22 Ocak 2026 Perşembe Türkçe Subscribe Login

Catalog

ELÇİN SEVGİ SUÇİN’DEN ‘PARALİZE ZAMAN DİYALOGLARI’ Kaotik çağımıza tanıklığın şiirleri! Elçin Sevgi Suçin’in dördüncü şiir kitabı Paralize Zaman anlamına gelen “paralize” sözcüğü üzerinden yola çıkıyor kitap ve Diyalogları, “Paralize Zaman Diyalogları”, “Külün Dediği”, kitapla aynı adı taşıyan “Paralize Zaman Diyalogları” şiiri; paralize “Yalnızlığa İlahi”, “Kuş Yağmurları” ve “Eksik Şiirler” olmak üzere olmuş, dengesi bozulmuş bir zamana işaret ederek ve çağımızın beş bölümden oluşuyor. kaotik zamanına tanıklık sunarak o zaman içerisinde varoluş sancısı çeken bireyleri, toplumları, coğrafyaları taşıyor dizelere. Bir kişinin veya herhangi bir uzvunun hareket edememesi kadın cinayetlerinin artarak GÜLTEKİN EMRE devam ettiği bir dünyada göç ve göçmenlik sorunu da “En çok kendimle bakıştım/ en çok kendimi bitmiyor elbette. tanımadım/ camdan cama karanfilden bir ayrılık// Ardından yollar, başka ül- doğu ve batı iki gövdem benim/ dil aramızda eski kelerin toprakları ve bir yal- jurnalci/ hangi yana döşem diğerim karanlık” nızlık başlıyor göçenin, göç- (“Paralize Zaman Diyalogları”) menin, sığınmacının dünya- üncelin yüreklere işleyen acı olayları, bireyin sında, dilinde, yüreğinde, ya- çağımızın kaotik zamanına tanıklığı ve onca savaşlar, şamında; ilahiye dönüşüyor G haksızlıklar, zulümler karşısında verilen hiçbir ağrısı, acısı, rüyalarının sesi. tepkiye, protestoya ulusal ya da uluslararası düzeyde olumlu DİLİN EN DUYARLI bir yanıt alınamayışının çaresizliği karşısında duyulan derin ÇİÇEĞİ ‘GÜL’ keder ve tanıklığın şiirleri Elçin Sevgi Suçin’in yeni kitabı Yeni bir “gül” boy veriyor Paralize Zaman Diyalogları*. yüreklerinde, başka topraklarda, Savaşların neden olduğu yıkımların, mülteciliğin, rastgele başka dillerde. Yol göstericidir çizilen haritaların üstüne konup duran gözyaşlarının, ayrılığın, artık tomurcuklar, çünkü Gülten ölümün, insanlığın değişmeyen trajedisinin ve anıların Akın bu “güllere su” vermiştir. yürekleri burkan sarsıntıları. Ve barışın bir türlü gelememesi... Çünkü ağlanmıştır Cemal Süreya ile bu “gülün tam ortasında”. İşte Ortadoğu örneği ortada. Cemal Süreya, Edip Cansever, Gülten Akın ve Elçin Sevgi Su- Her gün ölen ölene, öldürülen öldürülene, saldırıların ardı çin “bir ölüyü beklemekle” geçirirler “bütün bir geceyi” elbette arkası hiç kesilmiyor. Ama, ortada hiç görülmeyen “barış” da “güllerden” konuşarak. Dilin en duyarlı çiçeği “gül” aşktır çünkü: dillerden düşmüyor. Yeni silah satışları hız kesmeden sürüyor. “hep çocuktur aşk/ öyle yazmışım bir şiirimde/ düştükçe Acılara hiç acımak yok! Uyunmuyor “uyutmak için korkuyu”. öpülsün ister dizleri/ kelimeleri böyle özenle seçerken Sürgünler, göçler, hiç durulmayan bir dünya için kelimeleri şimdi/ kendime bakıyorum/ sokak kedileri geliyor aklıma/ yüklenip yeni yolculuklara çıkıyor, yeni yollar arıyor şair, yaşamak için korkunç dikkatleri// korkuyor muyum hem de insanın duyulmayan çığlıklarını duyurmak için. çok/ yerleşmek için taşınmaktan/ erimek için yağmaktan” Büyük balık küçük balığı yutma derdinde hep olduğu gibi. (“Yalnızlığa İlahi”). Halkların, kimsesizlerin ölümü ise hesaba bile katılmıyor; varsın ölen ölsün! Nasılsa savaşın ve sermayenin baronlarına bir şey YAŞAMI, AŞKI, DİLİ DÖNÜŞTÜREN YANIYLA ŞİİR! ‘KÜL GAZELİ’ olmuyor: “savaşın üstünde oturup/ barışı konuşuyoruz/ ve provasını “Kuş Yağmurları” ve “Eksik Şiirler” bölümleri kısa, özlü Ya sonra… Sonrası insanlığın uzun yıkıcı tarihi üzerinden yapıyoruz yabancı bir ölümün (“Barış için Bir Prova”) ama o ölçüde de yoğun şiirlerden oluşuyor. Doğa, mevsimler, bugüne aşk, kavga, direniş, kadın, kadınlık üzerinden hiç duygulu anlar, anımsamalar, sabahın güne evrilmesi, ormanın ‘SAVAŞIN DİLİNİ’ REDDEDEN BİR ŞAİR! kesintisiz süregelmekte olanın uzun gazeli. Yaşamın eski, yeni verdiği gizem, gizlenen duygular, hüzünlerin sığınağı Yaşamak için onca yolu kim yürüdü? Yol kimleri taşıdı döngüsü: “gelmek/ gitmenin önsüzüdür” (“Önsöz”) çünkü. yürekler... Ve sevgili öperse “şiir olur”un kurdurduğu düşler... ötelere, başka dillere, başka haritalara? Korkunun, ölümün, Şöyle diyor şair: “ey kalbim/ ona göre oku kitabını aşkın” “bilmelisin ki efsunlu bir kapım yok/ mucizelerim de/ baskının, silahların susmayan sesinin zorunlu sonucu değil mi Elbette bilmenin ve hatırlamanın bu kısa önsözü bir köz gibi günler gülüşler ve güzel kelimeler/ başka hiç bir şey/ ötelere çekip gitmek? avuçta tutularak yazılıyor onca şiir ve okunuyor yürekler yana yana. unuttun mu şairim ben// olduğundan daha güzel/ anlatabilirim Anıları, evleri, sevdiklerini, dostları kısacası bir yaşamı “Kül Gazeli” geleneksel bir şiir formu üzerinden yazılan bu- bir düşü/ çiçekler açtırabilir seni öpebilirim/ fakat hepsi bu// soyunup başka bir yaşama doğma zorunluluğu değil mi: güne ve bugünün dünyasına uzanan bir şiir. şiirden çıkarsan gösteri biter/ herkes yalnız dalar geceye/ “evinden çıkarılanın önce adı değişir: mülteci/ sonra dili Aşkı, toplumu, dönüşümü, evrensel düzeyde kadınların yaşa- şansı olan çabuk uyur/ rüya dediğimiz şey başka bir şiir” sonra toprağı ağacı kuşu kurdu uykusu/ nereye gitse kendi dığı mücadele ve insanlığa kattıkları eşsiz kazanımları şiir kişi- (“Yan Etkili Şiir”) dizeleriyle şiirin yaşamı, aşkı, dili değildir artık/ nereye gitse öteki” (“Statü”, IV). sinin üzerinden görünür kılıyor: dönüştüren yanını şiirleştirir şair. “savaşın dilini” reddeden bir şair Elçin Sevgi Suçin. O “ma- “anadolu kızıyım ekşi nar köküyüm/ yaşamın ortasında sumların nasıl katledildiğini” iyi biliyor. Sokaklarda ne çok “ce- silah gibi dururum// afrikalıyım siyahiyim üzüm gibidir ‘EY ŞİİR, BEN’İ MÜMKÜN KIL’ set” olduğunu da bilmez değil. Kadınların, çocukların ne halde ol- tenim/ nerede bir elma çalınca adım havva’dır benim// İnsanın sıradan yaşamını nasıl sihirli bir alana taşıyabileceği- duğunu da. Acısını dindirmek için tanıklıklarını çoğaltırken “ay- akıldan söz edince iskenderiye’de/ korkunun taşlarıyla linç ni birkaç dakikalığına ve şiirin kendisi şiirin konusu olur. nası kirli olanın/ yüzü ışımaz” diyerek zulme neden olanlara, zul- edildi bedenim/.../ şimdi söz de suskunluk da ayandır bana/ Kitabın son şiiri olan “Çağrı” ile de şiiri göreve çağırır şair: medenlere kendilerini göstermeyi de ihmal etmiyor. yalanla kıvrılan dillere sağırdır kulaklarım// düşman hayatla “ey şiir, ben’i mümkün kıl/ topraktan gül, üzümden şarap/ savaşırken ben ölümle savaştım/ sabrın çelik kılıcıyla ikisine de benden ne olacaksa…” (“Çağrı”). YÜZLEŞEMEYENLERİN DÜNYASI boyun eğdirdim” Suçin’in dördüncü şiir kitabı Paralize Zaman Diyalogları, VE YENİ BİR DİL OYASI! “Paralize Zaman Diyalogları”, “Külün Dediği”, “Yalnızlığa “KADINLARIN GEYİKLER GİBİ AVLANDIĞI Kendisiyle, toplumla, çağıyla, ülkesiyle, insanlıkla İlahi”, “Kuş Yağmurları” ve “Eksik Şiirler” olmak üzere beş BİR COĞRAFYADA, ‘ÇOK YAŞANMIŞ BİR “yüzleşemeyenler”in dünyasında geziniyor nice kapalı bölümden oluşuyor. pencereleri, kapıları açarak. Yalanların, kandırmacaların, EV KADAR YORGUN’DUR KADINLAR” Bir kişinin veya herhangi bir uzvunun hareket edememesi kavgaların, dini söylemlerin ve sömürmelerin kol gezdiği her Anadolu’dan başlayarak, Havva’ya uzanıyor. Oradan anlamına gelen “paralize” sözcüğü üzerinden yola çıkıyor yerde “boşlukta hangi dil konuşulur” diye soruyor yanıtını Hypatia’ya selam veriyor. “Filozof, matematikçi, astronom kitap ve kitapla aynı adı taşıyan “Paralize Zaman Diyalogları” alamayacağını bile bile. olan ve yine erkeklerin ve dini taassubun öldürdüğü şiiri; paralize olmuş, dengesi bozulmuş bir zamana işaret Dizelerinde, imgelerinde hep “konuş, ey iç sıkıntım” diyerek Hypatia’ya” (“Sekizinci Askı: Kül Gazeli”). ederek o zaman içerisinde varoluş sancısı çeken bireyleri, yeni bir dilin oyasını gündeme getiriyor: “Adım sevgi soyadım kadın ülkem adalet/ özgürlük gemisinin toplumları, coğrafyaları taşıyor dizelere. “paralize zaman diyalogları/ anlaşılmak tamamen tesadüf// kaptan-ı deryasıyım” dizeleri ile kadının özgürlüğüne ve bu İnsanlığa ayna tutmaya çalışıyor şiirsel anlamda. Ola ki örneğin, şefkat steril bir şeydir batı’da/ öpmek, kodlanmış özgürlüğün, adaletin gerekliliğine dikkat çekerek şiir kişisinin narsisizmden kurtulur da daha yaşanası daha insancıl daha enfekte bir kelime/ doğu’dan havalanan her resim vurulsun// sesinden bütün kadınların direncini ve kararlığını vurguluyor. dengeli zamanlara erişir insanlık: kurdun karnından kötü kokular geliyor/ yara patlamış Çünkü “kadınların geyikler gibi avlandığı bir coğrafyada”, “eğilmiş yüzüme bakıyorsun/ gördüğün sensin// ya fani, dikişler de bir bir sınırlar gibi/ oturmuş organlarına bakıyor “çok yaşanmış bir ev kadar yorgun”dur kadınlar (“Geyikler ekşittiğin yüz kime/ elinde tuttuğun taş avuçlarını kanatıyor/ batı// infodemil! Teoride yeni fiiliyatta eski/ tanrı bile ve Sanrılar”). Kadın ölümlerine, kadın cinayetlerine de etkili söyle, taşladığın kim aynalarda” (“Kaçış”). n kelimeleri böyle kullanmadı dil silahtır/ insan insanı lir ile bir gönderme değil mi bu söylem? değil sözün labirentlerinde// iki boğa varsa biri ölmeli” Savaşların bitmediği, zayıfın her çağda sömürüldüğü, * Paralize Zaman Diyalogları/ Elçin Sevgi Suçin/ (“Paralize Zaman Diyalogları”, VI). özgürlük talebinin tehdit, düşünmenin suç olarak algılandığı ve Everest Yayınları/ 142 s./ 2025. 6 8 Ocak 2026
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear