22 Şubat 2025 Cumartesi Türkçe Subscribe Login

Catalog

(23 OCAK 1783 / 23 MART 1842) Stendhal’in benlik arayışında son durak: ‘Henry Brulard’ın Yaşamı’ Stendhal, Henry Brulard’ın Yaşamı’na, hangi koşullarda yazmaya karar verdiğini anlatarak başlar: 16 Ekim 1832 günü, Roma’da Janiculum tepesinden kenti seyrederken düşüncelere dalmış, artık 50 yaşında olduğunu ve yaşamının çoğunun gidip azının kaldığını anımsayarak özyaşamöyküsel bir eser yazma ihtiyacını duymuştur: “Hayatımı yazmalıyım, kimbilir, iki ya da üç yıl sonra kitap bittiğinde nasıl bir insan, neşeli mi üzgün mü, akıllı mı aptal mı, cesur mu ödlek mi ve dolayısıyla mutlu mu mutsuz mu olduğumu nihayet öğrenmiş olurum.” O güne kadar nasıl yaşadığını, nasıl bir insan olduğunu düşünerek kendini sorgular: “Neydim ben geçmişte? Bilemiyorum. Her ne kadar aydın da olsa, hangi dosta sorabilirim ki?” Kendini derinden tanımak amacıyla sapabileceği tek yol otobiyografik bir eser yazmaktır. Bu soruları sorarken aynı Rousseau’nun yaptığı gibi kim olduğunu değil de ne olduğunu merak etmesi bile yoğun bir kimlik arayışı içinde olduğunu gösterir. Zira Stendhal gerçek kimliğini üstlenemez gibi, eserlerinde yüzden fazla takma isim kullanmış, edebiyat tarihinde benzeri az bulunan bir yazardır. Stendhal’in gençlik yıllarını anlattığı bu sıra dışı yapıtını “Çok çetrefilli sorunlar ortaya çıkaran” bir metin olarak tanımlayan eleştirmen Philippe Lejeune, kitabın tamamlanmamış olmasından doğan belirsizliğe dikkat çeker. Aslında yazarın yapıtını nasıl tamamlamayı tasarladığını dolayısıyla onu nasıl okumamız gerektiğini bilemiyoruz: Yarım kalmış bir otobiyografi olarak mı, yoksa otobiyografik bir romanın taslağı gibi mi? Peder Brulard’a benziyormuşum.” da Stendhal’in babasına duyduğu nefretin Sonuçta bu ad ona annesinin sağlığında, ör- annesinin ölümünden sonra başlamış oldu- şaşırmayacaktır. Çünkü ne kadar deneyim- nek aldığı ve babasının tam zıttı olan dayısı ğunun kanıtıdır. FERDA FİDAN li de olsa hiçbir yazar kendi yeteneğini ölçe- tarafından bir şakalaşma anında verilmiştir. Çocukluğun “gerçek sevinçlerin çağı” ol- bilecek konumda değildir: “Hangi göz ken- Ayrıca Brulard adının Fransızca “brûler” ması gerektiğini yazan Stendhal, o dönem- STENDHAL: ‘BAZEN YAZMAKTAN dini görebilir?” (yanmak) fiiliyle de ilintili olduğu anımsa- de bu tür duyguları hiç tadamadığını, annesi ÇOK KEYİF ALIYORUM, HEPSİ BU!’ yarak Kırmızı ve Siyah ile Parma Manastı- Henriette Gagnon’un ölümünden sonra baş- Aradığı yanıtları kendi belleğinin derinlik- STENDHAL VE KİMLİK ARAYIŞI! rı gibi başyapıtlarında hep tutku kavramını layan cehennem hayatının İtalya’ya yaptığı lerinde bulabileceğine ikna olduğu halde, ya- Uzun duraksamalar sonunda yazmaya giriş- ön plana çıkaran yazarın neden bu adı seçti- ilk yolculuğa kadar sürdüğünü belirtir. şamöyküsüne bir türlü başlayamaz Stendhal. tiği yapıtına Henry Brulard’ın Yaşamı başlığı- ği hakkında fikir edinebiliriz. Yani Stendhal, Baudelaire’in sözünü etti- Ona çok şeyler öğretecek bu tasarı, sürekli nı vermesi bile bu kimlik arayışıyla ilgilidir: ği “çocuksu sevdaların yeşil cennetleri”’ni birinci tekil şahıs kullanmak zorunluluğundan Gerçek adı Henri Beyle olan Stendhal, nefret ANNESİNE DUYDUĞU AŞK, hiç yaşayamamıştır. tiksindiği için uzun süre sekteye uğramıştır. ettiği babasının adını kullanmamak için anne BABASINA DUYDUĞU NEFRET! Sigmund Freud, Stendhal’i okumuş Çünkü sürekli “ben” diyen bir yazara oku- tarafından bir akrabasının soyadını seçmiştir. Anılarını anlatırken adını başlıktaki gibi muydu? Bilmiyoruz. Ama herhalde yucunun ifrit kesileceğinden korktuğu gibi ken- “Amcam, kız kardeşi Henriette (annem) İngilizce “Henry” değil, Fransızca “Henri” okumuş olsaydı, “Oedipus Kompleksi” dini okutabilme yeteneğine sahip, gerçek bir ile benim ne kadar çirkin olduğum konusun- olarak yazsa dahi, gerçek soyadını kullanma- teorisini oluştururken Shakespeare ya da yazar olduğundan da kuşkuludur:“Bazen yaz- da şakalaşıyordu. Bebekken koca bir kafam mak için hep “Henri B...” ifadesini kullanır. Dostoyevski’den çok, kuşkusuz Henry maktan çok keyif alıyorum, hepsi bu.” varmış, hiç saçım yokmuş ve ben doğmadan Baştan sona uyguladığı bu kuralın bir tek Brulard’ın Yaşamı’ndan alıntılar yapardı. Ahirette dehasına hayranlık duyduğu önce ölmüş olan dayıma ya da büyük dayı- istisnası vardır: 1789’da geçen bir olayı an- Zira anne ve babasıyla ilgili duygularını do- Montesquieu’yle karşılaşır da,büyük filozof ma, yetenekli bir papaz, neşeli bir insan ve latırken annesi henüz hayatta olduğu için laysız ve ham bir dille yazar Stendhal: “Altı ya- ona kötü bir yazar olduğunu söylerse de hiç yaşadığı manastırda önemli bir ağırlığı olan “Henri Beyle” adını açık olarak yazar, ki bu şındayken anneme aşıktım. […] Annemi hep öpücüklere boğmak isterdim (…) Her ortaya çıkışın- da öpüşmelerimizi kestiği için de babamdan nefret ederdim.” Yıllar sonra, teyzesinin ağ- zından kaçırdığı bir cümley- le, annesinin babasına aşık ol- madığını öğrendiğinde yüreği- ne su serpilir: “[...] bu cümle- nin değeri büyüktü benim için. Ruhumun derinliklerinde hâlâ babamı kıskanıyordum.” Annesini o kadar sevmiştir ki, teyzesi Séraphie haricinde tüm Gagnon ailesine yakınlık duyar. Ona elinden geldiğince göz kulak olmaya, babasının >> 23 Ocak 2025 12 Tasarım: FINE ART AMERICA
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear