13 Ağustos 2022 Cumartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
Pazartesi 26 Haziran 2017 kültür 16 EDİTÖR: ÖZNUR OĞRAŞ ÇOLAK TASARIM: İLKNUR FİLİZ Bir müze, bir dünya Sunay Akın ile kocaman bir dünya yarattığı Oyuncak Müzesi’nde buluştuk. Akın’la oyuncakların yanı sıra ‘Adalet Yürüyüşü’nü de konuştuk ÖZNUR OĞRAŞ ÇOLAK Kapısında kurşun askerler ve zürafaların olduğu, beyaz kocaman bir köşk. Kapıdan içeri giriyoruz. Büyük kocaman bir dünyanın yaratıldığı bu köşkte geçmişe ve birçok ülke çocuklarının hayallerine geri gidiyoruz. Sunay Akın’ın kurduğu Oyuncak Müzesi büyük bir dünya evet, ama aslında ülkelerin soyoekonomik ve siyasal durumunu da açıkça ortaya koyan bir müze. Müzenin girişinde bir terzi dükkânı... Bu Trabzon’daki terzi dükkânının vitrininde, Sunay Akın’ın annesinin ve babasının tanışmasına vesile olan bordo bir ceket yer alıyor... Akın, babasının annesiyle tanışırken diktiği bu üç düğmeli ceket için, bir düğmesinin koptuğunu ve kendisinin ortanca düğme olduğundan bahsediyor gülerek. Babasının terzi dükkânında kullandığı araçlar, gereçler, makaslar cetveller... Müzenin girişinde duran oyuncakların terzi oyuncakları olmasının sebebini de buna bağlıyor Akın. Herkesin çocukluğu özeldir... Geçmişe duyduğumuz en büyük özlem çoçukluğumuza duyduğumuz özlemdir aslında. Ama biz büyükler, çocuk olmayı küçüklük olarak görüyoruz günümüzde. Büyükler birbirlerini rencide etmek, aşağılamak için çocuğun dünyasını tarumar ediyor, kırıp geçiyor. Oysa Oyuncak Müzesi’ni gezdikten sonra çocuğa değer veren toplumların dünyayı yönettiğini görüyoruz. Akın’la müzeyi gezmeye başladığımda bir çocuk kadar heyecanlıydım. Müzeyi gezdikçe heyecanımın yerini hüzün almaya başladı. Çünkü çocukluğumda hiç tanık olamadığım büyük bir özenle üretilen o müthiş oyuncaklara başka ülkenin çocuklarının 18001900’lü yıllarda tanık olmasına, geçmişim ve bugünün çocukluğu adına üzüldüm. Günümüzde bile rastlamadığım duvarında tabloların asılı olduğu, çalışma masalarında kitapların durduğu, her köşesinin özenle yapıldığı aslında oyuncaktan çok maket bir evi andıran bebek evleri, en ince ayrıntısına kadar düşünülen eczane, hastane, pastane, şapkacı, saatçi, kasap, çocuk odası, banyo... Bebek evleri... Bir oyuncak müzesinin en önemli parçalarıymış bebek evleri. Bu çok ender bulunan evler, ahşap, duvar kâğıdı, porselen bebeklerden yapılan oyuncaklar. 100 yıl önceki bir çocuğun odasını görüyoruz ve hemen altında yüz yıl önceki bir manav, yüz yıl önceki banyolar neye benziyordu bunu da görüyoruz müzede. Akın, “Teneke bebek evi banyolar ve bunların içine su koyuyorlar, sifona basıyorlar ve su geliyordu. İlk çamaşır makineleri, ilk süpürgeler neye benziyordu burada görüyorsunuz. Bebek evleri müzelerin en değerli eserleridir, bunların en büyük boyları 1.75 boylarında. Benim tespitim Danimarka’da, Hollanda’da ve İngiltere’de 3 tane var. Bir tane de burada görebilirsiniz. 1870 ve 1890 yılları arasında Viktorya dönemindeki bir bebek evindeki mimari, kostümler hepsine bakıyorsunuz” diyor. Sanayi Devrimi’nden sonra ortaya çıkan lunaparklardaki eğlence makineleri, dönme dolaplar, atlıkarıncaların yer aldığı başka bir vitrin. 1880’ler 1890’lardan bir oyuncakçı da var. Bunlara Picasso’ya, Van Gogh’a Dali’ye bakar gibi bakın diyor Akın ve ekliyor, “Bakın burada bir kütüphane. Çocuklar kitap okuyor mu? Okumuyor mu? Siz çocuğunuzun önüne oyuncak kütüphane koyarsanız, çocuk kitap okur mu? Okumaz mı? Bebek evi kültürü Almanya’da ortaya çıkıyor. Neye bakıyorsunuz biliyor musunuz? Bakmak ile görmek aynı şey değildir. Bakıyorsunuz ama göremiyorsunuz. Görmenizi istediğim şey şu, bugün otomobil sanayisinde en güçlü arabalar kimin? Almanların. Mercedes, BMW, Audi, Volkswagen. Açalım bir tanesinin tutuklu gazeteciler İÇİN YÜRÜDÜM Oyuncak Müzesi’nde buluştuğumuz Sunay Akın önceki gün Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte Adalet Yürüyüşü’ne katılmıştı. Geç kaldılar bu yürüyüş için deniyor, siz ne diyorsunuz diye sorduğum Akın’ın cevabı, “Türkiye pek çok şey için geç kaldı. Türkiye demokrasiye, demokrasiyi öğrenmeye, anlamaya geç kaldı” oldu. Bunun nedeninin bilgi toplumu olamayışımız olduğunu söyleyen Akın, “ Bugün demokrasiyle gelişmiş ülkelerin, önce müzelerinin kurup bilginin en büyük güç olduğunu kavrayıp sonra demokrasiye, ekonomiye pek çok alanda güç sembolü olduklarını görüyoruz. Türkiye bunu hâlâ anlayamadı. Türkiye neye geç kalmadı ki? Ben kendimi bildim bileli bu ülkede herkes adalet arıyor.” Akın sözlerine şöyle devam et ti, “Ben hayal ediyorum ki bugün Türkiye’yi yöneten, güç sahibi olanlar bu yürüyüşün bir yerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşısına çıksınlar. Bayramda bayramlaşsınlar. Biz politikacıları kavga ederken değil bir arada sohbet ederken görmek istiyoruz, demokrasi o değil midir? Hukuk devleti çerçevesinde oturup konuşsunlar. Bir insan yürüyor bu ülkenin en önemli siyasi faktörlerinden biri yürüyor ve iktidardan hiç kimse onun karşısına çıkamıyor. ‘Nedir Kemal Bey ne istiyorsunuz buyrun oturup konuşalım’ niye demiyorsunuz.” Adalet için yürüdüğünü daha birkaç gün önce toplu taşımada şiddete maruz kalan genç kız için, hatta aynı şekilde tarihte kıyafetinden dolayı saldırıya uğrayan kadınlar için yürüdüğünü söyleyen Akın, “Bugün benim çok iyi tanıdığım bütün teröre de FETÖ’ye de ayrıştırıcı güçlerin hepsine karşı olan Musa Kart içerideyse, hayatı insanlara kitap okutmak olan Turhan Günay içerideyse ve diğer onun gibi gazeteci arkadaşlar içerideyse onlar adına da yürüdüm. Musa Kart 90’lı yıllarda bir karikatüründe bir asker postalına tırmanan Fettullah Gülen’in karikatürünü çizmişti. Neredeydiniz o zamanlar? Bugün ona FETÖ’cü diyenler onlarla beraber yürüyordu. Neredeydi onlar işte onun için yürüdüm. Türkiye Cumhuriyeti’ni dağıtmak bölüp parçalamak darbe yapmak isteyen herkes yarıgılanmalıdır hiç itirazım yok. Ama bunu yaparken suyu bulandırmayacaksınız; siz hayatı boyunca darbeye karşı olanları darbeci diye sahte belgelerle dışlarsanız o zaman siz gerçek anlamda bu ülkenin kırılmasına, bölünmesine hizmet ediyorsunuz demektir” dedi. Oyuncak Müzesi’nde buluştuğumuz Sunay Akın, ‘Bir ülkenin geleceği çocukların hayallerindedir’ diyor. motorunu ne görürsün? Şimdi soruyorum o arabaların motorlarını kim tasarlayacaktı? Kültüründe bebek evi olan, çocukların önüne bu ayrıntılı, detaylı oyuncakları koyan bir millet mi o oyuncakları yapacaktı? Yoksa çocukları oyalansın diye oyuncak tasarlayan bir millet mi? Cevap çok net.” ‘Bir çocuğun hayali bizim geleceğimizdir’ Yani anlayacağınız o dönemde çocukların önüne konulan oyuncaklarda sanatın da varolduğunu, kadın erkek figürlerinin yan yana olduğunu görüyoruz. “Bir çocuğun hayali bizim geleceğimizdir” diyen Akın, bakın bunu nasıl açıklıyor, “Biz büyükler birbirimizi kırmak, birbirimizi aşağılamak, birbirimizi rencide etmek için kaç kere şu tanımları kullanıyoruz? Çocukluk yapma! Neden? Kabahat midir çocuk olmak? Büyü artık! Niye? Eksiklik midir çocukluk? Bana masal anlatma! Masallar olmasaydı, uçan halılar olmasaydı uzaya gidilebilir miydi? Bir de şu var. Senin o dediğin çocuk oyuncağı! Bu, bize bunu anlatıyor. Çocuğun eline oyuncak diye koyduğun, ülkenin ve insanlığın geleceğidir. Bir ülkenin geleceği, politikacıların vaatlerinde ve sözlerinde asla ve asla değil. Çocukların hayallerinde ve oyunlarındadır. Bunu gerçekten anlayan ülkelerin ürettiği oyuncakları görüyorsunuz. Bizde hâlâ kız çocuğa bebek, erkek çocuğa tabanca alırlar. Sonra da düşünüyoruz, kadın cinayetleri neden var? Çok basit! Büyüdüğünde biri ötekini öldürecek! Bunu biz hazırlıyoruz” diyor. Bir insanın hayalleri gerçek olabilir mi? Bu sorunun cevabı bu müzede gizli. Akın’ın hayali yıllar sonra gerçek olmuş. Hiç vazgeçmemiş ve çok uğraşmış böyle bir müze kurmak için. Akın, “Bunların hepsi müzedeki bütün oyuncaklar, mağazalarda satılan ticari meta ya da eşya değildir. Bunlar koleksiyonerlerin kendi evlerinde, çocukları gibi baktığı, yıllarca itinayla koruduğu ve üstüne titrediği eşyalardır. Koleksiyonerler belli zamanlarda koleksiyonlarını satarlar. Neden satarlar? Ya koleksi yonuna yeni bir şey katmak için ya da hastası vardır, çocuğunu okutacaktır özel nedenleri vardır neden sattığını soramazsınız. Neden oyuncağı sana satsın? Bu müzede gördüğünüz her oyuncağı ben koleksiyonerlerin kızlarını istemeye gider gibi gidip aldım. Çünkü taliplisi çok. Neden sen, niye seni tercih etsinler? En zorlandığım onların güvenini, itibarını kazanmak oldu. Bunu 15 20 yılda başarabildim. Şu anda müzenin dünyada gördüğü kabul ve kazandığı ödüllerden sonra koleksiyonerlerin tercih ettiği biri oldum. Ama bu konuma hiç kolay gelmedim” diyor. Fatoş oyuncakları... Müzede her dönemin oyuncağına rastlıyorsunuz. Ülkemizde çocuğun kişisel ve zekâ gelişiminde, hayallerinin gelişmesinde oyuncakların önemi bilinmediği için ekonomik olarak da ucuza kaçarak plastik oyuncaklar tercih edilmiş. Burada bunun örneklerini de görüyoruz. Bizim oyuncak sanayimizde özellikle Fatoş oyuncakları öne çıkmış. Akın, “Bizde genellikle oyuncak koleksiyonerlerinin çoğu erkek olduğu için nedense Fatoş’u hep görmezden geldiler. Ama çok büyük bir yanılgıdır bu. Daha çok kız çocuklarına hitap ettiği sanılıyor oysa hayır, gerçek anlamıyla kişilikli, niteliği ve bir çizgisi olan oyuncaklar Fatoş oyuncaklarıdır. Ne yazık ki 80’li yıllarda oyuncak sektörünün zora girdiği, kapanmaya yüz tuttuğu dönemde Fatoş oyuncakları kapanıyor. Fatoş oyuncakları kapanmasaydı belki ilk örneklerini bastığı Adile Naşit’in oyuncakları da yapılacaktı” diyor. Kibrit kutusuna yapılan oyuncakların bulunduğu bir bölümün önünde duruyoruz. Küçücük kutunun içine bir ev sığdırmayı başarmışlar, neden kibrit kutusu diye soruyorum. Akın, “1950’li yılların başında İngiltere’de çocukların okullara oyuncak getirmesi yasaklandı. Çocuklar itiraz ediyorlar, ağlıyorlar. Geri adım atıyor İngiltere’deki eğitimciler diyor ki kibrit kutusu büyüklüğünde oyuncak getirebilirsiniz. İşte Matchbox böyle doğuyor. Ama 1930’lu yıllarda Amerika’da kibrit kutusuna yapılan oyuncaklar var. 1910’lu yıllarda Almanya’da kibrit kutusunun içine yapılan bebek evlerinin olduğunu da buldum” diyor. İlk oyuncaklar bu müzede Çizgi roman kahramanları da bu müzede hem de ilkleri, zaten müzeyi müze yapan ilk oyuncak olması değil midir? Yani anlacağınız bu müzede yer alan oyuncağı başka bir müzede görmeniz mümkün değil. Superman, Red Kit’in, Mr. Magoo, Tom ve Jerry... Akın’a, “İlk çizgi roman kahramanı kimdir? Burada var mı” diye soruyorum. Büyük bir gururla ve gülümseyerek gösteriyor. Akın, “1895 yılında New York World gazetesinde ya yımlanan Yellow Kid. Outcalt’un çizdiği çizgi roman kahramanının oyuncağı. Farkında mısınız neye baktığınızın? İlk çizgi roman kahramanının oyuncağı. Bugün çizgi roman, çizgi film ne kadar çok. Walt Disney’lerden tutun da Batman’lerin Superman’lerin atası, işte Yellow Kid. New York’un varoşlarında yaşayan bir çocuk. Amerika’da ezilenlerin, hakkı yenenlerin sesi olmuş. Yellow Kid kandırılanların, aldatılanların, Amerika’da göçmenlerin hakları nı savunan bir kahraman olarak ortaya çıkıyor. Ve gazetenin sahibi Joseph Pulitzer’dir. Gazetecilik tarihinde ilk sarı rengi oradan kullanıyor. Sarı rengin kullanıldığı ilk yer gazete tarihinde Yellow Kid. Adını da oradan alır zaten. Bu yüzden de gazetecilerin bütün kimlik kartına Sarı Basın Kartı denir. Amerika’da bir koleksiyoner hâlâ bunun peşinde. Diyorum ki biz müzeyiz. Buradaki hiçbir şey satılamaz, taşınamaz. Hâlâ almak istiyor” diyor. TELEVİZYONEDİTÖR: DEMET YALÇIN Yayın Akışı 06.00 Güne Merhaba 10.00 Haber 11.05 Şeffaf Oda 15.00 Vahşi Kanada 16.00 Haber 18.00 Ana Haber Bülteni 21.00 Yeşil Doğa 22.00 Gündem Özel 02.00 Haber Bülteni 10.00 İyi Bayramlar 12.30 Şehrin Hikâyeleri 13.45 Türkiye Konuşuyor 14.10 Belgesel 16.45 Habertürk Sokakta 17.15 AirPort Rota 18.00 Haber 20.30 Şehrin Hikâyeleri 23.00 Öteki Gündem 10.00 Haber Merkezi 11.45 Tekno Hayat 13.00 Öğle Bülteni 15.30 Doğru Tercih 17.35 Gece Gündüz 19.00 Akşam Haberleri 20.00 Ana Haber 21.00 Doğrudan Siyaset 21.55 Yüzde 100 Futbol 24.00 Gece Bülteni 06.45 Bugün 08.30 Beni Affet 09.45 Duymayan Kalmasın 12.00 İstanbullu Gelin 14.45 Beni Affet 16.15 Zuhal Topal’la 19.00 Star Haber 20.00 Dizi: Söz 23.45 Türk Malı 02.30 Türk Malı 07.00 Emin Çapa ile Haberler 09.00 Aşkı Memnu 11.00 Sahrap’la Yemek 12.45 Paylaşmak Güzeldir 16.44 Arka Sokaklar 18.45 Kanal D Haber 20.00 İsimler 23.15 Ben Bilmem Eşim Bilir 07.15 Gelin Evi 09.30 Zahide Yetiş’le 12.00 Nursel’in Evi 13.00 Gelin Evi 15.00 Evleneceksen Gel 18.45 Ana Haber 20.00 İçerde 23.45 TV’de Film 01.45 Nursel’in Evinde Ramazan 08.00 Semra Topçu’yla Güne Başlarken 11.00 Can Ataklı ile Yazı İşleri 13.00 Elif Şentürk Haber Masası 17.00 Tuba Emlek İstanbul 18.00 Ana Haber 21.00 Ankara Kulisleri 23.30 Günsonu 07.15 Çalar Saat 10.00 Kaybolan Çiçekler 13.45 Ramazan Lezzeti 14.45 No: 309 19.00 Fox Ana Haber 20.00 FTV’de Film 22.30 Şevkat Yerimdar 02.00 Sahur Sohbetleri 06.45 Kahvaltı Haberleri 10.00 Müge Anlı ile Tatlı Sert 13.00 Gün Ortası 13.40 Karavan 16.20 Esra Erol’da 19.00 Ana Haber Bülteni 21.00 Kırgın Çiçekler 23.30 Kim Milyoner Olmak İster 00.15 Son Durak 10.00 Bir Yastıkta Kocayalım 11.15 Yeşil Deniz 13.55 Baba Candır 16.30 Adını Sen Koy 19.00 Ana Haber 20.00 Film: Ya Nasip Ya Kısmet 01.00 Yeşil Deniz 10.00 Haber 12.00 Bayramın İçinden 15.00 Orucun Tarihi 17.00 Anka 19.30 Doğru Seçim 20.00 Ana Haber 21.00 Bizim Türküler 24.00 Haber Bülteni 08.00 Gün Başlıyor 11.00 Sabah Raporu 14.00 Haber Raporu 19.00 Ana Haber 20.05 18 Dakika 21.00 Pusula 22.45 Günün Dosyaları 00.35 18 Dakika 07.15 Günaydın Doktor 09.30 Aramızda Kalmasın 12.45 Arda’nın Mutfağı 16.00 Survivor Panorama 17.30 Gerçeğin Peşinde 20.00 Survivor 2017 00.15 İşte Benim Stilim 03.15 Survivor 09.45 Shopping is My Life 14.10 Say Yeşil To The Dress 17.50 Cake Boss 18.45 Buying The Beach 19.40 Dual Survival 21.30 Doctor Who 23.20 Troy 00.10 Hooten The Lady 02.35 Buying The Beach 09.00 Yatırım Bülteni 11.00 Risk Yönetimi 13.05 İş Dünyası 14.00 Piyasa Hattı 15.00 Akıllı Para 16.00 Finans Merkezi 17.40 Günden Kalanlar 18.30 30 Dakika 19.00 Ana Haber 20.00 Her Şey Bu Masada 22.00 Küresel Piyasalar 23.15 Charlie Rose 09.30 Yaprak Dökümü 12.15 Gümüş 13.45 Birbir Gece 18.30 Derya Baykal’la Gülümse 18.30 Kelime Oyunu 20.00 Akasya Durağı 22.00 3. Sayfa 23.30 Kanıt 09.00 Film: Güçlü Çocuklar 10.30 Film: Hoşçakal 13.00 Film: Esaret 14.45 Film: Savannah 18.00 Film: Sürpriz Çocuk 20.00 Film: Koruyucu 22.00 Film: Beyaz Kaplan 24.00 Film: Testere BULMACA SEDAT YAŞAYAN SOLDAN SAĞA: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1/ Belirli yerlerden 1 duyulan korku. 2/ İri bir hıyar cinsi... 2 Odunsu gövdeli ve uzun yapraklı bir süs ağaççığı. 3 4 3/ İşe yaramaz, yıpranmış, eskimiş 5 eşya... Ateş. 4/ Kemiklerin yuvarlak ucu... Et, 6 7 üzüm ve soğanla yapılan pirinç 8 ya da bulgur pilavı. 5/ Kapan, 9 tuzak... Büyük pulluk. 6/ Yumurta biçimli ve sekiz delikli bir tür flüt. 7/ Avcı ya da 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1 PANC İ KBOL 2 İ MAR R E Y E bekçi kulübesi... Rüyaların 3 T İ N S İ BAK görüldüğü uyku evresine verilen ad. 8/ Tanrı... Doğal ve tarihsel özelliklerinden dolayı koruma altına alınan alan. 9/ Çözümlemeli. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 4 OR MEKE 5 NAŞA EKS İ 6 ERAT AT 7 Z İ K İ R AH İ 8 ADEN USUL 1/ Yüksek hızdan korkma. 2/ 9 P A L A E S T R A Korkmak, ürkmek... Bir nota. 3/ İç Anadolu Bölgesi’nin bazı yörelerinde alçıtaşı ve jips içeren oluşuklara verilen ad... Paltoya benzer bir üst giysisi. 4/ Ekin biçme aracı... Kurtuluş, kurtulma. 5/ Her şeyi zamanında yapmaya özen gösteren. 6/ Japonya’da mafya tipi çetelerin başına verilen ad... Bir nota. 7/ Bir gösterme sıfatı... Merkür gezegenine verilen bir başka ad. 8/ Ortodokslarda tahta pano üzerine yapılmış her türlü dinsel resme verilen ad... Hitit. 9/ Bir salgı bezi dokusunda, o dokuyu bozacak biçimde gelişen tehlikesiz epitelyum uru. C MY B
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle