Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Months
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
( )
9 OCAK 1908 / 14 NİSAN 1986
Yıkılmayan, tabuları yıkıp geçen
düşünür: Simone de Beauvoir!
‘EN GÜZEL BAŞARIM: SARTRE!’
ÖNER YAĞCI
Koşulların Gücü’nde yaşamının daha sonraki yılları-
nı ve “En güzel başarım” dediği Sartre’la sıra dışı birlik-
‘KADIN DOĞULMAZ, KADIN OLUNUR!’
teliğini anlattı: “Sartre’ın olağanüstü etkisi... Beni zerre-
Yaşamını özgürlük ve saydamlık üzerine kuran,
lerime varıncaya kadar keşfetti ve bana sahip. Varlığına
en önemli yapıtının yaşamı olduğunu söyleyen, varoluş-
duyduğum entelektüel ihtiyaç, sempatikliği karşısında ka-
çu, feminist felsefeci ve edebiyatçı Simone de Beauvoir
pıldığım heyecan... Gerçekten birisi olmaya beni zorla-
(9 Ocak 1908 / 14 Nisan 1986) hiç kuşkusuz 20. yüzyılın
masını isterdim ve korkuyorum.”
en önemli düşünür ve yazarlarındandı.
Kitapta, varoluşçuluğu, 1950’li, 60’lı yılların Vietnam,
Varoluşçuluğun “varoluşun özden önce geldiği” tezini
Süveyş, Küba, Cezayir olaylarını; Sartre ve onun en ya-
“Kadın doğulmaz, kadın olunur”a dönüştürerek biyolo-
kın arkadaşı Albert Camus başta olmak üzere Jean Ge-
jik cinsiyetle tarihsel ve toplumsal cinsiyet arasındaki ay-
net, Alberto Moravia, Arthur Koestler, Raymond Aron gi-
rımı ilk kez dile getirdi.
bi önde gelen aydınlarını anlattı.
“İçine sonsuza dek sığınacağım bir güç inşa edece-
ğim” dedi ve dediğini de yaptı! Hemen hemen tüm kitap- Kadınlar için yaptığını yaşlılık için de yapmayı amaç-
larında kendi yaşamıyla iç içe felsefesini aktardı. ladığı Yaşlılık’ta; “Erken ölmek ya da yaşlanmak: Baş-
ka alternatif yok. Yaşlılık genel kaderdir ve kişisel hayatı-
20. YÜZYIL FRANSIZ EDEBİYATININ
mızı ele geçirdiğinde şaşkına döneriz” diye yazdı; “Hâlâ
KLASİKLERİNE İMZA ATTI!
kendim olarak kalırken farklı bir varlık haline gelmiş ola-
Simone de Beauvoir’nın yaşamından ve savaş öncesin-
bilir miyim” sorusunu sordu, yanıtını araştırdı.
de içinde bulunduğu düşünce dünyasından izler taşıyan
ilk yapıtı Konuk Kız’dır (1943).
HER HALİYLE İNSANI YAZDI!
İkinci Dünya Savaşı yaklaşırken Paris’te bir tiyatroyu
Varoluşçuluğu, o yılların Fransa’sının bir aşk öykü-
ayakta tutmaya çalışan Pierre ve Françoise çiftiyle on-
sü üzerinden ele aldığı, çocukluk arkadaşı Zaza Lacoin’le
ların korumaya aldığı taşradan gelen genç kızın üçlü aşk
kurduğu derin dostluğu aktardığı Mandarinler’de (Ka-
öyküsünü anlattığı bu romanı, 20. yüzyıl Fransız edebi-
dınca), savaş sonu Fransa’sındaki Sartre, Camus, Nelson
yatının klasiklerinden biridir.
Algren, Koestler gibi bir grup aydının çalkantılı siyasal
Sevgilisini de ölüme göndermek zorunda kalan, Na-
yaşamına, arkadaşlıklarına, aşklarına ayna tuttu.
zi işgali altındaki Fransa’da, direnişin liderlerinden Je-
Sylvie’nin kadınlara değer verilmeyen bir toplumda
an Blomart’ın kendisine sorduğu, “İnsanlık için daha iyi
yetişkinliğe adım atarken fırtınalı gönül ilişkilerinin ve
olacağına inandığımız bir amaç uğruna başkalarının ya-
otoriter annesinin gölgesinde kalan Andree’yle sırdaş
şamını feda etme hakkına sahip miyiz” sorusunun temel
olmasını Ayrılmaz İkili’de anlattı.
alındığı Başkalarının Kanı romanı, Claude Chabrol tara-
Düş kırıklıkları, öfkeler, acılarla yüklü üç uzun
fından sinemaya uyarlandı.
öyküden oluşan, “Girdikleri çıkmazlardan kurtulmak
için kelimeleriyle mücadele eden üç kadının sesini
ERKEKLERİN ÖTEKİLEŞTİRDİĞİ KADINLARI
duyurmak” için sunduğu Yıkılmış Kadın’da öykü,
‘İKİNCİ CİNSİYET’ OLARAK TANIMLADI!
günlük ve monologla üç kadının yaşlanma, yalnızlık ve
1949’da yayımladığı tarihsel, bilimsel, felsefi değer-
sadakatsizliğine odaklandı.
lendirmeleriyle kadına ilişkin tüm olguları, kadının tarih
Annesiyle olan zor ve karmaşık ilişkisiyle ilgili
içindeki ve günümüzdeki durumunu cesaretle incelediği
Kadın: İkinci Cins (İkinci Cinsiyet) adlı yapıtıyla kadın özgür- anılarını, ölüm üzerine düşüncelerini ve annesinin çektiği
dini terk ederek hep ateist kaldı.
lüğü hareketine bir başucu kitabı armağan etti. acıları Sessiz Bir Ölüm’de anlattı.
DE BEAUVOIR: ‘KİTAPLAR OLDUĞU
Erkeklerin ataerkil bir düzeni yerleştirmek için “Belirli bir Bütün İnsanlar Ölümlüdür’de, oyuncu Regine’in 600 yaşın-
MÜDDETÇE MUTLU OLACAĞIM KESİN’
nitelik eksikliğinden dolayı dişi” olduğunu söyleyerek “öteki”
daki ölümsüzlüğe lanetli Fosca’yla tanışıp ondan yaşadıklarını
“Kendi kendime diyordum ki kitaplar olduğu müddetçe
haline getirdiği kadınları “ikinci cinsiyet” olarak tanımladı:
dinledikçe umut, aşk gibi insani duyguların bu sonsuz yaşamda
mutlu olacağım kesin. Kitaplar içimi rahatlatıyordu; benimle
“Yalnızca erkek değildir kadını ezen. Kadın kendi hayatından
önemsizleştiğini, yaşamın anlamsızlaştığını fark etmesini anlattı.
konuşuyorlar ve hiçbir şey gizlemiyorlardı” diyerek Bir Genç
sorumlu olmaktan vazgeçerek kendi kendini de eziyor.
DENEMELERİNDE VAROLUŞÇULUĞUN
Kızın Anıları’yla başladığı yaşam öyküsünde, sınırlı ve bağımlı
İnsan kadın olarak dünyaya gelmez, zamanla kadın olur.
ETİĞİNİN TEMELLERİNİ ATTI!
varoluşunu, çocukluk ve ergenlik dönemlerini anlattı.
Kadını götürüp mutfağa ya da süslenme odasına kapatıyor,
Jean Paul Sartre’la karşılaşarak sıra dışı yaşam Özgürlük temelinde sonsuzluk, insanlık, ötekiler, eylem ko-
sonra da ufkunun darlığına şaşırıyoruz; kanatlarını kesiyoruz,
arkadaşlığıyla yeni bir evreye adım atışıyla başlayan Olgunluk nusundaki soruların karşılığını tartıştığı, varoluşçuluğun eti-
sonra da uçamıyor diye yakınıyoruz.
Çağı’nda (Kadınlığımın Hikâyesi); yetişkinler dünyasını ğinin temellerini attığı denemelerini Pyrrhus ve Cineas’da bir
Kadınlara karşı en kibirli, en saldırgan davrananlar ya
araya getiren de Beauvoir, insanın var olma durumunu irdele-
da onları en hor görenler, kendi erkekliği konusunda endişe keşfetmesini, kişisel özgürlük ve kimlik arayışını ve varoluşçu
duyanlardır.” felsefenin doğuşunu aktardı. diği Denemeler’de Varoluşçu düşünceyi aktardı: “İnsan, varlı-
Çocukken dindardı, rahibe olmayı bile düşündü, 14 Kitapta, kadınlığın her çeşit sorunu, tanıdığı insanlar, tutku- ğını varlaştırmak zorundadır. Kişi ava çıkar, balık tutar, araç-
yaşındayken inancını sorgulamaya başladı ve ergenlik çağında ları, yazarlığı, dünyanın geçirdiği bunalımlar da vardı. lar yapar, kitaplar yazar ama eğlenmek için, kaçmak için
>>
10 8 Ocak 2026
Resim: FLICKR

