05 Mart 2026 Perşembe English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Bedia Akarsu ( ) 1921 / 2016 Aydınlanma geleneğini sürdüren, ‘insan onuru’ ve ‘Cumhuriyet’ sevdalısı felsefeci: Yunan düşünürleri tarafından geliştirilen ve mutluluk ahlakı adı ÖNER YAĞCI verilen anlayıştan başlayarak filozofların ahlak görüşlerini akta- rarak bir ahlak felsefesi tarihi sundu. ‘DİL-KÜLTÜR BAĞLANTISI’ “Ahlak üzerinde görüs¸ler farklı olmakla birlikte, hepsinde or - Türkiye’nin çağdaşlaşması yolunda, iyimser, Aydınlanmacı tak olan, ahlaklılık diye bir s¸eyin kabulüdür. Ahlaklılık ya da ah - bir yaklaşımla dünyanın sorunlarını, felsefe-dil-kültür-toplum- laki olan nedir? Her ahlak felsefesinin aras¸tırdığı ilk sorudur. insan ilişkilerini ele alan, Türkçenin bilim ve kültür dili haline Klasik ilkçağ ahlakı kendini sınırlama ahlakı değil, kendini gelmesine ömrünü veren bir felsefecimizdir Bedia Akarsu. gerçekles¸tirme ahlakıdır, daha çok kendini gelitirmeye dayas¸ - Dil-Kültür Bağlantısı’nda (1954), dilin düşünceyi yaratan bir nır. Kant’ın ahlakı daha çok kendini bir ‘sınırlama’ ahlakıdır.” etkinlik olduğunu düşünen, dili insan tarihinin başlıca yaratıcı “Âlemi makulat, ananeviye, esbab-ı adiye mezhebi, fıkdan-ı güçlerinden biri olarak gören, dil ile kültür bağlantısını araştıran marifet-i hissiye, ilm-i hilaf-ü cedel, itminan-ı nefs, kesret-i ilah, ve sistemli bir dil felsefesini kuran Wilhelm von Humboldt’un kevniyat, kübra, külli kaziye, laicabiye, zaruriyei” mutlaka gibi görüşlerini irdeledi. kavramlarla bırakın çağdaş felsefe yapmayı iki satır açık seçik Dil-düşünme, dil-tarih, dil-kültür ilişkilerini inceleyerek düşünülemeyeceği, bu kavramlarla çağdaş bir düşünce düzeyi- “Felsefenin de temel sorunlarındandır” dediği dille yaşamın, nin gerçekleştirilemeyeceği gerçeğiyle Türkçe sözcüklerin ışıl- kültürün ve tarihin ayrılmaz kavramlar olduğunu savundu. dadığı Felsefe Terimleri Sözlüğü’nü sundu. Dilin düşünceyi tamamlayan, düşünceyi yaratan bir şey ol- duğunu, düşüncelerimizin ancak dil içinde dille gerçekleştiğini, TÜRKÇENİN BİR FELSEFE DİLİ OLDUĞUNU dille parlaklık kazandığını, düşünceyle dile aynı şey diyebilece- KANITLADI! ğimizi, ancak dilini oluşturan ve yükselten bir toplumun gerçek Macit Gökberk’le birlikte dil bilincinin oluşması, Türkçenin bir düşünce etkinliği gösterebileceğini anlattı. felsefe dili olarak gelişmesi ve birçok felsefe terimini Türkçe- Dili, sosyal bir varlık ve belirli toplumların anlaşma aracı ola- leştirme çalışmalarıyla Türkçe felsefe yapmanın olanaklarını ge- rak tanımladı ve dilin bir toplumu ulus yapan başlıca öĞe oldu- nişletti. Türkçenin bir felsefe dili olduğunu kanıtladı: ğunu vurguladı: “Dil bir ulusun duygu ve düs¸ünce tarzı, tari - “Günümüzde felsefe sorunları Türk dili içinde rahatlıkla ele hi ve toplum hayatı ile birlikte yürüdüğünden ulus varlığının bir alınıp gelitirilebiliyor. Birtakım sorunların Türkçede dile getis¸ - damgası ve o ulusun ayrılmaz bir parçasıdır. Aynı zamanda o rilemeyeceğini öne sürenler bunu kendi dil yetilerinin yetersizli- ulusun sosyal yapısının ve ruhunun gerçek bir aynasıdır.” ğinde ya da kendi düünme tembelliklerinde arasınlar.” s¸ Kant öncesi dönemin felsefesini de irdelediği ve günümüze ‘KİŞİ KAVRAMI VE İNSAN OLMA kadar önemli felsefe akımlarını ve filozofları incelediği Çağda s¸ SORUNU’, ‘MODERN TOPLUMDA KADIN’ Felsefe: Kant’tan Günümüze Felsefe Akımları’nda felsefenin bi- lediği Atatürk Devrimlerinin ve bu devrimlerle açılan çağdaş- Kis¸i Kavramı ve İnsan Olma Sorunu ’nda (1960), psikoloji, lim, kültür ve toplumsal gerçekle ilişkilerini inceledi: laşma yolunun düşünsel boyutlarını ve toplumsal ve kültürel sosyoloji, metafizik, ahlak alanındaki çalışmalarında insanı an- “Kant insana saygıyı, Scheler sevgiyi öğrettiği için saygı ve alanda yaşanan sorunları irdeledi. lamaya, insanın oluşmasını sağlamaya, insanın evrendeki yerini sevgi ahlak felsefesinin temel kavramları olduğu gibi, insan ol- Atatürk Devrimi’nin tarihin en büyük devrimi olmasının, dün- bulmaya çalışan ve “tek sorunu insan olan” Max Scheler’in fel- manın da temel nitelikleri”dir. sefesini açıkladı: “Scheler insanı hiçbir zaman soyut olarak göz yada Aydınlanma yolunu açmış Batı’nın üstüne çıkaran bu ülkü- Felsefe tarihine ve geçmişteki filozoflara sırt çevrilerek felse- önünde tutmamı, onu hep bir toplum, bir kültür çevresi, bir çağ s¸ leri söylemekle kalmayıp uygulamaya koyması olduğunu söyledi. fe yapılamayacağını, felsefenin yalnızca mantığa indirgeneme- içinde incelemeye çalıs¸mıtır.”s¸ Aydınlanma’yı “İnsanın düs¸ünme ve değerlemelerinde din ve yeceğini belirttiği yapıtında, felsefenin “henüz çözülmemi sos¸ - İkinci kadın felsefecimiz ve felsefenin gelişimine yön veren geleneklere bağlı olmaktan kurtulup kendi aklı, kendi görgüle- runlar üzerinde düs¸ünme” olduğunu savundu: öncülerimizden Bedia Akarsu, Modern Toplumda Kadın yapıtıy- riyle yas¸amını aydınlatmaya girimesi”s¸ olarak değerlendirdi: “Bu sorunları çözecek olan da bilimdir sonunda. Felsefe bi- la da ülkemizde kadın sorununu felsefeye taşımanın öncüsü oldu. “Söz konusu insandır burada. Aydınlanmak isteyen insanın kendi- limlerin sonuçlarına, verilerine toptan bir bakıtır aynı zamans¸ - Kadın konusunda konuşmak gerekliliğini duymanın bile bir si, aydınlatılması istenen de insan yaamının s¸ anlamı ve düzenidir.” da. Bilim tavır almaz, yalnızca aratırır. Oysa felsefe aras¸ s¸tırı - kadın sorunu olduğunu gösterdiğini, erkek üzerine konuşmanın Tüm kitapları İnkılap Kitabevi’nce yayımlanan Bedia Akarsu, lanların sonuçlarını da düünür; bilimlerarası bağlantılar kus¸ - kimsenin aklına gelmediğini vurguladı. Değis¸en Dünya Değis¸en Değerler adlı kitabında yer alan yazıla- rar; onları değerlendirir.” “Bütün tarih erkeğin dünyası ile örülü; kültür, sanat, bilim rında, Aydınlanma, laiklik, demokrasi, eğitim, ahlaksal yozlaş- dünyası, her alanı ile bizi çevreleyen dünya, erkeğin dünyası” ma, barış, dil, kültür, küreselleşme, “insan onuru, insana saygı” ‘AYDINLANMAYI UYGULAMAYA KOYMUŞ dedi. Kadının hâlâ insan olmak için, insan olarak kendini kabul gibi kavramları ve değerleri ele aldı. ATATÜRK DEVRİMİ, TARİHİN EN BÜYÜK ettirmek için savaştığını söyledi. Tüm insanlığı içine alacak ve uygulayacak bir “insanlık devrimi DEVRİMİDİR. BİR İNSANLIK DEVRİMİDİR!’ ve dünya birliği” ülküsünü irdelediği yazılarında Türk Devrimi’nin BİR AHLAK FELSEFESİ TARİHİ: ‘MUTLULUK Atatürk Devrimi’nin bir “ulusal egemenlik devrimi” olması laikliğe ve bilime dayanan çağdaş bir devrim olduğunu vurguladı. AHLAKI’, ‘FELSEFE TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ’ yanında aynı zamanda bir “insanlık devrimi” olduğunu, çünkü Ülkemizde Aydınlanma felsefesi geleneğini devam ettiren, “Etik (ahlak felsefesi), ahlaksal olanın özünü ve temelleri- onun bütün “mazlum uluslar”a seslendiğini vurguladığı Atatürk “Yalnızca bir doğa varlığı değil, insan olduğunu, bas¸kaları - ni aratıran bilim, insanın kis¸ isel ve toplumsal yas¸ amındaki ahs¸ - Devrimi ve Temelleri’nde, Cumhuriyetin kuruluş felsefesinin te- nın da senin kadar insan olduğunu hiçbir zaman unutma” diyen laksal davranıs¸ları ile ilgili sorunları ele alıp inceleyen felsefe mel kavram ve düşüncelerini ele aldı. dalıdır” diye yazdığı Mutluluk Ahlakı’nda, ilkçağdan, Eski Çağ Temelinde laik düzen ve bilimsel düşünüşün yer aldığını söy- felsefecimiz Bedia Akarsu’yu saygıyla anıyorum. n 12 26 Şubat 2026 ŞÜKRÜ SABANUÇ
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle