Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
Yaşamda, yazıda ve yazgıda
yolcu: Jorge Semprún!
YAZI SARMALINDA BİR ANLATICI seçtim: Bu, siyasi geleceğin yanılsamasıydı.”
Kendi sarmalını yaratan bir anlatıcıdır Jorge
Açılan ve kapanan bir dünyanın gerçeğine tanıklık
Semprún (1923 / 2011). Yaşadıklarının izdüşümüdür
öyküsüdür onun anlattığı.
yapıtlarına yansıyan. Kendi olan, kendi kimliğini böy-
Üstelik, Ne Güzel Bir Pazar o tanıklığın “kült anlatı”sı
lesine inşa eden bir anlatıcı...
olarak karşımıza çıkacaktı. Yazıya geçen, yazıyla geçi-
Hayatta Kalma Alıştırmaları, yitiminden sonra ya-
len bir ömrün tanıklığıydı Semprún’un yazdıkları.
yımlanan anlatısı. (*) Regis Debray’ın önsüzüyle yayı-
Orada şunu da diyecektir:
na hazırlanmış.
“Belleğimde kan yoktu. Kastettiğim şu: Belleğim
Onun anlatıcı olarak gezindiği iklim Avrupa düşün-
kanla doluydu. Belleğim, bu yüzyılın tarihini gözden
cesinin savaş yıllarına denk gelir.
geçirdiğinde kan içinde kalıyordu.
Andre Malraux’yla bir düşün / yazın akrabalığı bu-
Bu yüzyılda tarihin bütün diğer yüzyılları gibi kana
lurum nedense; anlatıcı kimlikleri, düşün insanı olarak
bulanmıştı. Belki de kanlı tarihin diğer bütün yüzyılla-
varlık sorguları aralarında bağ kurmamızı sağlar.
rından daha fazla kana.
Savaşta tutsak kaldığı kamp (Buchenwald) deneyi-
Ama bu kabullenebileceğim bir kandı. Benim kastet-
mi, öncesi ve sonrasındaki yaşamı yapıtlarının tözü-
tiğim bu kan değil. Kana bulanmış bir tarihten sızmak-
nü oluşturur.
ta olan kanı kastetmiyorum.
“Çok dilli sınır-insan” / “çok katmanlı Avrupa”dan
Benim kastettiğim, Stalin döneminde komünizmin
söz ediyordu Debray. Semprún’u da tam oraya yer-
cephelerinde savaşanların belleklerinde ve hatta elle-
leştiriyor. Evet, tarih ve yaşanmışlıktır Semprún anlatı-
rinde taşıdıkları, o silinmeyen kan.” (***)
larında belirleyici olan.
Çocukluğu ve ilkgençlik yılları siyasetin içinde ge-
Debray, ona ilişkin şu belirlemeyi yapar: “Geçmiş
çer. Aile siyasetin tam ortasındadır. 1962’de Bü-
Malraux için elinin altındaki kesinliktir, Semprún için-
yük Yolculuk’u yazdığında, siyasi yaşamında “her şey
se soru. İlki geçmişi değiştirip güzelleştirir, ikinci yeni-
dinmiş”tir. Gene de kaçtığı her şey onu yakalar.
den oluşturur.”
Yazıda da öyledir, siyasette ve yaşamda da.
O, bir anlatıcı olarak sizi yaşama kavşaklarına ge-
İspanya’da, Franco sonrası dönemde, 1988’de
tirir. Düşündüren, sorgulatandır üstelik. Yarattığı her
Felipe Gonzales hükümetinde kültür bakanlığı
dönemeçte yeni bir şey söyler okuruna.
görevini üstlenir.
Semprún’un tanıklık öyküsü yaşamından kesitlerle
YAZIDA VAR OLMA YOLCULUĞU
romanlarına yansır.
Kendisi de öyle diyordu Semprún’un: “...çünkü yaz-
Çağıyla hesaplaşan, sorgulayan bir aydın bakışıdır
mak benim hayatta var oluş, hayatı olduğu gibi kabul-
anlatılarında öne çıkan.
lenme sebeplerimden biri.”
Öyle ki nice sonra, “ortak iletişim birikimi, ortak bir
Bu da onun, sürekli çalışan / yazan biri olduğunu
düşün sürüklediği” projede buluştukları Fransız siya-
gösterir. Kendisini ilişkilendirdiği yazar / yazarlık baş-
setçi Dominique de Villepin’le Avrupa İnsanı (****) ki-
langıçta “olanaksızlık” gibi görünür.
yıllarda romanlarına konu olacaktır.
tabında bu aydın bakışını temellendirdiği düşüncele-
Bunu aşma, kendini var etme yolculuğunun başlan-
1987’de yazdığı Yazmak ya da Yaşamak için şunla-
rini bize taşırken “Avrupa ruhu”nu, Avrupa geleneğini,
gıcına dair söyledikleri ise şudur:
rı söyleyecektir:
Avrupa insanının düş ve düşünce dünyasını yeniden
“Benim, sırasıyla politikaya sonra da edebiyata il-
“Toplama kampında yaşadıklarımdan sonraki ses-
gi duymam, nesnel bir tarihsel etkene bağlı: İç savaş yorumlayarak taşıyıcı olanın neleri içerdiğini sorgula-
sizlik dönemimi aşmaya çalışıyorum o kitapta. Bütün
maya yöneltir okurunu.
patladığında on üç yaşında, sürgüne mecbur kaldığı-
bunları neden hemen yazmak istemiştim?
Semprún, bir bakıma “Avrupa insanı” düşüncesiyle
nızda da on beş yaşında olursanız bundan zarar gör-
O zaman diyeceklerimi henüz nasıl, hangi biçemle
Avrupa vatandaşlığı düşüncesinin hikâyesine taşır bizi.
meden çıkmanız pek mümkün olmaz.” (**)
ileteceğimi bulamamıştım: Ölümün hatırası içinde bo-
1939’da Paris’te sürgünlük yaşamı başlar. Olanla oldurulan arasındaki çelişkileri de sorgular.
ğulmak, soluksuz kalmak istemiyordum.
Savaş yıllarında, 1943’te Gestapo tarafından tutuk- Romanlarına yansıyan tanıklıklarında da bunu gözleriz.
lanarak Buchenwald kampına gönderilir. Sonuçta bu konu üzerinde yazmak istemediğimden, Bugün, ulus-devlet mirasını reddetmeden yeni bir “model”i
Buradaki kamp deneyimleri, yaşananlar ilerideki nasıl inşa edebileceğimizin tartışmasını da getirir.
hiçbir şey yazmadım. Bir tür karşı duruşu, ‘karşı tavrı’
>>
6 16 Temmuz 2026
JITSKE SCHOLS

