19 Haziran 2026 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

MUSTAFA NURİ’DEN ‘DÜN GECE NEREDE ÖLDÜN?’ ‘Amacım; yaratmanın, hayal etmenin denetlenemez gücünü göstermek!’ Romanlarında günlük yaşamlarımızdaki anlam arayışımızı biraz Bu, bir üçleme değil birbirinden bağımsız kitaplar. Fakat genel ezber bozan, yer yer distopik ve tekinsiz senaryolar içinde olarak insanın kontrolünü kaybettiği anlarda kim olduğunu ve anlatıyor Mustafa Nuri. Varoluş - anlam - gerçeklik kavramları dünyayla bağının nasıl çözüldüğünü anlatıyor. 1 ve konuları üzerinde yoğunlaşıyor. Nehir ve Tüm Diğer Şeyler , Kreatif direktörlük yaparken bir yandan da uzun metraj senaryo kişilerin iç dünyası ve aidiyet arayışıyla başlıyor. yazan Mustafa Nuri, reklamcılık kariyerine son vererek Montreal Film 2 Dün Gece Nerede Öldün? , ölümün ortadan kalkması gibi güçlü Festivali ve Kerala Film Festivali’nde yarışan, Adana Altın Koza’da bir olguyla, toplumsal bir krizle genişliyor. Asıl meselenin ölmek üç ödül kazanan ilk filmi Vücut’u çekti. değil, yaşayamamak olabileceğini hatırlattığı Dün Gece Nerede Yazdığı senaryolar ulusal ve uluslararası festivallerde geliştirme Öldün?’de fantastik ve bilimkurgu öğeleri üzerinden insanın atölyelerine seçildi. Bu arada kısa filmler çekti. anlam arayışını ve yaşamla kurduğu bağı anlatıyor. 3 Mustafa Nuri ile Dün Gece Nerede Öldün? merkezinde Sarmaşığın İçinden Bir Ses Geliyor adlı romanında romanlarını, karakterlerini ve edebiyatın insanı değiştiren gücünü ise gerçeklik iyice bulanıklaşıp tekinsiz, neredeyse konuştuk. doğaüstü bir atmosfere dönüşüyor. AYŞENUR SAVAŞ ‘SARMAŞIĞIN İÇİNDEN BİR SES GELİYOR’ AYŞENUR SAVAŞ - Roman- larınızda doğaüstü olaylar çoğu zaman insanın varoluş kaygıla- rını görünür kılıyor. Sizce insanı daha çok sarsan şey bilinmeyenle karşılaşmak mı, yoksa alıştığı ya- şamın anlamını yitirmesi mi? MUSTAFA NURİ - Tabii ki an- lam. Sarmaşığın İçinden Bir Ses Geliyor romanımdaki ana karakte- ri ele alalım mesela. Emekli olmuş, maddi sıkıntı- sı yok, hayal ettiği yere taşınmış. Belki dışarıdan bakıldığında bir Yaşam biz değil miyiz? Kendimizi yaratmak değil mi? rahatlama dönemi gibi görülebilecek bir olay. Bunu anlamıyoruz. Başarı, maddi rahatlama, aşk meşk de- Ama öyle olmuyor. Dünyanın içine girdiği çevre sıkıntısı- ğil, bir skor değil yaşam. Ha bir roman yazdık ve her şey de- nı, kendi yaratıcılık ihtiyacını, ölmeyen cinselliğini hissedi- ğişti mi? Tabii ki değil. yor orada. Kendini konforun albenisine kaptırmıyor. Ama küçücük bir an değişimi bile, insanın ömründe bü- Yazmaya, üretmeye ve yarattığı karakterlerle yüzleşmeye yük bir kazanım sağlayabilir. Değişim yaratabilir. Değişme- zorluyor kendini. Yaşlanmanın en büyük fantezi ve yen bir yaşam neye benzer? Düşünmek bile istemiyorum. bilimkurgu olduğunun bilincine vararak yapıyor bunu. Kendi de şaşırıyor üstelik. Hatta yarattığı kahramanın da ‘YORGUN VE DAĞINIK BİR ÇAĞDA YAŞIYORUZ!’ bir yazar olduğunu ve onun da başka bir hikaye kurguladığı- SAVAŞ - Romanda İstanbul çok tanıdık bir şehir olarak na tanıklık ediyor. kalıyor; insanlar çalışmaya, sevmeye, alışkanlıklarını Amacım; yaratmanın, hayal etmenin denetlenemez gücü- sürdürmeye devam ediyor. Ama tam da bu gündelik nü göstermek. Anlam arayışının zenginliğini yaşamasını is- yaşamın içinde büyük bir huzursuzluk büyüyor. tedim karakterin. Sizce bugün insanı en çok sarsan şey, olağanüstü Bir süre sonra yarattığı karakterler, Homeros’un İris’i gibi olaylardan çok gündelik yaşamın yavaş yavaş anlamını İlginçlik bir yerden sonra yutmaya başlıyor bizi. Oysa ona kendi hayal gücünden haber taşıyan haberciler gibi oluyor. kaybetmesi mi? üzerine eğildiğimiz, beslediğimiz, ısrar ettiğimiz şeyler öyle Çünkü insanın kendi hayal gücünü aynı zamanda vicdanı- NURİ - Yorgun ve dağınık bir çağda yaşıyoruz artık. değil. Bize alan açıyor, yaşam veriyor. nı, arzularını, kısaca gerçek kendisini tam olarak anlayama- Konsantrasyon gücümüz giderek zayıflıyor. Karakterlerimden biri mesela çiçekçi. Bu kargaşa ve kay- dığını ve bununla yüzleşemediğini de düşünüyorum. Bir yerde savaş oluyor, diğer yerde bir çevre felaketi, baş- boluş içinde, çiçekleriyle kurduğu düzen ayakta tutabili- Yaratıcılık ya da sanat, edebiyat bize bu konuda yardımcı ka bir yerde bir skandal patlak veriyor, diğer tarafta moda yor onu. Virginia Woolf’un Dalloway karakterinin çiçeklerle olabiliyor. Tabii izin verirsek. haftası düzenleniyor, başka bir yerde büyük bir tartışma olu- karşılaştığı ünlü an esin verdi burada bana. yor, bir yandan yeni pratik bilgiler keşfediyorsunuz. ‘KANDIRIYORUZ YAŞAMI. OYALIYORUZ!’ Küçük bir dükkanda gördüğü çiçeklere şükran duyuyor. Her şey aynı anda önünüzdeki ekrandan dökülüveriyor. SAVAŞ - Dün Gece Nerede Öldün?’de ölümsüzlük fikri Her çiçek gördüğümde bu gelir aklıma. Bu hız, bir histeri krizi gibi ruhsal sağlımızı kemiriyor. bir bilimkurgu unsuru olmanın ötesinde, insanın doğasını ve SAVAŞ - Dün Gece Nerede Öldün?, farklı karakterler Bu romanı yazarken şuna dikkat ettim: Ölümsüzlük kav- yaşamla kurduğu ilişkiyi sorgulayan bir kırılmaya dönüşüyor. üzerinden sevgi, bağlılık, aile ve alışkanlık gibi kavramları ramının fantezisine kendimi kaptırmak istemedim. Romanı yazarken sizi asıl ilgilendiren şey ölümün orta- yeniden düşünmeye açıyor. Bir merak ve açlık doyurmak için yazmadım bu kitabı. Kü- dan kalkması mıydı, yoksa insanın bu boşluk karşısında na- Roman boyunca hissedilen şey, aslında insanların ölüm- çük fıkralar, anekdotlar gibi sayfalar akıp gitsin istemedim. sıl değişeceği mi? den çok “yaşayamama” korkusuyla karşı karşıya olduğu. ‘İLGİNÇLİK BİR YERDEN SONRA YUTMAYA Bu fikir romanın çıkış noktalarından biri miydi? NURİ - Esas kavramım, yaşamın ertelenmesi hatta uyu- BAŞLIYOR BİZİ’ tulması. Kandırıyoruz yaşamı. Oyalıyoruz! NURİ - Evet. Fakat bunu da klişe bir duruma düşmeden yap- Gülten Akın’ın unutulmaz “İlkyaz” şiirinde dediği gibi: Burada bilerek değinmek istediğim konu; bu hızlı inkâr mak istedim. Değişik karakterlerden faydalandım bunun için. “Ah kimselerin vakti yok,/ Durup ince şeyleri anlamaya.” içinde ölüm olgusunu yok saymamız. Bu telaş ve hız içimiz- Elmas karakteri mesela din açısından bakıyor meseleye. En büyük incelik bence kendimiziz burada. Kendimizi an- de bize ait hiçbir şey bırakmadan her şeyi silip süpürüyor. Ama büyük laflar etmeden. Yaşam anlamını kaybettiğinde, layamıyoruz en başta. Ölümü veya başka şeyleri suçluyoruz. Her şeyi sözüm ona biraz daha ilginç bir şey uğruna terk insanın inandığı şeylerin de nasıl yitebildiğini görebiliyoruz Ama kendimiz istemiyoruz yaşamayı. ediyoruz. Kitapta bunu sorguluyorum aslında. orada. Ya da anne karakteri. Ya da anne babasının >> 12 18 Haziran 2026
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle