04 Mart 2026 Çarşamba English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

İSVİÇRE 13 GÖRÜŞ Yusuf Hacısüleyman Turizm Uzmanı yhacisuleyman@yahoo.com TURUNCU DEVRİMİNDEN SONRA Geçen hafta Ukrayna’daydı turizmciler. Kiev Uluslararası Turizm Fuarı’nda. Kiev sokaklarında gezerken içinizi huzurlu bir hava kaplar, sanki sokaklarda patırdı, gürültü yoktur. Sakin sakin yürüyen insanların, sessiz adımlarını ancak kulağınızı kabartırsanız duyabilirsiniz. Aile bağları kuvvetli, az ile yetinebilen, çok ile sevinen, daha güzel bir hayat özlemi içinde bir toplum yapısı hakimdir. Bu özlem yapısı içinde bir toplum yapısı hakimdir. Özlem duyguları birkaç yıl önce yaşanan “Turuncu Devrimi” ile doruk noktaya çıkmış ancak çok kısa bir süre sonra yine karmaşık duygulara yerini bırakmıştır. Bir tarafta duygular, batı tarzı yaşama duyulan özlem, diğer tarafta ülkenin yıllardır izlemiş olduğu Sovyetlere bağlı iç ve dış politika gerçeği, doğunun gerçekleri. İki buçuk milyon nüfuslu Kiev, bütün bu duyguların bir sentezi sanki. Hem modern yeni yapılar, hem de eski tarihsel bir doku. Hem batı, hem doğu. Ortasından Dinyeper Nehri’nin geçtiği Kiev, yazın gittiğinizde yemyeşil bir örtüye sahiptir. Nehrin kenarları plaj olmuş ve insanlar mayoları ile güneşlenmektedir. En yüksek tepesinde, “Anne Ukrayna” ismini verdikleri çok büyük bir kadın heykel vardır. Kiev’in simgelerinden biri olan bu anıt 2. Dünya Savaşı’nda Hitler’in ordusuna dur denilen noktayı hatırlatmak için dikilmiştir. Kısacası Kiev’i anlatmak çok zor. İmkanınız varsa gidip, sokaklarında o dinliği yaşayın. Bence çok güzel. Turizm fuarı ise her zamanki gibi renkli aktivitelerle geçti. Türkiye’nin en sevilen turizm noktalarından biri olduğunu söyleyebiliriz. Belki coğrafi yakınlığımız, belki Kırım’daki 300 yıllık Osmanlı varlığının yaratmış olduğu kültürel yakınlık, belki misafirperverliğimiz, belki her iki ülke halkının da zaman zaman yaşadığı ezilmişlik veya kadercilik duygusu. Sebebi ne olursa olsun Ukrayna’da özel bir ilgi ve sevgiyi hissediyoruz. Turuncu Devrimi’nin vatansever ve idealist lideri olan şimdiki devlet başkanı Victor Yuschenko’nun seçildikten sonra ilk resmi devlet ziyaretini Türkiye’ye yapmış olmasının da, anlamlı bir ziyaret olduğunu düşünmek gerekir. Ukrayna’dan ülkemize gelen turist sayılarına baktığımızda her geçen yıl önemli oranlarda artışların olduğunu görmekteyiz. 2004, 2005, 2006 yıllarında sırasıyla 293 bin, 380 bin ve geçen yıl 487 bin turist ağırlamışız. Ukrayna’dan 487 bin turistin 244 bininin Antalya’ya gelmiş olmasından anlıyoruz ki buradaki tatil motifi yine deniz, güneş, kum üçlemesidir. Yıllar itibariyle bir ülkeden artan turist sayısı, ilelebet böyle devam edecek diye bir kural olmadığı gibi bazen bir ülke veya turistik bir merkez ile ilgili doygunluktan söz edilebilmektedir. Örneğin bu durumu, geçmiş bazı yıllarda Almanya’nın İspanya’da yaşadığı bilinmektedir. Zaten bu nedenledir ki, Türk turizmi bu ülkelerden pay alabilmiştir. Şimdilerde Ukrayna için bundan söz etmek yersiz. Daha çok sayıda Ukraynalı misafir ağırlayabileceğimiz düşünmekle beraber özellikle uçakla ulaşımın ucuzladığı ve her yere uçulabildiği gerçeğinin bu ülkeler için de geçerli olduğunu unutmamak gerek. Bu nedenle sayısal tahminlerde bulunurken, yüksekten uçmamakta fayda var, düşünce kötü oluyor. sonlandığı noktanınki ise bin 400 metre. Buzul, önceleri Chamonix’den gözlenebiliyormuş, oysa günümüzde bu gözlem için, 1908’de hizmete giren özel bir trenle Montenvers Mer de Glace yönüne tırmanmak gerekiyor. Çıplak gözle ayırt edilmese de, durur gibi gözüken bu buzul sürekli olarak aşağı doğru saatte bir santimetre yol alarak ilerliyor.“Buz denizi” buzulu şöleninden sonra dağ treni ile Chamonix’ye geri dönüyoruz. 1924 Kış Olimpiyatları’nın yapıldığı Chamonix, Fransa’nın en ünlü kayak merkezlerinden. Buradaki teleferiklerle Mont Blanc’a çok yaklaşmanız, doğa şölenlerini izlemeniz olanaklı. Avrupa’nın en yükseğe tırmanan “Aiguille du Midi” teleferiği ile 3 bin 842 metrelik yükseltiye dek çıkabiliyorsunuz. Chamonix kayakçıların olduğu kadar dağcıların da merkezi aynı zamanda. Alpler her mevsim bir başka. Chamonix (Şamoni) gezimizden sonra Martigny’ye geri dönüş yolculuğumuz başlıyor. Bu kez düşüncemiz, oradan yine batıya, Cenevre’ye doğru, Leman Gölü’nü izleye izleye yeni bir tren yolculuğu yapmak. Bu kısa yolculukta, “kıyılarından” geçeceğimiz yerleşimler Aigle, Montreux (Montrö), Vevey, Lausanne (Lozan), Morges ve Nyon. Bu saydığımız kentlerden her biri gezilmeye değer, tatiller hep sınırlı olduğundan bu gezilere olanak bulamıyor, bu kentleri gezmeyi bir başka tatile bırakıyoruz. Zürih ile başlayan, Chur, St. Moritz, buzul ekspresi ve Zermatt ile süren yazı dizimiz Mont Blanc çevresini konu edinen bu yazıyla sona eriyor. Küresel ısınma nedeniyle bu dizide anlatılan buzullar ve kayak merkezleri bir süre sonra var olmayacak, yazılarımızda bunu belgelemeye çalıştık. aydinergil@yahoo.com
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle