Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
MUSTAFA NURİ’DEN ‘DÜN GECE NEREDE ÖLDÜN?’
‘Amacım; yaratmanın, hayal etmenin
denetlenemez gücünü göstermek!’
Romanlarında günlük yaşamlarımızdaki anlam arayışımızı biraz Bu, bir üçleme değil birbirinden bağımsız kitaplar. Fakat genel
ezber bozan, yer yer distopik ve tekinsiz senaryolar içinde
olarak insanın kontrolünü kaybettiği anlarda kim olduğunu ve
anlatıyor Mustafa Nuri. Varoluş - anlam - gerçeklik kavramları
dünyayla bağının nasıl çözüldüğünü anlatıyor.
1
ve konuları üzerinde yoğunlaşıyor. Nehir ve Tüm Diğer Şeyler ,
Kreatif direktörlük yaparken bir yandan da uzun metraj senaryo
kişilerin iç dünyası ve aidiyet arayışıyla başlıyor.
yazan Mustafa Nuri, reklamcılık kariyerine son vererek Montreal Film
2
Dün Gece Nerede Öldün? , ölümün ortadan kalkması gibi güçlü
Festivali ve Kerala Film Festivali’nde yarışan, Adana Altın Koza’da
bir olguyla, toplumsal bir krizle genişliyor. Asıl meselenin ölmek
üç ödül kazanan ilk filmi Vücut’u çekti.
değil, yaşayamamak olabileceğini hatırlattığı Dün Gece Nerede
Yazdığı senaryolar ulusal ve uluslararası festivallerde geliştirme
Öldün?’de fantastik ve bilimkurgu öğeleri üzerinden insanın
atölyelerine seçildi. Bu arada kısa filmler çekti.
anlam arayışını ve yaşamla kurduğu bağı anlatıyor.
3 Mustafa Nuri ile Dün Gece Nerede Öldün? merkezinde
Sarmaşığın İçinden Bir Ses Geliyor adlı romanında
romanlarını, karakterlerini ve edebiyatın insanı değiştiren gücünü
ise gerçeklik iyice bulanıklaşıp tekinsiz, neredeyse
konuştuk.
doğaüstü bir atmosfere dönüşüyor.
AYŞENUR SAVAŞ
‘SARMAŞIĞIN İÇİNDEN
BİR SES GELİYOR’
AYŞENUR SAVAŞ - Roman-
larınızda doğaüstü olaylar çoğu
zaman insanın varoluş kaygıla-
rını görünür kılıyor. Sizce insanı
daha çok sarsan şey bilinmeyenle
karşılaşmak mı, yoksa alıştığı ya-
şamın anlamını yitirmesi mi?
MUSTAFA NURİ - Tabii ki an-
lam. Sarmaşığın İçinden Bir Ses
Geliyor romanımdaki ana karakte-
ri ele alalım mesela.
Emekli olmuş, maddi sıkıntı-
sı yok, hayal ettiği yere taşınmış.
Belki dışarıdan bakıldığında bir
Yaşam biz değil miyiz? Kendimizi yaratmak değil mi?
rahatlama dönemi gibi görülebilecek bir olay.
Bunu anlamıyoruz. Başarı, maddi rahatlama, aşk meşk de-
Ama öyle olmuyor. Dünyanın içine girdiği çevre sıkıntısı-
ğil, bir skor değil yaşam. Ha bir roman yazdık ve her şey de-
nı, kendi yaratıcılık ihtiyacını, ölmeyen cinselliğini hissedi-
ğişti mi? Tabii ki değil.
yor orada. Kendini konforun albenisine kaptırmıyor.
Ama küçücük bir an değişimi bile, insanın ömründe bü-
Yazmaya, üretmeye ve yarattığı karakterlerle yüzleşmeye
yük bir kazanım sağlayabilir. Değişim yaratabilir. Değişme-
zorluyor kendini. Yaşlanmanın en büyük fantezi ve
yen bir yaşam neye benzer? Düşünmek bile istemiyorum.
bilimkurgu olduğunun bilincine vararak yapıyor bunu.
Kendi de şaşırıyor üstelik. Hatta yarattığı kahramanın da ‘YORGUN VE DAĞINIK BİR ÇAĞDA YAŞIYORUZ!’
bir yazar olduğunu ve onun da başka bir hikaye kurguladığı-
SAVAŞ - Romanda İstanbul çok tanıdık bir şehir olarak
na tanıklık ediyor.
kalıyor; insanlar çalışmaya, sevmeye, alışkanlıklarını
Amacım; yaratmanın, hayal etmenin denetlenemez gücü-
sürdürmeye devam ediyor. Ama tam da bu gündelik
nü göstermek. Anlam arayışının zenginliğini yaşamasını is-
yaşamın içinde büyük bir huzursuzluk büyüyor.
tedim karakterin.
