20 Ağustos 2022 Cumartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
Salı 13 Haziran 2017 6 Zordur Oğuz Güven’le çalışmak... Böyle bir dönemde yapmaya hakkım var mıydı bilmiyorum ama aslında o gün “tembellik hakkı”mı kullanacak ve kendime biraz vakit ayıracaktım... En azından bir gün önceden yaptığım plan böyleydi... Planım sevgili Arif Kızılyalın’dan gelen telefonla bozuldu. Arif, sabah 08.00 sularında aradı ve “Oğuz Güven’i gözaltına aldılar” dedi. Ne yazık ki artık vakai adiyeye dönmüş olan bu gözaltı haberi üzerine soluğu hemen adliyede aldık... Ve Oğuz Güven’in adliyeye getirilmesini beklemeye koyulduk... Oğuz Güven isminin benim için hep ayrı bir yeri vardır. Gazeteciliğe profesyonel olarak adım attığım dönemin tanığıdır çünkü... Ve meslekteki ilk hocalarımdan biridir. En karmaşık meseleleri bir televizyon haberinde altmış saniyede anlatma ve haberi okutacak başlığı atma konusunda kendisinden epey ders almışımdır. 1997’nin ilk çeyreğinde başlayan zorunlu mesleki birlikteliğimiz, zamanla abi kardeş ilişkisine dönüştü. TV 8’in kuruluş dönemlerinde arkadaşına yapılan haksızlık karşısında istifasını verdiğinde, arkasında kendisiyle bir likte gelen 16 kişinin daha olduğunu gördü. Oğuz Güven’le birlikte işsizler kervanına ben de katılmıştım. Dostluğumuz o günden bugüne kesintisiz bir biçimde sürdü. Ne zaman işsiz kalsam, Oğuz Abi hep iş bulmak için çaba gösterdi, seferber oldu. Oğuz Abi’yle en son, Hürriyet’te çalıştık. Yaklaşık iki sene süren mesaimiz, benim açımdan “hayli zorlu” geçti. Çünkü; “Zordur Oğuz Güven’le çalışmak...” Bu devrik cümleyi neden kurduğumu merak edenlere, Oğuz Abi’nin kitabını hatırlatmakta fayda var... Oğuz Abi’nin doğumuna tanık olduğumuz ilk kitabının adıydı Zordur Zorda Gülmek... Kitap, 12 Eylül’de yaşanan traji komik gözaltı, tutuklama ve cezaevi öykülerini ilk ağızdan anlatıyor. Bir sözlü tarih çalışması olan diye düşündüm. Zira bu ülkede in Zordur Zorda Gülmek’i ya sanları önyargılarla tutuklamak artık zan Oğuz Abi, şimdi kitapta vakai adiyeye dönüştü. Her tutukla ki kahramanlarıyla aynı tra ma kararı, hayatların kararmasına ve jik durumu yaşıyor. arkadaşlarımızın onurlarıyla oynan Hayatını solda ve sosya masına yol açıyor. list mücadelede geçirmiş Aslında söyleyecek, anlatacak, ko olan Oğuz Abi, kanlı ve ka nuşacak çok şey var. Ama Oğuz Abi ranlık bir terör örgütü olan bu sayfanın editörü olsa, başıma diki FETÖ’nün propagandası lir ve “Kısa yaz kısa” derdi. Onu bugün nı yapmakla suçlanıyor. Üs cezaevinde ziyaret ederken, hışmına telik; sadece bir kelime yüzünden... uğramamak için yazıyı kısa tutacağım. Aslında bu yazıyı en çok, o iddi Ayrıca onu kızdırmaya hakkım da anameyi hazırlayacak olan sav yok! Çünkü daha birkaç gün ön cının okumasını istiyorum. Ya ce Oğuz Abi’nin doğum günüy zının başlığını boşuna ‘“Zordur dü... Yıllar önce ona doğum Oğuz Güven’le çalışmak...” di gününde Yeni Türkü’nün son ye koymadım. Çünkü; Oğuz Gü albümünü hediye etme şan ven, habercilik konusunda aşı sım olmuştu. Bu kez Silivri zin rı hassas, işine aşkla bağlı ve ha danında olduğu ve OHAL taya tahammülü olmayan bir KHK’leri yüzünden tüm gazetecidir... Bunu en iyi hakları gasp edildiği kendisiyle çalışanlar bilir... için herhangi bir he Bu yüzden, sayfada diye verme şansım sadece 55 saniye kalan yok... Ama Silivri zin bir başlıktan dolayı onu tutuklatan savcı ve tu Oğuz Güven danına hepinizin sevgisini götüreceğim tuklayan hâkimin de den ve hücresine bı Oğuz Güven’i tanı rakacağımdan şüp masında fayda var heniz olmasın... AIHM yanıt istedi Gazetemiz yazar ve yöneticilerinin tutukluluk gerekçesinin açıklanması için 2 Ekim’e kadar süre verildi Bir gazeteciye daha hapis cezası Mersin’de haber takip ederken gözaltına alınan Evrensel gazetesi muhabirleri Cemil Uğur ve Halil İbrahim Polat hakkında “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla dava açılan davanın 4. duruşması dün Mersin 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Önceki duruşmada gazetecileri haber takibi yaparken gözaltına alan polislerden biri ifade vermiş ve gazetecileri eylem içerisinde görmediğini söylemişti. Dün yapılan duruşmada ifade veren diğer polis de benzer bir ifade vererek gazetecilerin eylem içinde olmadığını doğruladı. Mahkeme gazeteciler Uğur ve Polat’ın üzerine atılı “örgüt üyesi olmak” suçlamasından, gazeteci Polat’ın da “örgüt propagandası yapmak” suçlamasından beraatine karar verdi. Mahkeme Cemil Uğur’a sosyal medya paylaşımları nedeniyle “örgüt propagandası yapmak” sucundan 1 yıl 3 ay hapis cezası vererek, cezayı erteledi. l ABİDİN YAĞMUR/ MERSİN Gazeteci Zehra Doğan tutuklandı OHAL kapsamında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Jin Haber Ajansı (JİNHA) editörü Zehra Doğan, Diyarbakır’dan Mardin’e giderken yol kontrolü sırasında gözaltına alındı. Hakkındaki kesinleşmiş cezası gerekçesiyle gözaltına alınan Doğan, Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi. Nusaybin’de 23 Temmuz 2016’da gözaltına alınarak “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” iddiasıyla tutuklanan Doğan, 9 Aralık 2016’da Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. 2 Mart tarihinde görülen duruşmada, Doğan’a 2 yıl 9 ay 22 gün ceza verilmişti. Doğan hakkındaki ceza Gaziantep İstinaf Mahkemesi tarafından onanmıştı. l Yurt Haberleri Naki için skandal gerekçeli karar Basın Konseyi’nde tören yapıldı Milliyet gazetesindeki ilk törenden sonra, Heper’in cenazesi yıllarca görev aldığı Basın Konseyi’nin Osmanbey’deki merkezinin önüne getirildi. Burada Basın Konseyi çalışanları pencerelerden karanfiller atarak, yüksek kurul üyelerini son yolculuğuna uğurladılar. Heper uğurlandı Tedavi gördüğü hastanede geçtiğimiz cuma günü nuşan Mete Belovacıklı, “Hepimizin ağabeyi, ustası, hocası olarak ayrılı 80 yaşında hayatını kaybeden yor Doğan ağabey. Mekânı cennet gazeteciliğin duayen ismi Doğan olsun” dedi. Heper’in cenazesi, Heper son yolculuğuna uğur karanfillerle gazeteden uğurlandı. landı. Heper için ilk tören 53 Usta gazeteci için Levent Camii’nde yıldır kapısını aşındırdığı Milliyet cenaze töreni düzenlendi. Törene gazetesinde düzenlendi. Heper, katılan gazeteci Altan Öymen, “Ga Levent Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Doğan Heper zeteci gibi yaşamak, ona ait, onun özelliklerindendi. Hayatı gazeteci Mezarlığı’nda toprağa verildi. likle geçti” dedi. Hürriyet Gazetesi yazarı Milliyet Gazetesi önünde yapılan törende Yalçın Bayer ise “Babıâli tarihine iz bırakan Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetme yaşayanlardan şu anda 10 kişiden biridir” ni Mete Belovacıklı, gazete çalışanları, şeklinde konuştu. Siyaset, basın ve iş Doğan Heper’in eşi İffet Heper, kızları dünyasından birçok ismin katıldığı cenaze Başak Heper Kızıldemir ile Demet Heper, töreninin ardından Heper’in cenazesi Zin damadı Kanat Kızıldemir ve torunu Efe cirlikuyu Mezarlığı’nda son yolculuğuna Kızıldemir de hazır bulundu. Törende ko uğurlandı. lİSTANBUL/Cumhuriyet 226gündür cezaevinde tutulan Cumhuriyet Gazetesi yazar, çizer ve yöneticilerinin AİHM’e yaptığı başvurunun öncelikli olarak ele alınmasının kabul edilmesinin ardından, mahkeme dün Türkiye’ye savunma için 2 Ekim’e kadar süre verdiğini açıkladı. Genel Yayın Yönetmenimiz Murat Sabuncu ile tutuklu bulunan diğer 9 Cumhuriyetçinin yaptığı başvurunun ardından Mahkeme, Türkiye’nin hangi gerekçelerle tutukluluk kararını verdiğini açıklamasını istedi. Başvuru beklemede Ekim 2016’dan bu yana tutuklu bulunan Cumhuriyet’ten 10 kişinin karara itiraz ettiği de anımsatılırken, AİHM’den yapılan açıklamada AYM’ye yapılan başvurunun beklemede olduğuna da işaret edildi. Başvurunun AİHS’nin 5’nci maddesinin 1, 3 ve 4’ncü bendindeki, özgürlük ve güvenlik hakkı; 10’ncu maddesindeki, ifade özgürlüğü ve 18’nci maddedeki hukuki kısıtlamalar nedeniyle yapıldığı ve 10 gazetecinin, geçici tutukluluklarına, sürelerine ve ifade özgürlüğüne karşı başvuruda bulunduğu anımsatıldı. Başvuruda, tutukluluklarının hükümete yönelik eleştirel görüşleri nedeniyle olduğuna da işaret edildi. l ANKARA / Cumhuriyet 13 aydır tutuklu olan Türfent’in duruşması yarın ÖGİ’den gazeteci Türfent için çağrı Özgür Gazeteciler İnisiyatifi (ÖGİ), KHK kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Nedim Türfent’in yarın görülecek duruşması öncesi yazılı bir açıklama yaptı. ÖGİ, Van F Tipi Cezaevi’nde tek kişilik hücrede tutulan ve 13 ayda 5 kez farklı cezaevlerine sevk edilen Türfent’in spor ve sohbet gibi sosyal faaliyetlerinin yasak landığına, Türfent’e gazete, dergi ve kitap verilmediğine dikkat çekti. Açıklamada, Türfent hakkında 22.5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldığı anımsatılarak, “Türfent sadece ‘gizli tanıklar’ın ifadeleri üzerine 13 aydır tutuklu bulunuyor. Davanın ilk duruşması 14 Haziran’da Hakkâri 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gö rülecek. ÖGİ olarak tüm gazetecilerden, meslektaşımız Nedim Türfent’in duruşması için duyarlı olmasını ve gazetecilik mesleğine sahip çıkmasını bekliyoruz. Nedim Türfent gazetecidir. Gazetecilik suç değildir. Nedim Türfent ve tutuklu bulunan tüm gazetecilerin serbest bırakılmasını istiyoruz” denildi. l Yurt Haberleri Amed Sportif Faaliyetler Kulübü futbolcusu Deniz Naki’yi “Terör örgü tü propagandası yapmak” suçundan 18 ay 22 gün hapisle cezalandıran ve ceza yı 5 yıl süreyle ertele yen Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi ge rekçeli kararını açık ladı. Terörle Mücade le Kanunu, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakla rı Sözleşmesi’ne atıf Deniz Naki ta bulunulan kararda, “Düşünce ve kana at hürriyetinin sağlanması, demokratik toplum olmanın gereği, uluslararası söz leşmeler ve anayasamız gereği olmak la beraber, bu hakkın sınırsız olarak kul lanılması veya korunması gerektiği an lamına gelmemektedir. Nitekim bu hak kı düzenleyen uluslararası belgelerde de bu hakkın kullanımının bazı gerekçeler le sınırlandırılabileceği belirtilmektedir” denildi. Kararda, “Verilen cezanın sanı ğın geleceği üzerindeki olumsuz etkisi lehine takdiri indirim sebebi kabul edile rek indirim yapılmasına, sanık hakkında ceza olarak belirlenen hükmün açıklan masının geri bırakılmasına karar veril miştir” ifadelerine yer verildi. l DHA SALDIRGANA SIRTINA VURARAK GÖZALTI MAĞDURA KOLUNU BURARAK GÖZALTI Gözaltıda da farklı tavır Mersin’de pazar gecesi düzenlenen Onur Yürüyüşü’nde sosyal medyadan, günlerdir sürdürülen sözlü tacizler, fiziki saldırıya dönüştü. Çamlıbel balıkçı barınağı yanındaki alanda “Onurumuza dokunamazsın” yazılı bir pankart açarak Atatürk Parkı’ndan yat limanına doğru yürüyen LGBTİ+ Derneği’nin kortejine bazı kişiler saldırdı. Gruptakilerin karşılık vermesi ve polisin araya girmesiyle saldırganlar uzaklaştırıldı ve gözaltına alındı. Ancak saldırganlar polis tarafından “kibarca” gözaltına alınırken, Onur Yürüyüşü’ne destek vermeye gelen bazı sol gruplardan gençlerin kolları bükülerek gözaltına alınması dikkat çekti. Gözaltı sayısı 20’yi bulurken bunlardan büyük kısmı polis aracında bir süre tutulduktan sonra serbest bırakıldı. İlk saldırıyı gerçekleştiren 4 kişi ise polis merkezine götürüldü. l ABİDİN YAĞMUR/ MERSİN haber EDİTÖR: HAKAN AKARSU TASARIM: ZARİFE SELÇUK Geleceğin mesleği imam hatip ordusu Sözcü’de Saygı Öztürk’ün flaş haber, Türkiye çapında büyük gürültü koparması gereken ve ülke geleceği için en önemli bir gelişme: İktidar ve milli eğitimi yönetenler, gençleri imam hatip okullarına yöneltmek için hazırladıkları broşürlerde, imam hatip okulu mezunlarının askeri yüksekokullara ve polis okullarına öncelikli alınacağı belirtiliyor ve “İlahiyat ve İslami bilimler fakülteleri geleceğin mesleği olacaktır..” deniyor. Bakın, l İmam hatip mezunları askeri yüksekokullar ve polis okullarına girişte tercihen ayrıcalıklara sahip olacaklardır, lTüm liselerde din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri haftada 2 saate çıkacağı için ülkemizde ilahiyat ve İslami bilimler fakülteleri geleceğin mesleği olacaktır. lTanıtım broşüründe maddi durumu iyi olmayan öğrencilere burs temin edileceği, öğlen yemekleri ve servis ücretlerinin de karşılanacağı belirtildi. Türkiye için geleceğin mesleği ilahiyat İşte Türkiye’nin geleceği için iktidarın siyasal vizyonu! Zaten iş, askeri okulları kapatmakla koptu. Niyet oradan belliydi: Askeri okuldan sapına kadar evrensel tipte asker istemiyoruz, bize biat edecek, kafası İslamcı köktenci ideolojilerle kavrulan askermiş gibi tipler yetişsin! İlk adım, Milli Savunma Üniversitesi adı altında bir okul açtılar. Şimdi de bunun içini imam hatiplilerle dolduracaklar! Dünyanın neresinde böyle bir şey var! Dünyanın hangi ülkesinde ilahiyatmedrese tipi gibi okullardan üstelik öncelikli ve ayrıcalıklı olarak yüksek rütbeli vb. asker yetiştirmek için insan alınıyor. Bunu Osmanlı bile yapmadı! Taa Orhan zamanında devşirmelerden yeniçeri ordusu hazırlandı! Osmanlı, yeniçeri ordusuna medreselerden birilerini mi soktu! Bu iktidarın vizyonu, Osmanlı’dan bile geri! Osmanlı’nın 300 yıllık geri kalmışlık kaderini aşmak için, 1800’lere doğru orduyu modernleştirme çalışmalarına başlanmıştı.. Askerlik, askerlik sanatının tüm gereklerini yerine getirme konusudur.. İşi içine, İslam, Müslüman vb. soktunuz mu olayı bitirirsiniz! İyi, evrensel yüksek rütbeli asker mi gerek ülkeye, yoksa, öncelikle Müslüman, ilahiyatçı niteliği olan asker mi? Bu bir tartışma konusu bile yapılamaz! Peki, bu kimin vizyonu olabilir? Ülkenin gelecek kaderi Bu olsa olsa, ülkeyi siyasal İslamlaştırmak, Ortadoğu’nun batak İslam politikalarının tam bir parçası yapmak ve arkasından da parçalamak planlarını yıllardır Türkiye için yapan Amerikalı ve Batılı emperyalistlerin vizyonudur. Türkiye din siyasal tüccarlığı bataklığına sürüklendikçe, bu ülkenin kaderi Ortadoğulaşmak ve Batının köleliğine yol almaktır! Türkiye’nin dünyanın en parlak ülkeleri arasına girmek vizyonu ve bu uğurda atılan büyük adımları öldürmek ve yok etmek için, mesele ta 1950’de başladı.. Batı’nın bir parçası, NATO’nun ileri karakolu ve bir savaş makinesi yapmakla işe giriştiler ve Kenan Evren’i darbeyle işbaşına getirerek daha büyük bir adım attılar. Şimdi de “İslami ordu” masallarıyla proje hızla ilerliyor. Yazık ki yazık! Muhalefetten, CHP’den ses var mı? İktidar çevrelerinde Cemaat ile ortaklık politikası yürürlükteyken ordunun mezarı kazılmaya başlandı. “Müslüman ordu” kapanı, Balyoz ve Ergenekon uyduruk davalarıyla yürürlüğe kondu. Cemaatçi, kafası yıkanmış “Müslüman” gençlerden yetişmiş üst rütbeli binbaşılar, albaylar, generaller yetiştirildi, yükseltildi ve ordunun mezarı kazıldı ve böyle darbelere ulaşıldı. İktidarın “milliyetçi” efsunlu parlatılmış politikalarıyla, milliyetçi parti ve seçmenleri müttefik yapıldı. Ama en büyük müttefikleri de ordunun kendisi oldu.. Şimdi ilahiyatçı imam hatipli ordu konsepti ve vizyonu ile “büyük ittifak”la iş bitiriliyor.. HHH Gelecekte Türkiye’yi refah ve çağdaş dünya düzeyine çıkaracak geleceğin meslekleri ilahiyat ve imam hatip, öyle mi?! C MY B
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle