19 Ağustos 2022 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
Salı 13 Haziran 2017 10 haber EDİTÖR: ÖZGÜR ÖZKÜ TASARIM: BAHADIR AKTAŞ ‘Öngörülen darbe’ 226 gündür özgürlüğünden yoksun... SONUÇLARI KULLANILDI ‘Erdoğan’ın karşı darbesi’ CHP’nin muhalefet şerhinde, “Darbe sonrası oluşan milli birlik ruhuna ‘Yenikapı mitingi’ adı verilmiş ve darbe tehlikesi atlatılıncaya kadar bu uzlaşma sürdürülmüştür. Darbe tehlikesinin atlatılmasıyla birlikte Erdoğan tarafından Yenikapı süreci bozulmaya başlamış, darbe süreci atlatılıncaya kadar olduğu söylenen OHAL, kalıcılaştırılarak TBMM devre dışı bırakılmış ve Erdoğan’ın karşı darbe süreci başlamıştır. Darbe araştırma komisyonu fiilen lağvedilmiş ve komisyon darbe girişimini araştıran değil Erdoğan’ın karşı darbesini aklayan kara propaganda aracına dönüştü” denildi. n OHAL silah gibi: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın darbeye karşı direnen bütün kişi ve kurumları aldatarak başlattığı karşı darbe sürecinin hukuki silahı OHAL olmuştur. OHAL KHK’leriyle devlet tarumar edilmiş ve TSK’nin emir komuta sistemi parçalanmıştır. Gerek 15 Temmuz darbe girişimi gerek Erdoğan darbesini karanlıkta tutabilmek ve halkımızın bilgi almasını engellemek için gazeteci tutuklayarak, gazete, televizyon, radyo ve haber siteleri kapatılarak basın susturulmuş ve sansur edilmiştir. Özelikle yayın hayatları cemaatle mücadele etmekle geçen ve bu mücadelede ağır bedeller ödeyen Cumhuriyet ve Sözcü gazetelerine cemaat suçlamasıyla yapılan adaletsizlikler karşı darbe sürecinin güç gösterisine dönüşmüştür. nKullanılmış darbe: Karşı darbe sürecinde kadroları boşaltılan kamu görevlilerinin yerine AKP yandaşları doldurulmuş, Erdoğan parti devleti inşası süreci başlamıştır. En son yapılan haksız hileli ve mühürsüz referandumla parlamenter rejim rehin alınmış yerine gayri meşru bir başkanlık rejimi kurulmuştur. 15 Temmuz hain darbe girişimini sonuçları kullanılmış ve karşı darbe gerçekleştirilmiştir. Bu nedenlerle 15 Temmuz, karşı darbe yapmak amacıyla sonuçları kullanılan bir darbe girişimidir. RAPOR VE ÇELİŞKİLER ‘Basına sızan ilk raporla fark var’ CHP’nin ‘alternatif raporu’nda “Komisyon Başkanı Reşat Petek’in açıkladığı rapora, raporun teslim edilmesi gereken tarihe göre gecikme süresi içinde müdahale edildiğine dair ilk gösterge, 22 Aralık 2016 tarihinde basına sızan ilk rapor ile arasındaki ciddi farklılıklardır. Basına sızan ilk taslak rapor 936 sayfa iken, son taslak rapor 637 sayfa olmuştur. Bu da raporun kırpıldığına ilişkin önemli bir gösterge olmuştur. Son taslak raporun böylece 293 sayfa azaltılarak şekillendirildiği anlaşılmaktadır. Ön taslak raporda yer alan “FETÖPDY İrtibatlı Gerçekleştirilen ya da Manipüle Edilen Olaylar” başlığı altında yer verilen Poyrazköy, Muhsin Yazıcıoğlu, gazeteci Haydar Meriç’in öldürülmesi, Malatya Zirve Yayınevi, devletin gizli toplantılarının dinlenmesi ve ifşası ile Rus uçağının düşürülmesi son taslak raporda yer almamıştır. Yine sızan ilk taslak raporda, “2000’li Yıllar (Ak Parti Dönemi: Paralel Devlet Oluşumu)” ile ifade edilen bölüm, son taslak raporda ‘Ak Parti dönemi’ ifadesi çıkarılarak yer almıştır. Komisyon raporunda yer verilmeyen önemli görüşmelere örnek vermek gerekirse, bunların FETÖ yapılanmasında siyasi iradenin önemine dikkati çeken açıklamalar olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda eski Genelkurmay başkanları İlker Başbuğ, Hilmi Özkök, Işık Koşaner, eski MİT Müsteşarı Emre Taner, eski İçişleri Bakanı Efkan Ala, gazeteciler Nedim Şener ve Fehmi Koru’nun komisyona aktardıkları, raporda hiçbir şekilde yer verilmemiş detaylar içermektedir” denildi. CHP, TBMM Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu raporuna ‘karşı rapor’ niteliğinde 300 sayfalık ‘şerh’ düştü, ‘kontrollü darbe’ vurgusu yapıldı CHP, TBMM Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’na CHP 300 sayfalık ‘şerh’ düştü. CHP, 15 Temmuz’un ‘öngörülen, “önlenmeyen ve sonuçları kullanılan kontrollü bir darbe” olduğunu belirtti. CHP’yi Aykut Erdoğdu, darbenin siyasi ayağının AKP olduğunu söyledi. CHP’nin 300 sayfalık muhalefet şerhinde, 15 Temmuz hain darbe girişiminin öngörülen, önlenmeyen ve sonuçlarından yararlanılan bir ‘kontrollü’ darbe olduğu vurgulanarak özetle şu görüşlere yer verildi: n İttifak 2002’de başladı: AKP ve Cemaat arasında 1 Kasım 2002 tarihinde başlayan tam ittifak 17 Aralık 2013’te başlayan ölümcül bir düelloya dönüşmüş ve 15 Temmuz 2016 akşamı girişilecek tarihi ihanete götüren süreç bu şekilde başlamıştır. n Darbe girişimi biliniyordu: 15 Temmuz darbe girişiminden aylar önce yazılan yazılardan darbe girişiminin bilindiği hatta bu girişimin hazırlık sürecinin takip edildiği anlaşılmaktadır. Bu konuda en açık kanıt darbeden 4 ay önce Fuat Uğur’un Türkiye gazetesinde 24 Mart 2016, 2 Nisan 2016 ve 21 Nisan 2016 tarihlerinde yazdığı üç yazısı MİT’in ‘istihbarat’ çelişkisi Bu süreçte Hava Kuvvetleri imamı olarak bilinen Adil Öksüz darbeye hazırlık toplantılarına 27.12.2015’te başlamıştır ve Haziran 2016 tarihine kadar sürdürmüştür. MİT Müsteşarlığı’nın TBMM Araştırma Komisyonu’na yönelik yazdığı 22.05.2017 tarihli yazısında “MİT’in daha önce dış makamlarla paylaşılan notlarda cemaatin darbe girişiminde bulunabileceğini bildirdiğini ancak TSK bünyesinde istihbarat toplayamadığından darbe girişiminin tarihi konusunda net bir istihbarata önceden ulaşılamadığı” bilgisi, darbenin bilindiği ve beklendiğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ikrar etmiştir. Dış makamlarla kastedilen makamların MİT’in bağlı olduğu Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı olduğu anlaşılmaktadır. MİT’in “TSK bünyesinde istihbarat toplayamadığından darbe girişiminin tarihi konusunda net bir istihbarata önceden ulaşılamadığı” savunması geçerli kabul edilmemekte Raporda Adil Öksüz’ün rolüne işaret edildi. dir. Çünkü güvenlik ve istihbarat makamları tarafından bilinen ve takip edilmesi gereken “cemaatin hususileri” olarak adlandırılan başta Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Nurettin Oruç ve Harun Biniş asker değil sivil kişilerdir. Darbeye hazırlık ve planlama toplantılarının çoğu askeri bölgelerde değil sivil bölgelerde yapılmış binlerce asker bu toplantıya iştirak etmiştir. dır. Fuat Uğur bu yazılarında, Fethullah Gülen’in 2016 yılında Halife ilan edilmek istediğini, Fethullah Gülen’in yeşil (haki) renkli cüppe ile verdiği gizli mesajla darbe talimatı verdiğini, cemaatin önde ge len isimlerinin Ankara’da toplanarak hücre halinde örgütlenen cemaatçi subayları birleştirmeye çalıştığını, devletin ve ordunun komuta kademesinin bütün gelişmelerden haberdar olduğu ve cemaat mensupla rının darbe girişimini bildiklerini ve beklediklerini darbeden yaklaşık 3 ay önce yazdığı iki köşe yazısı ile kamuoyuyla paylaşmıştır. n MİT’in bilmemesi düşünülemez: Fuat Uğur ve benzeri yazarların darbeden aylar öncesi paylaştığı bu yazılar MİT için açık istihbarat kaynağı olup ve Fuat Uğur’un bildiklerini MİT’in bilmiyor olması düşünülemez. MİT de darbe girişimini bildiğini ve “dış makamlarla” paylaştığını TBMM Araştırma Komisyonu’na yönelik yazdığı yazıda da kabul etmiştir. Kanlı darbe girişimi sonrası düzenlenen savcılık iddianamelerinin incelenmesinden cemaatin darbe hazırlıklarına 2015 yılının son günlerinden itibaren başladığı anlaşılmaktadır. Darbeye hazırlık faaliyetleri Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Nurettin Oruç ve Harun Biniş tarafından yürütülmüştür. Adil Öksüz ve diğer planlayıcılar, darbe girişiminden çok önce cemaat bağlantısı devlet tarafından bilinen isimlerdir. Bu isimler Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki örgüt elemanlarıyla bağlantı kurarak hazırlık faaliyetlerini yönetmiş, sıklıkla ve aynı zaman dilimlerinde ABD’ye seyahat etmişlerdir. Düğünde ne işleri vardı? “Genelkurmay Başkanı’nın tüm kuvvet komutanlıklarına 18.30’da harekât merkezleri aracılığıyla ilettiği emirler saat 19.26’da adreslerine ulaşmıştır. Bu emirlere rağmen TSK’nin komuta kademesinin önemli bir kısmı düğünlere katılmış ve düğünlerde derdest edilerek enterne edilmiştir. Bu durum izah edilememektedir. ÖKK Korgenaral Zekai Aksakallı’nın Ankara’da görülen darbe davasının duruşmasında dile getirdiği ‘TSK’de kriz ve olağanüstü durumlarda ilk haber alınır alınmaz tedbir olarak ‘personel kışlayı terk etmesin’ emri verilir. Her zaman uygulanan bu temel ve basit kural 15 Temmuz’da ilk haber alındığı zaman uygulanmamıştır. Uygulansaydı darbe girişimi baştan açığa çıkardı’ şeklindeki ifadesi şüpheleri artırmıştır.” RAPORDA 5 İSİM VERİLDİ CHP’nin raporunda darbeye hazırlık faaliyetlerinin Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Nurettin Oruç ve Harun Biniş tarafından yürütüldüğü belirtildi. Bilmiyor gibi davrandılar “MİT’in bildiği ve dış makamlar diyerek bilgilendirdiği Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın öngörülen bu darbe başladıktan sonra Cumhurbaşkanı’nın “Darbeyi eniştemden öğrendim” demesi Başbakan’ın “Eşten dosttan öğrendim” demesi ve sanki hiç bilmedikleri ve beklemedikleri şok edici bir gelişmeyle karşılaşmış gibi davranmaları anlaşılamamaktadır. Öngörülen darbe girişimi 15 Temmuz günü öğleden sonra saat14.20 itibariyle öğrenilmiş ancak gerekli bilgilendirmelerin yapılmadığı ve etkin önlemler alınmadığı anlaşılmıştır. Bu ihmaller zinciri sonucunda 15 Temmuz hain kalkışması önlenmeyen darbe girişimi olarak tarihe geçmiştir.” Bahçede 6.5 saatlik görüşme Muhalefet şerhinde AkarFidan buluşmasına dikkat çekildi CHP’nin muhalefet şerhinde dikkat çeken bölümlerden biri de darbe girişiminden bir gün önceki MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın görüşmesi. Muhalefet şerhinde şöyle denildi: “14 Temmuz 2016 tarihinde yani kalkışmadan bir gün önce Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la birlikte Özel Kuvvetler Komutanlığı 4. Dönem Özel Kuvvetler İhtisas Kursu Mezuniyet törenine katıldığı, önceki yıllarda böylesine bir törene katılma geleneği olmadığı, bu tören sonrası MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la Özel Kuvvetler Komutanlığı bahçesinde 18.00 00.30 arasında yaklaşık 6.5 saat boyunca baş başa görüştüğü ifadelerle ortaya çıkmıştır. Darbe girişiminden saatler önce yapılan bu olağandışı görüşmede nele Hakan Fidan rin konuşulduğu gerek Hakan Fidan gerek Hulusi Akar tarafından TBMM Araştırma Komisyonu’na gönderilmediğinden öğrenilememiştir.” n Çolak ile Öztürk ay Hulusi Akar nı uçakta: Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Zeki Çolak’ın 15 Temmuz günü İzmir programının Genelkurmay Başkanı tarafında erken kesilerek rutin YAŞ görüşme leri için Ankara’ya çağrılması ve aynı uçakta hain darbe girişiminin en yüksek rütbeli subayı olan Org. Akın Öztürk’ün olması ve yine aynı gün darbe girişiminin başlaması izaha muhtaç bir durumdur. n O.K’nin ihbarı: İhbarcı O.K. “aynı cemaatten” vurgusuyla “kalkışmanın bir cemaat operasyonu ve bir darbe girişimi” olduğunu açıkça söyleyerek durumun ciddiyetini ortaya koymuştur. Bu koşullar altında MİT Müsteşarı’nın Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a derhal ulaşarak bilgi vermesi ve güvenlik birimlerini teyakkuz haline geçirmesi gerekirken bu görevini ihmal etmiş olması anlaşılamamaktadır. n Makul şüpheler: Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in beyanından MİT Müsteşarı’nın Cumhurbaşanı’nı bilgilendirmek istediği ancak ulaşamadığı anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında Cumhurbaşkanı Koruma Müdürü Muhsin Köse’ye, ‘Muhsin sana dışarıdan bir saldırı olsa buna karşı koyacak kadar gücün, kuvvetin ve adamın var mı’ sorusuyla durumun vahatemetini anlattığı, ancak detay bilgi vermediği anlaşılmaktadır. Bu soru hayatın olağan akışı içerisinde sorulabilecek bir soru değildir. Bu durumda Hakan Fidan ve Muhsin Köse tarafından Cumhurbaşkanı’nın bilgilendirilip bilgilendirilmediği hususu karanlıkta kalmakta ve makul şüpheler artmaktadır. l ANKARA / Cumhuriyet C MY B
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle