23 Temmuz 2026 Perşembe Türkçe Subscribe Login

Catalog

AHMET PEKEL’DEN ‘TÜRKÇEYLE DİLE GELEN’ VE NESRİN PEKCAN’DAN ‘GÖRKLÜ DİLİM TÜRKÇE’ Dil Derneği’nden Türkçemize güveni ve umudu yükseltecek iki yeni kitap! lıca, Türkçenin önüne geçmiştir. Oysa Türkçe de Arapça kadar es- ERTUĞRUL ÖZÜAYDIN ki bir dildir. 1300 yıllık Orhun Yazıtları (Göktürk Yazıtları) Türk- çenin en görkemli ve en eski yazıtlarıdır. Türk dili başlangıçtan il Derneği 39 yıldır Türkçemizin bitmeyen zorlu savaşı- günümüze geldiğinde görüyoruz ki Güneydoğu Avrupa, Batı As- mında sorumluluk bilinciyle dil sorunlarına çözüm üret- ya, Ortadoğu ve Anadolu’da konuşulan yaygın bir dil olmuştur. D meye çalışıyor. Üstelik yaşayan diller arasında yirminci sıradadır. Cumhuriyetin 103’üncü, Dil Devrimi’nin 94’üncü yılındayız. Türkçe bağlantılı bir dildir. Sondan eklemeli yapısıyla özgün Kimimiz Türkçe öğretiminin sıkıntılı olduğunu biliyoruz, se- bir dildir. Eylem sözcüklerimizin kök ve buna bağlı eklerle ku- vindirici olan Türkçeye güvenen, Türkçeyi doğru kullanan bi- rulması güçlü yapısını oluşturur. lim sanat insanlarımızın duyarlılığı... Kök sözcüklerle kurulan ve eklerle örülen yeni sözcükler ve Yazarların yazdıklarında Türkçe sözcük sayısının giderek ar- kavramlar yaratmak özelliğini örneklemek gerekirse: “Gelmek” tış göstermesi olumlu bir gelişme; ancak Türkçeye güven duy- eyleminin “gel” kökünden “gele, gelecek, gelenek, geleneksel, gusunu yitirmeden bu sorumluluğun sürdürülmesi... gelgeç, gelgelelim, gelgit, gelin, gelir, gelişigüzel, gelişim, ge- Dil Derneği bu duygularla, özellikle gençlerde, elbette yazan lişmek, gelişmiş” gibi onlarca, yüzlerce sözcük üretebiliriz. konuşan herkeste güveni, umudu yükseltecek iki kitap yayımla- Türkçenin sunduğu böylesi bir olanağı zenginleştirmek bi- dı. Bu kitapların ikisini de okumak hem derneğe maddi manevi zim elimizde. Örneğin “gör” sözcüğünün kökeninden değişik destek hem de okurlara... Anlatmak, açıklamak; söylediklerimizin anlaşılır olmasıyla karşılıklar yaratabiliriz. ilgilidir. Aynı dili konuştuğumuzu biliriz ama anlaşamayız. “Görece, göreli, görenek, görev, görevli, görgü, görkem, görk- ‘TÜRKÇEYLE DİLE GELEN’ Bunun en açık örneklerinden biri yasaların dilidir. Kitabın lü, görücü, görümce” gibi daha yüzlerce sözcük yaratabilirsiniz. Dil ilişkileri, dilin kullanımı konusunda Dil Derneği bir yerinde Prof. Dr. Sami Selçuk’tan şöyle bir alıntı yapılmış: Anlamsal ayrılıklar gösteren bu sözcükler aynı kökten üretilmiştir. Yayınları’ndan yayımlanan Türkçeyle Dile Gelen kitabı hem dil “Hukukun düzelmesi için hukuk dilinin düzelmesi lazım.” hem bilişim alanına yönelik bir çalışma. KÖKENBİLGİSİ (ETİMOLOJİK) ÇALIŞMALARI... Yasaların dili düzelirse ülkede yaşayan herkes ne dediğini an- Kitabın yazarı Ahmet Pekel bilişim ve iletişim alanındaki dil- Atatürk’ün önderliğinde gerçekleşen Harf Devrimi (1928) ve lar. Üniversite yıllarımda Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nun Türkçe- sel gelişimi ve değişim sürecini anlatmaya şöyle başlıyor: ardından gelen Dil Devrimi (1932) süreci ve gelişimine bağ- leştirilmiş Yurttaşlar Yasası ve Borçlar Yasası (TDK) bu anlam- “Birçok dilde bilişimle ilgili sözcüklerin İngilizcesi kullanı- lı Türkçenin gerçekleri işlenmiştir. Pekcan bunların başında ge- da çok işime yaramıştır. Arapça sözcüklerle dolu yasaları anla- lırken informatics yerine bilişim, computer yerine bilgisayar, len kökenbilgisi (etimolojik) çalışmaları kitabına almış. makta zorluk çektiğimde bu başucu kitaplarıma başvururdum. hardware yerine donanım, software yerine yazılım sözcüklerini Bu örneklemelerin kitabın en önemli yanlarından biri oldu- Yeterince Türkçe olmayan yasaların anlaşılması nasıl ki yan- bugün toplumca benimsemiş durumdayız.” ğunu söyleyebilirim. Sözcüklerin anlamsal haritasını genişleten lış anlaşılmalara neden oluyor, aynı şekilde siyasilerin de yanlış Gerçekten bilişim ve iletişim alanında nitelikli çalışmalar so- bu tür çalışmaları okumayı severim. Sözcüklerin yaşam yolcu- anlaşılmalara neden olacak böylesi söylemleri olduğunu görü- nucunda iyi bir noktada olduğumuzu vurgulamak gerekir. luğu benim gibi birçok kişinin ilgisini çeker. “Sarımsak-sarmı- yoruz. Türkçe sözcüklerin söylenişleri, anlamları daha anlaşılır Bu aşamaya gelişimizde Ahmet Pekel’in de icra kurulu baş- sak”, “kara”, “su-sü”, “tat-al-kızıl”, sarı-siyah” sözcüklerin olurken yabancı sözcükler anlam kayması yaratabiliyor. kan yardımcılığını üstlendiği Bilişim Derneği’nin kurucu üyesi bu anlayış doğrultusunda serüvenini okuyabilirsiniz. ve onursal başkanı olan Aydın Köksal’ın da bu konudaki uzun KAVRAM VE SÖZCÜKLERE SİYASİ KİMLİK Sarı renginden söz ederken “sarı çizmeli Mehmet Ağa” deyi- soluklu çalışmalarını anımsatmakta yarar var. KAZANDIRMA ÇABALARI... mini örnekler. Burada küçük bir not eklemek isterim: 1800 yılla- Türkçede “yaradılış” gibi oturmuş bir sözcük varken cumhur- rında yaşamış Karaman kökenli hayırseverdir “sarı çizmeli Meh- KÖKTEN BİR DEĞİŞİM! başkanının “fıtrat” sözcüğünü kullanması ne anlama gelir? Söy- met Ağa.” Bir Türkmen ağasıdır. Yoksul halkı kollayan, göze- Bildiğim kadarıyla yaklaşık iki bin beş yüz bilişim sözcüğü ve lenişi içine siyasi bir anlam yükleme düşüncesi öne çıkmıştır. ten ve servetini hayırlarla tüketerek yoksulluk içinde ölen biridir. terimine Türkçe karşılıklar bulmuştur. Son zamanlarda sıkça duyduğum “müesses nizam” da öyle Dilimize yerleşmiş böylesi deyimler değiştirilemez. Ayrıca Bilgisayar çevresinde, bilişim ve iletişimde kullanılan söz- değil mi? Neden “kurulu düzen” demiyoruz? Kavram ve söz- deyimler konusunda doğabilecek yanlışların önüne geçebilmek cük ve terimlerin büyük bir bölümünün karşılığı artık Türkçedir. cüklere siyasi kimlik kazandırma çabaları sorun yaratıyor. Vur- için örnekler verir. Doğrusu “eninde sonunda” olacaktır, gerçe- “Belirtim, bireşimsel, bellek, bilgisayar, düzenleç, gönderim, gulanmak istenenle sözcüğün göstereni uyum sağlamıyor. ğin anlaşılması anlamında kullanılır. “Önünde sonunda” değil- işletmen, işlemci, sayışım, yazılım” gibi yüzlercesi... Kitap konuşma dilimizde yanlış anlaşılmalara neden olacak dir diyor. Buna katılmıyorum, bana göre “önünde sonunda”yı Kökten bir değişim göstermişiz. Hemen hemen hepsi günlük böylesi örneklere yer vermiş. Türkçenin önünü tıkayan yabancı da görünürlük, yapılabilirlik anlamında kullanabiliriz. yaşantımızda kullandığımız sözcüklerdir. Bu konuda çalışma ya- sözcükler ve onların yanlış kullanımı olduğunu görmekteyiz. Bir başka örnekte “Türkçeye özen göstermek herkesin önce- pan herkesi kutlamak gerek. liği” derken “‘öncedenlik’ kullanılmaz” diyor. Pekcan günlük Yazarımız bu yolda yapılması gerekenleri sıralayıp açıklaya- Öyle ki bazı ikili kullanımların bu noktada önü kesilmiştir. Söz- yaşamda yanlış kullandığımız sözcükler ve dil yanlışları üze- rak anlamca dil bütünlüğünün sağlanmasını istemektedir. gelimi artık kimse bilgisayar yerine kompütür demiyor. rinde duruyor. Yaygın yanlışların ortadan kaldırılması kuşku- Ahmet Pekel’in uzmanlık alanı olan bilişime ilişkin Batı kaynaklı Dilimiz, Türkçemiz hem duygularımızı hem düşüncelerimi- suz aramızdaki iletişimin daha sağlıklı olması için önemli. sözcüklerin yerine Türkçe karşılıklarının bulunması, kullanılma- zi açıklamaya yetecek güçtedir. “Bilişim” sözcüğünün tarihsel sı, yaygınlaştırılması konusunda boşa kafa yormadığını gördüm. ‘ÖYKÜ’NÜN ÖYKÜSÜ! uzantısı çok eskilere götürür bizi. ‘GÖRKLÜ DİLİM TÜRKÇE’ Kökenbilim konusunda örneklediği “öykü” sözcüğünün ta- 13. yüzyılda yaşamış Yunus Emre bugünkü karşılığını bakın Bir ilk kitap Görklü Dilim Türkçe. Yazarı Nesrin Pekcan’ı ya- rihsel gelişimini öğreniyoruz. Bizi çok eskilere götürüyor. Es- nasıl yeşertmiş: “Beri gel barışalım/ yad isen bilişelim” dizele- zılarından tanırım. Daha çok şiir kitapları ve şiir üstüne incele- ki Türkçede ötkü, ötkünmek sözcüklerinden başlayan yolculuk rinde “bilişmek” sözcüğü bize gösteriyor ki dilin yabancı söz- meleri ve değerlendirmeleriyle dergilerde görünür. Ele aldığı şi- bugün “öykü”ye ve öykünmeye dek uzanıyor. Öykünün öykü- cüklerle doldurulmasına hiç gerek yoktur. irleri kendi terazisinde tartar. Yalnız bir kitap üstüne değil daha sünü bir de ondan okuyun. İşlevi ayrı gibi tartışmalar süredur- Türkçe, karşılığı yokmuş gibi görünen birçok yabancı sözcü- çok şairin bütün şiirleri üstüne yaptığı tartımla bütünlük sağlar. sun “hikâye” yerine “öykü” dilimize iyiden iyiye yerleşti. ğe karşılık üretebilecek varsıllıkta bir dildir. Bir zamanlar kul- Bu anlamda incelemelerini değerli bulduğumu söylemeliyim. Kitabın sonunda dilin yaşarlılığı için yapılması gerekenleri landığımız “telekominikasyon” yerine “iletişim” demek arada- Şairin duygu ve düşünce evrenini ve gelişim sürecinin, çalış- sıralıyor ki hepsine katılıyorum. Burada sık sık yapılan bir yan- ki bütün uzaklıkları nasıl kaldırdıysa öyle. malarını ürünleri üzerinde yoğunlaşan bu yazılarının kitaplaş- lıştan söz ederek bitireceğim. Yanlış olduğu halde herkes tara- Kitabın içinde geçen Türkçeleştirilmiş buna benzer birçok ör- madığını biliyorum. Elimdeki kitap Dil Derneği’nin bir yayını. fından doğru kabul edilerek yaygınlaşan sözcük ya da deyimle- nek tanıtılıyor. Burada kitabın yazarına bir sorum olacak. İnter- Dil kavramı üstüne bir çalışma. re “galat-ı meşhur” deniyor. nete neden bir karşılık göstermiyor? Pekcan’ın dil titizliği ve dil çalışmaları öğretmenliğinden bu- Son yıllarda dilimize yerleşen “mesaj attım”, “şiir attım”, Ahmet Pekel daha önce önerilmiş bilgisunar, acunağ söz- güne dek sürüp gelmiştir. Her dil çalışmasının kaynağını dili- “e posta attım” deyişlerini yadırgıyorum. “Atmak”, bir cismi cüklerini kullanmamış. Bilişim Derneği’nin hazırladığı Bilişim ne gösterdiği özen oluşturacaktır. Dil ve Türkçe arasında bağlar bir yöne doğru fırlatmak anlamındadır. Burada doğrusu “ile- Sözlüğü’ne baktım, orada da yok. kurarak ilerleyen kitap önce tarihsel süreciyle başlar. ti gönderdim”, “şiir gönderdim”, “e posta ilettim” olmalıdır. Bu sözlük çalışmasının içinde bulunan Pekel’e sormak iste- İslamiyeti kabul eden Türkler kutsal kitabın Arapça olması ne- Gelin görün ki doğrusu değilse de “mesaj atmak” dilimize bir rim: “Bilgiağı”, “bilgiağı tarayıcısı” diyorsunuz da “bilgisu- deniyle Arapçayı ve Arap alfabesini kabul etmek yolunu seçmiş. “galat-ı meşhur” olarak yerleşti. nar” demiyorsunuz. Neden? Mutlaka bir açıklamaları vardır. Daha sonra Osmanlı İmparatorluğu’nda Türkçenin üzerinde ye- Kabaca anlattığım dile ilişkin ayrıntılı aktarımları, söylemleri Ben de merak ediyorum. şertilmeye çalışılan Arapça ve Farsçanın ağırlıkta olduğu Osman- Pekcan’ın kitabında bulacaksınız. n 12 16 Temmuz 2026
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear