Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
WILHELM FRIEDRICH HEGEL’DEN ‘RUHUN FENOMENOLOJİSİ’NE ÖNSÖZ’
Altüst oluş çağında devinmek!
olumsuzlama
AHMET ANTMEN
yoluyla “ben” ve
“öteki”nden ibaret
SÖZCÜKLERİN DEĞİL CÜMLELERİN
ikili bir algılama
FİLOZOFU!
süreci geliştirir.
Wilhelm Friedrich Hegel’in hem mutlak
Hegel birbiriyle
idealizmin temelini attığı hem de felsefenin
çatışan maddeleri
en önemli metinleri arasında gösterilen Ruhun
diyalektik yöntemle
Fenomenolojisi’ne Önsöz, İletişim Yayınları
sistemleştirir.
tarafından Ragıp Ege’nin özgün çevirisiyle
Bu yolda doğaya
okurlarla buluşturuldu.
sıklıkla göndermede
Hegel’in felsefesine adım atarken dil
bulunur.
konusundaki tutumuna yakından bakmak
Örneğin, tohumdan
ufuk açıcı olacaktır; zira o kendinden önceki
meyveye giden
felsefeyi sorgulamaya kullanılan dilden başlar.
süreçteki oluş
Toplumsal yaşamda keskin dönüşümlerin
dinamiklerini
yaşandığı bir çağda inşa ettiği anlam örüntüsü
açımlar. Meyvenin
Hegel’in yapıtaşları arasında yer alır.
bünyesinde hem
Ruhun Fenomenolojisi kitabının
tohum hem çiçek hem de gelecek gizlidir.
tamamlandığı 1807 yılı Amerikan ve
BİLİMİN TOPRAĞINDA...
Fransız devrimlerinin hemen sonrasına denk
Aydınlanma Çağı filozofu olarak Hegel’in
düşmektedir.
doğa ve fen bilimlerine gösterdiği ilgi çok
Napolyon-Prusya Savaşı ise kitabın
boyutludur.
yazılışına uzamsal olarak da eşlik etmiştir.
Sisteminin bütününde hissedilen bu etki
Kitabın ilk satırları Hegel’in üniversitede
Newton’dan da kartezyen maddecilikten de
ders verdiği, Prusya Krallığı’na bağlı Jena
Leibniz’den de beslenmektedir.
şehrinde yazılmıştır.
Hegel, bir bütün olarak gördüğü özne
Kitabın son satırlarına gelindiğindeyse şehir
ve nesneyi ya da maddeyi ve zihni soyut
artık Fransız ordusunun kontrolündedir.
ya da kendinden menkul varlıklar olarak
Hegel, yıllar sonraki bir mektubunda,
değerlendirmez.
sokaklarda bir şövalye gibi dolaşan Napolyon’u
Çağcıl bilimin saikleriyle itme ve çekmenin
yeni çağın müjdecisi olarak selamladığını
oluşturduğu kuvvetler şeklinde yorumlar.
ifade eder.
Bilimi eğitici ve geliştirici niteliğiyle bilginin
Skolastik öğretiler ve ademimerkeziyetçilik
devinimi olarak tanımlar.
yerini laik ve merkeziyetçi devlet yapısına
Bilinç bilimin ortamında kendi üzerindeki
bırakmaktadır. Halkın yönetimde söz sahibi
hâkimiyetini kaybederek sonlu niteliğinden
olacağı yeni bir sistemin kapıları aralanmıştır.
sıyrılır. İşte felsefe bilimin bu evrensel
Toplumsal yaşamdaki devrimci dönüşümleri
toprağında yeşermelidir.
Dünyayı duyuların dolayımsız bilgisiyle algılamak eksik
hatırlamak Önsöz’ün dille ilgili tutumuna da ışık tutacaktır.
ve yanıltıcıdır. Dolayımsız bilginin ötesi vardır ancak
Hegel’den önce genel kanı felsefe için sadece artık
BİR OLUMSUZLAMA OLARAK
o da bu dünyadadır.
konuşulmayan kimi dillerin uygun olduğu şeklindeydi.
‘RUHUN FENOMENOLOJİSİ’NE ÖNSÖZ’
Hegel bu tanımlamayla felsefenin özgül alanını imlerken
Halk diliyle yüceyi aramak boş bir çaba olarak
Hegel yapıtına, genelgeçer önsözleri olumsuzlayarak ve
idealist anlayışıyla materyalizm arasındaki sınırı oldukça
nitelenirdi.
felsefe için gereksizliğini açıklayarak başlar.
belirsizleştirir.
Hegel felsefesinin temeli devinim, can suyu ise halk
Kitap, metnin devinimiyle kendi bilincini oluştururken
Tersine, salt özne ile yetinecek olursak da geçmişin tüm
dilindeki canlılıktır.
adeta diyalektik oluş sürecinden geçerek kendinde varlıktan
ölü bilgileri ile cevherin içerisine gömülüp kalırız.
Anlam tek tek sözcüklerde değil onlar arasındaki ilişkide
kendi için varlığa dönüşür.
“Cevher” kavramı çevirmenin özgün katkıları arasında
gizlidir. Anlam cümlededir, cümle devinimdir!
İçkin bir yöntem önerisiyle uyumlu olarak anlatıya amaç
yer alır, aynı yapıtın önceki çevirilerinde geçen “töz”
ya da sonuçlardan değil; edimlerden ve kavramlardan başlar.
‘RUH’ HER YERDEDİR!
kavramı yerine önerilir. Ragıp Ege bunun nedenini yaşayan
Hegel diyalektiğine göre aksi durumda mükemmel bir
Hegelci anlayışta “ruh” salt soyut düzlemde ele alınmaz.
dil anlayışı çerçevesinde ayrıntısıyla açıklar.
konu bile eksik kalacak, edimin nasıl gerçekleştirildiği göz
Önsöz boyunca karşılaştığımız kendinin bilinci son tahlilde
Kitabın 28. maddesinde “cevher” kavramı ilerleme içeri-
ardı edilecektir.
“ruh”la bütünleşir.
sinde “örtük nitelikteki, hazırlayıcı bilgi” olarak tarif edilir.
Kendini yorumlayan bir canlı olarak insanın
DEVİNİMİN VE EDİMİN ÇEVİRİYE
ASIL OLAN HAREKETTİR!
bilinçlenmesi basamaklı bir seyir izler.
YANSITILMASI...
Hegel’e göre yaşam, Önsöz’de de belirtildiği üzere bir
“Dolayımsız gerçeklik, algı, kendinin bilinci” gibi
Ruhun Fenomenolojisi’ne Önsöz’ün sonlarına doğru
oluş sürecidir.
aşamalar “ruh”un bütüne yolculuğuyla anlam kazanır.
Alexandre Koyre imzalı “Hegel’in Dili Üzerine” başlıklı
Kendini anlama sürecindeki ruhun yolculuğu duyularla
Kendinin bilinci soyutlamadan başlayan sonsuz bir
kısa bir yazı yer alıyor.
elde ettiği dolaysız bilgiyle başlar ve kendinin bilincinin
devinime işaret eder.
Koyre, çeviriyi anlaşılmaz bulacaklardan peşinen özür
aşkınlık durumu dolaysız bilgiyle mesafesine göre
72 maddelik yapıtın 31. maddesinde varoluşu sona eren
dilerken Hegel’in asıl metninin de en az bu kadar güç
tanımlanır.
bir etkinliğin ancak kendini kavrayamayan tekil bireyden
anlaşıldığını belirtiyor.
Nesnenin değişmez bilgisi felsefenin alanına giremez
kaynaklanabileceği belirtilir.
Çevirinin bütününe sinen bu samimiyet, titizlik ve dil
çünkü bu kımıltısız yapıda sorgulayacak bir yön yoktur.
26. maddede tümele yönelen kavrayışın özele
bilinci Hegel’in devinim anlayışıyla tutarlılık sergiliyor;
Oysa özne nesneyi kendi devinimi içerisinde, yani
indirgenmesi durumunda kendinin bilincinin kendi ile
okurun bilince adım adım ulaşacağı bir serüvenin
biriktirdikleriyle ve olasılıklarıyla kavramaktadır.
bütün oluşturamayacağı vurgulanır.
aşamalarını yapılandırıyor.
Devinimin her uğrağında özellikleri açığa çıkan “ruh”
Bu anlayışı 20. maddenin girişinde, “Yalnızca hakiki
Baştaki kaynakça, kronolojik tablo, yapıtı anlamada
kendisine bir biçim edinir. Hegel bunu “Gestalt” olarak
olan bütündür” ifadesiyle taçlandırır.
çevirmenin okuru hiç yalnız bırakmaması, sohbet
adlandırır.
havasındaki dipnotlar ve kitabın sonundaki Açıklamalı
HAKİKİ OLAN HEM ÖZNEDE HEM NESNEDEDİR! “Mutlak ruh” ezelden beri öz devinimseldir; kendini
Kavramlar Eki insana bu serüvende güven aşılıyor ve
Hegel’in Ruhun Fenomenolojisi’nde kurduğu özne-nesne öteki üzerinden ve kendine yabancılaşarak anlamlandırır.
mihenk taşı niteliğindeki bu kitabı okumak için şimdi tam
ilişkisi devrim niteliğindedir. “Mutlak olan zamandan bağımsızdır” diyen genel
zamanı dedirtiyor.
n
Düşünce olarak kalan düşünceyi de nesne olarak kalan
idealist görüşün aksine Hegel, zamanı “ruh”un ilerlemeci
nesneyi de cansız olarak nitelendirir.
hareketiyle birlikte kavramsallaştırır. Ruhun Fenomenolojisi’ne Önsöz / Wilhelm
Sadece nesnede kalan bilinç duyulardan ve basitlikten İnsan bile çevresini algılama sürecine başka nesnelerin Friedrich Hegel / Çeviren: Ragıp Ege / İletişim
öteye gidemez. kendine özdeş olmadığını fark ederek başlar; yani Yayınları / 142 s. / 2026.
10 26 Şubat 2026
İllüstrasyon: ADRIAN VENTURA

