23 Temmuz 2026 Perşembe Türkçe Subscribe Login

Catalog

Yaşamda, yazıda ve yazgıda yolcu: Jorge Semprún! YAZI SARMALINDA BİR ANLATICI seçtim: Bu, siyasi geleceğin yanılsamasıydı.” Kendi sarmalını yaratan bir anlatıcıdır Jorge Açılan ve kapanan bir dünyanın gerçeğine tanıklık Semprún (1923 / 2011). Yaşadıklarının izdüşümüdür öyküsüdür onun anlattığı. yapıtlarına yansıyan. Kendi olan, kendi kimliğini böy- Üstelik, Ne Güzel Bir Pazar o tanıklığın “kült anlatı”sı lesine inşa eden bir anlatıcı... olarak karşımıza çıkacaktı. Yazıya geçen, yazıyla geçi- Hayatta Kalma Alıştırmaları, yitiminden sonra ya- len bir ömrün tanıklığıydı Semprún’un yazdıkları. yımlanan anlatısı. (*) Regis Debray’ın önsüzüyle yayı- Orada şunu da diyecektir: na hazırlanmış. “Belleğimde kan yoktu. Kastettiğim şu: Belleğim Onun anlatıcı olarak gezindiği iklim Avrupa düşün- kanla doluydu. Belleğim, bu yüzyılın tarihini gözden cesinin savaş yıllarına denk gelir. geçirdiğinde kan içinde kalıyordu. Andre Malraux’yla bir düşün / yazın akrabalığı bu- Bu yüzyılda tarihin bütün diğer yüzyılları gibi kana lurum nedense; anlatıcı kimlikleri, düşün insanı olarak bulanmıştı. Belki de kanlı tarihin diğer bütün yüzyılla- varlık sorguları aralarında bağ kurmamızı sağlar. rından daha fazla kana. Savaşta tutsak kaldığı kamp (Buchenwald) deneyi- Ama bu kabullenebileceğim bir kandı. Benim kastet- mi, öncesi ve sonrasındaki yaşamı yapıtlarının tözü- tiğim bu kan değil. Kana bulanmış bir tarihten sızmak- nü oluşturur. ta olan kanı kastetmiyorum. “Çok dilli sınır-insan” / “çok katmanlı Avrupa”dan Benim kastettiğim, Stalin döneminde komünizmin söz ediyordu Debray. Semprún’u da tam oraya yer- cephelerinde savaşanların belleklerinde ve hatta elle- leştiriyor. Evet, tarih ve yaşanmışlıktır Semprún anlatı- rinde taşıdıkları, o silinmeyen kan.” (***) larında belirleyici olan. Çocukluğu ve ilkgençlik yılları siyasetin içinde ge- Debray, ona ilişkin şu belirlemeyi yapar: “Geçmiş çer. Aile siyasetin tam ortasındadır. 1962’de Bü- Malraux için elinin altındaki kesinliktir, Semprún için- yük Yolculuk’u yazdığında, siyasi yaşamında “her şey se soru. İlki geçmişi değiştirip güzelleştirir, ikinci yeni- dinmiş”tir. Gene de kaçtığı her şey onu yakalar. den oluşturur.” Yazıda da öyledir, siyasette ve yaşamda da. O, bir anlatıcı olarak sizi yaşama kavşaklarına ge- İspanya’da, Franco sonrası dönemde, 1988’de tirir. Düşündüren, sorgulatandır üstelik. Yarattığı her Felipe Gonzales hükümetinde kültür bakanlığı dönemeçte yeni bir şey söyler okuruna. görevini üstlenir. Semprún’un tanıklık öyküsü yaşamından kesitlerle YAZIDA VAR OLMA YOLCULUĞU romanlarına yansır. Kendisi de öyle diyordu Semprún’un: “...çünkü yaz- Çağıyla hesaplaşan, sorgulayan bir aydın bakışıdır mak benim hayatta var oluş, hayatı olduğu gibi kabul- anlatılarında öne çıkan. lenme sebeplerimden biri.” Öyle ki nice sonra, “ortak iletişim birikimi, ortak bir Bu da onun, sürekli çalışan / yazan biri olduğunu düşün sürüklediği” projede buluştukları Fransız siya- gösterir. Kendisini ilişkilendirdiği yazar / yazarlık baş- setçi Dominique de Villepin’le Avrupa İnsanı (****) ki- langıçta “olanaksızlık” gibi görünür. yıllarda romanlarına konu olacaktır. tabında bu aydın bakışını temellendirdiği düşüncele- Bunu aşma, kendini var etme yolculuğunun başlan- 1987’de yazdığı Yazmak ya da Yaşamak için şunla- rini bize taşırken “Avrupa ruhu”nu, Avrupa geleneğini, gıcına dair söyledikleri ise şudur: rı söyleyecektir: Avrupa insanının düş ve düşünce dünyasını yeniden “Benim, sırasıyla politikaya sonra da edebiyata il- “Toplama kampında yaşadıklarımdan sonraki ses- gi duymam, nesnel bir tarihsel etkene bağlı: İç savaş yorumlayarak taşıyıcı olanın neleri içerdiğini sorgula- sizlik dönemimi aşmaya çalışıyorum o kitapta. Bütün maya yöneltir okurunu. patladığında on üç yaşında, sürgüne mecbur kaldığı- bunları neden hemen yazmak istemiştim? Semprún, bir bakıma “Avrupa insanı” düşüncesiyle nızda da on beş yaşında olursanız bundan zarar gör- O zaman diyeceklerimi henüz nasıl, hangi biçemle Avrupa vatandaşlığı düşüncesinin hikâyesine taşır bizi. meden çıkmanız pek mümkün olmaz.” (**) ileteceğimi bulamamıştım: Ölümün hatırası içinde bo- 1939’da Paris’te sürgünlük yaşamı başlar. Olanla oldurulan arasındaki çelişkileri de sorgular. ğulmak, soluksuz kalmak istemiyordum. Savaş yıllarında, 1943’te Gestapo tarafından tutuk- Romanlarına yansıyan tanıklıklarında da bunu gözleriz. lanarak Buchenwald kampına gönderilir. Sonuçta bu konu üzerinde yazmak istemediğimden, Bugün, ulus-devlet mirasını reddetmeden yeni bir “model”i Buradaki kamp deneyimleri, yaşananlar ilerideki nasıl inşa edebileceğimizin tartışmasını da getirir. hiçbir şey yazmadım. Bir tür karşı duruşu, ‘karşı tavrı’ >> 6 16 Temmuz 2026 JITSKE SCHOLS
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear