Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Months
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
(27 KASIM 1907 / 8 OCAK 1967)
Adaletsizliğe isyan eden, öfkeli
‘Yeşilkaya Savcısı’: İlhan Tarus!
gösteren örnek modernleşme atılımı olduğunu yazdı.
ÖNER YAĞCI
‘KURTULUŞ SAVAŞI ÜÇLÜSÜ 1: VAR OLMAK’
“Kurtuluş”u ve “Kuruluş”u anlattığı üçlemesinin ilk kitabı
ocukluk yıllarını geçirdiği, savcı ve yargıç olarak
görev yaptığı Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yaşadı- Var Olmak’ta (son basım h2o Kitap), Mütareke Dönemi’nde
Ç
Biga’da, Karabiga’da gelişen olayları romanlaştırdı. Bir ka-
ğı olayları öyküleştirerek, romanlaştırarak edebiya-
sabadan gözlemlerle savaşın ilk yıllarındaki çıkar ilişkilerinin
tımıza zenginlik katmasına karşın “unutulan” yazarlarımız-
yıkıcı etkilerini ve halkın çaresizliğini anlattı.
dandır İlhan Tarus (27 Kasım 1907 / 8 Ocak 1967).
Kurtuluş Savaşı’nın yeşerdiği yıllarda Edremit Kaymaka-
Kendisini üçüncü kişi ağzından şöyle anlattı:
mı Hamdi Bey ile ilçenin sözü geçen kişilerinden Hacı Rifat
“Hukuk diplomasına dayanarak Batı, Doğu ve Orta Ana-
kasabayı Milli Mücadele’ye kazandırmaya çalışırlar.
dolu savcılıklarında, yargıçlıklarında doğru dürüst görev
Kararsız, ne yapacağını bilmeyen insanları yerel çekişme-
yapıp yoluna ilerleyeceği yerde dipten düzeltmelere, doğ-
lerden, eski düşmanlıklardan sıyırıp birlikte mücadeleye yön-
rultmalara halk ve hak uğrunda kalkışmış, birkaç yılda ken-
lendirmek zorundadırlar çünkü sorun “var olmak” sorunudur.
disini tüketip kadro dışına atılmıştır. Sonradan tekrar adalet
Saltanata bağlı ilçe yöneticileriyle hilafet yanlıları ile yo-
memurluklarında, bankalarda ötede beride 20 yıl kadar ça-
baz din adamları Kuvayi İnzibatiye komutanı Anzavur Ah-
lışmışsa da 1951 ortalarında insanların budalalıklarına ar-
met Paşa’yla işbirliği yapmaktadırlar ve romanda bu iki ke-
tık dayanamayacağını anlayıp sokağa fırlamıştır. O gün bu-
simin mücadelesi çarpıcı bir biçimde aktarılır.
gün, sözüm yabana, gazetecilik yapmaktadır.”
Cumhuriyet’le ve dil devrimiyle gelişen edebiyatımızda
‘KURTULUŞ SAVAŞI ÜÇLÜSÜ 2:
Sadri Ertem ve Sabahattin Ali’nin öncüsü olduğu toplumcu
HÜKÜMET MEYDANI’
gerçekçi edebiyatın yükseldiği 1940’lı, 50’li yıllarda
İlhan Tarus, Kurtuluş Savaşı sırasındaki iç ayaklanmala-
dönemin önde gelen dergilerinin yazarı oldu.
rı ele aldığı üçlemenin ikinci romanı Hükümet Meydanı (son
Ahiler adlı bir inceleme kitabına da imza atan İlhan Ta-
basım h2o Kitap) için şunları söyler:
rus, adliyelerde yaşanan olaylarla ilgili Ceza Hâkimi, Bir
“İnsan adlarından başka olup bitenlerin tek sözcüğü bi-
Gemi gibi oyunlar yazdı ve Suavi Efendi’de Ali Suavi’nin
le düşsel değildir. Hiçbir olay aslında olduğundan daha sert
yaşamını oyunlaştırdı.
ya da daha yumuşak tutulmadı. Hiçbir kişi yaşayıp yapan-
dan öte kılığa sokulmadı. Hiçbir görüş, o karanlık günleri
ANADOLU’NUN KASABALARI VE ANKARA’NIN
bilerek yaşamışların kanısı dışına taşmadı.
HER KESİMİNDEN KÜÇÜK İNSANLARINI YAZDI!
Sanatın bağışlamaz, unutulmaz, yadsınmaz, savsaklanmaz
Öykülerinde yaşadığı, tanık olduğu olayları, yakından ta-
kuralları içinde katı gerçeklerin kadrosu verildi.”
nıdığı insanları eleştirel bir gerçekçi bakışla anlattı.
bir kasabayı anlattı.
Hükümet Meydanı’nda, padişah, işgalci İngilizler ve bun-
Tarus’un Hikâyeleri, Ateş ve İnsan, Apartman, Karınca
Sokakları dar, meydanları çeşmeli, pusuların kurulduğu, her-
larla işbirliği içindeki İslamcıların Kuvayı Milliye’ye, An-
Yuvası, Ekin İti, Köle Hanı adlı kitaplarında yer alan birçok
kesin birbirinin kuyusunu kazdığı bir kasabayı anlatırken bir
kara’daki Meclis hükümetine karşı çıkardığı Konya Bozkır
öyküsünde, Anadolu’nun kasabaları ve Ankara’dan toplu-
cinayet ekseninde kadınların var olma savaşımını da aktardı.
ayaklanması anlatılır: “İstanbul’daki halifeye bağlı uçaklar-
mun her kesiminin küçük insanları vardı.
Elazığ’daki Hazar Gölü baraj projesini ve oradaki yolsuz-
dan çeşitli bölgelere savrulup pır pır uçan fetvalar, ferman-
İspanya iç savaşından Çin’e, İkinci Dünya Savaşı ön-
lukları, Duru Göl (Dost, 1960) romanında işledi.
lar, buyrultular; barut fıçıları üstüne düşmüş kıvılcımlar gi-
cesinde yaşananları yazdığı öykülerin bir kısmı Doktor
Altınova’nın sulanması için yapılacak barajla ilgili çalış-
bi, Anadolu’yu birden yangına verdiler.”
Monro’nun Mektubu (1938) adlı kitabında yer aldı.
malarda yaşanan olayların, çalışanlarla köylülerin ilişkileri-
Kendilerini hilafet ordusunun neferleri sayan isyancılar
‘SAMAN PAZARI’, ‘YEŞİLKAYA SAVCISI’ nin, işçilerle yöneticiler arasındaki çelişkilerin anlatıldığı ro-
kasabayı ele geçirir. Hükümet Meydanı’na kurulan darağaç-
Gerçekçi, belgesel kurgularla ve toplumcu bir anlayış- manda göl suyunun tarımda kullanmaya uygun olmadığının
larındaki cansız bedenlere Ankara hükümetinin başkaldırıyı
la yazdığı romanlarının ilki, 1950’li yılların Ankara’sındaki ortaya çıkmasıyla yaşanan düş kırıklığını anlattı.
ezmekle görevlendirdiği Kaymakam Mümtaz Bey de eklenir.
ahlaki çöküntüleri işlediği Saman Pazarı’dır (Varlık, 1954). 1980 Yılındayız’da Ankara’nın çeşitli kesimlerindeki ah-
Birkaç Kuvayı Milliyecinin geceleri isyancıları tek tek pu-
laki ve toplumsal çöküntüyü işledi.
Yeşilkaya Savcısı’nda (Varlık, 1955), anılarından yola çı- suya düşürerek başlattığı direniş sonunda zafere ulaşınca Ke-
karak bir Anadolu kasabasının egemen güçleri karşısında resteci Şahin çıkarıldığı mahkemede kendini şöyle savunur:
15 ŞEKER FABRİKASINI İKİ AY BOYUNCA
beş altı ay tutunabilen aydın bir hukukçuyu anlattı. “Allah indinde de kul indinde de masum ve bigünahım. Si-
TEK TEK GEZDİ, İNCELEDİ!
Bu özyaşamöyküsel romanında, 21 yaşındaki deneyimsiz zin asker dediğiniz o güruh, halifemiz efendimiz hazretleri-
Ülkenin dört bir yanında kurulan 15 şeker fabrikasını iki ay
ama hakkı savunan savcının çıkar çevreleriyle giriştiği sa-
nin ordusuna karşı durmuş, kurşun sıkmış kişilerdir. Hepsi-
boyunca altı bin kilometre yol kat ederek tek tek gezdi, ince-
vaşı, onun kadın ilişkileri öne sürülerek “yargıçlık onurunu nin katli vaciptir... Eğer birini vurmuşsam, şeriatın emrini ye-
ledi. Her birinin kuruluşunu ve işleyişini anlattığı Uzun Atla-
zedelediği” gerekçesiyle görevden alınmasını da aktardı. rine getirmiş sayılırım. Öldürürseniz, cennet-i aladır yerim.”
ma: Bir Endüstrileşmenin Romanı’nda (h2o Kitap), günümüz-
‘KASABANIN RUHU’, ‘DURU GÖL’, de özelleştirilerek yok edilen şeker fabrikalarının aynı zaman-
‘KURTULUŞ SAVAŞI ÜÇLÜSÜ 3: VATAN TUTKUSU’
‘1980 YILINDAYIZ’ da çağdaş bir “yaşama kültürü” örneği olduğunu sergiledi. Üçlemenin son kitabı Vatan Tutkusu’nda (son basım h2o
İlk kez kitaplaşan Kasabanın Ruhu’nda (h2o Kitap), Cumhuriyetin şeker fabrikaları konusunda bir inceleme de Kitap), Yunan işgaline karşı bilinçlenen halkın Ege’deki di-
“Erdemin çatıların altındaki küflü sandıklarda saklandığı, sayılabilecek romanında, bunların yalnızca ekonomik atılım renişi destanlaştırılır. Kurtuluşu İstanbul’da, padişahta, hali-
ahlakın sessizliğe boğdurulduğu, hayal kırıklığına uğramış” ve getiri değil bir ulusun yaratma ve başarma kararlılığını fede görenler çoktur ama Ege’de Yunan işgali başlayınca
>>
12 8 Ocak 2026

