bağımsızlık, özellikle gelişmemis bir ülkede, tarih ve sosyal evrim karakteristiklerine göre hangi sosyal tabakalartn gerçek gücfl ile ger(.ekleşecekse, sosyalist stratejinin esası da o olmalıdır. Romantik isçi sınıfı kavramı ve sosyalist stratejinin teorik ve pratik monopolizasyonu ile sosyalizmin gerçeklesmesi belki de bir imkânsızlık vetiresi içine girebilir. Bu görüşe göre, azgelişmiş \e sanayilesmemiş bir ülke olan Türkiyede sosyalist ideolojiyi ayakta tutabilecek yeterli ve bilinçli bir isçi sınıfı yoktur. Fakat topioman kayda deçer bütün devrimlerinde, bu devrimlcre önderlik etmiş, etkisi ve gücü belli «ara tabakalar» vardır. Aydın, memur ve şehirli küçük burjnvalarB İ n k B zilen ortanın solu sınınnın asılıp asılmadığı y« da yeni C.H.P. yöneticilerinin sosyalist ir defa, C.H.P. bakımından, kuruitayca çi bir yolda «Idnklan şeklindeki tartısmaların antaotsıe ve bir t*kna politik hesaplara bağlı şeyler oldnklarını anlamak için pek fazla düsünmeğe lüznra yoktnr. Taşadığımız yüzyıl gerçeklerinin bu yüzyılın teknik ve sosyal şartlarının, sağ ve sol fikir ve uygulamalar bakımından, ortak düzeyi süratle genislettiği bir politik asamada, gelişmemis bir ülke meselelerini. sosyal dozu fazlaca bir temada dile getiren davranışlara bakarak, bu davranışlann yönetimindeki partinin tipik ve klâsik teoriye sadık bir sosyalist gidişe sürüklendiği iddiasını fazla ciddiye almak bilimsel mantığa aykırı olur. sıl sosyalist cephe bakımından da, üzerinde dumlması gereken sonuç şu olnyor: Her iki sosyalist görüşün, deferlendirme ve taktiklerdeki dialektik ölçüm disiplinlerine rağmen, bütünü ile Marksist strateji ve Marksçı sosyalizmle bağdaşamıyacak bir yolda oldukları, henüz resmî itiraflarla tesçil edilmemis de olsa, açıkça görünüyor. Her iki sosyalist görüş arasındaki tartısmaların temel nedeni, bunların isgal ettikleri sosyalist yelpazedeki yerin, Türkhe gerçeklerinin de katkısı ile, dzelliklerinde ^atıvor ;•;• • • irasla ilgili kanunlar ziraat arazil«rini diğer servetten farkh bir muameleye tâbi tutmadığından ve tanmsal mulk lere tevarüs edenler genel olarak bu hisselerini almakta israr ettiklerinden, esasen kuçulen mülkler aynca fızikî olarak ufalanmakta, herbir parçası birbirinden uzak yerlere dağılnıaktadır. Ufalanma ve dağılma hâdisesi için istatistikler kandıncı ra kamlar vermektedir. 1950 ziraat sayımına gore, ışletm'elerin ancak yirmide biri C'o 5.4) bir tek parça h»knde idi v& bunların elJer^o^e^bBİunan araziler ve'#un ziraat arazilerinin °'» 1 inden azı ıdi. îşletmelerın dortte bıre yakın kısmı (% 22,6) on veya daha fazla parça halındedır ve bunların işledıkleri arazıler toplamı, ziraat topraklarmın yansı opraksız ve az toprakh çıftçılenn bürük kısmı başkalarının arazılerini kıracı ve ortakçı durumunda işletmektedırler. 1963 tarım sayımına göre, kiracıhkla 293, 518, ortakçıhkla 521,176 ve diğer suretlerle 115,703 kı toplam olarak bır mılyona ya kın işletme arazi sahıbinden gayri kimseler tarafından ışletılmektedir. Bu kımselerm tâbi olduğu ekonomık ve sosyal sartlar bırçok aksakhkları ihtıva . tmekte, zayıf durumda bulunan bu ınsanlann çeşıtlı vollardan ıstismarına sebep olmaktadır. Bır mılyon aıleye yakın bulunan bu insanların ekonomik ve sosyal güvenlığı sağlanmış değıldır. Ge nel olarak mahallî şartlara göre, örf ve âdetler gereğınce yürütülen bu munasebetler, huzursuzluk ve itimatsızlık unsurlanm ihtıva etmektedır. Aynca, bu isletme şeklinde. ziraat arazileri fazlaca ıstısmar edılmekte, bakım ve itina görmediğinden tah rıp ve ıstismar edilmekte, yeterı nısbette korunmamaktadır. Kiracılık ve ortakçılık sistemi araziye sermaye yetınmlannı engellemekte, ımar ve islâh mümkün olmamakta, arazinin ıs tıhsal kapasitesı artınlamamaktadadır. Bu sıstemde en geri v« iptidai istihsal metod ve vasıtaları kullamlmakta, zirai verimlhik ve hasıla nisbî olarak duşuk bulunmaktadır. Toprağm hasılası arazi sahibi ve tşleven arasında paylaşıldığından czelhkle kıracı ve ortakçılara düşuk paylar kalmakta, boylece arazi gıbi işleyenler de ıstısmar edilmekte, bir nevi beseri eruzyona mâruz kalmaktadır. T cut aksakhkları düzeltmek, ziraat topraklarını kontrol altaıda bulundurmak için gayretler barfetmıslerdır. Dığer servet ve kay naklardan farklı oıarak toprak, fertlerden once toplumun malıdır. Topragın bır ozellığı ner memlekette miktarının »abıt ve mahdut oluşudur. Insaniar gav ret ve çalısmalan Ue dı^er K^ıvnakların mıktarını artiır;iDildıklerı halde, bır tabıat verg'fi olan toprak mıktarına bir ek ya pamamaktadırlar Bır ıncm.ek^t• te bır kışının daha fazla <oprağ<ı sahıp olması, ancak diğer ba/ı kimselerin az topraklı veya hıç topraksız kalmaları pahasına mıimkun olabılmektedir. lş*e topragın insanlık için hayafı öneraı yanında miktarının da kıt ve sabıt olması. bu degerlı fcaynağı cemıyetın malı halıne gptırmektedır. Toplum adına devltller top rağın benimsenmesı ve kullanııması üzennde kontrollar tesıs etmek hakkını haızdırler. Bu suretle fertlerin toprak uzerındeKi mulkiyet ve tasarruf haiıları hıç bır zaman hudutsuz olmamakta, toplum yararı ve tnplumun ko\& cağı kayıtlarla sınırlı bulunmaktadır. Tarih boyunca arazıde mut lak mulkiyet bir kaıde olmaktan çok istisnadır denilebılır oprak kaynağını elinde bulunduranların topluma karşı bir takım sosyal fonksıyonları ve ağır mesulıyetleri vardır. Araziyı elinde bulunduran kımse aslında bır sonımlu muhafız durumundadır. Diğer servet ve kaynaklarda T Miilk emniyeti ırai bunye ile ilgili diğer bır aksakhk, tarım arazilerinde mulkiyet ve tasarruf lurumlannın, hudut, saha, kıymet ile ilgili tapu ve kadastro belgelennın sağlam ve doğru esasiara dayanmamasından ılerı gelmektedir. Bu durumun netıcesı ularak, pek çok sayıda mülk ya nıç belgeye sahıp değıldır, veya bu belgeler işe yaramıyacak derecede yanlış ve hatalıdır. Zırai drazide mulk emniyetının azalmasına sebep olmakta, boylece verım \e salde istikrarsızlık ve aksakhklar doğurmakta, ılgıh ınsanlar arasında sayıysız ıhtılâflaıa sebep olmakta, boylece vreım ve hasılamn du'mesme hattâ tahrıbıne yol açmaktadır. Her \ıl mah kemelere ıntıkal eden da\aların jansının toprakla ılgılı ıhtılâflardan çıktığmı 'statıstıkler bıldırmektedir. Toprak yuninden ıhtılâfa duşmemış kimseler veva kdyler bulmak âdeta ıstısuaî bır durum teskil etmekte, fccmşunun komşuya. kardeşin kardeşe, bır koy halkının dığer Dir köv halkına kasdettığı fıergün gorulen olaylar haline gelmektedır. Z A na yakın (°,o 48,7) bulunmiktadır. Aynı yılda ortalama olarak her ışletme bırbırinden ayrı 7 parça halinde idı. 1963 tarım sa>ımı ziraat ışletmelenndeki bu ufalanmanın zamanla azalmıyarak arttığını göstermektedır. Parçalanıp küçülen ve ufalanıp dağılan arazıler uzermde :; ı eko nomık neticeler verecek, rasyonel usullere göre isletılebılecek tarım unıtelerı kurmak ımkânsız hâle g«lmekte, bu yerlerde j apılan istıhsal, zaman ve ener TABII... ÇÜKIKf EÜsllZUE İÇ Ü pecİLSİMİZ İ SOLAK 6OBUP iraî arazinin benimsenme rejimi, sadece hukuki bır düzen olarak kalmaz; bu rejim. ekonomik, sosyal, hattâ politik bazı onemlı sonuçlar da doğurur. Mulkiyet rejimi en basta topragın kullanılması, ve ondan faydalanma sistemleri üzerinde etkide bulunur. Aynca, toprakla mesgul olan kimselerin sahsivet ve karakterlerinin tesekkülüne yardım eder, cemivetin sosyal ve politika raüesseselerinin belirli sekiller almasına tesir eder. Bozuk bir arazi mulkiyet ve tasarruf rejimi, bir vönden az sayıdakı zengini daha zengin hâle getirirken. öte yönden, esasen düsük hayat seviyesinde yasayan kalabaılk halk Kitleterinin daha da fakirlesmesine yol açar. Z olduğu gibi, arazi sahibi onu diledıği gibi kullanamaz, istediği zaman tatırip edemez. Ziraat arazlsini teknik icaplara göre, bu şartlan yerine getirerek işletmek, mtı essir bir şekilde kullanmak, boş bırakmamak zonındadır. Aynca arazinin verimıni Brttırmak için, onu islâh etmek için gayret sarfetmesi, çeşitli teknik ve tabil tahriplere karşı onu koruması vazıfesidlr. Bu kaynagı sürekli ve verimli şekilde kullanmak için gerekli tedbirleri nimnv yatırımları yapmak zorundadır. Eğer mülk sahibi bu sosyal fonksiyonlarmı ve mesuliyetlennı yerine ge tirmezsek toplum adına devlet mıl dahale eder, düzenleyici tedbirler alır; gerekirse mulkiyet ve kullanma hakkını tahdit eder. Hattâ bu hakkı iptsl ederek daha lyi kullanacak kimselere verir. Işte devletin arazi mulkiyet ve tasarruf rejimi ile ilgili olarak aldığı tedbirler, toprakla insan arasındakı hukuki ve ekonomik münasebetleri tanzım edıci müdahaleler topluluğuna «toprak reformu» dıyoruz. Bu müdahaleler; mülkıyetın âdıl ve toplum menfaatlerıne uygun bir şekılde dağılması, bu değerli kaynağın muessir ve sürek lı bır şekilde kullanılması, istihsal kabüiyet ve kapasıtesınin korunması ve arttırılması, insan • toprak munasebetlerrrıin en ellverişll şekılde ayarlanması, kiracı, ortakçı ve ziraat işçisi gibi geçimini top rağa bağlamış kimselerin hak ve vecıbelerinin düzenlenmesi alanlarını kapsar. Bu maksatla devlet, fertlerin tesahüp edebileceği veya ışliyebilecegi arazi büyuklüğünün âzaml ve asgarl hadlerıni smırlandırabilir, topragın el değiştirmesın de ve miras yolu ıle parçalanmasında özel kayıUamalar koyabılır. Ziraat arazilerinin başka maksatla ra kullanılmasını onleyicı tedbırler alabılir. Bir Sadık Goksu vardı. Kayseri Llsesi Felsefe ögretmeni iken kolundan tutup attılar bu ögretmeni. Millî Emniyet Hizmeti Başkanlığından Millî Eğitim Bakanlığına bir ğizli mektup geltnis, Bakanlık da sorgusuz sualsiz isine son vermisti öğretmenin BB olavın tarihi 1964 yılının 9'uncu ayıdır. Anavasa temel ilkelerine, hukuka ve kanuna avkırı bu islemi kösemizde protesto etmistik. Aradan epev zaman geçti. 1967 yılındayız simdi. Sadık Goksu mahkemeve basvurmus, dâvasını kazanmıstır. Göksu temize çıkmıs, onu karalamak istiyenlerin küçük ovunlan mahkeme ilâmiyle mühürlenmistir. Ama aradan üç yıla yakın vakit geçmistir. Sadık Göksu ne vemis, ne içmis, nasıl yasamıstır? Dâvasını nasıl yürütmüstür? Bütün bunlar bir yana.. Millî Emniyette kimbilir hangi aylıklı memurun yazdığı iki satırlık bir mektupla şüpheli adam olarak yasamıstır. Ne demektir bö\le bir gölgenin insanı her yerde kovalaması? Alimallah adamın kulağına fıslarlar : Süphelidir, Millî Emniyetin mektubuyla öğretmenlikten kovulmustur.. Geçelim Sadık Göksu'yu.. Simdilerde Atatürkçü öğretmenlere karşı açılan müeadele çok daha hızlıdır. Bakanlık emrine ahnan \e sfirülen öğretmenlerin haddi hesabı yoktur. Mahmut Makal'lar, Talip Apaydın'lar gibi yalnız Türkiyenin değil yabancılarm da tanıdığı Uimler acıktadırlar. Fakır Bavkurt, Tdrkiye öğretmenler Sendikası Genel Baskanıdır, ve o da görevinden ahnmıstır. Hafta geçmiyor ki öğretmen derneklerinden, sendika subelerinden bir raektnp almıyalım. Haksızlık haksızlık fistüne.. Sürgün sürgün üstiine.. Su kıs kıyamette öğretmenlerin sağa sola sürülmesindeki hikmet nedir? Bakınız Denizli'de olup bitenlere: Birtakım küçük adamlar elaltından ovunlarla millivetçi öğretmenlerin avağı altına karpuz kapuğu koyuyorlar. Öğretmenlerden Avnı A\tan Yozgat'a. Emn A\ tan Rize've, Yu=uf Korkut Adıyaman'a, Mustafa Üste Bitlis'e Kara Kıs'ta ve tam eğitim yılının orta yerinde neden gönderiliyorlar? Tekirdağ llköğretim Müfettişl Hasan Çelıkel nicin müfettislikten alınıp Bursa'ya yollanıyor? Bütün bunların altını kurcaladığınız zaman bir tek sebep, bir tek büvük sebep, ortava çıkıyor.. Bütün bu öğretmenler ve bunlara eklenen nicelerl, Hasan Kı>afet'ler, Ah Koçak'lar, Fıdan Girit'ler, Hasan Gırıt'ler, Ülker înce'ler, Kemal Eke'ler, Tevfık Uğurlu'lar, Mehmet Karaduman'Iar. Murat Çahskan'lar, Mehmet Aydemir'ler, Huseyin Taban'lar, îsmail Altan'lar, llhan Alkan'lar. Arif ÇahinHer ve daha nicelerl iktidann Anayasaya aykırı ve tutucu politikasının hizmetine girmedikleri için baslarına bu haller gelmistir. Haksızlığa oğrayan öğretmenlerin haklannı savunmak için öğretmenler Sendikası elindeki avukatlann sayısını üç misli artıracaktır. Simdiden Bakanlık aleyhine 200 dâva açılmıstır. İktidarm masalan. Atatürkçü öğretmenlere tertipli plânlı bir polit'ka uvgulamaktadırlar. Ama bu kıyasıya mücadelede yenilgiye nğrayacaklardır; ne vaparlarsa vapsınlar Atatürkçü öğretmenleri dize getiremiyeceklerdir. Ve bir gün politikacılanvla, Bakanlanyla, bunların tasradaki küçük hizmetkârlarıyla koltuklarmdan indikleri gün, bir kocaman sıfır gibi ortalıkta kalacaklardır. O zaman. bugün yaptıkları bayağı islerin ağirlığını sırtlarında taşıyacaklardır. Millî Eğitim Bakanlığı koridorlannda ve öğretmenler çevrelerinde süren kıyasıya mücadelenin bir büyük faydası vardır. Kimin kimden yana olduğu, hangi komprador hizmetkânnın hangi bavağı ovunu hazırladıği ortaya dökülmekte; eğitimci maskesi takınmıs kültür düsmanlarının. Atatürk'e diş bileyenlerin kimlikleri teker teker tesbit edilmektedir. Yarınki Türkive ya satılıkların elinde çöküp gidecek, ya da Atatürkcülük bağımsızlığında kurtuluş yoluna girecektir. Biz, Türkiyenin Atatürk'ün gösterdiği sasmaz yönde, yani bağımsızlık yönönde verdiği savasta yüzde yüz kazanacağına inanmıslardanız. Bu zafer memleket içinde ve memleket dışındaki sömüriicö takımının ve halk düsmanlarının yenilgisi demektir. Iste o yenilgi gerçeklestiği an bugün masa başında elinde kalemle ülkücü öğretmenlerin adlannı çizen ve kıs kıyamette onlan orava buraya süren küçük adamların hikâyesi de sona ermis olacaktır. Millî Eğitim Bakanlığında oturdukları koltnkları haksızlığın ve karanlığın aleti yapmak, halkın hizmetine gireceklerine komprador politikasının hizmetine girmek suçunn bugün işleyenler, kendi yarınlannı kendi elleriyle simdiden bazırlamaktadırlar. Onlar hem kendilerini. hem de bu memleketin değerli yıllarını boşuna harcıyorlar., Bizden sadece haber vermesi. ••••••••••••••••••••••••••19 D OĞU M S E L M A ve Dr. ÖMER ÖĞÜT oğullarmın doğumunu dost ve akrabalarına mujdelerler Ankara 171.I9S7 ÖZLEN SANTTÜRK ile Dr. r«ruk Müıtiloğln Evlendiler. 181.1967 Ankara Cumhuriyet 704 J Cumhuriyet 705 \ ^ ^ ^yj < J AKVERDİ AILES1 NEBAHAT AKVERDİ nın doğumunu dostlarına duyurur 161 1967 Adana 18 1 67 SUMBU GENÇAY HASAN YAŞAB BETGEN Istanbul Cumhuriyet 699 Cumhuriyet 701 Gece Klübümüz M e l i h Siirer'/V? piyanosu Selim'in şarkıları ve l l h a n F e y m a n Orkestrası ile sizi neş'elendirmek için her akşam emrinizdedir. 60 ülkede 1*1 SEKRETER ARAHIYüR Büyük bir müessese İngılız veya Amerikan mektebı mezunu, ryi Ingihzce ve daktilo bilen bir bayan Umum Mudür Sekreteri aramaktadır. İkinci bır lısan tercih sebebidır. Talıplenn bır hafta içinde P.K. 1160 TStanbul adresine müracaEtiar.. Yüdız: 44/684 Ulaştırma Bakanlığından Payas Boru hattından alntılan ham petrol ile yurt dıjından satın ahnan ham petrolu rafinelerimize nakletmek iızere bıri 25 000 35 000 diğerl 50.000 60 000 D W. tonluk iki adet tanker gemısi satın alınması için yapüan müracaatlar Başbakanlık D«\let Plânlama Musteşarhğıncada uyg\ın görülmüştür. Tanker ithal etmek isteyen fırma veya müesseselerin ilân tarihinden itibaren ofuz gun zarfında ve 6/4890 sayılı kararname hükümleri gereğmce taleplerin gemi Koordınasyon Komisyonuna intikal ettirilmek üzere Bakanlığırruza muracaatlan ilgılılere duyurulıor. (Basın 10500 A. 387/696) Arazmın benimsenmesı kadar kullanılış sekıl ve usuilerı de remıyet için onemlıdır. Bu değerli istihsal kaynağım moderc teknolojının ıcaplarına ^ore ve toplumun yuksek menıaatlenre ujgun bır şekılde 's'etmek, arazi kullanmada ıyı bır duzen kurmak zorunludur. Toprağı. hıç kımsenm ekonomik bır ıstısmar vasıtası veya sosyopohtıit nüfuz ve prestıj âletı haiıne getırmesıne müsaade etmemelidır; onun en müessır ve verımlı şekilde kj!lanacak ve aynı zamanda koruyocak ve ıslâh edecek ellere •eshıiı etmek gerekır. Kullanılma rejımını islah ugun bütün dunyada, toprak reformunun zıraî gelısme bakımından onemi h»r zamandan daha ij'i takdir edılmektedir. Her kıt'ada pek çok sayıda memleket iktısadı kalkmmalarında toprak reformuna onemli bır yer ayırmıslardır. Hâlen dunyanın 80 den fazla mem'.eketmde toprak reformu tatbik olunmakta ve bu bakımdan dunyanın her bölgesinde hayret edilecek derecede ilerlemeler kaydilmektedir. özellikle Dazı az gelişmış memleketler, bir zaman îar Meksika ve Mısır'ın yaptığı gibi, sosyal ve ekonomik ilerleme hareketini toprak reformu temelıne dayamaktadırlar. Gelişmekte bulunan memleketlerde toprak reformu zirai kalkınmamn vazgeçilmez bır ön sartı sayılmaktadır Gelısmis memleketler de toprak reformundan faydaianmakta, onlar, daha zıyade teknolojik terakkiden daha iyi faydalanma ve zıraatte çalışanların gelirleriyle diğer gelirler arasında partide sağlama gibi özel hedefler gütmektedirler. Nufus baskısınm çok şiddetli olduğu Asya memleketlerinde reform, mulkiyet haklarının kiracı ve ortakçı lehıne değistırılmesı, çiftçılerın gelir ve sosyal sta tülerınin yükseltilmesi, kiraların tahdit ve kontrolu ve ekonomik cuvenliğin ziraî istihsalde yerlestırılmesı amaçlarmı gütmektedirler. B Büyük Ankara Oteli Delta C: 113/686 DENIZCILIK BANKASI T.A.O. Maizcme Müdürlüğünden Bankamız ihtiyacı için iç ve dış piyasadan satınalınacak, veya satılacak malzemenin cinsi, miktarı, teklif verme son giinü gazetelerle ilân edilmekte ve ayrıca Bahçekapıda Müdürlüğümüzün bulunduğu 27 Mayıs Hanının giris kapısının iç kıamı sağ ve soluna alım ve satışlarla ilgili geniş malumatı havi ilânlar asılmaktadır. İlgıhlerın, ılârüarımızı takibi ve teklif vermeleri ilân olunur. (Basm 10432/698) B undan dolayıdır kı devletlp; ıkıbın senedenberl zırat ra zınin mulkiyet ve tasamıf rejjımi ile olduğu kadsr kullanıh»ı ile de yakından ilgilenmifler, bu rejim ye fistemda mev V A R I N tktisadî kalkınmada toprak reformunun rolü
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle