Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
Yaşamak için…
Hacer Kılcıoğlu, kitabının adına Dünyanın İki Ucu dese de aslında
yaşamın binbir ucunu, bir anlatıda sakince bir arada taşıyor sahneye.
Uçların ötesinde bir yolculuk bu. Mekânlar da öyle vakitler ve duygular
da... Bir geziye çağrı; içeriye, dışarıya, zamana, mekâna, sevgiye,
duymaya ve anlamaya, bir de fark etmeye o ışımaya hazır güneşi...
BİR OSMAN SÖYLÜYOR,
Y. BEKİR YURDAKUL
DERKEN SIRAYI RİTA
ALIYOR...
ütün diğer yapıtlarında da
İlkin Osman çıkıyor
benzer sorular kurcalamıştır
sahneye... Sahi ne işi
B aklımı, Hacer Kılcıoğlu hangi-
var annesiyle babasının
sini daha çok sever?
Hindistanlarda hem de
Zamandan mekâna, mekândan in-
-Osman’a kalırsa- hiç uygun
sana; duygudan yaşama, sözcükler-
olmayan bir mevsimde hem
den çocuklara...
de onu çiçeklerle konuşan,
Yanıtım da değişmemiştir: Yarıştır-
“yırtık pırtık şortu, çamaşır
maz ki hiçbirini. Hepsini kucaklar.
suyu lekeli atleti, çıplak ayaklarıyla
çevirmiş ya onun onların yokluğunda işletmek
Bir bakmışsınız burada, az sonra
evsizler gibi görünen”, üstelik
Rita’ya kalacak.
ver elini bambaşka bir uzak diyardan
Osman’ı hiç de yanında istemeyen
çoğalır sesi. Evet, yapabilir Rita. Hem birlikte büyüdüğü, yal-
amcasına bırakıp...
Her yer mekândır onun için; ülke- nızca dört yaş büyüğü Sarika var; biraz ağırkanlı
Neymiş, bu mevsimde Hindistan’a
ler, çiçeklerin özgürce açtığı doğa olsa -çalışmayı kendine pek uygun bulmasa- da
gitmek daha indirimliymiş! Bunu an-
parçaları, oynayan çocuklar, sesi öz- otelin her işini hem de çabucak yapıveren...
nesi söylüyor Osman’ın.
gürce çoğalan insan, insanın halleri. Buncağızla yetinmeyip Sarika için birkaç şey da-
Neymiş, güzel şeyler söylenen bitkiler daha ça-
Sessizce ama içlerinden biri sıcaklığında süzü-
ha söylesem sizi de kışkırtmış olmaz mıyım onu bir
buk büyürmüş! Bunu da amcası...
lüverir aralarına. Aralarında çoğalan öykülerinden
an önce yakından tanımak için:
Hem büyüdü ki Osman, evde kalabilir bir başına,
sözcükler ödünç alır.
“Siyah örgülü saçlı, kocaman gözlü, bezelye
ne işi var amcasının buçuklu odasının rahatsız ka-
Öykülerini kendi dilinin inceliğiyle bezeyip anlatır
yeşili tunik pantolonlu, kollarında onlarca bilezik,
nepesinde?
sonra. Bir sözcüğe bin gülümseme ekler, bir elin-
kulağında şık şık edip duran küpeleri”, “kınalı
Aman be Osman sen de hepi topu bir ay, bu
de yer yer masala meyleden, arada şiire duran bir
ayaklarında parmakarası terlikleriyle fıytıdı fıytıdı
kadar özveri çok değil! Hem amcan seviyor seni.
dil, bir eli gülümsesin çocuklar hevesinde.
yürüyen” bir kız (İşte, kanlı canlı karşımda Sarika!
Daha ilk sözcükleriyle kendinin kıldığı diline ko- Osman’a soran yok ama başa gelen çekilecek.
Bütün kahramanlarını, anlatısında küçük büyük
nuk eder dünyanın çocuklarını, bir dünya çocuğu, İyi ki Ayda var! Müzik konusunda kuzey yarıkü-
rol alan karakterlerin hepsini böyle ince ince
çocuk dünyasının sahiciliğini. renin en gıcık kişisi olsa da her şeyi bilen deha-
gülümsemeler eşliğinde alıyor sahneye Kılcıoğlu).
Aralarına ne zaman katılıp da yitivermiştir lardan çünkü. Güner Hoca iyi bir ikili olacaklarına
Üstelik her an bir şarkı dökülebilir dudakla-
gözden, ayrımında olamazsınız; çocukların hepsi yürekten inanıyor Osman’la Ayda’nın.
rından; kimi kendi uydurduğu kimi başka başka
odur aslında. “Ayda’nın amcasının milattan önceden kalma
şarkılardan sözleri art arda mırıldandığı şarkılar.
“Kitaplar sadece okunmak için değil yaşamak apartmanının bahçe katında oturduğunu,
“Şarkıcık” dediği ezgiler eksik olmaz dilinden.
içindir” derken de işte o bir oluşudur fısıldadığı, o çılgın bir hayvansever olduğunu sokakta
Rita’nın annesi İngiliz. Babası Manoj, amcası
yaşamaktır, o tatlı telaştır, heyecandır, meraktır, az bulduğu her kediyi bahçeye getirdiğini, her birine
Aril’le Londra’ya eğitime gidince tanışıyorlar.
biraz da hüzündür ve ağız dolusu gülümsemelerdir de bulduğu yere ve kedinin haline göre bir ad
Okul bitince de soluğu tezatlar ülkesinin Yeni
hepimiz için tanış.
verdiğini söyleyeyim” diyecektim ki neredeyse
Delhi’sinde almışlar. Sonra masal gibi şehir Rishi-
İster bir sarkaç deyin ya da tahterevalli, belki de
hikâyenin tamamını anlatmaya doğru yelken
kesh ve Ganj ve Himalayalar...
bir topaç; salınır, döner durur bir uçtan diğerine.
açtığımı fark edip Osman’ı o bahçede amcası
Hadi, koyun bir ucuna güzelim Türkiye’yi, ötekiyle AÇMAYA HAZIR BİR GÜNEŞ
ve Ayda’yla (kimi seçerse artık!) bırakıyor ve
uzanın Hindistan’a... Uzandık bile hem de koşarak. Neden mi bunca sıcak ve lezzetli anlatısı? Doğal,
Rita’ya çeviriyorum bakışlarımı.
akıcı öyküleyişini doğadan, yaşamın içinde sesler ve
BECERİKLİ RİTA, SARİKA
üçlemelerle bezemeyi seviyor Hacer Kılcıoğlu.
VE TEZATLAR ÜLKESİ!
“Dingildek” diyor, “vınıltı” diyor, “pıtpıtlayıp”
Hindistan’a giden birileri
diyor, “çıldırık” diyor, “hönküre hönküre”
varsa orada kim çıkacak
diyor; “hom hom homurdanmaya”, “kımıl kımıl
ortaya bakalım diye merak
kımıldanmaya” diyor; kısacası “içinde güneşler aça
ettiğinizi derhal fark edip on
aça” anlatıyor hikâyesini, herkesin güneşleri açsın
üç yaşındaki (Öyle demeyin,
istiyor, en çok da çocukların.
pek de becerikli!) Rita’ya kulak
“Her kara bulutun ardında açmaya hazır bir gü-
veriyorum şimdi de...
neş”, işte onu kucaklayıp getiriyor armağan ediyor
“Benim Ritam!” deyişine
hepimize; önceki anlatılarında yaptığı gibi bir kez
bayıldığı, “beyaz tunik
daha.
pantolonunun içinde bir kral”
Ve o güneşle el ele, kapakta renk katan desen-
babası, annesini Londra’ya
lerini sevgili Huban Korman’ın anlatının her anın-
uçmak üzere havaalanına
da yanı başımda duyumsayarak eşlik ediyorum
bırakacak, kendisi de Delhi’de
Osman’a, Rita’ya, diğerlerine... Ne güzel!
n
bir süreliğine alacak soluğu.
Dünyanın İki Ucu / Hacer Kılcıoğlu / Günışığı
Babası dededen kalma
kocaman evlerini otele Kitaplığı/ 132 s. / 9+ / 2026.
Desen: HUBAN KORMAN
14
9 Nisan 2026
Desen: HUBAN KORMAN

