05 Mart 2026 Perşembe English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Kuşaktan kuşağa akaduran öykümüz… Geniş, derin, debisi yüksek görkemli bir öykü nehrimiz var. Özellikle 1928 Harf Devrimi sonrası okuryazarlıkta yaşanan dev yükselişte köy-kent, kadın-erkek, genç-yaşlı her kesimden, sınıftan, inançtan insanın okumaya, yazmaya koyuluşuyla öykümüzün önündeki toplumsal tıkaçlar kalkmış, böylece öykü sanatında karşılıklı etkileşimin önü büsbütün açılmış oldu. izler, olanı biteni hikâye etmeye yatkın “Bir kitap gördüm. Solmuş mavi renkte bir kitaptı. gezinmenin gizli hazzını kuşanarak yol almak anlamına bir toplumsal yapıdan geliyoruz. Nitekim Sırtında Wolfgang Borchert yazıyordu. Aldım. Yazarın geliyor. B merkezde ya da çevrede her yayınevi öykü söylediği o düşük kaliteli kâğıda, 1965 yılında, Sesi sese, anlamı anlama örerek kurduğu bir dil yayımlayabiliyor. İstanbul’da basılmıştı. yapısı bu, ilkin bunu algılıyorsunuz anlatı evreninde. Son kez Alakarga Yayınları, “Öykü Kuşaktan Kuşağa” Kitabın adı: ‘Bu Salı’. Burada araştırdım. ‘An Diesem Sözcükteki ezgi, anlamsal derinliği gösteren çentikle söylemiyle dikkat çeken bir dizi başlattı. Dienstag’ oluyor. Benim artık söyleyecek bir şeyim birlikte Sezer’in öykü evreninde ilerleyip bir ahlaksal 1960’lar, 70’lerin Necati Tosuner’li, Mustafa kalmıyor.” (etik) hazla ayağa kaldırıyorsunuz metni. Balel’li döneminden alıp 1980’ler eşiğiyle İsmet Bakıyorsunuz sonra aynı resmin birbiri üzerinden İSMET TOKGÖZ: ‘BİR KADIRGA İÇİN YAZ Tokgöz’den Sezer Ateş Ayvaz’a, Özcan Karabulut’a, kayan bu görüntüleri bulanıklıktan çıkarılan saydam RESMİ’ Hakan Şenocak’a uzanan kuşatmaya geçip, derken anlam kümelerine dönüşüveriyor. İsmet Tokgöz (d. 1948), öykü dünyasına sanki ilk 1990’larda Faruk Duman’la yekinerek Berna Nitekim yapıttaki öykü kişileri, kendi tarihlerinde kez katılmışçasına çıkageldi bir yapıtla önüme, asla Durmaz’a, 2000’ler evresine ulanan on kadar yazarın ileri geri sarışlar eşliğinde çengelli sorular üretip çiçek geçiştirilemeyecek bir kitapla hem de: bir kucak kitabını 14 Şubat Dünya Öykü Günü’nde dürbününden bakarcasına dilsel, düşünsel, kurgusal Bir Kadırga İçin Yaz Resmi (2026). boca ediverdi okur önüne. bir şenlik sunuyor okura. İlk basımı 1982’de Tan Yayınları’nca yapılmış kitabın Hadi gelin Alakarga’nın yayımladığı bu yazarlara, kırk beş yıl sonra yeni basımını sunuyor Alakarga. ÖZCAN KARABULUT: ‘MUHTEŞEM öykülere yer açalım. 1960’lar etkisinden izler sergilese de 1950 kuşağıyla TUTKULARIMIZIN BİR SONRAKİ SAATİ’ NECATİ TOSUNER: ‘BİR TUTKUNUN DİLE kol kola bir kalem İsmet. Öykü sanatının da öykü eyleminin de soylu bir GETİRİLME BİÇİMİ’, ‘ÇILGINSI’ Kendi küçük dünyalarında insanların dillendirmeden şövalyesi olarak Özcan Karabulut, üzerinde “öykü”nün Özgürlük Masalı’yla (1965) altmış yıl önce yaşadığı toplumsal dokunun ağırlığı, etkimeleri kırk yıllık hatırını taşıyan bir yazın tiryakisi. tanıştığımız Necati Tosuner’i iki öykü kitabının son altında belirginleşen psikolojik derinliği öne çıkararak Tüm öykü çevreleri ilk kitabı Karşı Öyküler’den basımlarıyla bir kez daha okuma fırsatı yakaladık: bunu içerlek yapıda dolgu ayrıntılar eşliğinde, (1984) sonuncusu Muhteşem Tutkularımızın Bir Bir Tutkunun Dile Getirilme Biçimi (1997, 2025), dil işçiliğine dayalı iç içe verebilme hüneriyle Sonraki Saati’ne (2016; 2026) bu kırk yılda sergilediği Çılgınsı (1990, 2026). yapılandırdığı bu öykülerde İsmet, bireyin kendisiyle çabanın tanıklığını yaptı onun. Çılgınsı’da yer alan “Yazgı” adlı öykü, Necati’nin dış dünya arasında yaşadığı karşıtlıkları, açmazları, Şimdi öykülemindeki değişimi de yansıtan bu yeni edebiyat adına okura yazara bıraktığı ileti gözüyle de uyumsuzlukları işliyor. basımdaki son öykü verimi, bir kez daha buluşmuş okunabilir. Günümüzde öyküde yol almaya çalışan genç oldu okurla. Almanya’da kitabevinde çalışan Alman anlatıcı, kalemler için bile ışık düşürücü bir öykü toplamı Özcan, hemen her kitabında gelgitlerle örülü arkadaşıyla geldikleri İstanbul’da yakınının evinde olduğunu söylemeden geçmeyeyim yapıtın. yaklaşımında yansıttığı şaşırtmayı son öyküler konuk olur ve “Artık, bazı ailelerimiz Türklerle yakın Demek ki neymiş; sen öykünü sağlam tut, at denize, toplamında bir kez daha ama artık doruğa çıkarıyor. oluyorlar” der bu konukluğu anlamlandırmak için. unut, üzerinden yarım yüzyıl da aşsa okur Halik ya, “Nedir peki bu şaşırtma” diye sorarsanız, öykü Konuk kalacakları yazara, kendi kitabevinden bulur onu. İsmet Tokgöz’ü mutlaka okuma dağarınıza kişilerinden yansıyan büyük duygudaşlık yaklaşımı armağan “Deutsche Erzähler’in iki cildini” seçer. Eşi de alın, derim. derim kestirmeden. mutludur yazarın, yemekte rakı içilir. “Sevinçli, coşku Örneğin erkekler kadın duyarlığını birebir SEZER ATEŞ AYVAZ: ‘TAMİRİS’İN dolu bir akşam”dır. yakalamıştır. Anlatıcılar ötekinin acısını tam yaşar, GECESUÇLARI’, ‘KÜLLENMİŞ BİR KUŞU Yazar, “Şimdi size Wolfgang Borchert’ten çocuğu (hele de işçi çocuğu), genci, ana babayı duyar YAKALAMAK’ okuyacağım” der. Ne ki Almanya’dan gelen ciltlerde hep; “mış gibi” yapmaz onun kişileri hiçbir zaman; yani Sezer Ateş Ayvaz, okura yazdırdığı sonra da yitip Borchert yoktur. yüksek bir “empati”. gitmişçesine kendini arattığı öyküleriyle geliyor Kitapların cildini inceler, kâğıdını koklar, “Çok Böylelikle yalın bir tablo halinde okur önüne geliyor karşımıza. güzel... Çok güzel kitaplar” der, “Türkiye’de o kalitede bu çarpıcı öyküler Muhteşem Tutkularımızın Bir Yeni basımlarıyla Tamiris’in Gecesuçları’nı görünce kâğıt kullanılamadığını, kitapların çok daha düşük Sonraki Saati’nde. (2005; Cumhuriyet Kitapları, 2025), bir ikisini çekip kalitede kâğıtlara basıldığını” söyler. okudum hemen, özlemişim onun öykü demini, son HAKAN ŞENOCAK: ‘NAJ’ Sonra “bir şey” olur. Konuklara verilen odada Hakan Şenocak, gerçeklikten fanteziye, kendine “kapının kasası boydan boya kitaplık”tır. “İşyerindeki öyküler toplamı da çıkageldi: kitap raflarını özlemişçesine” gözü kayar anlatıcının. Küllenmiş Bir Kuşu Yakalamak (2015, 2026), iki yapıt özgü evren açılımı, dil kurulumuyla bunları sağlam Öykü de yayınevine yazdığı mektuptan oluşmuştur da önümüzde artık. dramatik örgü omurgasına oturtan bir öykülemle zaten, son satırlarında şunları söyler: Sezer’in öykülerine girmek, yüksek bir dil kulesinde öykücülüğümüzün kendine özgü imzalarından biri >> 12 19 Şubat 2026
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle