21 Temmuz 2026 Salı Türkçe Subscribe Login

Catalog

MERHABA ( ) 1935 / 2009 oğumunun 100. yılında, kendisini laik Cumhuriyetin ilk kuşağından bir D Mustafa Kemal Atatürk milliyetçisi Kavganın, sevdanın, olarak tanımlayan ve tüm yapıtlarında bir kültür devrimi olarak gördüğü Cumhuriyete borç ödemeyi amaçlayan aydınımız Bozkurt Güvenç (1926 / 2018) ile yapıtlarında çağıyla umudun yüreği şair: hesaplaşan, sorgulayan, açılan ve kapanan dünyanın gerçeğine tanıklık sunan usta eylemci yazar, aydın Jose Semprún (1923 / 2011) kapağımızda. Bozkurt Güvenç... İnsanlaşmanın temeli olan Kemal Özer! kültür ve eğitimle insanın haklarını aradı hep. 1950’li yıllardan bu yana kültür, eğitim, felsefe, laiklik, demokrasi, yabancılaşma, küreselleşme, anlayan şair yüreğiyle tarihi ÖNER YAĞCI değişim gibi insanın ve toplumun temel sorunlarıyla şiirleştirerek dünyayı, Türkiye’yi ilgili yapıtlarıyla aydınlattı. yoğunlaştırılarak karşımıza getirdi. ŞAİRİ BİR BİLİNÇ İŞÇİSİ Hacettepe Üniversitesi’nde insanbilim Örneğin, “Kışın istibdadı bitmiş SAYIYORDU! bölümünün kurucusu bir insanbilimci çıkmışım sokağa/ karanlığın zul- Kavganın yüreğinde umut ve sev- ve mimar olarak yok edilmek istenen mü yıkılmış çıkmışım sokağa/ acının da büyüten bir şairdi Kemal Özer toplumbilimimizin yüzünü ağarttı. harmanı kalkmış çıkmışım sokağa” (1935 / 2009). Yetkin bir şiir ya- dizeleriyle 1 Mayıs’ı şiirleştiriyor; Laik Cumhuriyeti bir kültür devrimi olarak ratmak için dize anlayışıyla yazdı- “Umudun şimdi silahı yok Şili’de/ gören Güvenç, yapıtlarında “Biz kimiz? ğı şiirlerden oluşan ilk kitabı Gül Şimdi bütün silahlar umuda çevrik” Türkiye nereye gidiyor? Ne oluyoruz? Nereden Yordamı’yla (1959) sözcüklere gü- dizeleriyle Pinochet darbesini göz- başlayalım?” sorularına yanıtlar aradı. venen, sözcüklerin büyüsüne inanan leri önüne getiriyordu. Bozkurt Güvenç’i Cumhuriyet gazetesindeki bir şiir kurmaya başladı. son yazısından (“Türkiye çağdışı Tanzimat Benzetmelerin yoğunluğu, biçi- ‘SEN DE KATILMALISIN deneyimi yaşıyor”, 5 Aralık 2008) cümleleriyle; me, görünüme önem verme, imge YAŞAMI SAVUNMAYA’ saygı, şükran ve özlemle anıyoruz: yoğunluğu ve çağrışım zenginliğiy- Güncel, Kemal Özer’in gözüyle, “Meşrutiyet, Cumhuriyet ve Demokrasinin le “İkinci Yeni” anlayışının duyar- yüreğiyle şiirleşiyordu. çok gerilerde kaldığı bugünlerde Türkiye, lıklarıyla dolu şiirlerini Ölü Bir Yaz “Türkü silah olmalı ağzında/ si- çağdışı, garip bir Tanzimat deneyimi (1960), Tutsak Kan (1963) adlı şiir lah olmalı elinde bilgi/ yüreğinde yaşıyor. Saray’dan alınıp TBMM’ye verilmiş kitaplarıyla sürdürdü. inanç silah olmalı/ neresinde olur- olan devleti tanzim etme yetkisi, yapılan Fantastik söylemlerden anlam- sa olsun dünyanın/ insandan esirge- halkoylamaları ile Ankara’da inşa edilen yeni lı dizelere uzanan çelişki şiirleriy- dikçe.../ savunmalısın yaşamı” dize- Başkanlık Sarayı’na iade ediliyor. Gidişat, di yazdığı. Kendi şiirini yazmak isti- leriyle sunduğu Sen de Katılmalısın ‘zamanın ruhu’na terstir. Hedef, cihatçı yordu ve bir başka, insanla, toplumla Yaşamı Savunmaya (1975) adlı ki- ve savaşçı bir İslam yerine demokratik ve dolu bir şiire doğru yelken açan bir tabındaki şiirleriyle şiiri güzelleştir- barışçı bir İslam devleti değil, karanlık çağlara şair kimliğinin ipuçlarını veren şiir- meyi sürdürdü. dönüştür.” Öner Yağcı’nın yazısı... ler de yerleştirmişti bu kitaplarına. Alanlardaki insanlardan faşizmin Jose Semprún... 1943’te Gestapo tarafından On yıl sonra, “Geç kaldığıma üz- kurşuna dizdiklerine, yaşama ilişkin tutsak edildiği kamp (Buchenwald) deneyimi, günüm/ bulanıklıktan sıyırıp yaşamı/ sorulara ve karşılıklarına uzanan bir öncesi ve sonrasındaki yaşamı yapıtlarının tözünü açmakta çalışkan ellere... (...) Gelecek günlerin bilinci/ su ver- şiir okyanusuna götürdü okuru. oluşturur. Düşündüren, sorgulatan anlatılarında sin ateşteki çeliğe” dediği yeni bir Kemal Özer şiiriyle karşılaştık: Umutsuzluğa düşmemek gerektiğini anlatan şiirlerdi yazdığı: tarih ve yaşanmışlıktır belirleyici olan. Kavganın Yüreği (1973). “Direnci azalırsa dizlerimin/ yüreğimle taşıyacağım bu 12 Mart günleri yaşanıyordu. Yaşamın şairlere de görevler yük- şarkıyı” dedi örneğin. İspanya’da, Franco sonrası dönemde, 1988’de lediği günlerde, şiirinin ilkelerinin ayırdında olan bir şair yüreğiy- “Bir Ses” adlı iki dizelik şiiriyle tanıklığını sergiledi: Felipe Gonzales hükümetinde kültür bakanlığı le okurun karşısına yeni bir Kemal Özer çıkmıştı. “Kulaklarımda radyodan bir ses/ Yaşam ölü olarak ele geçirildi.” görevini üstlenen Semprún, kendini var etme Şiiri, ülkesinde yaşanan kavganın bilincini vermekle yükümlü “Yetmez Tek Başına” adlı şiirindeki vurguyla doğru bir bilinç yolculuğunun başlangıcına ilişkin şunları söyler: bir şiire dönüşmüştü. aktarma işlevine bürünüyordu: “Benim, sırasıyla politikaya sonra da Şairi bir bilinç işçisi sayıyordu. Ona göre şiir, “Kavganın bir “Parmaklarının ucuna basıp basıp/ doğrulsan da yerinden/ üs- edebiyata ilgi duymam, nesnel bir tarihsel parçasıydı, kavganın yüreğinde yer alırdı, kavganın yüreğiydi. tüne yürüsen de karşılaştığın vakit,/ çekip alsan da hatta yakaları- etkene bağlı: İç savaş patladığında on üç Çünkü insanın yüreğiydi, yüreği olmalıydı. (...) Kavganın yüreği nı eline,/ suratına yapıştırsan da yumruğu,/ tek başına kaldıkça bu yaşında, sürgüne mecbur kaldığınızda da on öfke/ getirmeye yetmez kavganın sonunu.” durmaz”dı. Çünkü şiir, bütün çarpışmalarda insanın yanında yer beş yaşında olursanız bundan zarar görmeden “Geceye Karşı Söylenmiştir” (1978) ve “Kimlikleriniz almış, onun yüreğini çarptırmıştı. çıkmanız pek mümkün olmaz.” Lütfen”deki (1981) şiirlerinde dünyada yaşananlara tanıklığını Çağıyla hesaplaşan, sorgulayan bir aydın TOPLUMCU GERÇEKÇİ ŞİİRİN USTA SÖZCÜSÜ sürdürürken örneğin, Lubomir Levçev için “Duydum içime çekti- bakışıdır Semprún’un anlatılarında öne çıkan. Yaşamı izlemenin, günceli gözlemenin soylu göreviyle ğim havada/ güneşli bir nisan günü yüzyıllar sonra/ çağdaşı oldu- Öyle ki nice sonra, Fransız siyasetçi yüklü bu şiirinin; inancı, umudu, aydınlığı, yarını, arkadaşlığı, ğum o insanın” dediği şiirle ayrı sınırlar içinde yaşayan şairlerin Dominique de Villepin’le kaleme aldıkları cesareti soyut kavramlardan çıkarıp günlük yaşamımızda ortak duyarlıklarını yansıttı. Avrupa İnsanı’nda, bu aydın bakışını yerleri, anlamları olan somut karşılıklarına ulaştırmak amacı temellendirdiği düşüncelerini aktarırken taşıdığını söylüyordu. ‘ARAYA GİREN GÖRÜNTÜLER’, ‘İNSAN “Avrupa ruhu”nu, Avrupa geleneğini, Avrupa Böylece İkinci Yeni geleneğinden getirdiği dize ustalığı, slo- YÜZÜNÜN TARİHİNDEN BİR CÜMLE’, ‘OĞULLARI insanının düş ve düşünce dünyasını yeniden gancılığa kapılmayan anlam yüküyle birleşince dönemin toplum- ÖLDÜRÜLEN ANALAR’ yorumlayarak taşıyıcı olanın neleri içerdiğini cu gerçekçi şiirinin usta bir sözcüsü oldu Kemal Özer. Güncelliğin peşini bırakmayan Kemal Özer, Araya Giren sorgulamaya yöneltecektir. “Bayrak” adlı şiirinde, “Geçiyor kalabalıkların üstünden bay- Görüntüler’de (1983) sessiz insan görünümleri sundu: Bir bakıma “Avrupa insanı” düşüncesiyle rağımız/ Akşamları yorgun dönenlerin bayrağı” dizeleriyle güzel- “Kimin dikkatini çeker küçük bir bulut/ güneşi kapatmadan Avrupa vatandaşlığı düşüncesinin hikâyesine lenen öfke seli; “Yürüdüğün vakit değişsin diye dünya/ ve yaşam önce... (...) İlerde karşılaşanlar/ görecekler Erol’un yüzünde/ taşır okurları. Olanla oldurulan arasındaki mutlu bir türkü olsun diye/ dağlarda tek tek yakılan bu ateşler” sabah çiyinde titreşen/ bir damla aydınlıkla yan yana/ küllerinden çelişkileri de sorgular. Romanlarına yansıyan dizeleriyle bilinçle yüklenip “Ve yıkamak için şafağın lekesiz ka- doğacağımız bugünü... (...) Gücü yetmez/ ne şimdi ne şimdiden tanıklıklarında da bunu gözleriz. nıyla” dizeleriyle yaşamı savunan bir şiire varıyordu. sonra/ gücü yetmez hiçbir karanlığın/ sürekli kılmaya geceyi” Ulus-devlet mirasını reddetmeden yeni Kapalı, simgeye dayanan bir şiirden bilinç yüklü bir şiire Araya Giren Görüntüler Sınırlamıyor Beni Sevda’da (1985) bir “model”i nasıl inşa edebileceğimizin gelen Kemal Özer, yaşamın ve insanın sorunlarının sözcülüğünü sevda katıldı Kemal Özer’in şiirine. Emeğe dayalı, duygusal ve tartışmasını da getiren Jose Semprún’u üstlenen bir şair kimliğini Yaşadığımız Günlerin Şiirleri ile cinsel bir ikili ilişkinin yaşamın bütünselliği içinde algılandığının, saygıyla anıyoruz. Feridun Andaç’ın yazısı... (1974) sürdürdü. Bir şairin güne tanıklığıyla; gören, duyan, sevda ile kavganın iç içe geçmesinin somut şiirlerini sundu. >> İyi okumalar... lİmtiyaz Sahibi: Cumhuriyet Vakfı adına: Alev Coşkun l Yayın Yönetmeni: Gamze Akdemir l Tasarım: Serhan Eren l Sorumlu Müdür: Betül Berişe l Yayımlayan: Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık AŞ l İdare Merkezi: Prof. Nurettin Mazhar Öktel Sok. No: 2, 34381 Şişli- İstanbul l Tel: 0 (212) 343 72 74 (20 hat) Faks: 0 (212) 343 72 64 l Uets: 25999 - 15079 - 37611 l Reklam Genel Müdürü: Evsun Sinem Alkan l Reklam Rezervasyon: Tel: 0 (212) 343 72 74 Mail: reklam@cumhuriyet.com.tr l Baskı: İleri Basım Mat. Amb. Reklam Tanıtım Yayın ve Teknik Hiz. Tic. A.Ş. Yenibosna Merkez Mh. 29 Ekim Cd. A1 Apt. KITAP No:5/902 Bahçelievler-İstanbul (Vizyonpark 2. Plaza B-1 Blok Kat:9 No:81-82) Tel: 0 (212) 454 32 90 - 0 (212) 454 34 83 l Yerel süreli yayın l Cumhuriyet gazetesinin ücretsiz ekidir.
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear