Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
Zamane bakışı anlatıcısı: Latife Tekin!
elki de bu yazının başlığı şu olmalıydı: gibi “yeni sömürge”
“Bir Yerin, Bir Zamanın, Bir Düşün bilincini aşılar.
B Anlatıcısı”. İşte açtığı bu gedikten
Altını çizdiğim üç kavram Latife Tekin’in insanlığın her halini yıkıma
anlatıcılığının üç bileşkesidir. sürükler.
İlk romanı Sevgili Arsız Ölüm’den (1983) Kopuşu, sürüklenmeye,
ötelenmişliği bu üçleme-
bugüne gelen edebi birikimine baktığımızda
nin odağında tutarak bu
sapmalar yerine anlatı yordamını farklılaştıran
dijital çağdaki insanın ör-
bir oylumda romanlar yazıp hikâyeler
selenmişliğini ve tutsaklı-
anlattığını gözleriz.
ğını anlatır Latife Tekin.
Sapmalar derken şunun altını çizmek isterim:
Değişimi, altüst oluşu,
Onun anlatı düzleminde “kırılma noktası” di-
savrulmayı ve kopuşu an-
yebileceğimiz “geçiş”, Ormanda Ölüm Yokmuş
latır. Yüzleşme öyküsü de
(2001) ve Unutma Bahçesi (2004) ile başlar.
diyebiliriz. Dijitalizmin tut-
YENİ BAKIŞ / DUYUŞ, ANLATIM BİÇİMİ
sak aldığı insanın bilinci-
Elbette kurgudan vazgeçmez ama ede-
ne doğru bir yolculuktur
bi kurgu yolunu / yönünü bu kez doğaya dön-
bu üstelik.
müş olması ona yeni bakış / duyuş, anlatım
Edilen sözlere yansı-
biçimi kazandırmıştır.
yanlardan da okuruz bunu: “Dijital dünyada düello ol-
Bakıp gördüğü şey/ler değişmiştir artık. Üs-
maz, burada herkes tuş silahşoru en keskin parmaklar
telik yaşama ortamı da farklılaşmıştır. Doğayı
bile internet gittiğinde körelir./ Dijital maskelerin arkasına
ve kıyıda yaşamayı seçmiştir.
saklanmış para haydutları, algoritmaların içinde gölgeler
Zira yer / yurt / çevre / mekân değişikliği
gibi dolaşıyor.”
ondaki bu kırılma ve (yeni) başlama noktası-
nı yaratmıştır. OLAMAMA, KENDİNİ OLDURAMAMA,
Bu anlamda birbirini tümleyen bu iki yapıtı- BOZULMA VE ÇÖZÜLMENİN ÖYKÜSÜ!
nın yanına, bu kez kurgusal olmayan (!) bir an- Tekin, bu “üçleme”yle önemli bir şeye dikkati çeki-
latıyla çıkıyordu. yor: Aynı zamanda/aynı dönemde, benzer coğrafya ve
Kendi yalın / saydam bakışını odaklandırdı- mekânda birbirine yakın / uzak duran yaşamlar neleri,
ğı bitevi “otoportre” diyebileceğimiz anlatısıy- nasıl yaşıyor?
la karşı karşıyaydık: Rüyalar ve Uyanışlar Def- Bu, bir bakıma dönüşen, yozlaşan Türkiye’nin öykü-
teri (2009). südür. Var olma mücadelesiyle yok oluşun kıyısına sü-
Gören, anlayan, hisseden bir bilincin yolcu- rüklenen insanların öyküsünü anlatıyor.
luğuna çıkarıyordu bize bu yazınsal anlatısın- Olamama, kendini olduramama, bozulma ve çözülme-
da. Bir yanı düşsellik ırmağında akan anlatı- nin öyküsü...
cının öte yanında da yaşanan zamanın ruhuna bakışının Manves City ve Sürüklenme’nin ardından Para
Latife Tekin o defteri orada kapamaz. Deyim yerindey-
izinden yol alıyorduk. Gürültüsü’nü okuduğumda Tekin, beni şaşırttığı kadar
se sözcüklerini ve konularını nadasa bırakır.
Burada her bölümde karşımıza çıkan bambaşka bir an- düşündürttü de.
Zira uzun bir ara sonrası Manves City>Sürüklenme
latıydı. Kendine beklettiklerinin söz ırmağının önünü aç- Anlatıcı kurgusuna getirdiği yön / yöntem kadar,
(2018)>Zamansız (2022) “üçleme”si çıktı. Bu “üçleme” ni-
mış adeta çağıldıyordu. bugün’ü başka bir yerde / boyutta yazıp anlatma derdi
telemesine birazdan değineceğim.
İşte o bentlerden geçen anlatıcı Latife Tekin, edebi yol- anlatısına ister istemez eleştirel bakmaya da yöneltti beni.
Yaşadığımız coğrafyanın tıpkı yeryüzü gibi nasıl kabuk
culuğunun her dönemecinde ortaya çıkardığı anlatılarını
değiştirdiğinin hem tanıklığını hem de huzursuzluğunu bu
ELEŞTİREL BAKIŞ…
bize kümelendirmek düşüyordu sanırım.
“üçleme”siyle karşımıza çıkarır Latife Tekin.
“Yeni anlatı”lar / anlatıcılarda pek görmediğimiz bir şe-
EŞİKTAŞI! yi yapıyordu Tekin:
‘PARA GÜRÜLTÜSÜ’YLE GELEN
Bu anlamda Muinar (2006) sonrası karşımıza çıkan Rü- Bugünü yaşayan toplumun değişken toplumsal yapı-
Bir Latife Tekin anlatısını okurken hikâyenin nereden
yalar ve Uyanışlar Defteri yapabileceğimiz kümelendirme- sının nerede / nasıl / ne yönde adım adım çözüldüğünü
başlayıp nasıl ilerlediğini merak edersiniz.
nin “eşiktaşı” niteliklerini taşıyor. yansıtması.
Para Gürültüsü’nü (*) okurken daha ilk sayfada, yaşa-
Bir bakıma Latife Tekin anlatısının öncesi ve sonrasını Bunu da çerçevelediği konu / izlek / kişiler ekseninde
nacak “buhran”ın işaretlerini veriyordu anlatıcımız.
belirleyen bir “eşiktaşı”! gerçekleştirmiş olması.
Romanın açılışında karşımıza çıkan bir öğe de diğer
Onun yazma yolu / yordamı bu özanlatısında karşımı- Yansıttığı zamanın ruhu gerçekliğinde üç romanda da
anlatılarının sesini, bazı izlekleri buraya taşımış olması.
za çıktığı gibi, yaşamı görme / algılama biçimlerine de ta- karşımıza çıkan; toplumsal çözülme / yabancılaşma /
Romana adını veren “para” öncelikli olanı. Ve anlatı bir
nıklık ederiz. Sesler, renkler, kokular, tatlarla dokunulan / yozlaşma izlekleri anlatıcımızın eleştirel bir bakışını belir-
iç sorguyla başlar. Anlatıcımız adım adım dünyanın sü-
hatırlanan her bir şeyin öyküsünü anlatır bize. gince öne çıkarır.
rüklendiği yerin ivmesi olan dijitalizmin yaşamlarımıza
Bir söz, düş ve düşünce arayışındadır anlatıcı. Güne, Para Gürültüsü’nün hem bu izlekler hem de
yansısından söz etmeye başlar.
zamana, dünyanın ve içinden geçilen günlerin ağrısına kahramanlarının (Kikobaki, Ramini, Beyzâna) üzerinden
Yaşananlar, yaşanacaklarla “başka anlatacaklar”ının ilk
bakan bir anlatıcıdır Tekin. okumaya başladığınızda zenginlerle yoksullar arasında
adımdaki öyküsüne girizgâh yapar adeta:
Muhalif kimliğinin izlerini buralardan sürebiliriz. Yaşama çatışmanın bu çağdaki göstergeleri üzerine bir kez daha
“Yığma kalabalığın yağma çağına tanıklık edeceğimiz
bakışının yansımasını içerir her sözü. düşünmeye yöneliyorsunuz:
zorlu günler bekliyor bize” derken de o anlatıcı ses,
O, doğanın dönüştürücülüğüne, kılavuzluğuna inanan “Zenginler oyun sahasında değil, oyun sahasında olan-
Sevgili Arsız Ölüm’den (1983) başlayıp Para Gürültüsü’ne
biri. İçindeki / ruhundaki uyanışına eşlik eden sözcüklerle lar zenginleri yoksullardan korumakla görevlendirilmiş ara-
varan o protest anlatıcı tutumunu başka bir boyuta taşır
nasıl bir al-ver içinde olduğunu da gözleriz bu anlatısında. cılar, biz bize benzeyenlerle karşı karşıyayız Ramini.” (s. 72)
Latife Tekin.
Hem biçim hem anlatımı hem de getirdiği söylemlerle
MANVES CITY>SÜRÜKLENME>ZAMANSIZ
Latife Tekin’in “üçleme”sinin bir arada okunarak üzerinde
DİJİTAL ÇAĞA TUTSAK İNSAN!
Doğa bilinci, doğa bilgisi bir yazarın yaşama / yazma
çokça konuşabileceğimizi düşünüyorum.
n
Yaşadığımız dijital çağın tutsağı olma hali,
yolunu, uğraşını her daim nasıl zenginleştirir bu anlatısın-
(*) Para Gürültüsü, Latife Tekin, Can Yayınları, 196
da adım adım izleriz. Adeta bir “yaşama / yazma kitabı”dır yalnızca insan ruhunu / bilincini teslim almaz; bütün
s., 2026.
Rüyalar ve Uyanışlar Defteri. evreni kuşatır, doğayı, börtü böceği derinden etkilediği
9 Nisan 2026
6

