Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
TURİSTİK SÖYLEŞİ 15 İdeoloji turizmi baltaladı Abdülkadir Yücelman “Bir vur bin dinle” derler ya, yılların turizmcisi Deniz Tüfekçi’ye “turizm dünyasında ne var ne yok” diyecek oldum, meğer patlamak üzere olan bombaymış, 2007’nin yüzde 28’lik artışla başlaması hiç bir şey ifade etmezmiş, Türkiye 100 eurolara satılan ülke olmuş, Almanlar bile eskiden on dört gece kalırken şimdi yedi en çok sekiz gece konaklıyorlarmış. “Çok kötümsersin. Almanlar Türkiye’den bıktı mı yoksa” deyince “Almanlar bıkmadı ama dünya değişiyor, eğilimler de değişiyor, insanlar farklı şeyler arıyor. Eskiden yurt dışından turlar getirirdik. Anadolu kültürünü, el sanatlarını, halıları, kilimleri, halk danslarımızı, müzeleri, tarihi yerleri gezdirir tanıtırdık. 90’lardan sonra ağırlık deniz kum güneş turizmine kaydı. Antalya’da yatak kapasitesi arttı. Türkiye gelişlerindeki karayolları önemini kaybetti ve “charter” seferleri önem kazandı”diyor. “Bu gelişme ya da değişim diyelim, her yerde oldu ama Antalya birden öne geçti, beş yıldızlı oteller yapıldı, bana kalırsa şikayet etmekte haksızsın. Eğer gelişme çarpık ve bilinçsiz olmuşsa buna bir şey diyemem” deyince kahvesinden bir fırt çekip başladı anlatmaya Deniz Tüfekçi “Ben yıllardır bu sektörün içindeyim. Antalya büyük bir tiyatro. Ama bu tiyatroda hep aynı oyun oynanıyor. Bakın Cannes’da yok film festivaliymiş, yok karpuz festivaliymiş, adamlar turistin ilgisini çekecek bir çok şey buluyor, 20 kez aynı oyunu oynayan tiyatroya kimse gelmez. Biz, Antalya’da bir otomobil yarışını bile organize edemedik” toplumsal yanı. Turizm sektörü kendi politikasını kendisi yaratmaya başladı. Biliyorsun müteahhitler otel sahibi oldular. Büyüme sağlıksız oldu. Pazarlamayı yürüten sektör kalmadı, yatak sayısı anormal arttı. Her yer otelle doldu, ama unuttuğumuz bir şey var. Manavgat’taki kirliliği Alman televizyonları gösteriyor, bunu gören Almanlar gelir mi? Acentelerin ilanlarını görüyoruz Uzakdoğu 1500 dolar, Portekiz 700 dolar, İspanya 900 dolar. Türkiye 175 euro. Ayıptır!” diyor. Türkiye ucuza satılıyor Diğer sorum: “Komisyon alacak acente Türkiye’yi mi satar Uzak Doğu’yu mu? Bu kadar kötülüyorsun ama yabancılar Türkiye’den gayrı menkul almak için yarış ediyorlar” “Evet ediyorlar” diye cevap veriyor Tüfekçi ve sözlerine davam ediyor. “Elbette yarış ederler, çünkü biz onlara toprak satıyoruz, siteler kuruyoruz. Sanıyoruz ki Türkiye para kazanacak. Yarın kendi sitelerinde kendi ülkelerinden getirecekleri insanları çalıştıracaklar. Biz avucumuzu yalayacağız. Araplara birkaç köyü birden pazarlayacaklar, alt yapısını bizim vergilerimizle devlet yapacak ama o sitelere Türkleri de sokmayacaklar” İçimin karadığını hissederek Deniz’i dinlemeye devam ediyorum. “Bazı turizmciler konuya yanlış bakıyorlar. Oturmuşlar KDV yüzde 18’den yüzde 8’e insin diyorlar. Bu yeterli mi? İçki yasaklanmadı da ÖTV arttırıldı. Rakı iki liradan 22 liraya çıktı. İçki yasağı tartışıldı. Bir kadeh içki içemediği bir yere turist neden gelsin. İdeoloji uğruna turizm baltalandı. Kuş gribiymiş, karikatür kriziymiş, terör varmış, bunlar işin palavrası. Gazeteler falanca ülkeye giderseniz dikkat edin fotoğraf makinenizi çalarlar” diye yazmıyor mu. Kuş gribinden dört kişi öldü, dünyaya ilan ettik. “Turist neden gelsin” dedi ve gitti. 30 yıllık turizmci arkadaşımın arkasından bakakaldım. Tematik turlar önem kazanıyor “Değişime nereden başlamak gerekiyor” diye soruyorum. “Dünya yıllardır tematik turlar yapıyor; ama biz güneş, deniz derken kafamızı kuma soktuk. Golf, yat, dağcılık, macera diyeceksin, termal, “spa” turizmi, bisiklet, dalış diyeceksin. Bir defa gelen ikinci defa arkadaşını da getirecek. Sümela Manastırı’na giden sadece kiliseyi gezmiyor, Karadeniz yemeklerini, mısır ekmeğini tadıyor, endemik bitkiler, endemik hayvanlar var, yabancılar özellikle onlar için geliyor. Karadeniz’e bir grup götürdüm çay bahçelerini gezdiler. Ne Amerika’da ne Avrupa’da böyle bir şey görmemişler” Sevgili Deniz, sen tematik turları iyi incelemişsin, ama Türkiye’de son yıllarda gezen insanlarımız arttı hiç düşündün mü? “Turizmciler bu artışın farkında. Ama biz ne zaman tatile çıkacağımızı bilmiyoruz. Fakat 2006’daki durgunluktan sonra bu kış döneminde erken rezervasyon yapanlar arttı. Ayrıca dünyada uygulanan ve büyük ilgi gören sosyal içerikli turlar da organize edilmeye başlandı. Örneğin, gençlerle yaşlıların tatil anlayışları farklı. Yaş gruplarına ve hobi çeşitlerine uygun turlar düzenleniyor, 55 yaş üstü turlar ile yalnız yaşayanlar için de özel geziler turizmin sosyal ve

