27 Ekim 2026 Salı Türkçe Subscribe Login

Catalog

Months
Days
Pages
25 EKİM 2026 PAZAR 8 HABER/yo Rum İEÜ Afet Yönetimi ve Risk Azaltma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kılıç: Binalar acil kentsel Unutmayın: Haram saltanatı emlekette kimi türküler vardır; dinlersiniz, dönüşüme girmeli Çocuklar hepimize gençliğiniz aklınıza gelir. Kimilerini dinler- Msiniz, memleketin neden bir türlü gençle- şemediğini anlarsınız. emanettir! İzmir’deki binaların Fatih Kısaparmak’ın “Haram Saltanatı” ikin- evgili dostlarım, baktım ki bu fon ci türden. “Haram saltanatı yıkılır elbet.” Türküde- yaklaşık yüzde 50’sinin vurgunları devlet sırrı gibi bir türlü ki en düşündürücü kelime “haram” değil. Onu bi- 1999 yılı ve öncesine liyoruz. “Saltanat” da yabancımız sayılmaz. Saçıklanmıyor, ben de köşeme Asıl mesele “elbet”! Ne zaman? çekilip hayali bir film sahnesi kurayım ait olduğunu belirten Türkünün takvimi yok. Seçim kuruluna başvur- dedim. Geniş pencereleri boğazın mavi muyor. Meclis gündemine alınmayı beklemiyor. Prof. Dr. Gökhan Kılıç, sularına bakan kocaman bir ev. Salonda Söylüyor, gerisini dinleyenin vicdanına bırakıyor. kadınlı erkekli bir topluluk. Kutlama zemin özelliklerine uygun Gelgelelim vicdanın da gündemi pek kalabalık. yapıyorlar ve hep birlikte ellerini havaya 2015’te Oktay Vural, Meclis’te gazetecilere bu yapılaşmanın hayati önem kaldırıp şöyle bağırıyorlar: “Ver Allah’ım türküyü dinletmişti. Demek ki memleketin derdini taşıdığını vurguladı. ver! Milyon yetmez milyar ver!” Müzik: anlatmaya konuşmalar yetmemiş, sazın sözüne “Kâbe’de hacılar Allah Allah diyerek hu ihtiyaç duyulmuştu. Aslında isabetli bir yöntem. Soru önergesine cevap gelmeyebilir. Türkünün çeker...” zmir Ekonomi Üniversitesi nakaratı hiç değilse geri gelir. Şimdi bu sahne nereden aklıma geldi, (İEÜ) Afet Yönetimi ve Risk Üstelik aynı sözleri her dönüşünde yeniden yıllar önce izlediğim Hitler’in Çöküşü İAzaltma Merkezi Müdürü hatırlatır. Bir bakıma, takipsiz bırakılmayan soru adlı bir belgeseli anımsadım. Belgeselde önergesidir. ve İnşaat Mühendisliği Bölüm beni en çok etkileyen, Nazi kurmayların Kısaparmak’ı dinlerken bendenizin eski öneri- Başkanı Prof. Dr. Gökhan Kılıç, en bir toplantısıydı. Nazi kurmayları tek tek si yeniden canlandı: Tıp fakültelerinde “ar damarı insan öldürmenin hem işgücü hem de önemli sismik kaynaklardan biri Merkez üssü diye bakmamamız 7 bin müteahhit var. Tüm Avrupa nakli” için bir özel uzmanlık bölümü açılsın! Kalp fazla kurşun harcamaya neden olduğunu nakli var. Böbrek nakli var. Karaciğer nakli var. olan Balçova fayının bulunduğu gerekiyor. Kahramanmaraş Birliği’nde toplam 25 bin tane var. İnsanın utanmasını sağlayacak damarın ona- tartışıp toplama kamplarını açmaya karar bölgede açıklama yaptı. İzmir depreminde 300 kilometre Rant olunca, pastayı paylaşmak rımı için neden bilimsel seferberlik başlatılma- veriyorlardı. Öldürülmesi gerekenleri ile İstanbul’u kıyaslayan Kılıç, ilerideki Diyarbakır’da bile isteyenlerin sayısı artınca ne yazık sın? Elbette ilk güçlük teşhiste çıkacaktır. Hasta gaz odalarında toplayıp sulu siyanürle kendini gayet iyi hissediyor olabilir. İştah yerinde, İstanbul’un da depreme tamamen yıkımlar oldu. 11 ilimizi etkiledi. ki ahlaksızlık ve etik eksikliği baş öldüreceklerdi. Ve büyük bir coşkuyla servet yerinde, makam yerinde... Hatta yakınları: kadehlerini kaldırıp Hitler selamı vererek hazır olmadığını ancak bir İzmir veya çevresindeki bir fayın gösteriyor. Daha çok para kazanma “Hocam, hiçbir şikâyeti yok!” diyebilir. ve birbirlerine sarılarak kararlarını sürecin işlediğini vurguladı. hareketliliğinde uygun olmayan hırsıyla malzemeden çalarak Zaten şikâyet hastada değil, milletin kendisin- kutluyorlardı. İşte böyle, nedense aklıma dedir. Bir de doku uyumu meselesi var. Kılıç, “İzmir büyük bir deprem zemine yapılan yapılar yıkılacak. insanların hayatıyla oynanıyor. geldi. Ar damarı nakledilecek bünyenin bunu kabul yaşamadı ve çevresinde çok Tedbir alınması gerekiyor” Depremlerde gördüğümüz Bu arada fon işlerini, karapara etmesi gerekir. Yıllarca “Herkes yapıyor” diyerek ciddi aktif faylar var. İzmir’deki ifadelerini kullandı. yıkımların temel sebebi budur” yaşamış bir bünyeye “Ben yapamam” duygusunu aklamalarını, özellikle de Melih yerleştirmek kolay mı? Ameliyat başarılı olsa bile binaların yüzde 50 civarı ifadelerini kullandı. Gökçek’in inanılmaz mal varlığını hasta ertesi sabah aynaya bakınca: ‘Müteahhit sayısı belgelerle açığa çıkaran gazetemizin 1999 yılı ve öncesine ait. Çok Üniversite olarak “Dijital İkiz” “Bu yüz kızarması nereden çıktı?” diye telaşla- de yazarı Murat Ağırel, bazı kişiler Avrupa’nın çok üzerinde’ sayıda kaçak yapı bulunuyor. projesi üzerinde çalıştıklarını nabilir. Hekim açıklayacaktır: “Korkmayın. Nak- tarafından ona verilen belgeleri araştırıp ledilen damar çalışıyor.” Ama vatandaşın hakkını Bu nedenle binaların acilen Türkiye’deki müteahhit belirten Kılıç, binaların bilgisayar gerçek belgeler olmadığını görmüş, bir ameliyatın başarısına bağlayamayız. Kimsenin kentsel dönüşüme girmesi istatistiklerine dikkat çeken Prof. ortamında modellenerek olası haber yapmamış ve evet, haber utanmasını beklemeden hesap sorabilen kurum- veya güçlendirme projeleriyle Dr. Kılıç, “Türkiye’de 453 bin tane bir deprem sırasında nasıl yapmadığı için Sarıgül ailesini koruma lar gerekir. Kamu parasının nereye gittiğini araş- tıran gazeteci, harcamanın belgesini isteyen mil- gibi absürt bir nedenle tutuklandı. sağlamlaştırılması gerekiyor. müteahhit var, bunun 300 bini davranabileceklerinin incelendiğini letvekili, bulgusunu açıklayan denetçi, delile göre Sadece o mu, gazeteci tutuklanmaları Deprem ülkesinde yaşıyoruz. aktif. Almanya’da 8 bin, Fransa’da aktardı. l DHA karar veren bağımsız yargıç... aldı başını gidiyor. Bunların her biri görevini yapabilmeli. Dostumuz, arkadaşımız Murat içeri Çünkü ar damarı kişinin kendisine aittir; devlet girerken bize şöyle seslenmiş: “Kızıma KISA.... KISA... KISA... bütçesi hepimizin. Birincisinin çalışıp çalışmama- iyi bakın, size emanet.” Bu sözler Cumartesi Anneleri, Hüseyin sı ahlak meselesidir. İkincisinin nasıl harcandığı geçmişteki bir yaramı deşti. Birden ise mutlaka hesabı sorulacak bir kamu meselesi. l İzMİr’ İN Torbalı ilçesinde şırdan eski eşim ve yol arkadaşım rahmetli Fatih Bey türküsünü söylemiş. Oktay Bey satılan lokantada beş kişinin öldüğü, Toraman’ın akıbetini sordu film yönetmeni Ali Özgentürk’ün 12 Meclis’te dinletmiş. Biz de yıllar sonra aynı naka- 63 kişinin yaralandığı patlamada rat üzerinde düşünüyoruz. Dileyelim bir gün bu Eylül sonrası Davutpaşa Kışlası’ndaki sanıklar Mustafa Koç’un 10 yıl 10 ay, türküyü dinleyen çocuklar bize sorsun: “Haram günleri anımsadım. Kızımız Dünya da saltanatı ne demek?” Biz de anlatmak için bugü- işletme sahibi Gülden Kul’un 8 yıl 4 ay, Ada yaşlarındaydı ve elinde göğsüne nün gazetesini açmak zorunda kalmayalım. Ta- tüp firmasının Ege Bölge sorumlusu bastırdığı çiçeklerle onu görüş günlerine rih kitabını açalım. Tarih kitabını açalım açmasına Osman İnce’nin 364 bin lira para götürürdüm. Bir İhsan yüzbaşı vardı, da... Orada da karşımıza “tekerrür” çıkarsa? cezası aldığı karar, istinaf mahkemesi bana ve Dünya’ya takmıştı. Bana Bir de “ibret” meselesi var. Tarihten ibret alın- tarafından bozuldu. yüzünde alaylı bir gülümseme, “O ması öğütlenir. Ama anlaşılan herkes aynı dersi l “SArı Gül” soruşturmasında rejisörün hanımı gelmiş” diye takılır çıkarmıyor. Yurttaş, “Bir daha soyulmayalım” diye okuyor; harami, “Öncekiler nerede hata yapıp ya- ve Dünya’nın çiçeklerini tek tek arar, mahkemeye sevk edilen şüphelilerden kalanmış?” diye. Böylece tarih tekerrür ederken “Bana çiçek getirmemişsin, seni görüşe Cihan Tunç, Çağlar Sezgin ve Ümit yöntemler gelişiyor! sokmayacağım!” diye azarlardı. Neyse İlker Avcı tutuklandı. Beşir Ömer Eskinin haramisi yol kesermiş. Çağın haramisi, ki Dünya büyük bir sükûnet içinde Demir ve Atakan Eren hakkında ise ev yolu mutlaka kestirmek zorunda değil. Yol yaptı- aramanın bitmesini beklerdi. hapsi kararı verildi. Tutuklananların rırken de kendisine bir yol bulabilir. Şimdi ben haykırıyorum: “Çocuklara Eskisi, “Keseni ver!” dermiş. Yenisi o kadar ka- sayısı 19’a yükseldi. kıymayın efendiler!” Ve birden aklıma ba olmayabilir: “Biz gerekli düzenlemeyi yaptık, l ÇANKırı’ NıN Bayramören 18 Ekim 2015 tarihinde, ev baskınında siz ödemenizi yapınız.” Haram ile haramilik ara- ilçesinde mantar toplamaktan dönen polise “Lütfen galoş giyer misiniz” sındaki fark da burada beliriyor: Haramı kınamak beş kişinin bulunduğu otomobil pek kolay, haramiliğin hesabını sormak emek is- dediği için yavrumuz Dilek Doğan’ın, uçuruma devrildi. Ağaçlara çarparak tiyor. İnsan kürsüde harama karşı çıkıp ihale ma- ailesinin gözü önünde polis kurşunuyla durabilen araçta dört kişi yaşamını sasında akrabasına yer açabiliyor. Dilin reddetti- öldürülmesi geliyor. Dilek’i Küçük ğini el kabul edince ar damarı ile kâr damarı ara- yitirirken bir kişi yaralandı. Armutlu’da çok küçük yaşlarda tanıdım. sındaki dolaşım bozukluğu başlıyor. Bu yüzden l DİYAr BAKır merkezli 10 ilde, Mahalle halkı bir projenin etrafında Fatih Kısaparmak’ın türküsündeki “elbet”e bir ta- Gözal kaa ybedilen Toraman, “Söz yoruldu, dil kurudu kurdukları sahte internet siteleri toplanmıştı. Mahallede kullanılmayan rih vermek, yalnız takvimin işi değil. Milletin de- yakınlarının akıbetini öğrenmek ama yüreğimiz hiç susmuyor. üzerinden ucuz araç kiralama vaadiyle bir boş alan ekime hazırlanmış; mahalle netimi, Meclis’in takibi, yargının bağımsızlığı ge- ve faillerin yargılanması talebiyle Yüreğimiz hiç el vermiyor onları dolandırıcılık yaptığı belirlenen halkı paketlenmiş domates, hıyar, biber rekiyor. Yoksa tarih kitabının yeni baskısında yine aynı hikâyeyi okuruz. Haramiler gözden geçiril- 1995 yılından bu yana Galatasaray unutmaya. Çünkü bu eceliyle çeteye yönelik düzenlenen “patinaj” (hepsi yerli tohum) fidelerini sırayla alıp miş, hesaplar genişletilmiş... İbret bölümü, yer Meydanı’nda oturma eylemi yapan bir gidiş değil. Biz onları toprağa bir dostluk, bir kardeşlik havası içinde operasyonunda gözaltına alınan 15 darlığından çıkarılmış! toprağa ekiyorlardı. Cumartesi Anneleri, 1126. haftada veremedik. Benim kardeşim 35 şüpheliden 12’si tutuklandı. H Ben de oradaydım Dilek de. Ekose da meydandaydı. Bu haftaki yıldır toprağa verilmedi ve 35 l İSTANBUl’ UN Maltepe ilçesin- Madem önümüz Cumhuriyet Bayramı; son bir etek, beyaz bir gömlek giymişti. eylemde, 27 Ekim 1991’de İstanbul yıldır cenazemiz ortada. Nice de bir gecekonduda sabah saatlerin- söz, İstiklal Marşı’mızın yüce şairi Mehmet Akif Çevredeki cemevi için elde ördükleri para Kocamustafapaşa’daki evinin iktidarlar geldi, nice iktidarlar Ersoy’un olsun. Safahat’ın “Gölgeler” kitabındaki de çıkan yangında Halil İbrahim K. (11) cüzdanlarını, yastık kılıflarını, sabunlukları “Kıssadan Hisse”den: Geçmişten adam hisse ka- önünden gözaltına alınan Hüseyin gitti. Başladığımız yer şu anda yaşamını yitirdi. Yangından ağır yara- satan bir yandan da neşeyle bir türkü parmış. Ne masal şey! Beş bin senelik kıssa ya- Toraman’ın (24) akıbeti soruldu. bulunduğumuz yerdir. Bir adım bile lı olarak kurtarılan anne, baba ve 6 ya- tutturmuş; annelere, kız kardeşlere rım hisse mi verdi? “Tarih”i “tekerrür” diye tarif Hüseyin Toraman’ın ablası Sakine ilerlemedik” dedi. l Haber Merkezi şındaki çocukları hastaneye kaldırıldı. ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi? yardım ediyordu. Dilek’in gözleri öylesine H umut dolu, sesi öylesine cıvıltılıydı ki Fatih Kısaparmak’ın çok beğenilen “Haram ondan minnacık kırmızı renkte iki patik Saltanatı” adlı eser, 10 Ekim 2001 tarihinde ya- KİM KİME DUM DUMA BEHİÇ AK behicak@yahoo.com.tr almıştım. Masamın yanında duruyor. yımlanan Vay Benim Hayallerim albümünde piya- Dilek’in acılı annesine şöyle saya çıkmıştır. Eserin teması ve mesajı: Fatih Kı- seslenmiştim: “Dilek için bir ağaç saparmak, röportajlarında ve programlarında bu dik, hepimizin dilekleri o ağacı öyle eseri toplumsal yozlaşmaya, haksız kazanca, kul kuşatsın ki yeryüzünün bütün kızlarının, hakkı yenmesine ve dönem Türkiye’sinin için- de bulunduğu ekonomik/ahlaki sıkıntılara bir tep- çocuklarının sesi olsun. Her biri bir ki ve toplumsal tefekkür (düşünce) çağrısı olarak dilekle seslensin Dilek’e. Sevdiğiyle kaleme aldığını ifade etmiştir. Toplumsal eleştiri: evlenen bir işçi kız, usulca gelin telinden “Haram Saltanatı” sözleri itibarıyla doğrudan he- bir top assın ağaca. Bir başkası, en çok lal-haram çizgisine, yolsuzluklara ve ahlaki eroz- istediği hemşirelik okulunu kazandığı için yona dikkat çektiği için sanatçı, eseri dönemin güllerin en güzelleriyle ağacın dallarını sosyal ve siyasal şartlarına bir halk ozanı duyarlı- süslesin. Bir başkası doğudaki asker lığıyla verilmiş bir yanıt olarak tanımlamıştır. nişanlısının bir mektubunu asıversin Bunun yanı sıra sanatçı, televizyon programla- ağaca. Bir kadın çocuğu sağ salim rında ve müzik basınına verdiği demeçlerde ese- rin şiirsel altyapısının geleneksel taşlama/yergici doğduğu için onun minik patiklerini halk şiiri formuna dayandığını da vurgulamıştır. ağacın bir oyuğuna yerleştirsin. Bir Fatih Kısaparmak, 2000’li yılların başında al- başkası kocasından şiddet gördüğünde büm tanıtımlarında ve müzik basınına verdiği de- ağacın sert kabuğuna sarılıp yaşamak meçlerde bu eseri geleneksel halk şiirindeki “taş- için yeniden güç bulsun. Annesinin lama” (hiciv) geleneksel formunun günümüz top- futbol ayakkabısı alamadığı Ali, eski bir lumsal sorunlarına uygulanması olarak tanımla- futbol ayakkabısı bulup bağcıklarından mıştır. Sanatçının röportaj ve açıklamalarında öne assın ağaca. Mahallenin delisi her gün çıkardığı temel hususlar şunlardır: Halk ozanlığı sorumluluğu: Kendisini toplumsal bir şeker bağlasın dallara, çocuklar gelip meselelere duyarsız kalamayan bir halk sanatçısı yesin diye. Sevdalılar, ağacın kovuğuna olarak konumlandıran Kısaparmak, eseri kul hak- birbirlerinin adlarını yazıp yanına da kı yenmesine, kamu imkânlarının usulsüz kullanı- küçücük bir kalp koyuversinler. Ağaç bir mına (“hortumculuk”) ve ahlaki yozlaşmaya karşı şenlik ağacı olsun, namı yürüsün Dilek’in bir itiraz olarak kaleme aldığını belirtmiştir. ağacının!” Helal ve haram çizgisi: Sözlerde geçen “Duy- masa da Ankara’da sultanlar/Haram saltanatı yı- kılır elbet” ve “Ar damarı çatlayanlar/Bir gün elbet yer şamarı” gibi ifadeleriyle, dönemin siyasi ve ik- 1917: Rusya’da Ekim Devrimi tisadi iklimindeki yozlaşmaya dikkat çektiğini, dü- ÇİZGİLİK KAMİL MASARACI kamilmasaraci@gmail.com yapıldı. rüst ve helal kazancın üstünlüğünü savunmanın sanatsal bir görev olduğunu dile getirmiştir. 1936: Adolf Hitler ve Benito Toplumsal adalet ve inanç: Eserde yer alan ta- Mussolini, Roma-Berlin güç savvufi ve ahlaki göndermelere (örneğin karan- eksenini oluşturdu. lıkta siyah karıncayı gören yaratıcı ve ilahi ada- 1971: Çin, Birleşmiş Milletler’e alındı. let vurgusu) atıfta bulunarak haksız kazanç sağla- yanların ilahi adalet karşısında hesap vermekten 1984: Hepatit virüsü bulundu. kaçamayacağı mesajını işlediğini vurgulamıştır. Kısa bir alıntı örneği: Eserin ana temasını özet- leyen sembolik dizelerden bir kesit: NAMAZ VAKİTLERİ “Utanmadan haram lokma yutanlar İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı Şerefini üç kuruşa satanlar İstanbul 05:54 07:19 12:53 15:48 18:17 19:37 Duymasa da Ankara’da sultanlar Ankara 05:39 07:02 12:38 15:34 18:03 19:22 Haram saltanatı yıkılır elbet” İzmir 06:01 07:23 13:01 16:00 18:28 19:45 tınd
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear