12 Şubat 2026 Perşembe English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

KÜLTÜR 11 yanın tahta atıyla tanıdığı meşhur Troia’nın hazineleri, antik çağın Anadolu’daki tek Dorik stilde yapılmış Assos Athena Tapınağı’nın kabartmalı friz parçalarından ikisi, yine Assos mezar kazılarında ele geçmiş pişmiş topraktan şahane küçük heykelcikler bulunuyor. Frizlerin büyük kısmı, Louvre’da, bir kaç tanesi Boston ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergileniyor. Lir ve rafından Akhilleus’un mezarı başında boğazı kesilerek kurban edilen Troia prensesinin öyküsünü anlatmakta. Lahdin dört bir yanına tüm detaylarıyla korkunç ölüm sahnesi yansıtılmış. Homeros’tan sonraki bir efsaneye göre, Akhilleus Polyksena’yı görür görmez aşık olur ve onu elde etmek ister. Troyalılarla görüşmeye gelir. Ancak, Troyalılar Akhil FOTOĞRAFIN DİLİ Lütfi Özgünaydın lutfi?lutfiozgunaydın.com KEŞİŞ DAĞLARI’NIN ÖNÜNDE değişik müzik aletleri çalan kadınlar, yatağında kendinden geçerek şiir okuyan adam, dans eden kadın ve çirkin göbekli yaratıklardan oluşan bu heykelciklerin bir kısmı el yapımı olarak üretildiğinden ayrı bir önem taşıyorlar. Ayrıca müzenin en dikkate değer parçası 1994 yılında Dardanos Tümülüsü’nde ele geçen boyalı lahitlerden, Troia efsanesinin en önemli kahramanlarından Troia kralı Priamos ile kraliçe Hekabe’nin kızları Polyksena’nın kurban edilişini betimleyen tasvirlerle donatılmış olan muhteşem bir lahit, Troia savaşından sonra, büyük ihtimalle milattan önce 1100’lerde, Akhilleus’un oğlu Neoptelemos taleus’u öldürürler. Savaşın sonunda Atinalıların kenti ele geçirmesiyle oğlu Neptolemos Akhilleus’un ruhunu huzura kavuşturmak için, mezarının başında Polyksena’yı kurban eder. İşin ilginç yanı bu mezarın Çanakkale yakınlarında asırlardan beri “Kız öldün tepe” adıyla bilinen yerde ele geçmesi. Bu lahitle birlikte birkaç boyalı Pers dönemine ait lahit de müzenin koleksiyonunu zenginleştiriyor. Çanakkale Müze Müdürü Nurten Sevinç, bölgenin en seçkin lahitleri için, müzede ayrı bir bölüm hazırlandığını ve düzenleme çalışmalarının henüz devam ettiğini belirtiyor. sengulaydingun@kou.edu.tr Erzincan sergimden bir fotoğraf sunuyorum size. Erzincan’dan Girlevik Şelalesi’ne gidiyordum. Girlevik Şelalesi ülkemizin önemli şelalelerinden birisidir. Bir tarafta, Munzur Dağları diğer tarafta, Keşiş Dağı. Düzlük, sarıya kesmiş yakı çiçekleri, kavak ağaçları sıra sıraydı. Toprak ısınmıştı, tohum atıyordu köylüler. Fotoğraf için, ışık da uygundu. İki adımda bir durup koşuşturuyordum. Yolun kıyısında ona rastladım. İneklerini otlatıyordu. Bayağı inek vardı düzlüğün içinde. Belki köyün çobanıydı; sadece “fotoğrafını çekebilir miyim” dedim. İçtenlikle “olur” dedi ve objektifime bakmaya başladı. Müthiş bir bakışı vardı. Acının var olduğunu sezdiğim yüzündeki çizgilerini, mağrur bakışı ile kapatmak istiyordu. Makinemin üzerinde 100 milimetrelik objektif vardı. Arka plan net olmadı, keşiş dağları gözükmedi. O çok etkilendiğim o bakış filmin üzerine düştü. Son yıllarda çektiğim en iyi portelerden birisi oldu. Bu fotoğrafı sergiledim. Sizde böyle portreler çekerseniz, arka planı “flu” yapmak isterseniz diyafram üzerinden makinenizi ayarlayın ve diyaframı açın. Arka planla birlikte portrenin de net olması için, diyaframı kısıp enstantaneyi yükseltin. Ön ve arka planın netliği üzerine bilenen bir sistemi ileriki sayılarda daha geniş anlatırım. Kısaca teknik önemli ama, duygu olmadan hiçbir şey olmaz.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle