05 Mart 2026 Perşembe English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

WILHELM FRIEDRICH HEGEL’DEN ‘RUHUN FENOMENOLOJİSİ’NE ÖNSÖZ’ Altüst oluş çağında devinmek! olumsuzlama AHMET ANTMEN yoluyla “ben” ve “öteki”nden ibaret SÖZCÜKLERİN DEĞİL CÜMLELERİN ikili bir algılama FİLOZOFU! süreci geliştirir. Wilhelm Friedrich Hegel’in hem mutlak Hegel birbiriyle idealizmin temelini attığı hem de felsefenin çatışan maddeleri en önemli metinleri arasında gösterilen Ruhun diyalektik yöntemle Fenomenolojisi’ne Önsöz, İletişim Yayınları sistemleştirir. tarafından Ragıp Ege’nin özgün çevirisiyle Bu yolda doğaya okurlarla buluşturuldu. sıklıkla göndermede Hegel’in felsefesine adım atarken dil bulunur. konusundaki tutumuna yakından bakmak Örneğin, tohumdan ufuk açıcı olacaktır; zira o kendinden önceki meyveye giden felsefeyi sorgulamaya kullanılan dilden başlar. süreçteki oluş Toplumsal yaşamda keskin dönüşümlerin dinamiklerini yaşandığı bir çağda inşa ettiği anlam örüntüsü açımlar. Meyvenin Hegel’in yapıtaşları arasında yer alır. bünyesinde hem Ruhun Fenomenolojisi kitabının tohum hem çiçek hem de gelecek gizlidir. tamamlandığı 1807 yılı Amerikan ve BİLİMİN TOPRAĞINDA... Fransız devrimlerinin hemen sonrasına denk Aydınlanma Çağı filozofu olarak Hegel’in düşmektedir. doğa ve fen bilimlerine gösterdiği ilgi çok Napolyon-Prusya Savaşı ise kitabın boyutludur. yazılışına uzamsal olarak da eşlik etmiştir. Sisteminin bütününde hissedilen bu etki Kitabın ilk satırları Hegel’in üniversitede Newton’dan da kartezyen maddecilikten de ders verdiği, Prusya Krallığı’na bağlı Jena Leibniz’den de beslenmektedir. şehrinde yazılmıştır. Hegel, bir bütün olarak gördüğü özne Kitabın son satırlarına gelindiğindeyse şehir ve nesneyi ya da maddeyi ve zihni soyut artık Fransız ordusunun kontrolündedir. ya da kendinden menkul varlıklar olarak Hegel, yıllar sonraki bir mektubunda, değerlendirmez. sokaklarda bir şövalye gibi dolaşan Napolyon’u Çağcıl bilimin saikleriyle itme ve çekmenin yeni çağın müjdecisi olarak selamladığını oluşturduğu kuvvetler şeklinde yorumlar. ifade eder. Bilimi eğitici ve geliştirici niteliğiyle bilginin Skolastik öğretiler ve ademimerkeziyetçilik devinimi olarak tanımlar. yerini laik ve merkeziyetçi devlet yapısına Bilinç bilimin ortamında kendi üzerindeki bırakmaktadır. Halkın yönetimde söz sahibi hâkimiyetini kaybederek sonlu niteliğinden olacağı yeni bir sistemin kapıları aralanmıştır. sıyrılır. İşte felsefe bilimin bu evrensel Toplumsal yaşamdaki devrimci dönüşümleri toprağında yeşermelidir. Dünyayı duyuların dolayımsız bilgisiyle algılamak eksik hatırlamak Önsöz’ün dille ilgili tutumuna da ışık tutacaktır. ve yanıltıcıdır. Dolayımsız bilginin ötesi vardır ancak Hegel’den önce genel kanı felsefe için sadece artık BİR OLUMSUZLAMA OLARAK o da bu dünyadadır. konuşulmayan kimi dillerin uygun olduğu şeklindeydi. ‘RUHUN FENOMENOLOJİSİ’NE ÖNSÖZ’ Hegel bu tanımlamayla felsefenin özgül alanını imlerken Halk diliyle yüceyi aramak boş bir çaba olarak Hegel yapıtına, genelgeçer önsözleri olumsuzlayarak ve idealist anlayışıyla materyalizm arasındaki sınırı oldukça nitelenirdi. felsefe için gereksizliğini açıklayarak başlar. belirsizleştirir. Hegel felsefesinin temeli devinim, can suyu ise halk Kitap, metnin devinimiyle kendi bilincini oluştururken Tersine, salt özne ile yetinecek olursak da geçmişin tüm dilindeki canlılıktır. adeta diyalektik oluş sürecinden geçerek kendinde varlıktan ölü bilgileri ile cevherin içerisine gömülüp kalırız. Anlam tek tek sözcüklerde değil onlar arasındaki ilişkide kendi için varlığa dönüşür. “Cevher” kavramı çevirmenin özgün katkıları arasında gizlidir. Anlam cümlededir, cümle devinimdir! İçkin bir yöntem önerisiyle uyumlu olarak anlatıya amaç yer alır, aynı yapıtın önceki çevirilerinde geçen “töz” ya da sonuçlardan değil; edimlerden ve kavramlardan başlar. ‘RUH’ HER YERDEDİR! kavramı yerine önerilir. Ragıp Ege bunun nedenini yaşayan Hegel diyalektiğine göre aksi durumda mükemmel bir Hegelci anlayışta “ruh” salt soyut düzlemde ele alınmaz. dil anlayışı çerçevesinde ayrıntısıyla açıklar. konu bile eksik kalacak, edimin nasıl gerçekleştirildiği göz Önsöz boyunca karşılaştığımız kendinin bilinci son tahlilde Kitabın 28. maddesinde “cevher” kavramı ilerleme içeri- ardı edilecektir. “ruh”la bütünleşir. sinde “örtük nitelikteki, hazırlayıcı bilgi” olarak tarif edilir. Kendini yorumlayan bir canlı olarak insanın DEVİNİMİN VE EDİMİN ÇEVİRİYE ASIL OLAN HAREKETTİR! bilinçlenmesi basamaklı bir seyir izler. YANSITILMASI... Hegel’e göre yaşam, Önsöz’de de belirtildiği üzere bir “Dolayımsız gerçeklik, algı, kendinin bilinci” gibi Ruhun Fenomenolojisi’ne Önsöz’ün sonlarına doğru oluş sürecidir. aşamalar “ruh”un bütüne yolculuğuyla anlam kazanır. Alexandre Koyre imzalı “Hegel’in Dili Üzerine” başlıklı Kendini anlama sürecindeki ruhun yolculuğu duyularla Kendinin bilinci soyutlamadan başlayan sonsuz bir kısa bir yazı yer alıyor. elde ettiği dolaysız bilgiyle başlar ve kendinin bilincinin devinime işaret eder. Koyre, çeviriyi anlaşılmaz bulacaklardan peşinen özür aşkınlık durumu dolaysız bilgiyle mesafesine göre 72 maddelik yapıtın 31. maddesinde varoluşu sona eren dilerken Hegel’in asıl metninin de en az bu kadar güç tanımlanır. bir etkinliğin ancak kendini kavrayamayan tekil bireyden anlaşıldığını belirtiyor. Nesnenin değişmez bilgisi felsefenin alanına giremez kaynaklanabileceği belirtilir. Çevirinin bütününe sinen bu samimiyet, titizlik ve dil çünkü bu kımıltısız yapıda sorgulayacak bir yön yoktur. 26. maddede tümele yönelen kavrayışın özele bilinci Hegel’in devinim anlayışıyla tutarlılık sergiliyor; Oysa özne nesneyi kendi devinimi içerisinde, yani indirgenmesi durumunda kendinin bilincinin kendi ile okurun bilince adım adım ulaşacağı bir serüvenin biriktirdikleriyle ve olasılıklarıyla kavramaktadır. bütün oluşturamayacağı vurgulanır. aşamalarını yapılandırıyor. Devinimin her uğrağında özellikleri açığa çıkan “ruh” Bu anlayışı 20. maddenin girişinde, “Yalnızca hakiki Baştaki kaynakça, kronolojik tablo, yapıtı anlamada kendisine bir biçim edinir. Hegel bunu “Gestalt” olarak olan bütündür” ifadesiyle taçlandırır. çevirmenin okuru hiç yalnız bırakmaması, sohbet adlandırır. havasındaki dipnotlar ve kitabın sonundaki Açıklamalı HAKİKİ OLAN HEM ÖZNEDE HEM NESNEDEDİR! “Mutlak ruh” ezelden beri öz devinimseldir; kendini Kavramlar Eki insana bu serüvende güven aşılıyor ve Hegel’in Ruhun Fenomenolojisi’nde kurduğu özne-nesne öteki üzerinden ve kendine yabancılaşarak anlamlandırır. mihenk taşı niteliğindeki bu kitabı okumak için şimdi tam ilişkisi devrim niteliğindedir. “Mutlak olan zamandan bağımsızdır” diyen genel zamanı dedirtiyor. n Düşünce olarak kalan düşünceyi de nesne olarak kalan idealist görüşün aksine Hegel, zamanı “ruh”un ilerlemeci nesneyi de cansız olarak nitelendirir. hareketiyle birlikte kavramsallaştırır. Ruhun Fenomenolojisi’ne Önsöz / Wilhelm Sadece nesnede kalan bilinç duyulardan ve basitlikten İnsan bile çevresini algılama sürecine başka nesnelerin Friedrich Hegel / Çeviren: Ragıp Ege / İletişim öteye gidemez. kendine özdeş olmadığını fark ederek başlar; yani Yayınları / 142 s. / 2026. 10 26 Şubat 2026 İllüstrasyon: ADRIAN VENTURA
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle