Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
Kuşaktan kuşağa akaduran öykümüz…
Geniş, derin, debisi yüksek görkemli bir öykü nehrimiz var. Özellikle 1928 Harf Devrimi sonrası okuryazarlıkta yaşanan dev yükselişte köy-kent,
kadın-erkek, genç-yaşlı her kesimden, sınıftan, inançtan insanın okumaya, yazmaya koyuluşuyla öykümüzün önündeki toplumsal tıkaçlar kalkmış,
böylece öykü sanatında karşılıklı etkileşimin önü büsbütün açılmış oldu.
izler, olanı biteni hikâye etmeye yatkın “Bir kitap gördüm. Solmuş mavi renkte bir kitaptı. gezinmenin gizli hazzını kuşanarak yol almak anlamına
bir toplumsal yapıdan geliyoruz. Nitekim Sırtında Wolfgang Borchert yazıyordu. Aldım. Yazarın geliyor.
B merkezde ya da çevrede her yayınevi öykü söylediği o düşük kaliteli kâğıda, 1965 yılında, Sesi sese, anlamı anlama örerek kurduğu bir dil
yayımlayabiliyor. İstanbul’da basılmıştı. yapısı bu, ilkin bunu algılıyorsunuz anlatı evreninde.
Son kez Alakarga Yayınları, “Öykü Kuşaktan Kuşağa” Kitabın adı: ‘Bu Salı’. Burada araştırdım. ‘An Diesem
Sözcükteki ezgi, anlamsal derinliği gösteren çentikle
söylemiyle dikkat çeken bir dizi başlattı.
Dienstag’ oluyor. Benim artık söyleyecek bir şeyim birlikte Sezer’in öykü evreninde ilerleyip bir ahlaksal
1960’lar, 70’lerin Necati Tosuner’li, Mustafa
kalmıyor.” (etik) hazla ayağa kaldırıyorsunuz metni.
Balel’li döneminden alıp 1980’ler eşiğiyle İsmet
Bakıyorsunuz sonra aynı resmin birbiri üzerinden
İSMET TOKGÖZ: ‘BİR KADIRGA İÇİN YAZ
Tokgöz’den Sezer Ateş Ayvaz’a, Özcan Karabulut’a,
kayan bu görüntüleri bulanıklıktan çıkarılan saydam
RESMİ’
Hakan Şenocak’a uzanan kuşatmaya geçip, derken
anlam kümelerine dönüşüveriyor.
İsmet Tokgöz (d. 1948), öykü dünyasına sanki ilk
1990’larda Faruk Duman’la yekinerek Berna
Nitekim yapıttaki öykü kişileri, kendi tarihlerinde
kez katılmışçasına çıkageldi bir yapıtla önüme, asla
Durmaz’a, 2000’ler evresine ulanan on kadar yazarın
ileri geri sarışlar eşliğinde çengelli sorular üretip çiçek
geçiştirilemeyecek bir kitapla hem de:
bir kucak kitabını 14 Şubat Dünya Öykü Günü’nde
dürbününden bakarcasına dilsel, düşünsel, kurgusal
Bir Kadırga İçin Yaz Resmi (2026).
boca ediverdi okur önüne.
bir şenlik sunuyor okura.
İlk basımı 1982’de Tan Yayınları’nca yapılmış kitabın
Hadi gelin Alakarga’nın yayımladığı bu yazarlara,
kırk beş yıl sonra yeni basımını sunuyor Alakarga. ÖZCAN KARABULUT: ‘MUHTEŞEM
öykülere yer açalım.
1960’lar etkisinden izler sergilese de 1950 kuşağıyla TUTKULARIMIZIN BİR SONRAKİ SAATİ’
NECATİ TOSUNER: ‘BİR TUTKUNUN DİLE
kol kola bir kalem İsmet. Öykü sanatının da öykü eyleminin de soylu bir
GETİRİLME BİÇİMİ’, ‘ÇILGINSI’
Kendi küçük dünyalarında insanların dillendirmeden şövalyesi olarak Özcan Karabulut, üzerinde “öykü”nün
Özgürlük Masalı’yla (1965) altmış yıl önce
yaşadığı toplumsal dokunun ağırlığı, etkimeleri kırk yıllık hatırını taşıyan bir yazın tiryakisi.
tanıştığımız Necati Tosuner’i iki öykü kitabının son
altında belirginleşen psikolojik derinliği öne çıkararak Tüm öykü çevreleri ilk kitabı Karşı Öyküler’den
basımlarıyla bir kez daha okuma fırsatı yakaladık:
bunu içerlek yapıda dolgu ayrıntılar eşliğinde, (1984) sonuncusu Muhteşem Tutkularımızın Bir
Bir Tutkunun Dile Getirilme Biçimi (1997, 2025),
dil işçiliğine dayalı iç içe verebilme hüneriyle
Sonraki Saati’ne (2016; 2026) bu kırk yılda sergilediği
Çılgınsı (1990, 2026).
yapılandırdığı bu öykülerde İsmet, bireyin kendisiyle
çabanın tanıklığını yaptı onun.
Çılgınsı’da yer alan “Yazgı” adlı öykü, Necati’nin
dış dünya arasında yaşadığı karşıtlıkları, açmazları,
Şimdi öykülemindeki değişimi de yansıtan bu yeni
edebiyat adına okura yazara bıraktığı ileti gözüyle de
uyumsuzlukları işliyor.
basımdaki son öykü verimi, bir kez daha buluşmuş
okunabilir.
Günümüzde öyküde yol almaya çalışan genç
oldu okurla.
Almanya’da kitabevinde çalışan Alman anlatıcı,
kalemler için bile ışık düşürücü bir öykü toplamı Özcan, hemen her kitabında gelgitlerle örülü
arkadaşıyla geldikleri İstanbul’da yakınının evinde
olduğunu söylemeden geçmeyeyim yapıtın. yaklaşımında yansıttığı şaşırtmayı son öyküler
konuk olur ve “Artık, bazı ailelerimiz Türklerle yakın
Demek ki neymiş; sen öykünü sağlam tut, at denize, toplamında bir kez daha ama artık doruğa çıkarıyor.
oluyorlar” der bu konukluğu anlamlandırmak için.
unut, üzerinden yarım yüzyıl da aşsa okur Halik ya, “Nedir peki bu şaşırtma” diye sorarsanız, öykü
Konuk kalacakları yazara, kendi kitabevinden
bulur onu. İsmet Tokgöz’ü mutlaka okuma dağarınıza
kişilerinden yansıyan büyük duygudaşlık yaklaşımı
armağan “Deutsche Erzähler’in iki cildini” seçer. Eşi de
alın, derim.
derim kestirmeden.
mutludur yazarın, yemekte rakı içilir. “Sevinçli, coşku
Örneğin erkekler kadın duyarlığını birebir
SEZER ATEŞ AYVAZ: ‘TAMİRİS’İN
dolu bir akşam”dır.
yakalamıştır. Anlatıcılar ötekinin acısını tam yaşar,
GECESUÇLARI’, ‘KÜLLENMİŞ BİR KUŞU
Yazar, “Şimdi size Wolfgang Borchert’ten
çocuğu (hele de işçi çocuğu), genci, ana babayı duyar
YAKALAMAK’
okuyacağım” der. Ne ki Almanya’dan gelen ciltlerde
hep; “mış gibi” yapmaz onun kişileri hiçbir zaman; yani
Sezer Ateş Ayvaz, okura yazdırdığı sonra da yitip
Borchert yoktur.
yüksek bir “empati”.
gitmişçesine kendini arattığı öyküleriyle geliyor
Kitapların cildini inceler, kâğıdını koklar, “Çok
Böylelikle yalın bir tablo halinde okur önüne geliyor
karşımıza.
güzel... Çok güzel kitaplar” der, “Türkiye’de o kalitede
bu çarpıcı öyküler Muhteşem Tutkularımızın Bir
Yeni basımlarıyla Tamiris’in Gecesuçları’nı görünce
kâğıt kullanılamadığını, kitapların çok daha düşük
Sonraki Saati’nde.
(2005; Cumhuriyet Kitapları, 2025), bir ikisini çekip
kalitede kâğıtlara basıldığını” söyler.
okudum hemen, özlemişim onun öykü demini, son HAKAN ŞENOCAK: ‘NAJ’
Sonra “bir şey” olur. Konuklara verilen odada
Hakan Şenocak, gerçeklikten fanteziye, kendine
“kapının kasası boydan boya kitaplık”tır. “İşyerindeki öyküler toplamı da çıkageldi:
kitap raflarını özlemişçesine” gözü kayar anlatıcının. Küllenmiş Bir Kuşu Yakalamak (2015, 2026), iki yapıt özgü evren açılımı, dil kurulumuyla bunları sağlam
Öykü de yayınevine yazdığı mektuptan oluşmuştur da önümüzde artık. dramatik örgü omurgasına oturtan bir öykülemle
zaten, son satırlarında şunları söyler: Sezer’in öykülerine girmek, yüksek bir dil kulesinde öykücülüğümüzün kendine özgü imzalarından biri
>>
12 19 Şubat 2026

