12 Mayıs 2026 Salı English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

KISA BİLİM HABERLERİ Gen tedavisinde başarısızlık Hergiin diş fırçalamak niçin zorunlu? Beyin hücresi nakli ABD.'de biyologlar, laboratuvar ortamında yetiştirilmiş beyin hücrelerinden özelleştirilmiş sinir hücresi oluşturma yolunu keşfettiler. Science dergısinde yayımlanan gen terapi konulu bir yazıda, bugüne kadar herhangi bir gen tedavi konusunda başarılı olunamadığı ve ne zaman başarılı olunacağı konusunda da bir tahminde bulunmanın zor olduğu belirtildi. Ronald Crystal imzalı yazıda, hiçbır hastalığın büyük umutlar bağlanan gen tedaviyle iyileştirilemediği belırtildi. Ancak derginın aynı sayısındaki makalelerde gen tedavide sadece kısmi başarı sağlandığı bildirildi. Italya'da iki ve ABD'de de ıki olmak üzere dört çocuğun doğuştan ağır bağışıklık hastalıkları, iki yıldır gen tedavi yöntemiyle iyileştirilmeye çahşılmaktaydı. Çevreden hemen mikrop kapabilecekleri ıçin dört çocuk tam bir korunmalı odada yaşamak zorunda kalmaktadır. Kendılerinde eksık olan ADA geni transferi ile çocuklar tedavi edilmeye çalışılmaktaydı. Tedavinın sonucunda ço cukların kemik ilıkleri gerçi savunma hücreleri üretmeye başladı, ancak dığer savunma mekanizmaları ise hâlâ tam anlamıyla çalışmıyor. Bu durum, gen tedavisinin kısmı başarısı olarak nitelendiriliyor. P D Migrene karşı magnezyum Magnezyum sıtrat bıçımınde alınacak günde 600 milıgram magnezyumun migren ataklarının sıklığını engellediği bildirildi. Munıhli nörolog Anderas Peikert, Heidelberg kentinde yapılan ağrı kongresine bu konuda yaptığı araştırmalarının sonucunu açıkladı. Buna göre, ayda ortalama 3,6 migren atağı yaşayan hastalar, yüksek dozda magnezyum aldıkları taktirde, atakların sıklığı yuzde 50 azalıyor. Tedavi sırasında her sekiz hastanda birinin akut ağrıları dınmedı ve yan etkiler saptandı. ış hekımlerı, eger dişlerimizi fırçalamazsak dışsız kalabileceğımızı söyleyerek bizı uyarırlar. Şimdi Londra'daki Eastman Dental Insıtute'daki bıyokımyagerler bunun nedenini bıldıklerinı düşünüyorlar. Kimyagerler kemıği eriten bakterısel bir proteini saptadılar. Bu proteinin bütün canlı hücrelerde bulunan proteinler aılesine ait ol duğu anlaşılıyor. Düzenlı fırçalanmazsa dişlerimizi ve dişetımizı bakteriler kaplar. Bu bakteriler dişlerimizi çürüten bir asit çıkarırlar, ayrıca dişlerimızın yerlerinde sağlam durmasını sağlayan kemigi yiyen bir başka madde üretır. Brıan Henderson ve meslektaşları bu esrarlı maddeyi yakalamak için, çocuklarda dışeti hastalıklarına sebep olan Actınobacıllıus actı nomycetemcomıtans bakterısinin çeşitli parçalarını aldılar ve fare kemiği örnekieri üzerindeki etkılerını test ettiler. Henderson, "suçlunun şeftalinin derisinin üstündeki tüy gibi görünen hücre yüzeyi üzerindeki bir tabakada olduğu anlaşılıyor" diyor. Henderson'ın ekibi bakterisel şaperonların insan kemik hastalıklarında etkili olup olmadıklarını da anlamaya çalıŞiyor. Henderson yeni keşfin, bağırsak iltihabı hastalığı olan bir çok ınsanın nıye osteoparasıs gibi kemik hastalıklarmdan şikayet ettiklerinı açıklayabileceğinı belırtıyor, "iltihaplı bağırsaklar mide tyakterisindeki şaperonların kana kana karışıp serbest kalmasına izın verebilir" diyor. (nb/ns9ey) arkınson hastalığının deneysel tedavisinin önündeki en büyük engellerden birinin kaldırılmasına az kaldı. ABD'de biyologlar, laboratuvar ortamında yetiştirilmiş beyin hücrelerinden özelleştirilmiş sinir hücreleri oluşturma yolunu keşfettiler. Bu keşıf, beyin hücresi naklini daha az tartışmaya açık ve daha işe yarar hale getirecek. Parkinson hastalarındaki titreme ve kas sertleşmelerinin, sinir ileticisi dopamin maddesinı oluşturan beyin hücrelerinin ölmesi sonucu meydana çıktığı biliniyor. Şimdiye kadar yapılan tedavilerde Ldopa ılaç kullanılıyordu ve tedavi kısmen etkili oluyordu. Bu nedenle araştırmacılar, Parkinson hastalarına ölen hücreler yerine dopamin sinir hücreleri nakli yapmayı denediler. Ancak, bu hücreleri ceninlerden almaları gerekiyordu ve bir nakil için yaklaşık 7 cenin beynıne ihtiyaç oluyordu. Bu çalışma, üstelik ahlaki tartışmalara yol açmıştı. Kadınlar yine şokta S on günlerde Avrupalı kadınlar doğum kontrol haplarının tehlikeli olduğuna daır haberlerle yeniden şok oldular. Uzun suredir kadınlar üzerinde etkileri araştırılan, bazı yan etkilerinın yanı sıra meme kanseri yaptığı iddıaları da ortaya atılan doğum kontrol hapları için bu defa Ingiltere'den gelen bir haber ortalığı karıştırdı ve örneğin bazı Alman bulvar gazeteleri doğum kontrol hapı alan 27 kadının öldüğü haberini yayımladı. Iddia, hapların kan dolaşım sıstemine pıhtılar yarattığı ve kalp sektesinden ölümlerın ortaya çıktığı şekhndeydi. Üçüncü kuşak doğum kontrol hapı olarak bilınen ve içerdiğı az hormon mıktarı nedeniyle de sağlıklı tanınan mikro haplar ateş altındaydı. Ingıliz Sağlık Bakanlığı da doktorları ve kadınları uyarıyordu. Haplar kadınlarda kalp sektesi olasılıgını iki misli arttırıyordu. Ne var ki, hamilelikte de kadınlar arasında bu risk aynı miktarda artmaktaydı. Hap alan kadınlarda genel olarak trombos rıskının daha fazla olduğu zaten bilinmekteydi. Yapılan üç yenı araştırma ıse, hormon mıktarı daha çok olan eskı haplarda bu tehlikenin daha az olduğunu göstermekteydı. Buna karşılık mikro hap alan kadınların damarlarında tıkanma tehlikesi 100 bın kadında 17 ile 28 arasında değişiyordu. Henüz ön raporları açıklanan üç araştırma, sentetik gestoden ve desogestrel ilaçlarının etkilerinı ölçmüş ve eskı gestagenlerle karşılaştırmıştı. Bazı doktorlar raporlarının sonucunun yanlış yorumlandığını belirtirken, olay Almanya'da büyüdü. Berlin'de Federal llaç Araştırma ve Denetim Enstıtüsü yetkılilerı piyasada 9 ilacı bulunan (Bivıol, ceteny, cyclosa, dimirel, femovan, lovelle, marvelon, mınulet ve oviol) Alman ilaç şirketlerini açıklama yapmaya davet etti ve gerektiğinde bu ilaçların geçici olarak piyasadan toplanacagını açıkladı. Bir Alman araştırmacı da TV'de bu haplar yüzünden Berlin'de çok sayıda kadının öldüğünü ileri sürdü. llaç şirketleri ise suçlamaların bılımsel yanı olmadığını açıkladılar. Bir Alman araştırmacı kadın da hap değiştırmektense sıgara içmeyı bırakmanın daha sağlıklı olacağını savundu. Çünkü nikotin özellıkle şışmanlarda kanda pıhtılaşma olasılıgını büyük ölçüde arttırmaktaydı. Ailelerinde kanlarında trombos oluştuğu bilinen kadınların ise hap yerine başka doğum kontrol yöntemı bulmaları istendi. Brıtısh Medical Journal isimli bilim dergisı de mikro haplar üzerıne bilgilerın tam bir kaosu andırdığını yazdı. İki başmakalede, rakam ve istatistikı değerlendırmelerin, epidemiyolojik yöntemlerın başlıca sorunu olduğu belirtildi. Başka bir yazıda ıse yaptıkları araştırmalarla ortalığı karıştırdıktan sonra yine fildişi kulelerine çekilen doktorlar suçlandı. Yani bir toz duman var ortalıkta, ama kadınlar da haplarım yutmaya devam ediyor. lyı mi ediyorlar? Doğum kontrol hapları: Kuşların gözde atalan Yıllardır paleontologların gözde fosili olan kuşların atası arkeopetriksden bugüne kadar elde sadece 7 tane fosil bulunuyor. Londra, Berlin, Harlem, Eichstaet ve fosillerin bulundukları yer olan Solnhofen'daki müzelerdekı orijinalleri ilk kez toplu olarak Münih Müzesi'nde 5 kasım ile 7 nisan tarihleri arasında sergilenıyor. Bu tarihlerde Münih'e gıdecekler olayı kaçırmasınlar. Sergi, bulunan her kuşun öyküsünü anlatıyor. Ayrıca, arkeopetrikslerin bilimsel özellikleri vurgulanıyor. Bilindıği gibi bu kuşlar sürüngenler ile kuşlar arasındaki ilişkiyı temsil ediyor. 150 milyon yıl önce bazı sürüngenlerin evrim süreci ıçinde kanatlanarak kuş olduğu belirtiliyor. Yukarıdaki resimde arkeopetriksler renkli birer tropik kuş olarak gösterilmekte. Eğer laboratuvarda, cenin beyni hücrelerinin az bir miktarıyla yüksek sayılarda dopamin sinir hücreleri yetiştirilebilseydı, bu yöntem oldukça verimli sayılacaktı. Ancak, araştırmalar diğer hücre tiplerini laboratuvar ortamında yeWştirmeyi başarırken, Parkinson hücrelerinl çoğaltarnadılar. Şimdi, California Genentech'de çalışan Mary Hynes ve Arnon Rosenthal'm liderliğinı yaptığı araştırmacılar, farklılaşmamış beyin hüeresinin dopamin sinir hücresine dönüşümünü harekete geçiren kimyasal maddeyi tespit ettiler. Bu madde, omurgalı gelişiminde önemli yeri olan sinyalci moleküllerden biri olan, Sonic Hedgehog isimli proteindi. Geçtiğimız yıl, aynı araştırmacılar, harekete geçirici kimyasal maddenin, embriyon beynindeki "floor plate" hücrelerinden geldiğini, dopamin hücreIsinin esas merkezleri olan beynin bir bölümü "substantia nigra"ya göç ederken "floor plate"\ sıyırıp geçtiklerii, "floorp/afe"deki hücrelerin yüzeylerinde Sonic Hedgehog'u taşıdıkları ve bu proteinin üretimi engellendığınde dopamin sinir hücrelerinin oluşumunun da durduğunu kanıtlamışlardı. Mary Hynes ve Arnon Rosenthal, Baltim«re Johns Hopkins Üniversitesi ve California Universitesi'ndeki araştırmacılarla birlikte yaptıkları çalışmalarda değişik Sonic Hedgehog konsantrasyonlannı, laboratuvarda yetiştirilmiş beyin hücrelerine eklediler. Sonuç: Yüksek konsantrasyonlardaki proteinler floor plate hücrelerine dönüştü, ancak, bu istenen bir sonuç değildl. Protein miktarını biraz azalttıklarında ise floor plate hücrelerinden ve dopamin sinir hücrelerinden oluşan bir karışım elde edildi. Şimdi araştırmacılar, yetiştirme tekniklerlni mükemmelleştirmeye çalışıyorlar. Mary Hynes, yapmaları gerekenin birebir dopamin sinir hücrelerini elde etmelerini sağlayacak uygun konsantrasyon dozunu bulmak olduğunu belirtti. Ayrıca başkalaşmamış hücreleri, Sonic Hedgehog eklemeden önce, laboratuvar ortamında daha uzun süre çoğaltmayı deniyorlar. Böylece daha fazla miktarlarda dopamin sinir hücresi üretebileckler. Bu ilerleme aynı alanda çalışan diğer araştırmacıları da şevklendirdi. Carnbridge Beyin Onarım Merkezi, Medikal Araştırma Konseyi'nden Clive Svendson Sonic Hedgehog üzerinde çalışma yapacaklarını belirtti. Parkinson hücreleri çoğalmıyor 4515
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle