10 Mayıs 2026 Pazar English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

CUMARTESI 07 9/11/06 16:25 Page 1 CUMARTESİ EKİ 7 CMYK 11 KASIM 2006 CUMARTESİ 7 Tadına doyulmayan olimpik bir öykü Yaşıtlarının bebekle, oyuncak arabayla oynadığı bir dönemde onun aklında buz pisti ve patenler vardı. Henüz 8 yaşındayken milli formayı giydi, 2 yıl sonra 10 yaşına geldiğinde ise (1995) Balkan Oyunları’nda Türkiye’ye şampiyonluk kazandırdı. Futboldan başını kaldıramayan Türkiye’nin aklına ise geçen yıl İtalya’da düzenlenen Torino Kış Olimpiyat Oyunları’nda 21. sırada yer almasıyla düştü. Ve onun bu başarısını farkeden Amerikan NBC televizyonunun yorumcusu Tom Hammond, Tuğba Karademir (21) hakkında şu yorumu yaptı: “Onunki tadına doyulmayan olimpik öykülerden biri.” Tuğba Karademir daha beş altı gün önce, dünyanın en başarılı sporcularının davet edildiği “Skate Canada Grand Prix”sini 11. sırada tamamlayarak başarı hanesine bir yıldız daha ekledi. Türkiye onun bu başarısına sevindi sevinmesine fakat, uluslararası arenada tüm olumsuz şartlara karşın inatla ülkesini temsil etmeyi sürdüren bir sporcu, sevinç ve gururdan fazlasını haketmiyor mu sizce de? Türkiye’de buz patenine ilginin derecesi malum... Televizyonlarda şampiyonalar yayınlandığı vakit, aile fertlerini ekran başına toplayan bu spor şu günlerde tekrar gündeme gelmek üzere. Çünkü bir televizyon kanalı buz pateni yarışması düzenliyor. Manken, oyuncu ve şarkıcılardan oluşan bir grup yarışmacı, profesyonel sporcularla eş olarak buz üstünde puan toplamaya çalışacak. ELİF TOKBAY Sponsorlara çağrı var T uğba Karademir Kanada’da buz patencilerinin reklamlarda oynadığını ve bu anlamda kullanılabilecek çok malzeme olduğunu söylüyor. Sanatı ve sporu içinde barındıran böyle güzel bir dalda sponsor bulamamasını ise şaşkınlıkla karşılıyor. Sonuçta reklamlara çıkamadığı, hatta kendi ülkesinde düzenlenen buz pateni yarışmasına davet edilmediği için Karademir’in düzenli bir geliri de yok. Dolayısıyla kalıcı bir sponsoru olmadığı için geleceğe maddi anlamda güvenle bakamıyor. “Sponsor firmalar buz pateninin yeterince tanınmadığını düşünüp hitap edecekleri bir kitle olmadığını sanıyorlar. Halbuki buz pateni sanat, güzellik ve sporu bir arada içeriyor. Yurtiçinde ve yurtdışında bu sayede ürünlerini, isimlerini duyurabilecek çok olanaklar var. Üstelik ülkemizde yeni başlayan bir spor dalına destek olmak da bir firmanın vizyonuna olumlu katkıda bulunurdu” diyerek şirketlere çağrıda bulunuyor Tuğba Karademir. İnternette dolaşan bilgilere göre juride buzlar kraliçesi Katarina Witt de olacak. Biz de fırsattan istifade Tuğba Karademir’le Kanada’daki yaşamını, buz patenini ve kırgınlıklarını konuştuk... Tuğba Karademir ve ailesinin ise biz sorana kadar bu yarışmadan haberi bile yoktu. Tuğba Karademir, böyle bir yarışmanın Kanada’da da düzenlendiğini ve çok ilgi gördüğünü söylüyor fakat kendisine böyle bir teklif gelmediğini de ekliyor. Patenin Türkiye’deki gelişimi ve sporun sevdirilmesi için bunu bir fırsat olarak gördüğünü de söyleyen Karademir herşeye karşın sitem etmiyor: “Teklif gelirse, okul ve yarış programıma da uyarsa seve seve gelirim. Antrenörümle birlikte gelip oradaki sporcu kardeşlerime yararlı olabilirim.” Tuğba’nın şu an için en önemli sorunlarından biri sponsorluk. Milli sporcu kendisine hâlâ bir sponsor bulamadı ve harcamaları ailesi tarafından karşılanıyor. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü geçen yıldan beri, yıllık masrafı minimum 60 bin doları bulan Tuğba’ya destek olmaya başladı. Fakat olimpiyat oyunlarında devlerle yarışan sporcumuz için bunun ne kadar katkı sağlayacağını varın siz hesaplayın. 1996 yılında buz pateninde ilerlemek için ailesiyle birlikte Kanada’ya göç eden Tuğba Karademir Türkiye’de bu spora ilgi gösterilmemesinden de yakınıyor: “Buz pateni Türkiye için maalesef yeni bir spor dalı. İlk kapalı olimpik tesisimiz 1989 yılında Ankara’da açıldı sanırım. İkincisi biz ayrıldıktan sonra Kocaeli’de açılmış. Devlet ve özel sektor elele verip daha fazla tesis yapmadıkça, yazılı ve görüntülü basın buz patenine daha çok yer vermedikçe yaygınlaşması zor. Örneğin geçen yıl basının gösterdiği ilgi sonucu Ankara’daki buz sarayına aşırı bir ilgi olmuş. Tesis neredeyse talebe cevap veremez hale gelmiş. Buz pateni ile ilgili TRT’nin dışında hiçbir TV kanalı yayın yapmıyor. Burada Kanada ve ABD’de yaz kış TV’de paten programları var, patenle ilgili reklamlar var. Eski ve yeni patenciler, antrenörler refah içinde star gibi yaşıyorlar. Öyle olunca da hem çocuklar, hem gençler hem aileler özeniyor.” Tuğba Karademir Türkiye’de yalnızca futbolcuların ve futbol antrenörlerinin bir şekilde tanınmasından şikayetçi. “Basında sürekli bilmem hangi futbolcu şu kadar milyona transfer oldu, şurada tatil yapıyor, şu kadar paraya şurada şunu aldı gibi haberler çıktıkça artık eskiden illa okul diyen aileler dahi çocuklarını futbola özendiriyorlar. Devlet, özel sektör ve basın öteki spor dallarına da aynı ilgiyi göstermez onlara benzer olanakları sağlamazsa ne buz pateninde ne öteki spor dallarında büyük ve sürekli başarı beklenemez. Ayrıca Türkiye’deki eğitim sistemi de büyük bir engel. Sadece buz pateni değil sanırım tüm sporcular için geçerli bu sorun. Burada eğitim sistemi daha esnek, sporun sadece belli yaşlarda yapılabileceği ama eğitim imkânının her zaman mevcut olduğunu, sporcu sanatçı gibi yeteneklerin her zaman bulanamayacağını görerek destek oluyorlar. Kimse 1617 yaşında liseyi bitirip ille üniversiteye girmek zorunda değil.” Buzdaki kariyeri için Kanada’da yaşamayı seçen Tuğba Karademir, antrenmanlarını yaptığı buz okulunda yılların deneyimine sahip antrenörlerle çalışıyor. Bu okulda kimi antrenör atlamalarda uzman, kimi ayak oyunlarında, kimi dönüşlerde, kimiyse koreografide... Hepsi defalarca yurtdışındaki şampiyonalara katılmış. Kısacası bir sporcunun buz pistinde karşılaşabileceği tüm sorunları, sporcunun psikolojisini çok iyi biliyorlar. Tuğba Karademir antenörlerin birbirleriyle rekabet içinde olmadıklarını, her birinin ekip çalışması içinde olduklarını vurguluyor. Antrenörün birinin sporcusuyla yurtdışına gittiğinde diğerlerinin sporcuları kaldıkları yerden alıp çalıştırmayı sürdürdüklerini anlatıyor. Tuğba Karademir bu sistemin Türkiye’ye gelmesi için daha çok zamana ihtiyaç olduğunu söylüyor. Antrenörlerin hem teknik deneyimlerinin, hem yarışma deneyimlerinin eksik olduğunu, ekip çalışmasının yaygın olmadığını belirtiyor. Çok küçük olmasına karşın buz pateni camiasının bir kavga içinde olduğunu anlatarak bunun sporcuları da huzursuz etmesinden yakınıyor. Tuğba’nın bu anlattıkları Türkiye’den ayrılma nedenlerinin de bir özeti aslında. Bu kadar olumsuzluğa karşın ülkesinden kopamayan, ”Asla Türkiye’yi temsil etmekten vazgeçmeyeceğini” söyleyen Tuğba Karademir, Kanada Milli Takımı’na girme öyküsünü de şöyle anlatıyor: “Kanada’ya geleli 56 yıl geçmişti. Ama Türkiye’de gidip şampiyonada yarışamadığım için Türkiye’yi temsil etme hakkı kazanamıyordum, maddi durumumuz çok kötüydü. Burada herşeye sıfırdan başladık ve yüksek antrenman masrafları da eklenince anlatılamayacak kadar çok zorluk çektik. Şimdi annem ve babamın daha iyi işler bulması sayesinde iyi durumdayız. Ama o ilk 56 yılı hatırlamak bile istemiyoruz. O dönemde federasyondakiler bunları çok iyi bildikleri halde hiç tolerans göstermediler ve ben yıllarca burada atıl kaldım. Sadece antrenman yaparak başarılı olunamaz, yarışma deneyimi çok daha önemli. Kanada şampiyonasına girer ve derece alırsam belki o zaman seviyemi anlar bana sahip çıkarlar diye düşündüm. ..ve takıma girmeye hak kazandım.” Daha sonra Kanada Milli Takımı’ndan istifa eden Tuğba Karademir şimdi yarışmalarda yeterince destek göremediği Türkiye adına yarışıyor. Tuğba önümüzdeki 23 yıl içinde performansını arttırmayı, sıralamasını yükseltmeyi ve 2010 olimpiyat oyunlarında Türkiye’ye madalya kazandırmayı planlıyor. Daha önce “Çoban Yıldızı” adlı parçayla kayan Tuğba, ileriki programlarında arabeske kaçmayan bir Türk müziğini kullanmayı düşünüyor. Tuğba 2228 Ocak’ta Varşova’da, Avrupa Artistik Buz Pateni Şampiyonası’nda yarışacak. 1925 Mart’ta ise Japonya’daki Dünya Artistik Buz Pateni Şampiyonası Tuğba’yı bekliyor. Sanatseverlerin buluşma mekânı belli oldu İstanbul sanat camiası yeni bir sanat galerisi ile buluşmaya hazırlanıyor. Bedri Baykam’ın kuruculuğunu, Sabiha Kurtulmuş’un ise yöneticiliğini yaptığı Piramid Sanat Galerisi 15 Kasım Çarşamba günü açılıyor. Taksim’in göbeğindeki sanat galerisi, sanatseverlerin ve sanatçıların buluşma noktası olacak. Galeri, pek çok farklı sanat dalını da bir araya getirecek. Galerinin açılışı öncesi, Bedri Baykam ve Sabiha Kurtulmuş ile galeride buluştuk ve galerinin hikayesini onlardan dinledik. Bedri Baykam ve başka pek çok ressam, çalıştıkları Manastır atölyesinden 8 senelik sancılı bir hukuki sürecin sonunda tahliye olmuşlar. Bedri Baykam, “Sadece 16 yıl değil, 160 yıl da geçirirdim ben orada” diye anlattığı Manastır atölyesinden ayrılmasından sonra doğal olarak bir yer aramaya başlamış. Ve o zorlu süreç, Taksim’in merkezinde buldukları 6 katlı bina ile tatlıya bağlanmış. ŞİRİN GÜVEN ‘AĞIR BİR İŞ’ SEÇİN Bedri Baykam, “Burayı görür görmez planı çizmiştim kafamda” diye Fotoğraf: anlatıyor. “Giriş kat cafekitabevi ve Sabiha Uğur Demir atölyelerin yapılacağı oda. Onun bir Kurtulmuş altı, 48 yıldır yaptığım tüm yapıtlar için. Onun da altı da kitap ve katalog deposu. 1. kat sanat galerisi. 2. kat ofis gibi kullanılabilecek bir alan. 3. kat ıslak alan yani canlı canlı katında atölyeler için de bir oda var. Bedri Baykam ve Volkan resim yaptığım yer. Onun üstündeki yarım katta yine kitaplar.” Aslan’la ‘Çağdaş Sanat’, Ekrem Kahraman ile ‘Resim Binayı gezdiğimizde de görüyoruz ki, her şey Bedri Atölyesi’, Bahri Genç’le ‘Güzel Sanatlara Hazırlık’ ve Baykam’ın anlattığı gibi. Galerinin kapısından girdiğinizde ‘Amatör ve Yetişkinlere Resim’, Selma Akın Girgin’le sağ tarafta, Bedri Baykam’ın 1. İstanbul Bienali için yaptığı, ‘Çocuklarla Resim Atölyesi’, Aslı İçözü’yle ‘Çağdaş ‘İngres Gerome Burası Benim Hamamım’ isimli TiyatroOYUNA DAVET Çocuklar için’ ve ‘ Çağdaş Tiyatro enstalasyonu görüyoruz. OYUNA DAVET Yetişkinler için’, Ragıp Yavuz’la Cafe 57 ismini verdikleri cafenin değişik dizaynlı raflarında ‘TiyatroOyunculuk Atölyesi ‘, Adnan Tönel’le ‘Oyunculuk sanatsal takı ve objeler yer alıyor. Ve tabii sanat ağırlıklı Atölyesi’, Jeremy Walton’la ‘Sanat İngilizcesi’ ve Feri güncel ve değişik kitaplar... Cafede otururup kahvenizi Boz’la ‘Sinema Tarihi, Filmcilik, Senaryo Yazımı’ atölyeleri yudumlarken sergilenen çağdaş tasarım ürünlerini görebilecek yapılacak. ve sanat kitaplarını karıştırabileceksiniz. Ayrıca cafedeki 1. kattaki sergi salonu ise ‘Ağır İşler’ isimli sergi ile televizyonda çeşitli spor karşılaşmaları ya da sanat filmleri açılacak. Türk çağdaş sanat dünyasının son dönemlerinin gösterilecek. Yani sürekli görsel bir güzellik de olacak. Giriş önemli isimlerinden, bu sergi için “Ağır Bir İş” seçmelerini istemişler. Özdemir Altan, Tomur Atagök, Ferruh Başağa, Kezban Arca Batıbeki, Bedri Baykam, Bubi, Zahit Büyükişleyen, Adnan Çoker, İsmet Doğan, İpek Duben, Devrim Erbil, Jale Erzen, Ergin İnan, Balkan Naci İslimyeli, Ekrem Kahraman, Hüsamettin Koçan, Komet, Yusuf Taktak, Yavuz Tanyeli, Adnan Turani ve Ömer Uluç’un yapıtları, Piramid Sanat’ta birbirleriyle oluşturacakları diyaloğun içinde çağdaş Türk resminin son 25 yılını yansıtıyor. Galerideki projeksiyon makinesi ile de çeşitli belgeseller gösterilecek. 50 kişilik oturma grubu da galeride panellerin düzenlenmesine olanak sağlayacak. Kısacası “İnsan emek verdiği her şeyi iyi yapmalı” diyen Bedri Baykam ve Sabiha Kurtulmuş İstanbullu sanatseverlerin toplanabilecekleri, birbirlerini görebilecekleri ve çeşitli sanatsal aktiviteler yapabilecekleri bir mekan yaratmışlar. Bedri Baykam’a burayı yaparkenki amaçlarını ve beklentilerini de sorduk. “Buranın sohbeti, dostluğu, kaynaşmayı provoke eden, destekleyen bir mekan olmasını istiyoruz. Bu yarattığımız ortam bir paylaşım ortamı. Özellikle benim İstanbul’un sanat ortamından beklediğim bu mekanın bir şekilde keyfini çıkarmaları. Buranın dayanışma ile İstanbul kültür hayatına ait olarak sürmesini istiyoruz. Çünkü içinde bulunduğumuz ortam, yeni kültür merkezlerinin, yeni galerilerin açılmasını özendiren bir ortam değil. AKP hükümetinin Türkiye’de müze ve çağdaş sanat merkezi açmak gibi bir önceliği yok. Bugüne kadar maalesef Türkiye’de belediyelerin de bu konuda çok büyük bir öncelikleri ve talepleri olmadı hiç. Büyük kurumlar bu işe giriyor bazen, sonra da sıkılıp çıkıyorlar. Ama sanatçıların kendi kurduğu ve sahip çıktığı bir yerin sürmesini gerçekten isterim. Sonuçta burası, resim dünyasının, çağdaş sanat dünyasının, edebiyatın, tiyatronun ve sinemanın beraberce konuşulduğu ve tartışıldığı bir ortam olsun istiyoruz. Sanatçı adaylarının, sanatseverlerin, kolleksiyonerlerin ve halkın ortak paylaştığı bir alan olsun istiyoruz.” Siz genelde burada bulunabilecek misiniz? “Hayır ama sıkça burada olacağım elbette. Çünkü bu kitapların yine yazılması lazım, siyasi konuşmaların yine yapılması lazım ve yine insanın arada çocuğunu gezdirmesi lazım. Ama yalnız kendime ait olan atölyemde geçirdiğim zamana oranla daha çok zamanım burda geçecek tabi.” Çok güzel bir galeri olmuş gerçekten. “Manastır atölyesinden çıktıktan sonra, bir yer ararken burayı bulmam tamamen hayatın bir tesadüfü. Çünkü böyle bir binayı, Taksim gibi merkezi bir yerde bulmak hiç kolay değil. Biz burayı tamamen kendi imkanlarımızla yaptık. Açılış için birkaç firma sponsor oldu bir tek. Ama mekan kendi yağında kavrulacak. İstanbul sanat ortamı gerek atölyelere katılmak için, gerek galeriyi gezmek için, gerekse cafekitabevinde oturmak için buraya gelsin istiyoruz, böyle bir mekan yaratmaya çalıştık. Gelsinler ve sahiplensinler. Taksim’de kahve içmek için her hangi bir yere değil de bir sanat merkezine gelsinler istiyoruz. Üstelik bugünlerde çeşitli sanat galerileri kapandı ya da alanları daraldı. Eğer İstanbul sanat ortamı burayı sahiplenirse devam edebilir burası. Sonuçta buranın arkasında dev bir banka ya da holding yok. Peki, kim var buranın arkasında? Biz varız yani sanatçının, halkın kendisi var. Türk sanat ortamının kendi dokusu ve ruhu burayı yaşatacak, buna inanıyorum.” (0 212 258 44 64, 0 212 297 31 30)
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle