Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
- 2026
- 2025
- 2024
- 2023
- 2022
- 2021
- 2020
- 2019
- 2018
- 2017
- 2016
- 2015
- 2014
- 2013
- 2012
- 2011
- 2010
- 2009
- 2008
- 2007
- 2006
- 2005
- 2004
- 2003
- 2002
- 2001
- 2000
- 1999
- 1998
- 1997
- 1996
- 1995
- 1994
- 1993
- 1992
- 1991
- 1990
- 1989
- 1988
- 1987
- 1986
- 1985
- 1984
- 1983
- 1982
- 1981
- 1980
- 1979
- 1978
- 1977
- 1976
- 1975
- 1974
- 1973
- 1972
- 1971
- 1970
- 1969
- 1968
- 1967
- 1966
- 1965
- 1964
- 1963
- 1962
- 1961
- 1960
- 1959
- 1958
- 1957
- 1956
- 1955
- 1954
- 1953
- 1952
- 1951
- 1950
- 1949
- 1948
- 1947
- 1946
- 1945
- 1944
- 1943
- 1942
- 1941
- 1940
- 1939
- 1938
- 1937
- 1936
- 1935
- 1934
- 1933
- 1932
- 1931
- 1930
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
25 NİSAN 2026 CUMARTESİ
10 KÜLTÜR
BU YIL 2’NCISI DÜZENLENEN KADIKÖY-CUMHURIYET ROMAN ÖYKÜ GÜNLERI BAŞLADI
‘Sanatla direniyoruz’
azetemiz Cumhuriyet, kazanan kültür, sanat, özgür düşünce,
Cemil Eren’i
Cumhuriyet Kitapları ve Kadıköy adalet, hümanizma ve demokrasi
GBelediyesi işbirliğinde, ilki geçen olacaktır” dedi. Kansu’dan sonra söz
yıl yapılan Kadıköy-Cumhuriyet Roman alan Kadıköy Belediyesi Kültür ve Sosyal
düşünürken...
Öykü Günleri’nin ikincisi başladı. Yarın
İşler Müdürlüğü Genel Sanat Yönetmeni
rhan Bener, Cemil Eren’in hayatın-
akşam son bulacak etkinlikler Kadıköy Ömür Kurt da “Bugün Türkiye’de
dan yola çıkarak kaleme aldığı “Işığın
Belediyesi Tarih, Edebiyat ve Sanat madenlerle dağlarımız oyuluyor,
EGölgesi”nde şöyle bir an anımsar. Bu
Ömür Kurt, Işıl Özgentürk, M. Sadık Aslankara, Zeynep Oral, Işık Kansu
Kütüphanesi’nde (TESAK) düzenleniyor. sırf yabancı şirketler daha çok para
an tıpkı Cesare Pavese’nin “Günleri değil
kazansın ve biz daha da yoksullaşalım anları anımsarız” deyişine uygundur, sıradışı
1965’te elinden tuttuğu ergen çocuğun,
Etkinlik programı
gibi görünen ama bir o kadar da sıradan.
‘Demokrasi kazanacak’
diye. Ve aynı zamanda ülkenin dört bir
farklı evrelerde 60 yıl boyunca yazın
“Bir akşam biralarımızı yudumlarken bir iş
Etkinliğin açılışı, önceki gün açılış
yanında HES’lerle dereler kurutuluyor.
yaşamı boyunca verdiği emek nedeniyle
önerildiği zaman, Erzincan’da, daha ilk tanış-
ve onur ödüllerinin teslim edilmesiyle Her türlü tabiat bozgunuyla karşı
4 Bugün saat 13.00: “Doğumunun
gazetem Cumhuriyet ve Kadıköy tığımız gün, freskin ne olduğunu sana sordu-
başladı. Bu yılın onur konukları, karşıya kalıyoruz. Ve ne ile direniyoruz?
110. yılında Samim Kocagöz”/ ğum aklıma geldi.”
Belediyesi beni onurlandırmayı
gazetemizin yazarı, senarist ve Edebiyatla direniyoruz. Düşünceyle
“Eh, bu da ressamlığın bir başka çeşidi, de-
Şükrü Kocagöz, Mesut Gengeç, Berrin
seçtiler. Benim bu on yıllar boyunca
dim. Bakmışsın ünlü bir fresk ustası olmuşsun.”
yönetmen Işıl Özgentürk ile yazar ve direniyoruz. Sanatla direniyoruz’
Karadeniz (yürütücülüğünde).
gerek yazında gerekse tiyatroda
“Bu benim için ikinci bir uğraş. Ben ressa-
belgeselci M. Sadık Aslankara oldu. ifadelerini kullandı.
4 Saat 15.00: “Dergilerin Edebiyatımızdaki
ve belgesel sinemada kaleme
mım...”
Özgentürk ve Aslankara’ya ödüllerini
Yeri”/Hürriyet Yaşar ve Mehmet S. Aman
getirdiğim bütün metinler,
İlk kez, “‘Ressam olacağım’ değil ‘Ressa-
Şans...
gazetemizin yazarı Zeynep Oral verdi.
(yürütücülüğünde)
kurmacalar da dahil ortadayken
mım’ diyordu.”
Açılışta konuşan gazetemizin yazarı Ödüllerini aldıktan sonra konuşan
4 Saat 17.00: “Kurmacada Gerçeklikle
şimdi benim burada tek bir H
Işık Kansu, “Gerek yurdumuzda, gerek Özgentürk, Cumhuriyet gazetesinde Bu kararlılığın gerisinde belki de son oku-
Yüzleşmek: Tarih-Toplum-Roman”/Kaya
sözcük bile dile getirmem
duğu roman vardı. İngiliz romancı Somerset
dünyada siyaset ve ülke gündemi mesleğe nasıl başladığını anlatarak
Tokmakçıoğlu ve Gürsel Korat.
çok gereksiz hale geliyor. Beni
Maugham’ın ünlü ressam Paul Gauguin’in
açısından insanı, özgür düşünceyi, “Türkiye’nin her yerine, bana bir
onurlandırdınız. Teşekkür 4 Yarın saat 13.00: “Çocuk Edebiyatı”/Prof.
yaşamından esinlenerek yazdığı “Ay ve Al-
doğayı, kültürü ve sanatı öteleyen, ödev verir gibi gönderen bütün yazı
ederim” dedi. Dr. Necdet Neydim ve Ömür Kurt.
tı Para” onu günlerce düşündürmüş, bir ban-
önemsemeyen, sırt dönen, hatta işleri müdürlerine bütün fotoğrafçı Açılış konuşmalarının ardından 4 Saat 15.00: ”Sözcüklerin Dünyasında
kerin resim yapmak için ailesini terk edip,
onlara sınır ve yasaklamalar getiren arkadaşlarıma, okurlarıma, herkese Zeynep Oral ve akademisyen Öykü ve Roman”/Zeynep Aliye ve Mehmet
mesleğini bırakıp Paris’e, ardından da ilkel
bir süreç içindeyiz. Çağdaş değerlerden çok teşekkür ederim. Bana Türkiye’nin Prof. Dr. Aysu Erden, Özgentürk Zaman Saçlıoğlu. bir yaşam kurmak adına Tahiti’ye gidip cüz-
zama yakalanma serüvenine gönlünü kaptır-
yana olan her olguyu, çabayı ve her yerinden insanlarla buluşma şansı ve Aslankara’nın yazını ile ilgili 4 Saat 16.30: ”Edebiyatta Yapay Zekâ”
mıştı. O da hayatındaki her şeyi elinin tersiy-
bireyi silkelemeye yeltenenler toptan yaşattılar” diye konuştu. görüşlerini dile getirdi. /Yalın Gündüz ve Berrin Karadeniz
le itmiş, inadına resim diyecek bir alan oluş-
silkelenme eşiğine gelmişlerdir. Yakındır, Aslankara ise “Sami Karaören’in l Kültür Servisi (yürütücülüğünde).
turmayı başarmıştı. Daha önce başına örü-
len çorapları önemsememiş; Devlet Tiyatro-
ları’ndaki sahne ressamlığından “komünist”
olduğu gerekçesiyle atılmış ama yılmamıştı.
GÜROL SÖZEN, YENI BIR SERGI ILE IZLEYICININ KARŞISINA ÇIKIYOR
Zaten müeesses nizamla arası hiç olmamıştı.
H
Nihat Ziyalan Cemil Eren’le ilgili “Ağış”ta
şöyle bir anı anlatır: “1961 yılında Türk Ame-
rikan Derneği’nde açtığı sergi büyük ilgi gö-
Siyah ne yapardı, rür. Serginin sonlarına doğru oranın Ameri-
kalı müdürü, ressamımıza sormadan resimle-
rin asılı olduğu panolardan birini kaldırmaya
yeltenir, ressamımız buna izin vermez. Mü-
dür efendi bastonuyla tehdit ederek ‘Burası
bizim yerimiz, istediğim değişikliği yaparım’
Louvre’a mimari
der.” Bundan sonrası mı? Adamı göğüsleyen
beyaz olmasaydı!
Cemil Eren, itirazını yüksek perdeden yapar.
Sonunda etrafında kan kusturan Amerika-
yarışma
lı ülkesine yollanır. Bu küçük anı bile ondaki
essam, 1960 yılında Kadıköy’de yorumluyor: “Bütün renkler aynı hızla
LOUVRE Müzesi’nde büyük tadilat kararlılığı anlatmaya yeter de artar bile.
yazar ve bir kitapçının galerisinde kirleniyordu./Birinciliği beyaza verdiler”
H
çalışmaları başlıyor. Müzenin yeni
Rsanat açtım. Her şairin, şiiri bir ağıt ve toplumsal bir ironi. İşte
Geçtiğimiz günlerde “Maarif Modern”de
galeri ve giriş alanını üstlenmek
tarihçisi Gürol yayımlanan ilk şiirindeki beyazın akçası da bu. Beyazın içindeki
Cemil Eren sergisine giderken onun ya-
için başvuran beş mimar grubu
Sözen’in “Siyahın heyecan, acemice sözcük derinlik. Bir resim karesinde çok zor
ÖZNUR
şamının son döneminde Çayyolu’nda-
üç aydır bekliyordu. Belediye
OĞRAŞ ÇOLAK
Karası, Beyazın sıralamaları ve sevinci yakalanacak iki renk.
ki ev-atölyesinde buluştuğumuz güzel ak-
seçimlerinden önce yapılması
şamüstlerini anımsadım. Sevgili oğlu Ba-
Akçası” başlıklı ne ise o sergide vardı!… n Yılların içinden ‘bir arınma’
planlanan ancak daha sonra
rış, Cemil baba ve dostlarla birlikte. Birinde
sergisi, 19 Mayıs’a kadar Niye bunu söyledim. Bir çınar ağacı diyorsunuz. Bu nasıl bir arınma?
ertelenen Louvre Yeni Rönesans
Avustralya’dan Nihat Ziyalan gelmiş, bir ağız
Beyoğlu ARK Kültür’de diyelim, gövdesindeki halkalar gibi her “Yanıtı söylem olarak zor! Örneğin,
projesi jürisi, mayıs ortasında
dolusu vişne yemiş gibi gülümsemiştik ge-
sanatseverlerle şey. Geçen zaman affetmiyor! Kayda bir eleğin üstündesiniz, yıllardan beri
toplanacak. Jüri üyeleri,
ce boyunca. Biz gafiller, onun için bir saygı
buluşuyor. Bu, geçiyor. Bize sormadan her olguyu, dağarcığınızda ne varsa döküyorsunuz
kazanan mimarı seçerek gecesi yapmak için kolları sıvadığımızda ise
efer sanatçı siyah sarsıntıları da kayda eleğe! Bir de eleğin altı
geç kalmıştık. Hastalığı böyle bir sürpriz he-
Emmanuel Macron’un
ve beyazın en saf geçiriyor. Ancak siz o var. Michelangelo’ya diyeye mani olmuştu.
desteklediği büyük
H
halini sorguluyor. çınarı zorla kestiğinizde sormuşlar: “Mermeri
bir projeyi resmen
“Maarif Modern”in sahibi, aynı zaman-
Yakın zamanda önce, görüyorsunuz hep olup nasıl yontuyorsunuz?”
başlatacak.
da serginin küratörlüğünü üstlenen Ah-
“1919-23 Destan bitenleri! Gövdesindeki “Gayet basit. Fazlalıkları
met Erhan Çelik, bu buluşmanın adı-
ve Onlar” projesi. yıllanmışlık, daireler atıyorum” demiş. Benim
nı yine Maugham’ın kitabından yola çıka-
Munch’ın
Can Yayınları’ndan yalansız orada. Bu süreç, için ne mümkün? Hele bu
rak “Ay ve Altı Para” koymuş. Aynı zaman-
çıkan, çocuklar için “günahı ve sevabı” yorgun coğrafyada. Bunu da onun için yazılanları, söylenenleri de ser-
gilemeye katarak izleyici için bilindik bir ala-
yazdığı “Anadolu ile orada. 1994’te bir yakınma olarak almayın
tabloları
nın dışına çıkmayı istemiş. İyi de yapmış.
uygarlıklarından Aksanat’ta açtığım lütfen. Dileğim, ben yok iken
Bu sayede Eren’in başkaca sanat alanlarıy-
öyküler” başlıklı, “Hititli serginin adı: “Kendimle resmettiklerimle, yorumum
la kurduğu disiplinlerarası ilişki ortaya çıkı-
Oslo
Küçük Hayalcinin Hesaplaşmalar”dı. ile izleyici o eserin önünde
yor. Onu tanıyanlar ise bu dostlukların tadı-
Düşleri” ve “Troya’da Kendimle hesaplaşmak resmim ile konuşuyorsa
nı iyi biliyor. Nitekim geçtiğimiz günlerde Ce-
Gürol Sözen
kentinde
Bin Pınarlı Dağın hoşuma gidiyor. Bu bundan daha büyük
mil Eren için Şahin Yenişehirlioğlu ve Şe-
fik Kahramankaptan sergi alanında özgün
kelebeği” ile karşımıza sergideki her eser de mutluluk ve armağan ne
EDVARD
bir söyleşi gerçekleştirdi. Her ikisi de Tom-
çıkan Sözen, şimdi yılların içinden kendime ayırdıklarımdan olabilir ki? Ama ben tüm sanatçılarımız
Munch’ın
ris Uyar’ın “Tanışma Anıları” kitabına/deyi-
ise tıpkı Rembrandt’ın seçmeler. 2025-26 tarihli eserler hariç gibi eleğin altındaki kırıntıları
1922 yılında
şine yaraşır bir anılar geçiti sundu. Özellikle
resminde olduğu gibi olabildiğince bu örnekleri arkadaşımız toplamaya çalışıyorum: Çizgim ve
Oslo’daki Freia
Yenişehirlioğlu’nun Eren’in imgelem dünyası-
siyah ve umut yüklü bir Gülfem de kendi söylemi içinde özenle rengimle, hele bu koyu gölgede. Tek
Çikolata Fabrika-
na dair ufuk açıcı konuşması, onun Akün Si-
beyazın akçasında sizi tasarladı. dileğim var! Tabii ki Özdemir Asaf
sı için hazırladı- neması’ndaki (Bugün Akün Tiyatrosu) sera-
ğı 12 devasa tablodan derinliklere sürükleyip söylemiş: “Benim öykümü uzanınca mik tasarımındaki çok renkliliği ile resimlerin-
deki beyazın tonlarından ışık ve gölge yarat-
‘Dersimi iyi çalıştım’
oluşan “Freia Frizi”, sorular soruyor. Sözen yazarlar./Nerede kalmıştım, or’dan
ma ustalığını bir zıtlık olarak değil, ona ait bir
bir asır sonra ilk kez
“Kimse, dört yüzyıldan n Serginin adının anlamı nedir? yazarlar.”
özgünlük olarak ortaya koyması unutulmazdı.
Munch Müzesi’ne ko-
beri Rembrandt’ın siyahı Yeryüzü coğrafyasında, sanatın ve n Sergide yer alan eserlerinizden
H
nuk olacak. Uzun yıl-
ve beyazını kirletemedi. İşte tüm uygarlıkların bir hesaplaşması bahseder misiniz?
Benim için her Cemil Eren resmi, gerçek-
lar fabrika yemek-
ben de (tabii ki Rembrandt ve merakı var! Bunun adı, bireysel ve Sevimli ve beyaza bürünmüş
likle düş adlı iki âşığın birbirini incitmeden
hanesinde işçilere
ki değil) figürlerimde ve toplumsal hesaplaşma. Kendinden mekân. Cumhuriyetin ilk dönemine günler boyu aynı masada oturmaları gibidir.
eşlik eden tablo-
Kimi zaman uzak düşerler birbirinden. Ki-
soyutlamalarımda bu gizemin öncekiler ve sonrasındakiler için ait, önünde manolya ağacı ve kedisi
lar sanatçının es-
mi zaman dans ederler. Gerçeklik resme ba-
peşindeydim” diyor ve ekliyor, hesaplaşma. Tabii ki bir boyacı için ile albenili bir sergi salonu. İstanbul
kizleriyle bir ara- kanın düz dünyaya kabul kartını verir. Oy-
“Bu sergim bir kovalamaca değil doğanın çizgileri, renkleri ve şiirselliği içinde bir İstanbul. Desenlerim,
sa düş resimdeki renklerden ışığa kadar bil-
da sergilene-
Hayatımızın tortusu. Tabii ki varlık çok şey öğretiyor. Abartmayayım: Ben, yağlıboyalarım, ikonlarım, gümüş ve
diğimiz dünyayı tersine çevirir. Böylece Eren,
cek. Gelecek ay
nedenimiz olan Cumhuriyetin, hayatın yalancısıyım! Nedir o, derseniz; bronz heykellerimle (kirli çıkı) değil,
alımlayıcıyı imgesel bir derinlikle bambaş-
açılacak ser-
Mustafa Kemal Atatürk ve yanıt olarak “Dersimi iyi çalışmak” eserlerimdeki portreler, güvercinler,
ka alana sürükler. Bu bilinmedik, hiç görme-
gi ekime kadar
diğimiz, duymadığımız yerde âdeta huzu-
arkadaşlarının, adsız kahramanların, diyebilirim. Çünkü ne iş yaparsanız martılar ve tabii ki başkaldıran atlarım
Norveç’in Oslo
run anahtarı vardır. Kimi çaresiz onun Bod-
kadınların, kundaktakilerin de izi var yapın yalnızlığımız bireysel değil, ile görücüye çıkıyorum. Tabii ki
kentinde ziya-
rum günlerine dair manzara bile arayabilir.
bu sergide. Ya onlar olmasalardı; kim toplumsal. Oysa doğa, tek kurtarıcımız; renklerimle. Bach ve Yunus Emre’nin
ret edilebilir.
Ama Eren çoktan gerçeklikten çıkmış; ken-
takardı boyacı Gürol’u!” baltalardan artakalan, diyelim. Siyah sesi ve sessizliği hep peşimde, beni
di düşsel evrenini yaratmıştır. Büyük bir res-
Cihangir, Batarya Sokak 2’de ARK ve beyazın saltanatı ise gerçekten izliyorlar: Bir halt işlemesin, diye!…
sam olarak basit bir algı kırma oyununa gir-
kültür galerisinde tasarımını mimar zor bir sınav. Yıllar önce Ege’deki bir Galerinin merdivenleri sonrası
memiş; kendi algısını da bu yönde geliştir-
Gülfem Köseoğlu’nun yaptığı sergide yolculukta, uzun kavak ağaçlarının karşınızdaki duvarda bir yazıt var. “Her miştir. Bu öyle kusursuz bir rastlantısallık ge-
tirir ki her şey doğal akışındadır. Balıkçıların
35 eser yer alıyor. sesi altında bir kır kahvesinde mola renk bir sözcük./Her sözcük bir çizgi,
tuttuğu ağ, kaldırılan kadehler, birbirini göz-
Sözen ile beyazın ve siyahın vermiştik. İnanamazsınız: Kahvenin resim ve masal./Serçenin ürkek sesi,/
leyen martılar...
yolculuğunu konuştuk. adı, “Koyu Gölge!” Gel de çıkın bakalım mavinin sonsuz derinliğindeki sessizlik
H
n Serginin oluşum sürecinden işin içinden! Siyahın karası, lacivert ve serinlik ile başladı her şey./Bu
Ankaralılar için Cemil Eren sergisi Kuleli
bahseder misiniz? denizlerin derinliği de diyebiliriz. destansı masal ise benim gerçeğim…”
Sokak 61 numarada.
“Daha lise öğrencisi iken ilk sergimi Çılgınlığı ile Özdemir Asaf ise beyazı Umarım bu sınavdan geçer not alırım.
Leman Sam ‘Ayak Sesleri’ (Ada Müzik)
Efe Küçükçınar ‘Yarat Kendini’ (Tamar Records)
LEMAN Sam’ın üçüncü albü- kan Oğur, Aydın Emre sözü beste-
EFE (Efekan) Küçükpınar’ı ilk Albümün kayıt, Efe’nin müziği
mü “Ayak Sesleri”, ilk kez 1992 Karabulut, Ercan lenmiş, bir de Aze-
kez 24. Roxy Müzik Günleri’nde miks ve mastering ise Brit-popun ve
yılında Destan Müzik etiketi al- Irmak, Gürol Ağır- ri anonim parça yo-
finale kaldığında izlemiştim. sürecini yalnız bağımsız İngiliz
tında kaset ve CD formatında baş, Cengiz Özde- rumu... Türkçe pop
Elinde gitarı, sahnedeki başına yatak odası firmalarının en
Almanya’da basılmıştı. Bizde ise rüzgârının kuvvetli
mir, Cihan Okan,
efendi duruşuyla dikkatimi stüdyosunda yapan iyi zamanlarına
Gürsoy Plakçılık tarafından bası- Aykut Gürel, Ta- estiği zamanlarda,
çekmişti. Şarkılarını bağırıp Efe, makyajsız, işaret ediyor. Zarif
lan albüm, daha sonra Ada Mü- mer Keleşoğlu, tek tük çıkan kali-
çağırmadan, atarsız söylüyor, cilasız ve alabildiğine duyguların kendini
zik kataloğuna geçmişti. Şim- teli ve kalıcı işler-
Volkan Şanda, Ce-
derdini hem sözel hem de yalın bir albüm kibar riffler ve
di de ilk kez plak formatında eli- den; bu özelliği ile
lal Akatlar, Mir-
müzikal olarak anlatmayı iyi ikram ediyor gitar arpejleriyle
mizde. Kapağında “Bu çalışma- za Başara, Çetin zamanın acımasız-
biliyordu. Sonradan davul bize; yalın ve yalnız... Kentli dile gelen bu müzik, Efe’nin
mı, can çekişmede olan doğa ve ca eskiten zulmü-
Akdeniz, Mustafa ve tuşlu çalgılar da çaldığını modern genç insanın verdiği kuşağının soundtrack’i...
dünya barışına ithaf ediyorum. ne direnen albüm-
Süder gibi sazına öğrendiğim Efe bu yarışmada zihinsel mücadele ekseninde Alternatif rock ve indie-rock
Albümün ortaya çıkmasında hâkim güçlü isimler vardı. Bes- lerden biriydi “Ayak Sesleri”. Ba-
üçüncü olmuştu. Şimdi de şekillenen, psikolojik hallerin olarak tarif edebileceğimiz
yardımcı olan tüm dostlara son- zı şarkılar önceden dinleyicinin
te verenler arasında ise Özdemir ardı ardına yayınladığı beş toplumsal tariflere ağır bastığı tür içinde iyi bir gitar albümü
suz teşekkürler” notu yer alan gönlünde yer etmiş olsa da Le-
Erdoğan, Halit Kakınç, İlhan Şe- single’dan sonra, dokuz Türkçe şarkı sözleri, melankoli “Yarat Kendini”. Kontrollü,
man Sam’ın yorumu bir başka
çalışmadaki dostları arasında İl- şen, Zeynep Talu, Vedat Sakman şarkılık ilk albümü “Yarat ve kırılganlıkla dramatik bir ağırbaşlı ve gelecek vaat eden
kin Deniz, Erdem Sökmen, Er- bulunuyordu. Yanı sıra bir Yunus yer açmayı başarmıştı. Kendini” ile karşımızda. atmosfer yaratıyor. ilk çalışma.
(muratbeser034@gmail.com)

