Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
LÁSZLÓ KRASZNAHORKAI / MARGARET ATWOOD / Fotoğraf: RICHARD ZIMLER, JULIAN BARNES
Fotoğraf: Daniel Rodrigues, Igor Martins Daniel Rodrigues, Igor Martins Fotoğraf: Daniel Rodrigues, Igor Martins
Bu yüzden bu sevinç yalnızca Macaristan’ın biçimde söz ediyorsunuz.
sevinci değildir; diktatörlükle yönetilen
JULIAN BARNES - İlk teşhis sal-
bütün ülkelerin sevincidir.”
gının ilk haftasında konuldu. Bende bir
tür kan kanseri var. Britanya’da her üç
MARGARET ATWOOD’UN
kişiden ikisi yaşamının bir döneminde
YENİ KİTABI: ‘BOOK OF
kansere yakalanıyor ama benimkisi bi-
LIVES: A MEMOIR OF SORTS’
raz daha (gülerek) egzotik bir tür.
Margaret Atwood’un anı-deneme tü-
İlk günler doktorlar tam olarak ney-
ründeki 600 sayfalık Book of Lives: A
le karşı karşıya olduklarını anlamaya
Memoir of Sorts adlı yeni kitabı okur-
çalışıyordu. Pelvik kemiğimin üst kıs-
larla buluştu.
mından kemik iliği biyopsisi yapılmış-
1956’da on altı yaşındayken başladığı
tı. Yüzüstü yatıyordum. Doktor sürek-
yazma serüvenini bugün seksen beş ya-
li baskı uyguluyordu. Kesmekten ya da
şında hâlâ hevesle ve büyük bir canlılıkla
delmekten çok, bastırmak gibi bir hare-
sürdüren Atwood’u dinlerken bir yazarın
ketti. Mümkün olduğunca gündelik bir
yazmaya devam etmesini sağlayan en bü-
ses tonuyla sordum, “Sanırım bunun te-
yük şeyin mutluluktan çok yaşama sevin-
Festival boyunca Porto sokaklarında, altmışlı yılların gazeteci çocuklarını andıran
davisi yok”. O ise hiç duraksamadan
ci denen o büyülü kıvılcım olduğunu dü-
kıyafetler giymiş gençler, yoldan geçenlere BABELL Gazetesi dağıttı, gazete
yanıt verdi, “Hayır, tedavisi yok ama
şündüm. Bunlar kesinlikle farklı şeylerdi.
manşetinde şu sözler yazıyordu: “Kitap Şehri, Özgürlük Şehridir”.
kontrol altında tutulabilir”. O anda dü-
Damızlık Kızın Öyküsü gibi kült bir
Fotoğraf: Daniel Rodrigues, Igor Martins
şünmedim ama sonra fark ettim ki “te-
romanın yazarı olarak elbette sansür-
davi edilemez ama yönetilebilir”. As-
den söz etti: “Sansür konusunda her ülkenin koşulları farklıdır. sit (gülerek). Bir kitabın ilk sayfası bir bakıma en önemli sayfa-
lında bu, yaşamın kendisinin de tanımı.
Eğer bir savaş içindeyseniz sansür genellikle cinsellikten değil dır. Çünkü orada okurla kurduğun bağı, temasın niteliğini belir-
ZİMLER - Hastalığınız ‘Bu son kitabım’ demenizde etkili
güvenlikten kaynaklanır. Sansür ahlaki tarih kadar eskidir ama lersin. Yani ne olacağını değil, daha çok okurla hangi düzeyde bir
oldu mu, yoksa bununla ilgisi yok mu?
zamana ve yere göre sürekli değişir. Örneğin Shakespeare’in yakınlık, hangi mesafede bir mahremiyet kurmak istediğini... Ya-
BARNES - Kesin bir yanıt veremem. Hastalık bana yalnızca
tüm oyunları sansürden geçmek zorundaydı ama sebep müsteh- zarlık hayatım boyunca bunun hep sabit kaldığını düşünüyorum.”
şunu hatırlattı: Makine yavaşlıyor. Ama bunun son kitabım olma-
cenlik değildi. Kraliyete tehdit oluşturup oluşturmadıklarıydı.”
Barnes okulda askeri eğitim aldıkları ve atış talimi yaptıkları
sının asıl nedeni bu değil. Asıl neden, söylemek istediklerimi söy-
Yeni kitabından “Hatırladığım şeylerin toplamı” diye söz
bir gün okurluk yaşamının dönüm noktalarından birini yaşadığı-
lemiş olduğumu hissetmem. Çalabileceğim bütün ezgileri çaldım.
eden Atwood, ilk yazılarını pansiyon tarzı tek odalı bir ev-
nı anlattı: “Öğle vakti olmuştu. Sırt çantamı açtım. İçinden öğle
Ama roman konusunda kararımı pekiştiren başka bir şey da-
de, kaynar suya atılıp pişirilen hazır paket gıdalarla beslenerek
yemeğimin yanında o sırada okuduğum kitabı çıkardım: Suç ve
ha oldu. Evimde çok sayıda eski defter var. İçlerinde hikâye ve
gündüzleri bir işte çalışıp geceleri bu odada, taşınabilir daktilo-
Ceza. Hiç Rusya’ya gitmemiştim. 19. yüzyıl Rusya’sını tanımıyor-
roman fikirleriyle ilgili notlar bulunuyor.
sunda yazdığını anlattı.
dum. Yaşlı bir kadını öldüren ama buna rağmen okurun sempa-
Eskiden ne zaman bir kitap yazıyor olsam kendimi şu düşün-
Yapay zekâyla ilgili teknolojik gelişmeler konusunda ise çok
tisini koruyan bir üniversite öğrencisiyle de hiç karşılaşmamış-
ceyle teselli ederdim: “Sonra bunu yazarım”.
netti: “İnsanlar robot değildir ama fırsatçıdırlar. Eğer bir şeyi
tım. Ama çok canlı hatırlıyorum ki o anda şöyle düşündüm: Bu
Yazarlar biraz alkoliklere benzer. Rafın üzerinde sizi bekle-
yapmak kolay ve yakalanması zorsa birçok kişi onu yapar. Do-
kitap gerçek hayat hakkında, şu haki üniformayı giyip çalılıkla-
yen bir sonraki cin tonik bardağını görebiliyorsanız elinizdeki
layısıyla çöp girerse çöp çıkar.”
rın arasında koşturmaktan çok daha fazla şey söylüyor. Çünkü o
bardağın da tadını çıkarabilirsiniz.
an yaptığımız her şey sahtedir. Kurmaca ise gerçektir.”
JULIAN BARNES VE ‘AYRILIŞ(LAR)’ Bir gün oturup yirmi yıl boyunca not aldığım ama hiç kul-
BABELL’in en dokunaklı ve aynı zamanda en eğlenceli söy- lanmadığım bütün fikirleri gözden geçirdim. Şunu fark ettim:
BARNES: ‘ÇALABİLECEĞİM BÜTÜN EZGİLERİ
leşilerinden biri Amerikalı yazar Richard Zimler yürütücülü- Hepsi, o zaman yazabileceğim kitaplara ait fikirlerdi. Hiçbi-
ÇALDIM. HASTALIK BANA YALNIZCA ŞUNU
ğünde yapılan Julian Barnes oturumuydu. ri bugün beni yazmaya zorlayan bir fikir değildi. Ve bunun adil
HATIRLATTI: MAKİNE YAVAŞLIYOR!’
Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan Ayrılış(lar) (Çev. S. Rıfat Kır- bir son olduğuna karar verdim.
Ayrılış(lar)’ı belki son romanı olacaktı ama denemeleri, kö-
koğlu), Julian Barnes’ın veda romanı. Bunu söylerken gülerek Bir de Ivan Turgenyev ile Gustave Flaubert arasındaki o ha-
şe yazıları, kitap eleştirileri yazmayı sürdüreceğini dile getirdi.
veda turnesine çıkıp sonra yeniden dönen müzisyenler gibi yap- rika mektuplaşma vardır. Mektuplardan birinde Turgenyev şöy-
Hastalığından bahsetmek bir bakıma onu rahatlatıyor gibiydi;
mayacağını vurguladı. le der: “Kırk yaşından sonra hayat, feragat etme meselesidir.”
gülerek, şakalar yaparak sanki onunla baş etmenin bir yolunu
Barnes’in yazarken okurla ilişkisini ne denli titizlikle gözettiği- Elbette o dönemde kırk yaş gerçekten ileri bir yaş sayılıyor-
bulmuştu, nitekim Zimler sonlara doğru sözü buraya getirdi:
ni şu sözlerinden anlıyoruz: “Edebiyat aslında bir tür ortaklıktır; du. Ben şimdi seksen yaşındayım. Ve size rahatlıkla söyleyebi-
RICHARD ZİMLER - Ayrılışlar’da tedavi edilemeyen ama lirim ki seksenden sonra yaşam gerçekten de feragat etmeyi öğ-
işbirliğine dayalıdır. Ben okuru tekil bir varlık olarak düşünmem.
En sevdiğim okurlar kitaplarımı seven okurlardır, iş bu kadar ba- kontrol altında tutulabilen hastalığınızdan son derece açık bir renmektir. Hatta edebi hırslarınızdan bile.
n
16 Temmuz 2026 11

