13 Mayıs 2026 Çarşamba English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

R PAZAR 4 8/11/07 15:21 Page 1 PAZAR EKİ 4 CMYK 4 Bırakın, toprak konuşsun... Esra Başıbüyük Ayfer Karamani 50. yılını bir “retrospektif” sergiyle kutluyor. Bu sanatçının toprağa tutkusuna slında röportajı kafede yapmak istedim. Kızıma söyleyince “Ne da bir armağan… Genç seramikçilere önerisi işin var anne kafede” dedi. A gençlere özendim, kafede kısa, “Toprağı sev, ona ihanet etmeden yapalım istedim, ne olacak dedim, Ama böyle gelişti. Size çay koyayım, çok güzel demlendi. Çok yorucu şu anki tempo. boya”… İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’ndeki Aslında bana da yabancı. Bir yandan da atölyemi boyatıyorum. Normalde ne sergi 30 Kasım’a kadar açık. yapıyorum? Sabahın saati benim elimde, istersem 10’da, istersem 11’de başlıyorum güne, ama bugünlerde kimse aramasa sormasa, küserim, emek ilgilenilmeye o kadar mı değmez, derim. Röportaj başladı aslında değil mi? Başladık bile... Oluşum süreci mi, yoksa oluşturduktan sonraki süreç mi, ne dersiniz? Harika bir soru! Oluşum süreci. Hele şimdi galerideler ya, hepsi bana çok yabancı. Bakıyor, bunu ben mi yaptım, diyorum. Nasıl olsa yuvalarına dönecekler. Ben bir yere koyacağım, onlar biraz tozlanacak. Her gün onlara “merhaba” demeyeceğim, ama arada bir göz attığımda, onlar da bana göz kırpacak. Beraber olacağız, buluşacağız, ama şimdi başka türlü bir dünyadalar. Ben pek gezmiyorum sergiyi. Kızım Arzu ve eşi Ersu Pekin hazırladılar sergiyi de ben hiç karışmadım. Yani sergi sizin için de bir sürprizdi… Kesinlikle. Her şey... heyecanı doğdu. Böylece bugünkü Sanat hayatınızın 50. yılındasınız. kocaman heykellere vardım… Dile kolay! Böylesi uzun bir zaman, Bahsettiğiniz teknik bir şu günlerde, bizim olduğu kadar yolculuk aslında... sizin de gözünüz önünde serili. Ben seramikçiyim. Belki ben Heyecan verici olsa gerek... seramikçi değilim, belki!? En başa gidiyorum, seramik Bugün seramikçi çocuklara bölümüne kayıt yaptırmanın bakıyorum, bambaşka sevincine. 50 sene bu işten asla kaygılarla, daha fonksiyonel, başımı kaldırmayacağım, hiç aklıma daha teknoloji ağırlıklı gelmezdi. Bir yıl, üç yıl, beş yıl derken yetiştiriliyorlar. Belki de öyle bir sergi, arkasından siparişler... Belki yetişmeleri gerekiyor. Eğer araya bir bebeğin doğumu, onu Ama sizi yağlıboya ya da mermer baştan kavramsalar yapıp, büyütme çabası giriyor, ama evin içinde çıkarmamış, Siz çamura bağlanmışsınız. Neydi mütemadiyen uçsalar benim atölyenin olması size ara verdirmiyor. çamurun cazibesi? kadar değil, benimki yarı Ama zaten zamanı düşünmüyorsunuz, Onu çamura soralım, nasıl oldu da beni bu gerçekçi açlığa mahkum siz sevip devam ediyorsunuz, seneler kadar sene bağladı? Bunun açıklaması tabii ki var; olacaklar. Seramik bende kendi kendine ilerliyor. Ayfer Karamani’nin çalışmalarından.... bütün resim duygularımı bir panoda tatmin tamamen meramımı Zaman heyecanınızı yitirtmemiş. edebiliyorum, çünkü klasik bir seramikçi anlatma aracı. Mermer, Peki, seramik anlayışınızı değiştirdi mi? gibi renk ve boyalar kullanmıyorum, bronz ya da yağlıboyayla kucaklaşmış tuval olabilirdi. Seramik Biz buna seramik anlayışı değil, ifade biçimi diyelim. Tabii ki bazen adeta bir suluboya gibi bir öğrendiğim için duygularımı seramikte dile getiriyorum, ama değişiyor. Zaten insanın devreleri oluyor. Başlangıçta daha sonuç çıkıyor ortaya. Sonuçta asıl benim peşinden koştuğum seramik değil. yüzeysel ve tamamen soyut biçimde, renklerle oynayarak seramik yaparken, resim keyfini Anladığım, malzemeye bir tutku yok… çalışıyordum, daha çamurla kucaklaşmayı bilmiyordum. alıyorum. Gelelim heykele; üç Malzemeye mecburum. Boyayı yapıyorum. Demek ki; Sonra kayalar, doğa soyutlamalarının üstünde insan başları boyutuyla size istediğiniz istemesem de formüllerle uğraşıyorum. Tepiniyorum, başlıyor, insanlar kayalardan çıkıyor. İnsanlar ön plana geçip hürriyeti veriyor ve o boşlukta itiyorum istemiyorum, ama fizikle uğraşmak zorundayım, daha heykel tadını almaya başladıkça bende de artık formla istediğiniz yeri kaplıyorsunuz. çünkü fırına bağlıyım. ilgisi olmayan, boşlukta bir yer kaplayan objeler yaratma A Böyle söyleyince serginizde bronz etkisinde sırlanmış eserleriniz geldi gözümün önüne. Evet, onlar kocamın yarattığı, benim devam ettirdiğim sırlar. O zevki de tattıktan sonra niye başka bir şeyi özleyeyim? Hele çamuru o hale getirmeden baş başa kaldığınız zamanlar. Elinizin altında bir topak “Tanrım bu bana nasıl cevap verecek” diyebiliyorsunuz. Yani çamur benim değil, ben onun eline düşmüşüm, 50 senedir.. Renk anlayışınızdan bahsedebilir miyiz biraz da. Renkleriniz ve malzeme müthiş bir samimiyet içerisinde, hiçbiri birbirine yabancı kalmamış. Seramik değil, seramik malzeme diye tutturmamın nedeni bu. Gayet artistik bir olay yaratmak, yani heyecanını ona aktarmak, resim duygularını ona vermek. Bana göre toprak, topraklığını kaybetmemeli. Bence sizin işlerinizde bize geçen en güçlü his bu “sıcaklık”. Gayem o. Toprak sıcacık kalmalı. Patırtısıyla, bozukluğuyla, kırıklığıyla. Hatta kırılmamış yerleri çok düzgünse kendim de kırarım uçlarını bazen, niye, ille de doğal olsun. O noktada artık hiç kimse o işi görüp fabrika işi diyemez. Bir tanedir ve bir taneliğini her zaman söyleyecektir. Toprağa saygı. Toprağa boyun eğen sırlar. Ön plana çıkıp, pırıl pırıl parlayıp da, altındaki toprağı yok eden sır değil. Toprak her zaman altından “ben buradayım” diyor. Arkadan gelenlerin sizin bir cümlenizi bile çok önemseyeceklerini biliyorum, onlara ne söylemek istersiniz? Toprağı sev ve ona ihanet etmeden boya. Mütemadiyen temizleyip, arındırıp, uysallaştırıp yok etme. Baktığın zaman muntazam bir şey olmasın ya da olsa bile altındaki toprak “merhaba” desin. BEDENİŞLEMSEL SANATLAR FESTİVALİ’NDE TEKNOLOJİ, SAHNE PERFORMANSI VE ENSTALASYONLARLA İÇ İÇE. Teknoloji ve sanat bir arada Esra Açıkgöz T Audio Ballerina, festivaldeki gösterilerden biri. eknoloji ve sanat arasında nasıl bir ilişki var? Amber Bedenİşlemsel Sanatlar Derneği’nin “Amber’07 Bedenİşlemsel Sanatlar Festivali” işte bunu sorguluyor. Üstelik seyircileri de bir katılımcıya dönüştürerek... Festivalin konusu “teknoloji çağında ses ve tutunma”. Sahne performansları, etkileşimli enstalasyonlar, atölye çalışmaları ve seminerlerden oluşan festival, 17 Kasım’a kadar sürecek. İşte Amber Bedenİşlemsel Sanatlar Derneği kurucusu ve başkanı Ekmel Ertan’ın anlattıkları... Amber Derneği nasıl ve neden kuruldu? Kimler var derneğin bünyesinde? Dernek, 2007 Şubat’ında çeşitli disiplinlerden sanatçı, akademisyen, mühendis ve araştırmacıların bir araya gelmesi ile kuruldu. Amacımız, hayatımızın giderek her alanına giren teknolojiyle ilişkimizi dönüştürmek. Teknolojiyi bize sunulan tüketim nesnesi olarak algılamaktan ve kendimizi, başkaları tarafından tarif edilen ihtiyaçları karşılamanın peşinde koşan hayran tüketiciler konumundan kurtarmak için teknolojiyle ilişkimizi dönüştürmeye ihtiyacımız var. Öte yandan Marcel.li, 1617 Kasım’da garajistanbul’da. teknolojinin dönüştürdüğü dünyada hayatta kalabilmek için teknolojiyle aramızdaki mesafeyi yaratıcı bir kullanıcı ve üretici olarak da daraltmak zorundayız. Kendimizi ifade etmek, yeni sözler söylemek için yeni olanakların farkına varmak ve teknolojiyi gündelik hayatın empoze ettiğinin ötesinde bir ifade aracı olarak içselleştirmeliyiz. “Amber’07 Bedenİşlemsel Sanatlar Festivali” de bunu amaçlıyor. Festivalle yeni teknolojiler ve sanatı bir araya getiriyorsunuz. Teknoloji ile sanat arasında neye dayanan, nasıl bir bağlantı kurmayı amaçlıyorsunuz? Dünyanın, özellikle Batısı’nda son otuz yıldır teknoloji ve sanat disiplinlerinin birbiriyle iç içe geçtiği bir sanat uygulaması sürüyor. Dans, performans, grafik, heykel, fotoğraf gibi klasik sanatların teknolojiyle birleşmesiyle ortaya çıkan sanatsal dil, yaşadığımız toplumu anlamak ve anlatmak için daha etkin bir araç haline geldi. Biz de bu yeni alanda çalışıyor ve Türkiye’de bu ortamı ve araçları kullanan sanatçılara destek oluyoruz. Festivalin konusu “Ses ve tutunma”. Neden? Kendimizi, bizim tercihimiz olarak veya olmayarak teknoloji ile ifade ediyoruz ve “daha iyi bir hayat” için teknolojiye güveniyoruz. Biz de teknolojinin sesimize yani bize ne yaptığını, onu ne ölçüde ve nasıl değiştirdiğini sorgulamak istiyoruz. Festivalin son hafta sonunda açık oturum yapacağız. Festival’in bugünden sonraki programı nedir? Tütün Deposu’nda 17 Kasım’a kadar etkileşimli yerleştirme sergimiz olacak. Bu sergiye gelenler sadece izleyici değil katılımcı da olacak. Eserler kullanıcının bedensel varlığıyla ve bir etkileşime girmesiyle tamamlanacak. Difüzyon’la ortak gerçekleştirdiğimiz 13 Kasım’da garajistanbul’da düzenlenecek “DÖRTYÜZSANIYE”de festivale katılan sanatçılar sergideki işlerini veya diğer çalışmalarını sunacaklar. Amaç, izleyicilerle sanatçıları bir araya getirmek, tanışmalarını, sohbet etmelerini sağlamak. Teknolojinin kullanıldığı sahne performanslarından özellikle genç izleyiciler için Marcel.li’nin gösterilerinin hem performans olarak hem de anlatısıyla çok ilginç ve eğlenceli olacağını düşünüyorum. Teknolojinin bizi ve hayatımızı nasıl değiştirdiğini geleceğe projeksiyon yaparak esprili bir dille anlatan Marcel.li 1617 Kasım’da garajistanbul’da. 17 Kasım gecesi festivalin kapanış partisi yine garajistanbul’da, saat 22.30’da başlayacak. Bu partide de Daisy Bolter, Islak Köpek, Deniz Erk ve Flatliners canlı müzik ve görsel performansları ile yer alacak. wwww.amber.net / www.amber.org
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle