13 Mayıs 2026 Çarşamba English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
10 EKİM 2004 PAZAR CUMHURİYET SAYI HABERLER Sosyalizm kavgasmdan asla ödün vermeyen Behice Boran'ın 17. ölüm yıldönümü GÖRÜŞ Yureklı, kararlıbıronder SÖIVMEZTARGAN "Sosyafistsavaşun dikensizgûl bahçesideğü- dnv." "Bu savaşmı çUeü ve çetin koşuflarda sü- ren, uzunsolukhı bir maraton koşusu gibkfir-" Kalıp olarak tıpatıp bövle değilse biJe içerik olarak anlatılmak istenenin bu olduğunuanım- sadığım yukandaki sözler, bundan J 7 yıl ön- ce (10 Ekim 1987) topraga verdiğûniz Türki- ye İşçi Parnsi'nin (TlP) 70'li yıJlardaki Genel Başkanı BehkeBoran'a ait. Gerçekten de sosyalizm savaşunı, bir bütün olarak sınıf savaşımı içinde nice güçlüklerin, zorlukJann, acı ve çilelerın bulunduğu son de- rece uzun ve dikenli biryol. Ne acıdır ki bu sa- vaşıma kendini adamış insanlann yaşamlan da yüriidüJden bu yol gibi aynı yazgıya sa- hip... Hele bu savaşımın içinde yer almış olan birkadınsa, biranneise, aynca evindehasta ve yaşh eşine bakmak gibi ayn bir sorumluluğu yüklenmiş ise işi daha da zor. lşte Behice Boran'ın yaşamöyküsü de son tümcemizde vurgulamaya çalıştıgımız zorluk- lar üzerine kurulu destansı bir özelliğe sahip. Gelin çarpıcı anekdotlarla bu destanı okuma- ya çalışalım. ZMLE TANIŞMAMARKSİ Tatar kökenli bir aileden gelen Behice Bo- ran, 1901 yıluıın l Mayıs'ında Bursa'da dün- yaya geldi. Orta ve lise öğrenimini Arnavut- İcöyKız Koleji'nde tamamJadıktan sonra 1931 yıünda Istanbul Ünrversitesi Felsefe Bölümü 'ne girdi. Kısa bir süre de olsa fngilizce öğretmen- liği yaptığı sırada kazandığı birbursla ABD'ye gitti. Michigan Üniversitesi'nde doktora da ya- pan Boran'ın bu yıllan Marksizm ile tanıştığı yıllar olarak da bilinir. Türkiye'ye döndükten sonra Ankara Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi'nde sosyoloji doçen- ti olarak göreve başladı. Burada tanışfıği Mu- zaffer ŞeıifBaşoğfu, Niyazi Berkes, PertevNa- OiBoratavve Adnan Cemgfl'le siyasal yaşamı- nın ilk ürünlennden olan "Ytırtve Dünya" der- gisirti çıkardı. 1943 yılında ise siyasal çüaşla- nnın ılk adımı olduğunu sayabileceğimiz "Adtan- iar* dergisinde görüyoruz kendısini. Dergilerde yazdığı yazılar ve içinde bulun- duğu siyasal ortam nedeniyle artık adı solcu- ya çıkmıştı. Bu nedenJe daha 1940'h yıllarda başlayan sayısız sorgulamalar, rutuklamalar, cezaevleri ve sürgün günleri artık onu ömrii bo- yunca bırakmayacaktı. Hatta biricik çocuğu Dursun'u da yaşadığı boylesi bir süreç içinde dünyaya getirdi. AsKERİ MAHKEMEOE DAVA 1950 yılında kurulan TürkBanşseverler Der- neği Başkanı olduğu bir sırada Menderes hü- kümetınin Meclis karan olmadan Kore'ye as- ker gönderme tutumunu ağırbiçimde eleştiren birbildiri yayımlaması nedeniyle Boran veder- nek kuruculan hakkında askeri mahkemede da\ > a açıldı ve 1950 yılırun aralık ayında der- nek yöneticileriyle birlikte 15 yıl hapis ceza- sına çarptınldı. Bu dava Yargıtaytarafrndan bozulmakla bir- likte 1951 yılında bu davadan yenıden yargı- landı ve 1 yıl 3 ay ceza aldı. Yaşamının her anı siyasetle iç içe olan Bo- ran'ı kimi çe\Teler "Hiç Türkiye Komünist P&rtisi üyesi ohnadT biçiminde nitelerler. Sı- (bkaSu'nun tanıklığını temel alzrsak, Boran'ın 40'h yıllarda TKP 'ye NaflÇakırhan'ın referan- Behice Boran, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi'nde (1980). TürkiyeIşçiPartısi'nin(TlP) 70'liyıllardaki GeneJ Başİcam Behice Boran'ın '1 Mayıs'olandoğum tarihi, Marksizm ile bütünleşen siyasal ve ideolojik çizgisini de belirledi. Boran, çok şey de istememişti. Sömürüsüz ve savaşsız bir dünyaydı özlediği. Bu özlem dolu bakışlarla iki gün sonra yaşamını yitirdi. sıyla üye olduğuna kesin göziiyle bakılır. Boran'ın TKP üyesi olduğunu kuvvetlendi- ren diğer bir kaynak olarak da 1951 komünist tutuklamalanna sonradan arkadaşlanyla birlik- te kendisinin de dahil edilmesi gösterilebilir. l İ P ' Ü CÜNLER... Nitekim 1961 yılında kurulan ve MehmetAB Aybar'ın genel başkanlığa getirilmesiyle yeni birnitelik kazanan TtP 'e Behice Boran'ın üye- lik için baş\aırusuna sendikacılar kesiminden gelen olumsuz yaklaşunın kökeninde bu ger- çeğin yattığı söylenebilir. Boran 1963 yılında artık TÎP saflanndadır. Ama Boran, başta Aybar olmak üzere o dönem parti yöneticilerinden farklı görüşlere sahiptir. O, Mustafa Kemal devinmesi ve artfandan ge- len aydmlanma sürecindeburjuvademokratik devriminin büyük ölçüde tamamlandığ] görü- şündedir.Bu görüşieri nedeniyle ileridehem Ay- bar'la yollan aynlacak hem de parti içinde ay- n bir çizgi izleyen Milli Demokratik Devrim- cilerle (MDD) karşı karşıya gelecektir. Bu siyasal görüş aynlığı parti içinde ideolo- jik aynşmayı da tetiklemekte geç kalmadı. Bo- ran, savaşımdan yıLmayan, kararlı rurumundan ödün vermeyen bir kişiliğe sahipri. Bu kişili- ği, parti içindeki izlence ve tüzük tartışmala- nndaki duruşunda da görmek olası. Çünkü o popülist bir yaklaşımın değil, hep ideolojik bir aynlığın savunucusu oldu. Ama siyasal yaşa- mı boyunca şuna da hep inandı: Türidye'debiümsel sosyaiistsol, siyasal erküı başına bir gün gelecekse eğer, bu dış etmenler- den önce kendi ülkesinin ve toplıımunun kendi öz dinamikJerinin bir ûriinü olmabdir. Partiler arası cekisme G^erçek hedef Boran'dı TÎP'in 1969 seçünlennden yenik çıkması, Boran'ın parti içinde yükselişinin de alryapısını oluşrurdu. Nitekim 1970 vılında yapılan W. Büvük Kongre'de TfPGenel Başkanlığı kolfuğuna oturur. Ama bu uzun sürmez. 12 Mart 197] Askersel Kanşması'yla yeniden mahkeme önlerine çıkacaktı. Özellikle parrinin Kürt sorunu konusunda "bölücûlük'' yaptığı savıyla kapahlması ve genel baskan olarak mahkemelerde yaptığı onurlu savunma kendisiru kurtaramayacaktı. Bu "bötöeüIüJc" sa\ina partiyi komünist bir nitelik kazandırma suçlaması da eklenince Boran 15 yıl hapse mahkûm oldu. 2.5 yıl cezaevinde kaldıktan sonra 1974 affindan yararlanarak tekrar siyasal yaşama döndü. 1 Mayıs 1975'te kurulan ikinci TÎP'in başında yeniden genel başkan olarak siyasal saflarda yeriıu aldı. Yeni partinın dünya görüşünü ise şu üç sözcükle Özetlemek olasıydı: "Bagımsızhk, demokrasi, sos>atizm." Soğuk savasın bütün hızıyla sürdüğü bu yıllar, aynı zamanda Türkiye'de ışçi smıfina önderlik etme yanşına giren siyasal yapılanmalann da bırbinyle yanştığı yıllardı. Özellikle illegal TKP'nin sendikalar ve demokratik kitle örgütlen içinde güç ve yaşam buhnası, legal alanda Türkiye Sosyaiist Işçi Partisi'nın (TSÎP) varlığı, Behice Boran'ın genel başkanlığını yaptığı TlP'in etkinlik alanını daraltıyordu. Ve her alanda bu üç parti arasuıda kıyasıya bu- çekişme yaşanıyordu. Ama hemen belirtmek gerekırse bu çekişme ve yanşta gerçek hedef hep Boran'dı. MuMCU'NUN AC2INDAN Sözü burada gazeteci - yazar Uğur Mıuncu'ya bırakırsak -ki bu betimleri Cumhuriyet gazetesinde de yayımlandı- sanıyorum Boran'ı tanımamız daha bir kolaylaşacak: "Dosru ve düşmanı şunu kabul etmelidir ki Boran; SOSAafem kavgasuıda en soluklu \v dirençü olanlardan biri\ di Sos\ < aiiziDe inancından bir an geri dönmedi Uzun savaşım yıllanjun son günlerinde çeöşkili çizgiler çizse de genel doğrulfusunda hk; ödün vermedi; çOeU ve acıb öldü. Bir baJama' 1 Mayıs' olan dogunı tarihi, Boran'ın Marksizm ile bütünleşen a>asal ve ideolojik çizgisini de beiiriemiş oMu-." Siirgün yaşamm burulduğu 80'lere doğru gelindiğinde Türkiye siyasal ortamı da hızla değişiyordu. Her gün birçok ilde, ilçede, beldede, hatta köylerde bile olaysız gün geçmiyordu. Anarşi ve terörün çalmadığı kapı kahnamıştı. TlP de bu kaos ortamında kendine düşen payı ahnaktaydj. Ankara Bahçelievler semtinde bir evde 7 TÎP'li genç alçakça katlediüniş, partinin Adana fl Başkanı Av. Cevhun Can bugün bile tetikçüeri bilinemeyen tatiller tarafından bürosunda abancayla öldürülmüştü. Daha nice İçe baskan ve yöneticileri bu kahpe uzaklara kurban gitmişti. Sol siyasal artiler içinde özellikle TtP'lilerin sçibniş ohnası bir rastlantı değildi. 'ünkü yine bu süreçte, başında İP'in de bulunduğu "solda birfik" ijrüşme ve çalışmalan yoğun biçimde süriiyordu. Hatta ikinci kez kapatıLmadan önce TlP'in düzenlediği son Örgütlen Toplantısı sonucunda yayımlanan "Tek Parti Tek ephe" bildirisinde birliğe giden yolun taşlan kuramsal ırak döşeniyordu. Yine parti bu süreçte 3. Büyük jngre'ye gitmeye hazırlanıyordu. Ne yazık ki bunlar rçekleşemeden 12 Eylül 1980 Askersel Devirmesi ülkenin ;rine bir karabasan gibi çöreklendi. Tüm siyasal partiler •i TlP de ikinci kez kapatıldı. Kimi il ve ilçe yöneticileri jklanarak gözaltına alındı. Behice Boran henüz ıklanmamıştı ama evinde adeta gözaltındaydı. tehice Boran, cuntacılann gelip rutuklamalanna olanak meden bir fırsafını bulup yurtdışına çıktı. 80'li yıllarda layan bu zorunlu sürgün yaşamının burukluğunu, etinde :emiginde duyarak şimdi Belçika'nın Brüksel tindeydi. rtık yaşlıydı ve kalp hastasıydı. Ama sığmdığı Behice Boran, TlP'in kapatılmas» için aç/lan davada (1971). Boran, 1 Mayıs'ta yürüyüş yaptığı için gözaltına alınıyor (1979). Belçika'nm Brüksel kenfinde de boş durmuyordu. Bir yandan Türkiye'de yaşanan fasist uygulamalara karşı bayrağı kaldınrken bir yandan da solun birleşmesi için yanm kalan çaba ve girişimleri tamamlamaya çalışıyordu. Nihayet, TtP ve TKP'nin tek parti çatısı alttnda birleşme girişimlerine son noktayı koyma aşamasına gelüımişti. Hasta oknasına ve doktorunun yatağından kalkmaması konusundaki tüm uyanlanna karşın birleşmenin açıklanacağı basın toplantısına katıldı. Evet, TlP ve TKP, Türkiye Birleşik Komünist Partisi (TBKP) adıyla bir araya gelmiş ve Behice Boran bu yeni oluşumun kurucu genel başkanı oiarak bunu tüm sol dünyaya duyurmuşru. Yaşamı boyunca tunçtan yapılmış bir yontu gibi hep alnı açık, başı dik duran bu önder kadın, basın toplantısından evine dönerken yaşamında ilk kez yorgun olduğunu duyumsadı. Ama mutluydu. Geç de olsa bir görevi daha tamamJamıştı. ( Yatağına uzandı. Gözleriyle odasının duvarlanna. düşünceleriyle uzakta kaldığı yurdunun aydınlık yannlanna bakıyordu. Çok şey de istememişti hani. Sömürüsüz ve savaşsız bir dünyaydı özlediği. Bu özlem doJu bakışlarla iki gün sonra fiziksel yaşama veda etti. Oysa iki gün önce açıkladığı birleşmeyle yeni bir dünyaya yeİken açmamış mıydı? Behice Boran geçmişte Urfa millervekilliği yapmışü. Cenazesi, emek düşmanlannın tüm dırenme ve kışkırtmalanna karşın miJlehekillıği de yapmış ohnası nedeniyle TBMM önünden törenle kaldınlarak Istanbul'daki Zincirlıkuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi. Yurtdışından Türkiye'ye getirilişinde, ölümünden önce son söyleşiyi yapan Uğur Mumcu yine büyük rol oynadı. Ama Türkiye'nin sol siyasal yaşamında en büyük rolü oynayanlardan biri de yürekli, inançlı, kararlı tutumuyla tarüşılmaz kendisiydi. , ŞAHNAZ ÇAKIRALP Yaşamı Ucundan da Olsa Yakalayabilmek! Uzun süreli ve sıkı bir çalışmanın ardından bu turne bana ne kadar da iyi geldi. Turneler bizler için rahat nefes aldığımız zaman dilimleridir, uzun süreli olmadıkçayaşamımızın renkli, eğlenceli bö- lümleridir. Turnelerde stres atarrz, güleriz, eğleni- riz. Anadolu'nun, Anadolu insanının sıcaklığını tek- rar tekrarhisseder, onun eşsiz konukseverliğini ya- şanz. Anadolu kültür mozaiğinin yüzyıllar boyu süzüle süzüle günümüze ulaşan zenginliklerini, değişik renklerini, ince nüanslannı bir kez daha özümseriz. Bu kez Mersin, Adana, Kahramanma- raş, Gaziantep ve Kayseri'ye gidiyoruz. Beş gün- lük Akdeniz'den Güneydoğu'ya, oradan Orta Ana- dolu'ya kısa bır gezi, daha doğrusu bir turne. • • • Güzel bir sonbahar gününün erken saatlerinde Atatürk Havalimanı ana baba günü, cıvıl cıvıl in- san kaynıyor. Herkes bir tarafa koşuşturuyor. Bir hareket, bircanlılık... Seyahat etmenin dayanılmaz çekiciliğini insanlann yüzlerinde görebıliyorsunuz. Kısa bir süre için de olsa, devamlı yaşadığınız yer- den aynlıp değişik yeriere gitmek, aynen içimize çektiğimiz havayı boşalt/rken duyduğumuz ferah- lık gibidir. Yaşamda ekseriya ya üzülür ya ümit besleriz ancak pek az tat alınz. lşte bu anlar da hayatın tat aldığımız anlandır. • • • Uçakta gazetelere göz atıyorum. Her yer AB ile ilgili. Şimdi tek konumuz AB. AB aşağı AB yuka- rı. Daha da uzun süre biz hep bu AB ile uğraşa- cağız. Ama ben bu kez AB'yi yazmak istemıyo- rum. Biryerde Hüfya Avşar'ın ortaya attığı "söz- leşmeli evlilik" ile ilgili biryazı gözüme çarptı. Ev- lilikler 2 yıl, 4 yıl gibi sürelerfe sözleşmeli yapılsın; bu süre sonunda taraflarsözleşmeyi uzatmazlar- sa evlilikler bitsin; tıpkı kira sözleşmelerinde oldu- ğu gibi diyordu Hülya Avşar. Gerekçesi de, taraf- lann bu süre içinde daha özenli olmalan, evlilikte heyecanın brtmemesi. HülyaAvşar'ı destekleyen- ler de var, şiddetle karşı çıkanlar da. Karşı çıkan- lar aşkta da sevgide de hiç sözleşme olur mu, di- yorlar. Sözleşmeli aşk? Sözleşmeli sevgi? • • * Sabah'ta Balçiçek Pamir de "Ihtilal Görme- miş KızArkadaş Modası"nı yazmış. Pamir; bir ka- dın 30'unu geçmiş ve belli bir çevresi oluşmuşsa, iş yaşamında ne kadar başarılı olursa olsun, üs- telik sosyal yaşamı parmakla gösterilecek kadar iyi olsun, bırakınız evlenilecek adamı, bir erkek arkadaş bulmanın bile imkânsız olduğunu belir- tip sözü, erkeklerın küçük kız takıntısına getiriyor; 45'lik-50'lik adamların bile 18'lik kızlann peşinde olduğunu yazıyordu. Bu yaşlardaki genç kadınla- nn, kendileri için ortalıkta erkek olmadığı gibi, olan- lan da küçük yaştakilere kaptınyoruz yakınmala- rını anlatıyordu. Bir yanda sözleşmeli evlilikten söz edilirken, diğer yanda erkek arkadaş dahi bu- lamamanın feryatlan bir kontrast oluşturuyordu. Erkek arkadaş dahi bulunamaz iken sözleşmeli de olsa evlenecek erkek nasıl bulunurdu? * • • Vatan'da Zûrfu Livanefi de "Gençlerin işi çok zor" diyerek; insan ömrünün neredeyse iki misli uzadığını, bu nedenle siyasette, sanatta, medya- da, diğer alanlarda hiç kimsenin yerini kimseye bı- rakmadığını, makamlann vepostlann boşalmadı- ğını ve bir yaşlılar egemenliginin oluştuğunu ya- zıyordu. Zülfü Uvanefi'ye bakacak olursak -ki bak- mamak olanaksız- 35'in üzerindeki erkekler 18'lik kızlan da başkalanna bırakmıyoriar; makamlan, postlan bırakmadıklan gibi diyebiliriz. Ozaman ne olacak sahi? • • • Insanın bu durumda umutsuzluğa düşmemesi ise olanaksız gibi görünüyor ama insan da yalnız bir kere yaşıyor! Umutsuzluk bir çare değil. Yaşam bir noktasından, bir ucundan yakalanabilirse umut- lar doğabilir. örneğin bunu, biriyle yaşarken de yapabilirsiniz, birinde yaşarken de! Ama en temiz sevgi ve dostlukla; biriyle yaşarken onda da ya- şayabilirseniz mutluluğu da yakalarsınız. Hayata değer verirseniz, hayattan zevk de alabilirsiniz. Unutmayın, yaşam bir savaştır. Bu savaşta yük- selmek de var, düşmek de! Kazanmak da var, kaybetmek de var! Acı çekmek de var, zafer kut- lamak da var! örs olmak da var, çekiç olmak da! Ama yılmamak da var. Baktım, Adana'ya inmişiz bile. scakjralp@mynet.com BURSA CUMOK ÇAĞfifSI Cumhunyet Gazetesı Vakfı 2. Başkanı Sn. Alev Coîkun, gazetemiz yazan Sn. Şükran Soner \-e Istan- bul Cumok'tan dostlanmızın bızlerle olacağı lopJac- tılanmızın ilkine, TMMOB Elk. Müh. Od. Bursa Şu- besi'mn verdiği destek ile daha güçlü ba^lıyoruz. Cumok örgütlenmesiııde Bursa'run emefi ve katı- lımırun giderek artması amacıvla " Sen Gelmezsen Bir Eksiğiz" sloganı ıJe tüm dostlan davet edıyoruz. Tanb 11 10 2004 Saat 18.00-20 00 Yer , Almıra Otel lletışım Le\ent Gencelli. 0 J3J 54S 80 30 - 0 324 256 3 ' 11 ADIY4MAN ASÜYE HUKÜK HÂKİMLİĞt'NDEN DosyaKo: 2003 '920 Mahkememizde görülmekte olan ve davacı K.H. farafindan davahlar Nüflıs Müdürlüğü ıJe Genco L'y- gun aleyhlerine açılan Yaş Tashihi davasında davaü Şanlıurfa ilı Bozova ilçesi. Golbaşı Mahallesi Cılt No: 2, Hane No: 135, BSN. 13 'te nüfiısa kayıth ve halen aynı yerde ıkamet eden, llhan oğlu, Fatma'dan olma. 29.01.1993 dogumlu Genco Uygun'un kayıth dofum tanhının iptalı ile dogum tarıhinin 1987 (01.01.1987) dogumlu olarak düzeltılmesiue ilişkin venlen karann davalı Genco Uygun'a tebliğ edıleme- diğınden ve tüm aramalara ragmen adresi tespit edi- lemediğınden ılanen teblıgata karar venlmiş olup, iş- bu ilanın yayımı tarihinden itibaren istenildigi takdir- de 15 gün ıçerisinde yasa yoluna başvurması, aksi halde karann kesinJeşeceği hususu ılanen teblığ olu- nur. 27.09.2004. Basın: 45087
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle