Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
CUMARTESI 04 9/11/06 16:26 Page 1 CUMARTESİ EKİ 4 CMYK 4 11 KASIM 2006 CUMARTESİ Müziğim ‘idea’larla ilgilidir almama rağmen, ilk kez iyi bir öneri geldi. Çok iyi bir Türk Ünlü Yunanlı besteci Eleni Karaindrou, filmlerinde de bu tema işlenir.” orkestrası ve şefle çalacağım. Ayrıca Yunanistan’dan gelen 5 usta Şişli Belediyesinin düzenleyeceği ‘Barış için Angelopoulos’la tanışmanız ve birlikteliğinizden bahseder müzisyen akordeon, lir, obua, mandolin ve piyano çalacaklar. Türk Kuzey Güney müzisyenleri buluşması’ misiniz? bulenterguden@yahoo.com ve Yunan müzisyenlerin biraraya gelmeleri ve bu konser benim için kapsamında konser vermek üzere Türkiye’ye “Bu çok eski bir öykü. Genç bir Yunan yönetmenin, kültürlerarası diyalog anlamına geliyor.” geliyor. 3 Aralık’ta Lütfi Kırdar Kongre ve Christophis’in Rosa adlı filminin müziklerini bestelemiştim ve ECM’den çıkan son albümünüz ‘Elegy of the Upprooting’ Sergi Sarayı’nda, Şişli Belediyesi, Kültürlerarası İletişim Derneği 1982’de Selanik festivaline katıldık. Angelopoulos jüri başkanıydı. ve Pi Production işbirliğiyle gerçekleşecek konserde sanatçıya Erol sizin ilk konser kaydınız. Aynı zamanda da sizin müziğinizin Bana büyük ödülü verdi ve birlikte çalışma önerisi getirdi. Böylece küçük bir tarihi gibi. Erdinç yönetimindeki Hacettepe Üniversitesi Senfoni Orkestrası onunla birlikte bir yolculuğa çıktık. O sadece büyük bir sinemacı ile Yunanistan’dan gelecek 5 usta müzisyen eşlik edecek. “O konserde çalgıcılar ve vokalistlerden oluşan 110 kişilik bir değil, aynı zamanda tarihçi, filozof ve şairdir. Kendisiyle çalışma Müzik, tarihin büyük bir bölümünde ikincil bir işlevle varoldu. topluluk, yakın arkadaşım şarkıcı Maria Farandouri ve piyanist olanağı bulmak büyük bir şans oldu.” Bir tiyatro oyununun arka planı, dini bir ritüelin parçası ya da bir olarak da ben vardım. Geçmişe baktığımda müziklerimdeki Ardından ikinci büyük buluşmanız sanırım ECM’in şiirin melodisi gibi. Ancak 17. yüzyılda bağımsızlığını kazanabildi. ortak temanın, insanların yerlerinden kopup farklı coğrafyalara yöneticisi Manfred Eicher’le oldu. Bir müziğin diğer bir sanatla eklemlenerek ikincil hale gelmesi gitmek zorunda kalmalarının getirdiği hüzün olduğunu “Doğru. Eicher bir dahi ve çok özel bir insan. Sadece caz değil, hiçbir şekilde değerini azaltmaz. Bach’ın müzikleri de dini ayinler farkettim. Aslında mesaj vermeyi sevmem, ancak birçok halk Ortaçağ müziklerini, çağdaş müzikleri takip eder. Yaratıcılığı ve dans içindir. Karaindrou’nun ünü, dünya sinemasının en büyük için böylesine bir tarihsel durum sözkonusu. Angelopoulos’un keşfetmek ve en güzel bir biçimde kaydını yapmak asıl tutkusudur. ustalarından Theo Angelopoulos’un Hiçbir zaman ticari olmadı. Dehası filmlerine yazdığı müziklerden geliyor. sadece müzik alanında değildir. Son ‘Ulis’in Bakışı’, ‘Sonsuzluk ve Birgün’, olarak film çalışmaları da var. Beni Fotoğraf: VEDAT ARIK KADIN ‘Ağlayan Çayır’, ‘Puslu Manzaralar’ ve Angelopoulos’un bir filmine yaptığım diğerleri. Ancak bu müzikler filmler müziklerden keşfetti. 1991 yılında bir OLDUĞUMU dışında da dinlenebiliyor, hatta daha da seçki niteliğindeki ilk albüm, tanınabiliyor. Karaindrou ülkemizde uluslararası tanınmamı sağladı.” UM UR UNUT oldukça tanınan bir sanatçı, ama eminim Film müzikleri dışında, 45 tiyatro tarih ? Beste yapmak ki birçok kişi onun adını bilmese de müziği de bestelediniz. boyunca büyük ölçüde müziklerini bilmekte. ‘Sonsuzluk ve “Tiyatroda müzik daha önde . erkeklerin tekelinde oldu Birgün’ün müziklerini dinlerken nedenini olabiliyor. Örneğin ‘Troyalı Kadınlar’da itör poz kom Sizce kadın hiç bilmediğiniz belki tarihten gelen bir tiyatro arka plandaydı. Sinemada müzik olmak farklı mı? hüzün içinizi kaplar. Hiçbir çağrışım bu kadar önde olamaz. Antonioni müziği ın kad n “Beste yaparke yapmadan, sizi doğrudan Yunan çok az kullanırdı. Tiyatro kollektif olduğumu unuturum. Yani, tragedyalarının derinliklerine ulaştırır. çalışılan bir sanat. Oyuncular, yönetmen, im ikler kadın olmamın müz Müziği minimaldir ama çok şey anlatır. müzisyen hep içiçedir. Sinemada ise yok. i etkis ir hiçb inde üzer Eski Yunan medeniyetinin hala bir daha bireysel çalışılır. Senarist, oyuncu, mda Herşey sadece kafa yerlerde yaşadığı, kültürün toprakla olan müzisyenin kişisel diyebileceğim ın ntım yaşa n Zate ur. oluş bağının koparılması, ya da serbest çalışmalarını, yönetmen sihirli bir önemli bir kısmı piyanonun bırakılması sonucu kimliğini yeniden biçimde biraraya getirir. ti.” geç ında baş oluşturması büyük acılara katlanmanın Angelopoulos’un filmlerini izlemeden sadece sevgiyle birlikte olabileceği ve ve senaryoyu okumadan bestelerim. ulusal olanla evrensel nasıl olunabileceği Yönetmen bana sesli olarak filmi anlatır. bu müziklerin düşündürttüğü açılımlar. Bazı profesyonel film müzikçileri, Karaindrou ile gerçekleştirdiğim söyleşi, kronometreyi kullanarak, kare kare BAZI ŞEYLER 64 yaşına rağmen gencecik duran, müziği filme yerleştirirler. Bense sadece mütevazi, samimi, derinlikli kişiliğini ana düşünceyle ilgilenirim.” YÜLÜDÜR BÜ bana çok iyi yansıttı. Konuşma sesi de çok 1969 yılında cunta tarafından ü ? Sinema hayalgüc şey anlatıyordu. Onun Yunanlı olması sürgün edildiğinizde, Paris’te Sizin at. san bir lu üzerine kuru sadece insan olması anlamına geliyor. etnomüzikoloji çalışmalarına film müziği çalışmalarınızda Zaten en büyük müzik olarak da kuş başladınız. Bu tarz bir bilimsellik ir? ned hayal gücünün yeri seslerinin, yaprak hışırtılarının, doğa müziğinizi nasıl etkiledi? ve r lüdü büyü er şeyl ı “Baz seslerinin olduğunu düşünebilecek kadar “Benim müziğimi herşey etkiler. açıklanamaz. Herşeyi birden ileri de bir yerlerde. Umarım onun Öncelikle müziğin kendi içindeki ru doğ da mak çalış ya lama açık konserlerine hakettiği ilgiyi fazlasıyla etkileşimleri önemlidir ama diğer şeyler değil. Nasıl kompozisyon gösteririz. de etkiler. O yıllarda etnomüzikoloji yeni yaptığımın kimyasını tam olarak Türkiye’de uzun yıllardır bir alandı. Herkes büyük bir keşfetme bilmiyorum. Benim için ‘idea’lar ınız ladığ müzikleriniz oldukça tanınıyor ve heyecanıyla çalışıyor, İran, Hindistan, yaka u Bun lidir. önem dinleniyor. Ülkemizdeki bu ilk Rusya, Balkanlar daha birçok ülke ve zaman daha derine doğru konserinizin sizin için anlamı nedir? bölgenin müziklerini, çalgılarını yolculuğum başlar. Örneğin “Daha öncesinde Türkiye’ye gelmiş ve araştırıyordu. 17 yıllık konservatuar ‘Ulis’in Bakışı’nda ‘kaybedilmiş İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale jüri çalışmasının ardından son derece zengin masumiyet’ düşüncesi temeldi.” üyesi olmuştum. Birçok konser teklifi bir deneyimdi.” BÜLENT ERGÜDEN D inleyin eğlenin ‘Phonem by Miller’ bitiyor Bu akşam İndigo’da, ‘Phonem by Miller’ın kapanış gecesi kapsamında, Junior Boys ve ünlü Alman DJ ve prodüktör Justus Köhncke sahneye çıkacak. Saat 23.00’te başlayacak gecede, önce geçtiğimiz aylarda Franz Ferdinand’ın plak şirketi Domino’dan ikinci albümünü yayınlayan Junior Boys konser verecek. Müziklerinde ‘indierock’ ile ‘minimal techno’yu birleştiren Junior Boys bu yılın en başarılı elektronik müzik grupları arasında yer alıyor. Gece, başarılı solo albümlerinin yanı sıra Ladytron, Mylo ve Hot Chip gibi isimlere yaptığı remiksler ile de tanınan Justus Köhncke ile devam edecek. (0216 556 98 00, biletler 20 ve 25 YTL) Hollandalı vokalist Nardis’te Fleurine Band, ‘Emirates ile Jazz Keyfi’ kapsamında 1618 Kasım tarihleri arasında Nardis Jazz Club’de konser verecek. Vokalde Hollandalı vokalist Fleurine’in, gitarda Önder Focan’ın, bas gitarda Johan Plomp’un ve davulda Cem Aksel’in olduğu topluluk müzikseverlere caz dolu geceler yaşatacak. Amsterdam School of High Arts Konservatuarı’ndan mezun Fleurine; Kenny Dorham, Curtis Fuller ve Thad Jones gibi caz dünyasinin devlerinin bestelerine kendi sözlerini yazarak adından çok söz ettirdi. 1997 İstanbul Caz Festivali de dahil olmak üzere pek çok uluslararası festivalde sahne aldı. 1999 yılında piyanist Brad Mehldau ile ‘Close Enough for Love’ı kaydettiler. (0212 244 63 27, biletler 20 YTL) Dostoyevski yaşında! Tarih: 22 Aralık 1849. Yer: Semyonovski Meydanı, St. Petersburg, Rusya. Saat: Sabah saat altı civarı. Sekiz aydır hapiste tutulan bir grup mahkum hücrelerinden çıkarılıp arabalara bindirilir ve Semyonovski Meydanı’na getirilir. Nereye gittiklerine dair hiçbir açıklama yapılmamıştır. Mahkumların suçu, Çar I. Nikola’nın baskı döneminde özgürlükçü fikirleri savunan Petrahevski Çevresi (The Petrashevsky Circle) adlı bir tartışma grubu kurmalarıydı. 1848 Devrimi’nin Rusya’ya sıçramasından korkan Çar, temelde felsefi ve edebi tartışmalar yapmak üzere kurulan grubun kendisine karşı bir devrim yaratabileceğini düşünmüştü. Bu nedenle 1849’da bu grup kapatılmış, üyeleri de hapse atılmıştı. İşte o 22 Aralık sabahında meydana götürülen mahkumlar, bu grubun entelektüel Rus üyeleriydi. Arabalardan inen mahkumlar meydanda çakılı kazıklarla karşılaştı. Asker, haklarında verilen ölüm kararını okudu yüksek sesle. Mahkumlardan haç çıkarıp beyaz gömlekleri istendi. Papaz onların son dini görevlerini yerine getiriyordu. ZÜLAL İdam edilecekler KALKANDELEN arasında Fyodor Mihayloviç Dostoyevski de vardı. Eserleriyle dünya edebiyatında kendisinden sonra gelen hemen bütün yazarları derinden etkileyen ünlü Rus yazarı Dostoyevski… Davullar çalındı… Ve ateş emri beklerlerken birden bir asker af kararını okudu. Aslında mahkeme 8 yıl hapis kararı vermiş, Çar bunu 4 yıla indirmişti. İdam sahnesi ise onları korkutmak için düzenlenmişti. Dostoyevski’nin daha sonra karısına söylediği gibi, o gün “hayatının en mutlu günüydü.” Hayatını tam kaybettiğini sanırken yeniden kazanmıştı. 185 Rock zamanı İzmir’in ilk ve tek rock festivali olan ‘Rockizm’, 1518 Kasım tarihleri arasında İzmir Fuar Atlas Pavyon’da düzenlenecek. Anka ve Smyrna organizasyonu ile gerçekleştirilen festival kapsamında Duman, Mor ve Ötesi, Kıraç ve Şebnem Ferah sevenleriyle buluşacak. Ayrıca etkinlikler kapsamında 2006 yılının en iyi çıkış yapan sanatçıları Emre Aldın ve Bertuğ Cemil de konser verecek. (0216 556 98 00, bilet fiyatları her gün için farklı) YENİ BİR GOGOL DOĞDU Bugün, Dostoyevski’nin 185. doğum yıldönümü. (Kaynakların kimisinde ünlü yazarın doğum tarihi 30 Kasım olarak belirtilse de, bu tarih güvenilir kaynaklarda 11 Kasım 1821 olarak geçiyor) Kesin olan şu ki, Dostoyevski o gün idam edilmiş olsaydı, dünya bugünkünden olumsuz yönde farklı olurdu. Çünkü yazarın aralarında “Yeraltından Notlar”, “Suç ve Ceza”, “Kumarbaz”, “Budala”, “Ebedi Koca”, “Ecinniler” ve “Karamazof Kardeşler” gibi eserlerinin de bulunduğu o muhteşem kitaplar yazılmamış olurdu. İki yüz yıldır edebiyatçılara yol gösteren bu ünlü yazar henüz daha 28 yaşındayken ölüp gitseydi, insanlardaki kötülük yapma isteğini, yoksulluğu, acıyı, korkuyu ve suçu anlatan o güzelim gerçekçi romanlardan yoksun kalacaktık; insan ruhunun derinliklerine ustalıkla girmeyi başaran bu yazarın satırlarını okuyamayacak; satır aralarındaki o enfes felsefik, teolojik, politik, psikolojik ve ruhani irdelemelere tanıklık edemeyecektik. Bana ayrılan yer, hakkında ciltler dolusu kitap yazılan bu edebiyat dehasının eserlerini incelemeye ya da onun çalkantılı hayatını ayrıntılı olarak anlatmaya yetmez ne yazık ki. Belki belli başlıklar verilebilir yalnızca. Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, 19. yüzyıl Rusyası’nda orta sınıf, dindar bir ailenin yedi çocuğundan ikincisiydi. Bir tüccar kızı olan şefkatli ve sevgi dolu annesine karşılık, askeri cerrah olan babası her şeyi kontrol etmek isteyen, sinirli, alkolik ve otoriter bir adamdı. Eserlerinde babasına duyduğu öfkeyi ve aile içinde yaşadığı bu derin uçurumun etkilerini görmek olanaklıdır. Askeri bir okulda mühendislik eğitimi alan Dostoyevski, daha sonra edebiyat idealleri uğruna istifa etti. İnsanlardan uzak duran, kitaplarla çevrili bir dünyası vardı. İlk romanı “İnsancıklar”ı 1846’da 25 yaşındayken yazdı ve çok olumlu eleştiriler aldı. Eseri tefrikalar halinde yayımlayan derginin editörüne göre, “Yeni bir Gogol doğmuştu”. Dostoyevski, Rusya’da toprak köleliğinin sürdüğü despotik sisteme karşıydı. Alkole ve kumara düşkündü. Yazdıkları ses getirmesine karşın hayatı boyunca yoksulluk içinde yaşadı. Romanlarında çektiği bu acıların ve yoksulluğun izleri vardır. Sibirya’da 4 yıl kürek, 5 yıl da sürgün cezası çektikten sonra, 1859 yılında imparator izniyle tekrar Rusya’da yaşamasına izin verildi. Toplumun en alt tabakalarından gelen mahkumlar arasında geçirdiği hapis yılları onda değişim yaratmıştı. Ütopik sosyalizmi eleştiriyor, Batı taklitçiliğinden kurtularak Rus değerlerine, toplum yapısına ve Rus Ortodoksluğuna daha fazla önem vermek gerektiğini düşünüyordu. Kumar nedeniyle ve ölen kardeşinin ailesine bakabilmek için borçlandığı alacaklılardan kurtulmak amacıyla bir dönem Batı Avrupa’da yaşadı. “Kumarbaz” adlı romanını, yayıncısıyla yaptığı bir sözleşme nedeniyle 25 günde yazdı, hatta acele ettiği için kitabı kendi eliyle yazmak yerine bir stenografa yazdırdı. Sonradan da Anna Grigoryevna Snitkina adlı o stenografla evlendi. Bu ikinci evliliğiydi. Ünlü yazar sara hastasıydı. Babasının, acımasızca davrandığı serfleri tarafından öldürüldüğünü öğrendiği dönemde ilk sara nöbetini geçirdi. Düzensiz bir hayat sürdürmesine karşın, kendi babasının tersine her zaman iyi bir aile babası oldu. Bugün varoluşçuluğun kurucusu olarak görülen Dostoyevski’nin yapıtları, kendi dönemindeki yazarlara ek olarak, o dönemi aşarak 20. yüzyıl edebiyat ve felsefe dünyasını da büyük ölçüde etkiledi. Sigmund Freud, ilkel benlik, ego ve süper ego üçlüsünün “Suç ve Ceza”da eksiksiz olarak yer aldığını belirtti. Nietzsche ise, Dostoyevski’yi kendisini en çok etkileyen psikolog olarak gördüğünü söyledi. Ölümünden önce uzun bir süre St. Petersburg yakınlarındaki bir kasabada yaşadı. Yazdıklarıyla ve yaşantısıyla karmaşık bir insan portresi çizdi Dostoyevski. Ama zaten, “Basit adam karmaşık adamdan daha korku vericidir,” dememiş miydi? Ona göre en ağır suçları işleyen insanlar aslında çok basitti. 1881 yılında akciğer kanaması sonucu öldü ve o güne kadar görülmemiş büyüklükte bir cenaze töreniyle St. Petersburg’da defnedildi. Rus edebiyatının dünyaya armağan ettiği bu olağanüstü yeteneğe 185. doğum yıldönümünde saygıyla… Sıfır km müzik Uzun zamandan beri süregelen başarılı sahne ortaklıklarını ‘Sıfır KM’ adı altında başka bir platforma taşıyan Levent Yüksel, Volkan Öktem ve Ant Şimşek konserlerine kaldıkları yerden devam ediyorlar. 14 Kasım Salı akşamı saat 22.00’de Babylon’da sevenleriyle buluşacak topluluğun repertuarı, ağırlıklı olarak, Levent Yüksel’in bugüne kadarki tüm albümlerinin öne çıkmamış şarkılarından, çeşitli yerli yabancı cover parçalardan ve Sıfır Km’nin yeni bestelerinden oluşuyor. (0216 556 98 00, biletler 28 YTL) Enka etkinlikleri Kerem Görsev, kendi müzikal yolculuğunun son durağı olarak yorumlanan ‘Orange Juice’ adlı albümü ile 18. Enka Kültür ve Sanat Kış Etkinlikleri kapsamında konser verecek. 14 Kasım Salı akşamı saat 20.00’de Enka Oditoryumu’nda yapılacak konserde Görsev’e, Türkiyenin önde gelen caz müzisyenlerinden basçı Ozan Musluoğlu ve davulcu Cengiz Baysal eşlik edecek. (0216 556 98 00, biletler 22.50 YTL)