Sizce bugün insanı en çok sarsan şey, olağanüstü
Bir süre sonra yarattığı karakterler, Homeros’un İris’i gibi
olaylardan çok gündelik yaşamın yavaş yavaş anlamını
İlginçlik bir yerden sonra yutmaya başlıyor bizi. Oysa
ona kendi hayal gücünden haber taşıyan haberciler gibi oluyor.
kaybetmesi mi?
üzerine eğildiğimiz, beslediğimiz, ısrar ettiğimiz şeyler öyle
Çünkü insanın kendi hayal gücünü aynı zamanda vicdanı-
NURİ - Yorgun ve dağınık bir çağda yaşıyoruz artık.
değil. Bize alan açıyor, yaşam veriyor.
nı, arzularını, kısaca gerçek kendisini tam olarak anlayama-
Konsantrasyon gücümüz giderek zayıflıyor.
Karakterlerimden biri mesela çiçekçi. Bu kargaşa ve kay-
dığını ve bununla yüzleşemediğini de düşünüyorum.
Bir yerde savaş oluyor, diğer yerde bir çevre felaketi, baş-
boluş içinde, çiçekleriyle kurduğu düzen ayakta tutabili-
Yaratıcılık ya da sanat, edebiyat bize bu konuda yardımcı
ka bir yerde bir skandal patlak veriyor, diğer tarafta moda
yor onu. Virginia Woolf’un Dalloway karakterinin çiçeklerle
olabiliyor. Tabii izin verirsek.
haftası düzenleniyor, başka bir yerde büyük bir tartışma olu-
karşılaştığı ünlü an esin verdi burada bana.
yor, bir yandan yeni pratik bilgiler keşfediyorsunuz.
‘KANDIRIYORUZ YAŞAMI. OYALIYORUZ!’
Küçük bir dükkanda gördüğü çiçeklere şükran duyuyor.
Her şey aynı anda önünüzdeki ekrandan dökülüveriyor.
SAVAŞ - Dün Gece Nerede Öldün?’de ölümsüzlük fikri
Her çiçek gördüğümde bu gelir aklıma.
Bu hız, bir histeri krizi gibi ruhsal sağlımızı kemiriyor.
bir bilimkurgu unsuru olmanın ötesinde, insanın doğasını ve
SAVAŞ - Dün Gece Nerede Öldün?, farklı karakterler
Bu romanı yazarken şuna dikkat ettim: Ölümsüzlük kav-
yaşamla kurduğu ilişkiyi sorgulayan bir kırılmaya dönüşüyor.
üzerinden sevgi, bağlılık, aile ve alışkanlık gibi kavramları
ramının fantezisine kendimi kaptırmak istemedim.
Romanı yazarken sizi asıl ilgilendiren şey ölümün orta- yeniden düşünmeye açıyor.
Bir merak ve açlık doyurmak için yazmadım bu kitabı. Kü-
dan kalkması mıydı, yoksa insanın bu boşluk karşısında na-
Roman boyunca hissedilen şey, aslında insanların ölüm-
çük fıkralar, anekdotlar gibi sayfalar akıp gitsin istemedim.
sıl değişeceği mi? den çok “yaşayamama” korkusuyla karşı karşıya olduğu.
‘İLGİNÇLİK BİR YERDEN SONRA YUTMAYA Bu fikir romanın çıkış noktalarından biri miydi?
NURİ - Esas kavramım, yaşamın ertelenmesi hatta uyu-
BAŞLIYOR BİZİ’
tulması. Kandırıyoruz yaşamı. Oyalıyoruz!
NURİ - Evet. Fakat bunu da klişe bir duruma düşmeden yap-
Gülten Akın’ın unutulmaz “İlkyaz” şiirinde dediği gibi:
Burada bilerek değinmek istediğim konu; bu hızlı inkâr mak istedim. Değişik karakterlerden faydalandım bunun için.
“Ah kimselerin vakti yok,/ Durup ince şeyleri anlamaya.” içinde ölüm olgusunu yok saymamız. Bu telaş ve hız içimiz- Elmas karakteri mesela din açısından bakıyor meseleye.
En büyük incelik bence kendimiziz burada. Kendimizi an- de bize ait hiçbir şey bırakmadan her şeyi silip süpürüyor. Ama büyük laflar etmeden. Yaşam anlamını kaybettiğinde,
layamıyoruz en başta. Ölümü veya başka şeyleri suçluyoruz. Her şeyi sözüm ona biraz daha ilginç bir şey uğruna terk insanın inandığı şeylerin de nasıl yitebildiğini görebiliyoruz
Ama kendimiz istemiyoruz yaşamayı. ediyoruz. Kitapta bunu sorguluyorum aslında. orada. Ya da anne karakteri. Ya da anne babasının
>>
12 18 Haziran 2026

