10 Mayıs 2026 Pazar English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

CUMARTESI 02 9/11/06 16:36 Page 1 CUMARTESİ EKİ 2 CMYK 2 11 KASIM 2006 CUMARTESİ Hafta sonu özgürlük SİNEM ERTEKİN Bir, “Yumurta mı tavuktan? Tavuk mu yumurtadan?” programına daha hoş geldiniz. Her duruma uyarlanabilen (üzerine düşünmeye bile değmez) soru cümlesinin bu haftaki metaforları; giyenler ve giydirenler. Cümle içinde kullanırsak: Sokaktakiler mi modadan etkileniyor? Moda mı sokaktan? (Pek tabii bir kg. demir mi ağırdır yoksa bir kilo pamuk mu sorusu da ardından sorulabilir.) Cevap veriyoruz: Modanın üniforma zamanları çoktan yok oldu. Doksanların sonlarına doğru moda akımlarını artık sokaktaki insan belirlemeye başladı. Yüzyıllardır çeşitli dönemlerin belirleyicisi olan akımlar vardı. 1920’lerde her ülkenin kadınları aşağı yukarı aynı tip gece elbisesi giyiyordu. 1960’larda, 70’lerde moda nedir? diye sorulsa gözümüzün önüne gelenler (ispanyol paça, büyük yakalı gömlekler, afro saçlar, kocaman gözlükler) aynı olur. Bir zamanlar herkesin çeşitli akımların peşinden mecburlarmış gibi koşmuş olması (mini etek akımı, yaşlı, zayıf, tombul, kısa bacaklı 7’den 70’e herkese mini etek giydirmişti) bugünkü Berkcan’lara, Almulacan’lara komik gelebilir. Anneannemin “Bu sene moda ne?” “ Mavi var mı? Etekler maksi mi?” sorularına “herşey var anneannecim” diye yanıt verince “hadi ordan kerata” diyerek (her zamanki gibi) sorularını geçiştirdiğimi sanıyor. Peki ya şimdi? Viva sokak modası! Özgürsünüz... Eskiden sadece modacıların stili vardı, Bayan Chanel ne derse o olurdu. Şimdi yaşıyor olsaydı (siyah beyaz) iflas bayrağını moda evine çoktan asmıştı. Çünkü artık neyin moda olduğunu söyleyerek insanları kalıba sokamazdı. Herkes kendi modasını kendi yaratma derdinde. (Yakında ben de işimden olursam şaşırmayın!) Kendini “özel hissetme” çabalarını anlıyorum. Ama yine de yaratılıcıkta nereye kadar gidiyoruz? İleriye değil, geriye 40’lara 50’lere, 60’lara zamanda yolculuğuna çıkarak “ortaya karışık benim şu halim” diyerek dolaşıyoruz. Olsun bu da iyi. En azından kek kalıplarından kurtulup serbest giyinmeyi öğreniyoruz. Serbet giyimin en rahat uygulandığı zaman hafta sonlarıdır. (Yine) Kapıkule’den giren Casual Wear (Rahat giyim) akımı (Akdeniz rehavetli) ülkemizde çok tutulduğundan giyim markaları kravat, takım elbiseyi bırakıp kadife pantolon, ekose gömlek, eşofman üretmeye başlamıştır. Eskiden herkesin sanki bayrammış gibi şık giyindiği hafta sonları, 80’li yılların sonuna doğru Sümerbank pijamasına kadar abartıldı. ? Ekoseli, çiçekli ve rengârenk itfaiyeci çizmeleri yani lastik yağmur çizmeleri (Tahtakale’de bulabilirsiniz) ? Bermuda pantolon ? Yün kumaştan şort (mus çorapla giyiniz) ? İskoç desenli yani ekoseli ne bulursanız alın. ? Trençkot ? Kadife her yerde. Fitilsiz (düz) kadife pantolon. ? Triko... triko... Hırka, tunik, kazak ne bulursanız ? Bitmeyen aşk... kot & tişört birlikteliği ? Yakışana dar kesim kot pantolon ? Hafta sonu renkleri: haki, taş rengi, krem ve kahveyi, mavi, yeşil ya da kırmızı ile kullanın. ? Uzun, renkli kalın yünden atkı ? Yuvarlak burunlu süet botlar ? Her zaman olduğu gibi lastik ayakkabının her türlüsü ? Denizci tarzı, basenlerde biten kruvaze palto ? Topuksuz çizmeler ? Pilisiz boru paça kumaş pantolonlar ? Süveter ? Önemli not: Artık tayt giymeyi bırakın! ? Eşofman altı. Paçaları lastikli olmayan! Üstünü giymeyin. ? Kulakları sıcak tutmaya yarayan kürklü kulaklıklar. Merhaba O şiiri duyduktan sonra kim gözlerini kapatıp da İstanbul’u dinlemez ki... Güzel havalarda eve ekmekle tuz götürmeyi unutup, alıp başını gitmek isteyen, havanın ve acı suyun bile bedava olduğu günleri anımsatan, sevdiğine ‘altın dişlim’ diye seslenen devrimci ruhlu bir adamdır bizi bizden alan şiirleri yazan... Yaşamın şairi Orhan Veli, 36 yaşında, çirkin bir kazanın ardından geçirdiği beyin kanamasıyla öldü. 14 Kasım 1950’de... O, şiiri kalıp ve klişelerden kurtarmış, kısa, sade ve halkın dilini kullanarak yazmıştı. Kimi zaman yergi kimi zaman espri katmıştı mısralarına. Gündelik yaşamlardan almıştı dizelerini... Denizi, sevdaları, yoksulluğu, Dalgacı Mahmut’u, asfaltı hatta Süleyman efendinin nasırını bile konu edinmişti şiirlerine... Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat’la lise yıllarında başlayan dostluğunu edebiyat alanında da sürdürdü “Garip” akımının bir diğer yolcusu Orhan Veli... Yaşamın şairi olup da yaşamayı bilmez mi insan. ‘Rakı şişesinde balık olmak’ istemez mi? Melih Cevdet Anday 1995 yılında Cumhuriyet’teki yazısında şöyle anlatmıştı, Orhan Veli’ye ilişkin bir anısını: “Orhan Veli, rakısına çok değer verirdi; Nazım Hikmet için açlık grevine girdiğimiz günlerde, avare avare dolaşırken bana demişti ki, ‘Rakı yok, meze yok, dolaş babam dolaş’. Bir gün de Oktay Rifat, çok içtiği için Orhan Veli’yi uyaracak olmuş, ‘Böyle içersen, sonra kadınla yatamazsın’ demiş; Orhan da elindeki kadehi göstererek, ‘Ya bu daha güzelse?’ diye yanıtlamış onu. ” 56 yıl önce dünyaya veda eden Orhan Veli’yi anarken, şair ruhlu siyasetçi Karaoğlan’ı da bugün sonsuzluğa uğurluyoruz... İyi hafta sonları... zamanı Kadınlara dair ... Erkeklere dair ... İşin içine bir de Silikon Vadisi gençlerin icadı “Free Friday” (Cuma günleri iş yerinde spor giyim) uygulamaları girince hafta sonları takım elbiseleri ile oturan dedelerimiz bile turuncu fitilli kadife pantolon giymeye başladı. İnsanın üzerinde baskı kuran, dışarı çıkmak bir zorunlulukmuş hissi veren hafta sonlarında hepimiz faaliyet içinde oluruz. Kahvaltılar, sinemalar, ziyaretler...Bir pazartesi günü klasiği olan “Haftasonun nasıl geçti?” sorusu var. Sonra bir de Murhpy Yasaları vardır. Çalıştığınız günler boyunca hava harika, hafta sonu tam dışarıya çıkacaksınız soğuk ve yağışlı olur. Yazdıklarımla hafta sonu hevesinizi kırmadan, (hafta sonu ekimizi okurken) şu anda üzerin(iz)de ne var? da demeden sokak modasının yani bizlerin yarattığı hafta sonu giyim önerileri neymiş bakalım. Hem sonra ajandanızda yazmadığı için ne giyeceğinizi bilmiyor da olabilirsiniz! Bir de “pazartesi sendromu” gibi ithal terimlere de kafanızı takmayın derim ben. ? Lacivert, toprak tonlarında kanvas pantolonlar ? Lacivert, toprak tonlarında fitilli kadife pantolonlar ? Polo yakalı ince, tek renk svetşört’ler (lütfen svitşört demeyiniz!!) ? 70’li yılların klasik Converse’leri ? Bileksiz Nike’lar ? Adidas Stan Smith’e devam! ? Ekoseli gömlekler ? Cigarette pantolonlar ? Kalın yün hırkalar ? Boyun kısmı fermuarlı kazaklar (Dirsekleri yamalı) ? Ördek başı yeşili kalın yün kazağınız olsun bin YTL borcunuz olsun! ? Acı kahve tonunda deri ceket (Fermuarlı değil düğmeli olsun) ? Fitilli kadife ceket (Koyu yeşil ya da acı kahve lütfen) ? Deri veya süet bot (Burnu nasıl olacak? yuvarlakkk... Aferin beş pekiyi) ? Süveter ? Baklava desenli çorap ? V yakalı triko kazaklar. İçine bir şey giymeyin! Ceket içine uygundur ? Önden fermuarlı yün hırkalar ? Denizci modeli paltolar ? Kasket Bilgi: Resmi tatil eskiden cuma iken, 1 haziran 1935’ten itibaren pazara alınmış. Hafta sonu etkinliği: Auto Show için yarın son gün! CNR EXPO’ya gidin,bakın,görün Hafta sonu gidilecek cafeler: Şimdi, Kaffeehaus Cuma gecesi gidilecek yerler: Sefahathane, Mojo Cumartesi gecesi gidilecek yerler: Roxy, Badehane Saatli Maarif Takvimi BİTS, örgütlü, sendikalı işçileri turizme katacak, ‘İşçiler çeklerini istiyor’ sloganı ile bir kampanya yürütüyor Herkes için tatil hakkı 25 Kasım tarihleri arasında İstanbul’da kısa adı BİTS olan, turizmi kitlelere, ülkelere yaymaya, sosyal içerik kazandırmaya çalışan uluslararası turizm örgütünün yönetim kurulu toplantısı yapıldı. BİTS’in yönetim kurulu üyesi FEST turizmden Faruk Pekin’in katkıları ile İstanbul’da gerçekleştirilen toplantının gündemi, BİTS Başkanı Norberto Tonini ile yaptığımız söyleşi, BİTS’in 1996 Montreal Bildirgesi, Avrupa’da sosyal turizm başlıklı 2006 Barselona Bildirgesi.. bir bütün olarak turizmde kabuk değişimi arayışlarını özetliyor. Bizim kamuoyunda yanlış olarak yerleşmiş, az sayıda, üstelik dışardan gelecek zengin turist arayışının, turizmde uzun dönemli kazanımlarla olan çelişkisini ortaya koyuyor. BİTS tam tersi öncelikle o ülkenin içinde yaşayan kitlelerin turizme yönlendirilmesini, dış turizmin zengin ülkelerde odaklanmamasını, turizme katılacak kitlelerin hızla alt sınıflara doğru yayılmasını hedefliyor. 1950’li yıllarda 100 milyon, günümüzde 804 milyon olan turist sayısının 2020 yılında 1 milyar 500 milyona ulaştırılması hedefleniyor. Pahalı turizm koşulları yerine, dar gelirlilere; öncelikle de gençler, işçiler, örgütlü kesimlere turizm olanaklarını yaratacak devlet, sosyal aktörler, operatörler katılımlarını sağlayarak. Hepimizin bildiği gibi küreselleşme varsayıldığının aksine ülkeler arasında ve ülkeler içinde zengin yoksul uçurumunu yaratmakla, turizmin kitlelere açılımı yollarını kapattı. Oysa ne kadar çok insan turizme katılabilirse, ne kadar çok ülkeye ulaşılabilir, kültürler kaynaşması sağlanabilirse, kültürler ŞÜKRAN SONER kaynaşması, barışa giden yol o kadar açılacak. Üstelik tatil bir lüks değil, günmüz insanı için, hele de çalışma koşulları göz önüne alındığnda gerçek bir insan hakkı. BİTS’in sosyal turizm arayışları içinde, hiç değilse örgütlü, sendikalı işçileri turizme katacak, ‘‘İşçiler çeklerini istiyor’’ sloganı ile yürütülen bir kampanyası var. İşverenlere iş barışı, iş veriminde tatil hakkının önemi anlatılarak ücret hakkı gibi, tatil çeki hakkının kabul ettirilmesini öngörüyor. Sosyal turizm örgütlenmesi doğal olarak Uluslararası Gençlik Örgütleri FİYTO, BM’nin bilim ve kültür örgütü UNESCO, AB Sendikalar Konfederasyonu ETUC, Avrupa gönüllü BİTS (Uluslararası örgütleri CEDAC ile işbirliği Sosyal Turizm Örgütü) içinde çalışıyor. Çok sayıda daha çok sayıda kişinin turizmi kitlelere açmaya dinlenme, tatil hakkını kullanabilmesi için yönelik kâr amaçlı ve kâr sorumluluğu paylaşan amaçlı olmayan turizm, sivil devletler, sosyal aktörler, toplum örgütleri de üye. operatörler yaratmak için Gençlik turizmi, tatil çekleri, çalışıyor. BİTS’in Başkanı çevre, eko turizm, sorumlu Norberto Tonini, turizmden turizm, sürdürülebilir yararlanan yüksek gelirli turizm.. yaklaşımları zengin ülkelere yoksulları öncelikleri arasında. katmak üzere yapılan çok Sanıldığının aksine zengin yönlü çalışmaların yavaş da olsa önemli sonuçlar verdiğini ülkelerde bile kitleler turizm, 1950’li yıllarda 100 milyon tatil haklarını kişinin yararlandığı turizmde, kullanamıyorlar. Sosyal 2020 yılı için hedeflerinin 1 devlet ve paylaşımın, milyar 500 milyon kişiye zenginliğin var sayıldığı AB ulaşmak olduğunu söylüyor. ülkelerinde bile ortalama yüzde 40’lık bir kitle yaşam boyu hiç tatil yapmamış. Yaşam koşulları gerçeği, insanların tatil, turizm haklarını kullanmaya engel. Kişiler içinde bulundukları yaşam koşullarında turizmin önündeki engelleri aşabilecek güce sahip değiller. Örgütlenme gereği kaçınılmaz. İşte BİTS tam da bu noktadan hareketle, kamu kurumu, şirket, sendika, en azından örgütlenmiş bir grup insanın aracılığında, katkılarıyla, bireyin tatil, turizm hakkı önündeki engelleri kaldırmayı amaçlıyor. ! ? İmtiyaz Sahibi: Cumhuriyet Vakfı adına İlhan Selçuk Genel Yayın Yönetmeni: İbrahim Yıldız Yayın Yönetmeni: Ayşe Yıldırım Yazıişleri Müdürü: Güray Öz Görsel Yönetmen: Elif Tokbay Yayınlayan: Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık AŞ Yönetim yeri: Prof. Nurettin Mazhar Öktel Sk. No. 2 Şişliİstanbul Tel: 0 212 343 72 74 Fax: 0 212 343 72 64 Reklam: Cumhuriyet Reklam Genel Müdür: Özlem Ayden Genel Müdür Yardımcısı: Nazende Pal Reklam Koordinatörü: Neşe Yazıcı Reklam Müdürü: İpek Aksoy Reklam Rezervasyon: Mete Çolakoğlu, Mustafa Doğan Tel: 212251 98 7475 Cumhuriyet gazetesinin ekidir. Baskı: İhlas Gazetecilik AŞ hafta?cumhuriyet.com.tr
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle