19 Ağustos 2022 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
Salı 26 Eylül 2017 TASARIM: ECE KURTULUŞ GAR KATLİAMI DAVASI’NDA Sağlık ekiplerineSKANDAL yargı dokunulmazlığı! Katliam yerine geç gelmek ve ihmalkâr davranmakla suçlanan acil sağlık ekibinin soruşturulmasına, Sağlık Bakanlığı’nın izin vermediği ortaya çıktı Ankara Garı’nda 102 kişinin yaşamını yitirdiği IŞİD saldırısı ile ilgili davanın 5. duruşması dün görüldü. Duruşmaya; Sağlık Bakanlığı’nın olay yerine geç gelmekle suçlanan 112 personellerinin soruşturulmasına izin vermediği rapor damga vurdu. Duruşma, Mahkeme Başkanı Selfet Giray’ın, dosyaya giren gizli tanık beyanlarını okumasıyla başladı. Buna göre, Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’ne yönelik DEAŞ saldırısına ilişkin soruşturmada ifadesi alınan gizli tanık ‘Piramit’, ifadesi sırasında Gar Katliamı davasının sanıklarını fotoğraflarından teşhis etti. Gizli tanık, örgütün Gaziantep emiri olduğu iddia edilen ve polis operasyonu sırasında kendisini patlatan Yunus Durmaz’ın bele sarılan patlayıcı kemer ve silahla gezdiğini belirterek “Türkiye eylem sorumlusudur” dedi. Tanık, sanıkları yalanladı Gizli tanık, sanıklardan Erman Ekici için “Afganistan’da savaştı, Gaziantep’e geldi. Cabael tarafından DEAŞ’a kazandırıldı. Örgüt mensubu ailelere bakmakla da görevliydi, mali işlerden sorumluydu” ifadelerini kullandı. Sanıklardan Talha Güneş hakkında ise “Muhammet kod adını kullandığı, kimya bölümünde okuduğu, bomba yaptığı, DEAŞ üyelerine de bomba eğitimi verdiği” bilgisini aktaran gizli tanık, Hacı Ali Durmaz’ın, Suriye’de DEAŞ içinde faaliyet yürüttüğünü, bomba yaptığını, örgüt mensuplarına silah eğitimi verdiğini kaydetti. Gizli tanık “Piramit”, sanık Yakup Karaoğlu’nun, DEAŞ içinde faali Başkent’in göbeğinde gerçekleşen katliamda, yüzlerce yaralı yarım saate yakın süre ambulans beklemiş, bu hayati bekleyiş kameralara da yansımıştı. yet yürüttüğünü, örgüt güdümündeki derneklere finansman sağladığını, sanık Resul Demir’in örgüte parasal yardım yaptığını belirtti. Rakka’nın Tel Abyad ilçesinde eğitim gördükten sonra Kilis’in Elbeyli ilçesi tarafından Türkiye’ye geçtiklerini, Türkiye’de bir evde 5060 kişilik bir grupla kaldığını anlatan gizli tanık, Tel Abyad’da 40 gün boyunca spor eğitimi ile dini ve askeri eğitim aldıklarını anlattı. 1 dakikada gelmişler! Katliam günü “cankurtaranların olay yerine geç geldiği” iddiası ile ilgili Sağlık Bakanlığı raporu da dosyaya gerirken, Bakanlığın acil sağlık görevlileri hakkında soruşturma yapılmasına izin vermediği öğrenildi. Bakanlığın soruşturma izni vermemesi ka rarına savcılık itiraz etmedi. Bakanlık raporunda, “miting için 3 ambulans görevlendirildiği, patlamadan sonra ise 57 tam teçhizatlı ambulansın görev yaptığı” iddia edilirken, patlama dan sonra miting için görevlendirilen ambulansların, “00.01.12” dakika sonra olay yerine geldiği, yakın istasyonlarda bulunan ambulansların da intikal süresinin 45 dakika olduğu ileri sürüldü. Kanıt: 29 Ekim resepsiyonu Raporda, sağlık personelinin özveriyle görev yaptığı savunularak, “Yine özverili çalışmalarından dolayı, temsilen 6 sağlık personelinin İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Cumhurbaşkanlığı 29 Ekim resepsiyonuna gönderildiği, ayrıca İl Sağlık Mü ‘Ambulans GPS’leri Bakanlığı yalanlıyor’ Duruşmaya Sağlık Bakanlığı’nın söz konusu raporuna itiraz eden müşteki avukatı Ziynet Özçelik’in konuşması damga vurdu. Özçelik, söz konusu raporun gerçekleri yansıtmadığını vurguladı. Rapor ekinde ambulansların GPS kayıtlarının bulunduğunu belirten avukat, buna göre olaydan sonraki ilk yarım saatte sadece 9 ambulansın olay yerine geldiğini, sonradan gelenlerden 11 ambulansın ise hiç hasta almadığını ileri sürdü. dürlüğü tarafından 112 Acil Çağrı Merkezi Nöbetçi Hekimi Dr. A. Ç, üstün gayreti ve fedakârlığından dolayı 2016 Tıp Bayramı için ‘yılın doktorluğuna’ aday gösterilmiştir” dendi. Duruşmada kamu görevlileriyle ilgili devam eden tek bir soruşturma bulunmadığını belirten Avukat İlke Işık, müfettiş raporunda saldırıdan önce emniyete canlı bombalarla ilgili istihbarat geldiğini ancak bunun ilgili şube müdürü tarafından diğer birimlerden gizlendiğini söyledi. Ankara Valisi, Ankara Emniyet Müdürü, ilgili şube müdürlerinin mahkemede dinlenmelerini talep eden avukat Işık, “Bu yapılmadığı takdirde adaletten bahsetmeyeceğiz” dedi. Avukat Senem Doğanoğlu, saldırının ardından olay yerinin sağlıklı incelenemediğini, patlamanın hemen ardından polisin sıktığı biber gazı nedeniyle mağdurlarla polis arasında arbede olduğunu söyledi. Duruşmaya bugün devam ediliyor. l ANKARA/Cumhuriyet ‘Onur’suzluğa ceza yok haber 7 AVUKATLAR YÜRÜDÜ Darp edilen başkana destek Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ve çevre illerden yüzlerce avukat, geçen cumartesi günü Viranşehir adliyesinde polislerce darp edilen Şanlıurfa Barosu Başkanı Ahmet Tüysüz’e destek için Şanlıurfa Barosu’ndan alkışlarla Şanlıurfa Adliyesi’ne yürüdü. Feyzioğlu, olayla ilgili iki müfettiş görevlendirildiğini açıkladı. Feyzioğlu, konunun takipçisi olacaklarını ifade ederek, “Açık söyleyeyim biz buraya kavgaya, gürültüye gelmedik. Sayın başkanımızın uğradığı ama hepimize yapıldığını düşündüğümüz; bu büyük saygısızlığa, zorbalığa, kabadayılığa karşı bir duruş sergilemeye geldik. Böyle bir suçun örtbas edilmesi, suçun kendisinden daha vahim olur. Karşı karşıya değiliz, hepimiz aynı gemideyiz. Biz kavgaya değil, bu işi hukuk yolunda çözmeye geldik” diye konuştu. Polislere soruşturma Olayla ilgili temaslarda bulunduklarını belirten Fevzioğlu, Şanlıurfa Valisi, İl Emniyet Müdürü ve Başsavcıyla görüştüklerini ve hepsinin üzgün olduklarını belirttiklerini söyledi. Fevzioğlu’nun “Aldığımız bilgi şudur; 2 müfettiş olaya karıştığı söylenen polisleri soruşturmak üzere görevlendirildi. Kamera kayıtları muhafaza altına alınmıştır. Bu konuyla ilgili adli soruşturma başlamıştır. Mülki idare amirleri bu olayın gereğini titizlikle en kısa sürede yapılacağını sözünü bize verdiler” açıklamasının ardından, polis ekiplerinin güvenlik önlemi aldığı Şanlıurfa Adliyesi girişinde alkışlarla olayı protesto eden avukatlar, daha sonra olayın yaşandığı Viranşehir Adliyesi’ne hareket etti. l DHA CHP’Lİ VEKİL AÇIKLADI 15 yaşındaki Onur’un dövülerek öldürüldüğü hapishanenin müdürü beraat etti. ‘Bir daha suç işlemeyeceklerine kanaat getirilen’ diğer sanıklar da hapis yatmayacak! Maltepe Cezaevi’nde yatarken ağır ve sistematik şekilde darp edildi ği için 27 Eylül 2014’te ya şamını yitiren 15 yaşında ki Onur Önal için adalet aranan davada, dönemin kurum müdürü Naci Yıl dız, ikinci müdür Suat Kar han, baş memur Hamza Bal ve altı infaz koruma memuru için dün karar açıklandı. İstanbul Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuk suz sanıklardan Hasan Köklen ve Hamza Bal ile şikâyetçi anne Nur can Önal ve ağabey Öz kan Önal katıldı. Da HİLAL KÖSE vayı karara bağlayan mahkeme yargıcı, “görevi ihmal”den yargı lanan müdür Naci Yıl dız, infaz koruma memurları Serkan Atalar, Naci Mutlu, Fatih Atmaca ve Hamza Bal’ın, yüklenen suçun un surları oluşmadığı gerekçesiyle be raatlarına karar verdi. ‘Davranış indirimi’ İkinci müdür Suat Karhan, infaz koruma memurları Hasan Köklen, Mehmet Önal, Deniz Şahin ise aynı suçtan 3’er ay hapis cezasına mahkum edildi. Yargıç, sanıkların geçmişini, sosyal ilişkilerini, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışlarını, cezanın sanıkların geleceği üzerindeki olası etkisini dikkate alarak, cezayı takdiren 2’şer ay 15’er güne indirdi. Sanıkların sabıkasının olmamasını da dikkate alan yargıç, ‘cezalarının ertelenmesi halinde bir daha suç işlemekten çekinecekleri yönünde mahkemede olumlu kanaat oluştuğundan’ cezaları erteledi. Sanıklar, hakkında bir yıl denetim süresi belirledi. ‘Teşvik edici karar’ Ailenin avukatı Gülizar Tuncer, karara itiraz edeceklerini söyleyerek, “Türkiye’de hâlâ cezaevlerinde çocuklar, taciz ve tecavüzlere maruz kalıyor. Onur’un maruz kaldığı şiddet, kame ralar tarafından pek çok kez kay dedildi. Ancak, cezaevi idaresi, Onur’u ölüme götüren darp zincirine bir kez bile müdahale etmedi. Yaşam hakları ihlal ediliyor. Bunun en temel nedenlerinden biri devletin ve cezaevi idaresinin sorumluluklarının gereğini yerine getirmemeleri. Diğeri de yargı organlarının bu tür olaylarla ilgili açılan soruşturma ve davalarda mağdurlardan yana değil de kamu görevini yürüten cezaevi görevlilerinden yana tavır almasıdır. Bu davada bir kez daha gördük ki bütün suç, suça sürüklenen iki çocuğa yüklene rek cezaevi idaresi ve devlet aklanmıştır. Mahkeme, olayda birinci derecede sorumluluğu olan, ölüme sebebiyet vermekten yargılanmaları gereken sanıklara, görevi ihmalden verdiği cezayı bile iyi hal indirimleriyle asgari sınıra indirip ertelemiştir. Bu kararlar caydırıcı olmadığı gibi bu suçları teşvik edici niteliktedir. Bu kararlar verildiği müddetçe daha çok çocuk ölümleri yaşanacaktır ” diye konuşu. Müfettiş, ‘müdür sorumlu’ demişti TBMM İnsan Hakları Adalet Müfettişi Mehmet Çağlar’ın, Teftiş Kurulu Başkanlığı’na sunduğu yazıda, Onur Önal’a iki gün boyunca uygulanan şiddet, detaylarıyla yer almıştı. Naci Yıldız’ın sorumluluğu ise şöyle anlatılmıştı: “Tanık beyanlarına göre bölümlerde güçlü çocukların diğerlerine hükümranlık kurduğu, bu oluşumların idare tarafından tespit edilerek önlem alınmadığı, gelişen olaylarda kısmen de olsa duyarsız kalındığı, bu nedenle kurum müdürü Naci Yıldız’ın ihmali bulundu ğu, kuruma tam olarak nüfuz edemeyerek yönetimde zafiyet gösterdiği anlaşılmıştır. Elde edilen deliller çerçevesinde kurumun esenliği ile yapılan soruşturmanın selameti ve daha sağlıklı yapılabilmesi amacıyla, olayda ihmali ve kayıtsızlıkları bulunduğuna dair kuvvetli emare bulunan kurum müdürü Naci Yılmaz ile infaz koruma memurları Hamza Bal, Mehmet Ünal, Naci Umutlu, Hasan Köklen ve Deniz Şahin haklarında görev yerlerinin değiştirilmesine karar verilmesi arz olunur.” l İSTANBUL bAinlenegseilecemneamzeişytei Onur Önal, 20 Mayıs 2014’te tutuklandı. 30 Ağustos’ta koğuş bahçesinde Simit adlı oyun bahane edilerek, darp edildi. Oyunda en çok darbe alan oydu. Kendinden büyük koğuş arkadaşları, Onur’un kafasını, pencere korkuluklarına, duvara vururken, kameralar kayıttaydı. Onur, 31 Ağustos’ta mescitte, kameraların görmediği kör noktada yine dövüldü. Dava dosyasındaki görüntülerde, Onur’un kör noktaya geçtiği an yok. Saat 18.22’yi gösterdiğinde Onur, baygınlık geçirdi. Cezaevine, revire götürüldükten saatler sonra gece 1 Eylül’de, Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Sara nöbeti geçirdiği söylendiği için ilk muayenede, hastane kayıtlarına epilepsi hastası olarak geçti. Beyin kanaması nedeniyle yoğun bakıma alındı. Komada, 27 Eylül’de yaşamını yitirdi. Adli Tıp raporunda, ölümün, künt kafa travmasına bağlı beyin kanaması ve gelişen koplikasyonları sonucu meydana geldiği tespit edildi. O sırada cezaevinde olan annesine oğlunun durumu bildirilmedi. Anne, çocuğunun cenazesine bile katılamadı. Onur’un maruz kaldığı şiddet, kameralar tarafından pek çok kez kaydedildi. Ancak, cezaevi idaresi, Onur’u ölüme götüren darp zincirine müdahale etmedi. Onur’u ölümüne dövmekle yargılanan sanıklardan Can Boz’a 10 yıl 10 ay, Mehmet Özdemir’e ise 12 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Mahkeme, suç tarihinde yaşları 18’den küçük olan iki sanığa, ‘iyi hal’ indirimi uyguladı. Dosya hâlâ Yargıtay’da. Nurcan Önal Ceyhun İrgil SGK’den özel KHK fişlemesi CHPBursa Milletvekili Ceyhun İrgil, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2 Ağustos 2016 tarihinde yayımladığı genelge ile çalıştığı işyeri OHAL KHK’siyle kapatıldığı için işsiz kalan kişilerin sigorta siciline “36” kodu işlendiğini, sicilinde bu kod bulunanların işverenlerin tercih etmediği için çalışmalarının zorlaştığını açıkladı. İrgil, yaptığı yazılı basın açıklamasında şunları aktardı: “KHK ile kapatılan işyerlerinde çalışanların, OHAL KHK’leri ile doğrudan işten çıkarılan işçilerin yanısıra işverenin de kendi takdiriyle FETÖ/PDY ilişkisi veya irtibatı kanaatine vararak işten çıkardığı işçilerin sigorta sicillerine ‘36 kod’ işleniyor. Bu keyfiyet doğru değildir. Ayrıca devlet izniyle açılmış, devlet denetiminde olan ve OHAL KHK’leriyle kapatılan eğitim kurumlarındaki tüm çalışanların da sigorta sicillerine bu kod işleniyor. Öte yandan kapatılan kurumlarda zorunlu staj yapmış öğrencilerin sigorta sicillerine de 36 kod işlendiğini görüyoruz. Zorunlu staja bile bu kod neden işlenir? Bu şu demektir; haklarında hiçbir suç bulunmayan insanlar otomatik olarak fişleniyor. Madem resmi bir fişleme yapıyorlar, hangi meslek gruplarından kaç kişi fişlenmiş açıklasınlar, bilelim.” Bakan’a soruldu CHP’li İrgil, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’na konuyla ilgili verdiği soru önergeside, tarih itibarıyla Sosyal Güvenlik Kurumu işten çıkışı 36 koduyla gerçekleştirilmiş kaç kişi olduğunu; tarih itibarıyla SGK’de işten çıkışı 36 koduyla gerçekleştirilmiş kişilerin meslek gruplarına göre dağılımını; zorunlu stajını yaptığı kurum OHAL KHK’sıyla kapatılan öğrencilerin sigorta sicillerine neden 36 kod işlendiğini; sigorta sicillerindeki 36 kodun değiştirilmesi için başvuran sayısının kaç kişi olduğunu; 36 kodun değiştirildiği kişi sayısını ve bu mağduriyet ve haksızlığın giderilmesi için yapılan bir çalışmaların olup olmadığını sorduğunu sözlerine ekledi. l DHA C MY B
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle