16 Ağustos 2022 Salı English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
Salı 13 Haziran 2017 EDİTÖR: ÖZGÜR ÖZKÜ TASARIM: BAHADIR AKTAŞ haber 11 HDP’den ‘darbeci ittifak’ vurgusu 28 sayfalık muhalefet şerhinde ‘Olayların akışında bazı boşluklar var’ denildi HDP’nin muhalefet şerhini Mardin milletvekili Mithat Sancar hazırladı. HDP’nin hazırladığı şerhte CHP’nin şerhindeki gibi “kontrollü darbe” sözü kullanılmadı ancak “Komisyon çalışmalarının başından itibaren darbe girişiminin sorumlusu olarak gösterilen yegâne örgüt Fethullahçı Terör Örgütü’dür. Oysa olayların akışındaki bazı boşluklar, akıllara darbeci bir ittifakın çok da imkânsız olmadığını dü şündürmekte, aynı şekilde darbe sürecinde işlemesi muhtemel çeşitli pazarlık ve müzakere ihtimallerini güçlendirmektedir” sözü vurgulandı. HDP’nin 28 sayfalık şerh metninde şu bölümler dikkat çekti: n Komisyon çalışmaları, AKP’li üyelerin kendi görüşlerini gerçekmiş gibi ileri sürebileceği bir platform gibi devam etmiştir. Darbenin 14 yıldır iktidarda olan AKP döneminde gerçekleştiği ve bu süreçte örgütün hangi yollarla palazlandığı es geçilmiştir. Bu durum, AKP’nin aklanması, sorumluluğun yükünü başkalarının sırtına yükleme devam etmiş, bunun sonucunda komisyon çalışmaları sulandırılmıştır. n Cemaatin devletin tüm kademelerinde kemikleşmiş bir yapı oluşturması, yargı aracılığıyla çok kritik süreç ve davaları yürütmesi ve gücünün zirvesine çıkması AKP döneminde olmuştur. n Oslo görüşmelerinin kamuoyuna sızdırılması barış müzakerelerine önemli bir darbedir. Habur için görevlendirilen bu 4 savcının tamamı görevden alınmıştır. Bu savcılardan biri MİT TIR’ları savcısıydı ama Habur’daki o ifade krizinde parmağı olup olmadığı şüphesiyle değil, MİT TIR’ları dolayısıyla açığa alınmıştır n Çalışmalar hakikati ortaya çıkarmayı değil, darbeye ilişkin iktidarın senaryosunun pekişmesini ön pla na alan bir yaklaşımla sürdürülmüştür. n Darbeyi Cumhurbaşkanı’na haber veren eniştesi Ziya İlgen komisyona davet edilmediği gibi, komisyon raporunda tek bir satır bile yoktur. n Darbe girişimine dair istihbaratın MİT’ten Genelkurmay’a iletilmesi saat 18.00 civarında gerçekleşmiştir. İhbarın bizzat Cumhurbaşkanı’na neden iletilmediğine dair bir açıklama yoktur. O gecehâlâ karanlık MHP, komisyon raporunda siyasi ayaktan hiç söz edilmediği, ‘Yurtta Sulh Konseyi’nin tam olarak ortaya çıkartılamadığı eleştirisini yöneltti TBMM Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’na MHP, 50 sayfalık muhalefet şerhi gönderdi. MHP’nin muhalefet şerhinde “Örgütün siyasi ayağının ve 15 Temmuz gecesi darbeciler adına bildiri okutan Yurtta Sulh Konseyi’nin tam olarak ortaya çıkartılmaması, bu minvalde yapılmak istenen çalışmalarımızın ve önergelerimizin bir şekilde Komisyon Divanı tarafından engellenmesi yeni şüpheleri beraberinde getirmiştir” denildi. MHP’nin 50 sayfalık muhalefet şerhinde, şu görüşlere yer verildi: n Özellikle örgütün siyasi ayağının ve 15 Temmuz gecesi darbeciler adına bildiri okutan Yurtta Sulh Konseyi’nin tam olarak ortaya çıkartılmaması, bu minvalde yapılmak istenen çalışmalarımızın ve önergelerimizin bir şekilde Komisyon Divanı tarafından engellenmesi yeni şüpheleri beraberinde getirmiştir. Örgütün mali ayağı ile ilgili somut adımlar atılmamış bu kadar güçlü bir mali ayağın oluşmasında katkısı olanların araştırılması tam SOKAĞA İNMEYİ BAHÇELİ SAĞLADI n Raporda milletimizin Cumhurbaşkanı’nın yaptığı açıklamadan sonra meydanlara indiği vurgusu defalarca yapılmıştır. Halbuki milletin meydanlara inip refleks gösterdiği saat 22.45’tir. Cumhurbaşkanı’nın ilk açıklaması da yine rapora göre gece 00.04’tür. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’ nun açıklamaları ise 23.35’dir. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Başbakan’ı arayarak darbenin karşısında olduğunu beyan ettiği saat 22.00’dir. Darbe karşıtı açıklamasının ajanslara düşmesi de 22.35’dir. Bu durumda vatandaşlarımızın sokağa inmesini kim sağlamıştır? anlamıyla yapılmamıştır. n Darbe gecesi yaşanan olayların karanlık noktalarının aydınlatılması sağlanamamıştır. Başbakanlık aklımızla alay eden bir brifing vermiştir. Dolayısıyla komisyonun yapacağı çalışmalar sağlam temellere ve verilere oturtulamamıştır. O gece karanlıkta kalmıştır. n ByLock kullanan üst düzey bürokratların ve siyasilerin listesinin MİT tarafından komisyona iletilmesi tarafımızca talep edilmiş ancak bu talebimiz; yerine getirilmemiştir. Mehmet Partigöç, Mehmet Dişli ve Akın Öztürk gibi darbe girişiminin en önemli aktörlerinin dinlenilmesi yine adli soruşturma gerekçe gösterilerek, komisyon başkanlığı ve AKP’li komisyon üyelerinin oylarıyla engellenmiştir. Yurtta Sulh Konseyi’nin kimlerden oluştuğunun öğrenilmesi engellemiştir. n Belediyelerdeki FETÖ yapılanmalarıyla ilgili hiçbir çalışma sürdürülmemiştir. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın komisyona çağırılmasını yazılı ve sözlü olarak ısrarla talep etmemize rağmen komisyona gelmesi sağlanamamıştır. Dinlediğimiz cemaatin eski Kıbrıs İmamı Dr. Hasan Polat, komisyon üyelerine, sanıyoruz ki yanlışlıkla, referans olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın isminin yazdığı özgeçmişini dağıttırmıştır. Tabii özgeçmiş hemen toplattırılmıştır. n 2011 milletvekilliği Genel seçimlerinde FETÖ iktidar partisinden milletvekilliği kontenjanı kullanmış mıdır? Böyle bir kontenjan varsa iktidarı elinde bulunduran AKP kadrolarında bu kontenjandan kaç isim milletvekili seçilmiştir? İlhan İşbilen kimin talebi üzerine AKP’den milletvekili yapılmıştır? 2002 öncesi FETÖ’nün birlikte hareket ettiği siyasiler açık açık isim verilerek yazılmışken 2002 sonrası beraber hareket ettiği siyasi ayağa ilişkin hiçbir ismin yer almaması ilginçtir. ‘ArınçGökçek restleşmesi neden görmezden gelindi’ n Damadı FETÖ tutuklusu (şu anda serbest) eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek arasında yaşanan tartışmada Bülent Arınç’ın, Gökçek’e yönelik “Ankara’yı parsel parsel sattı. Yurt yerleri verdi” sözleri ve belediyelerin FETÖ’nün gelişmesi sürecinde ne denli etkin rol alabileceğini göstermektedir. Dolayısıyla belediyeleri görmezden gelmek büyük bir hata olacaktır. n “Kozmik Oda’da yer alan bilgiler kimlerin elindedir” sorusuna 15 Temmuz’a kadar hiç kim MHP, FETÖ’nün belediye yapılanmasının dikkate alınmasını istedi. senin cevap vermemesi de manidardır. Bu sorulara AKP hükümeti sessiz kalmıştır. Yolsuzluk üzerinden siyaseti dizayn etme fırsatı veren, alan açan ve mal varlığında yükselişler olan bakanların hiç mi suçu yoktur? Bu bakanlar bağımsız yargı önüne çıkarılmalıdır. FETÖ kontenjanından AKP’den milletvekili olanlar elini kolunu sallayarak gezerken, mü cadeleye kim nasıl inanacaktır? n Raporda eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in FETÖ lehine yazdığı referans mektuplarına atıfta bulunulurken yine eski Cumhurbaşkanlarından Abdullah Gül’ün FETÖ için yazdığı tavsiye mektuplarından, büyükelçiliklere yayımladığı genelgelerden, FETÖ mensuplarından Dışişleri Bakanlığı’na alınan meslek memurlarından hiç bahsedilmemesi manidardır. Bu durum raporun tarafsızlığına gölge düşürmektedir. l ANKARA / Cumhuriyet Kurtulmuş’tan itiraf gibi tepki CHP’nin alternatif darbe raporunu eleştiren Kurtulmuş, 15 yıllık AKP iktidarına rağmen 15 Temmuz’un belki yıllar süren bir hazırlığın sonucu olduğunu söyledi Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, CHP’nin Meclis Darbe Komisyonu’nun raporuna muhalefet şerhinde ‘kontrollü darbe’ ifadesini kullanması ile ilgili “Kontrollü darbe demek darbecilere verilen en büyük destektir. El insaf! Akla ziyan bir iştir. Kategorik olarak reddediyorum” dedi. Darbenin siyasi ayağı eleştirileri karşısında da Kurtulmuş, “Çok farklı ayakları ol duğu açıktır. Bunların hepsinin üzerine gidiliyor” ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, Bakanlar Kurulu toplantısı sürerken açıklamalarda bulundu. Kurtulmuş, Meclis Darbe Komisyonu’nun raporuna konulan muhalefet şerhlerinde yer alan, ‘kontrollü darbe’ ve ‘siyasi ayağın AKP’ olduğuna ilişkin ifadelere, “Kontrollü darbe demek darbecilere verilen en büyük destek tir. El insaf! Akla ziyan bir iştir. Kategorik olarak reddettiğimi ifade ediyorum” dedi. 15 Temmuz’un belki yıllar süren bir hazırlığın sonucunda ortaya konulduğunu itiraf eden Kurtulmuş, “FETÖ ile daha iyi nasıl mücadele edileceğini konuşabileceklerini, kimin samimi iki cümlesi varsa onu dinlemeye hazır olduklarını” belirtti. ‘Siyasi ayak’ eleştirileri ile ilgili olarak da Kurtulmuş, “Bu darbenin çok farklı ayakları olduğu açıktır. Bunların hepsinin üzerine gidiliyor, ortaya çıkması için çabalanıyor. Ümit ediyorum ki bu davalar sulandırmadan sonuna kadar gidilir. Siyasi ayağı da dahil olmak üzere ortaya konarak milletimizin önüne gidilir. CHP, MHP hep beraber üzerinde ortak bir şekilde yoğunlaşmamız gereken konudur” ifadelerini kullandı. l ANKARA / Cumhuriyet Numan Kurtulmuş Aşırı merkezin siyasette vakum etkisi Fransa’da Eylül 2016’da sağın cumhurbaşkanı adayı önseçimiyle başlayan uzun seçim yarışının artık sonuna geliniyor. Dokuz aydır her aşamada hiç beklenmedik gelişmelerle devam eden bu uzun ve biraz bıktırıcı yarışta, Macron’un cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından yapılan milletvekili seçimlerinin birinci turu, Fransa’da geleneksel siyasal yapının çöküşüne nihai darbeyi vurdu. Macron’un partileşme yolundaki Yürüyen Cumhuriyet hareketinin desteklediği adaylar, birinci turda 577 seçim bölgesinin 449’unda birinci geldi. 525 seçim bölgesinde aday göstermişlerdi. Sağ ve solun aşırı merkez tarafından yutulmasının son perdesi gelecek hafta oynanacak. Birinci turda oyların yüzde 31’ini alan Yürüyen Cumhuriyet hareketinin, ikinci turda 400, hatta 440 milletvekili kazanması öngörülüyor. Hareketin adayları ikinci turda ya sağ seçmenin (sola karşı), ya sol seçmenin (sağa karşı) ya da her iki seçmen grubunun (aşırı sağa karşı) desteğini alıp, her durumda kazanacaklar. Nihai sonucu biraz belirsiz kalan yegâne etmen, kayıtlı seçmenlerin yüzde 51.2’sinin ilk turda sandığa gitmemiş olması. Fransa’da milletvekili seçimleri tarihinin en düşük katılım oranı bu. Cumhurbaşkanını bir ay önce seçen seçmenlerin önemli bir kısmı, artık yeni başkanı destekleyen bir meclis çoğunluğunu kerhen veya gönülden kabul edip, milletvekili seçiminde oy verme gereği duymadı. Bu ise seçimin birinci turuna siyasal meşruiyet eksiği gölgesi düşürdü. Macron’u destekleyen milletvekilleri, seçimin birinci turunda kayıtlı seçmenlerin yüzde 15’inin oyunu almış bir siyasal hareketin temsilcisi olarak mecliste yer alacaklar... Diğer partilerin temsil oranı doğal olarak bundan da kötü. İkinci turda seçmenlerin daha fazla sandığa gitmesi bekleniyor. Katılımın artması bazı sürpriz sonuçlar yaratabilir ama şimdiden belli olan meclis dengesine etkisi marjinal kalmaya mahkum. “Siyasetin yenilenmesi” temasını işleyen Macroncu hareket, işe siyasetçilerin yenilenmesiyle başladı. Hareketin adaylarının yüzde 52’si, cumhurbaşkanı Macron gibi, daha önce seçimle kazanılan herhangi bir görevde bulunmamış kişilerden oluşuyor. Ama biraz kurcalayınca tablo biraz değişiyor. Birçok defa seçime girip kaybetmişlerle, yıllarca bakanlık danışmanlığı yapanları ayıklayınca, siyasal yaşamın doğrudan içinde bulunmamış aday oranı üçte bire iniyor. Diğer taraftan “sivil toplumun siyasete sahip çıkması” olarak kendini tanıtan Macron hareketinin, sivil toplumdan anladığı esas olarak yöneticiler, serbest meslek sahipleri, yüksek diplomalı meslekler. Adaylarının hemen hepsi bu kategoride. Yüzde 15’i danışmanlık şirketi sahibi! Hareketin aday profili ile siyaseti bir “startup” projesi olarak görmesi arasında yakın bir ilişki var. Şirket kurucusu ve yöneticisi zihniyetinin öncelikleri siyasal programa da yansıyor. Örneğin meclisin önündeki ilk işlerden biri, hükümete, iş kanununa “esneklik” getirecek değişikliklerin, mecliste görüşülmeden, kararname ile yürürlüğe girmesine izin verilmesi olacak. İlginç biçimde “sivil toplumun siyasete girmesi”, çalışma yaşamını derinden etkileyecek değişikliklerin mecliste tartışılmadan yürürlüğe girmesi anlamına geliyor! Bir UFO gibi Fransa siyaset sahnesine inen ve geleneksel siyasal kurumların nasıl koflaştığını iyi tespit eden Macron ve destekçilerinin benimsediği “pozitif söylem ve devrim niteliğinde yenilenme” stratejisi iki yıl içinde somutlaşacak. Bunun büyük bir balon olması mümkün. Ama esas ürkütücü olan, bu durumda startup toplumunun dışında kalacak olanların oranı ve hıncının, şimdikinden daha büyük bir elitkarşıtı sağ popülist dalgayı besleyecek olması. Hanefi Avcı’yı mahkum edenler yargılanacak Devrimci Karargah davası sanıklarından eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı hakkında hukuk kurallarına aykırı olarak karar ve mütalaa verdikleri iddia edilen dönemin özel yetkili savcıları Sadrettin Sarıkaya ve Ufuk Ermertcan ile eski hâkimler Nurettin Ak, Osman Kaya ve Eşref Aksu hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Kapatılan Özel Yetkili 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görev alan şüphelilerin, “Görevi Kötüye kullanma”, “İftira”, “Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği”, “Suç uydurma” ve “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından 5 yıl 6’şar aydan 23’er yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları istendi. Şüphelilerin “Silahlı terör örgütüne üye olma” suçuna ilişkin soruşturma dosyası ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcıvekili Ömer Faruk Aydıner tarafından hazırlanan 87 sayfalık iddianamede, Avcı’nın 15 yıl hapis cezasına çarptırdığı, ancak Yargıtay tarafından kısmen bozma, kısmen onama kararı verildiği anımsatıldı. Bağlayıcı hukuk kurallarına aykırı, kişi haklarını ihlal eder biçimde mütalaa verildiği belirtilen iddianamede, “Müştekinin özel hayatına yönelik ağır müdahale gerçekleştiği, lekelenme ve masumiyet karinesinin zedelendiği düşünülmüştür. Şüphelilerin Avcı hakkında kasten karar verdikleri anlaşılmıştır” denildi. l İSTANBUL/Cumhuriyet C MY B
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle