Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
- 2026
- 2025
- 2024
- 2023
- 2022
- 2021
- 2020
- 2019
- 2018
- 2017
- 2016
- 2015
- 2014
- 2013
- 2012
- 2011
- 2010
- 2009
- 2008
- 2007
- 2006
- 2005
- 2004
- 2003
- 2002
- 2001
- 2000
- 1999
- 1998
- 1997
- 1996
- 1995
- 1994
- 1993
- 1992
- 1991
- 1990
- 1989
- 1988
- 1987
- 1986
- 1985
- 1984
- 1983
- 1982
- 1981
- 1980
- 1979
- 1978
- 1977
- 1976
- 1975
- 1974
- 1973
- 1972
- 1971
- 1970
- 1969
- 1968
- 1967
- 1966
- 1965
- 1964
- 1963
- 1962
- 1961
- 1960
- 1959
- 1958
- 1957
- 1956
- 1955
- 1954
- 1953
- 1952
- 1951
- 1950
- 1949
- 1948
- 1947
- 1946
- 1945
- 1944
- 1943
- 1942
- 1941
- 1940
- 1939
- 1938
- 1937
- 1936
- 1935
- 1934
- 1933
- 1932
- 1931
- 1930
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
SAYFA CUMHURİYET 10 EKİM 2001 ÇARŞAMB/
DIZI
Devletivedemokmsiyi
'yeniden' düşünmek...
Hangi Devrimi
KimlerYapacak,
SERVER T A N I L L I
~M M~ °de r n
anlamıyla. Batı Av-
,-l\/m rupa'da feodaliteden çı-
-Â. TJL. karken kurulan devlet,
"XX. yûzyıl boyunca, siyasal örgüt-
lenişin önde gelen örneği olmuştur.
'Ulusal kurtuluşa soyunmuş her giri-
şim, bir devlet kurma hedefini başa
yazdı ve her devrim de bir devletin
kahplan içine döküldü. Görünüşe
göre, devletin seçeneği yoktu ve
devlet modernitenin bir simgesi, son
sözüydü.
Küreselleşmeye
karşın devlet
aşılmış deflll
T^Te var ki küreselleşme
-1 J/ ile bu yapı çözülüp
-dağılır halde: Devlet iktida-
nnın etki alanının sınırlan
bulanık olup çıkmıştır: her
,Jürden akım o sınırlan aşı-
yor ve devletler. bunları de-
netlemekte, yönlendirmek-
te ve gerektiğinde engelle-
mekte yetersizlik içindeler.
Bunun sonucu olarak, dev-
letlerin düzenleme ve ayar-
lama yetenekleri de rastlan-
rıya bağlı kalıyor; ve iktisa-
dî ve sosyal dengeler de el-
lerinden alabildiğine kaç-
mış durumda artık.
Bununla bağlantılı ola-
*ak, bu akımlan düzenleyıp
ayarlamak üzere, devletin
ötesinde yeni mekanizma-
lar ortaya çıkar halde: Si-
yasal görev; daha geniş
alanlara, devletlerarası, hat-
ta devletlerüstü mekânlara
doğnı yer değiştirmekte.
'Bu dinamik, özellikle Av-
rupa dûzeyinde kendisini
, gösteriyor: Orada ulusalüs-
_tü tipte kurumlar doğmuş-
tur ve yetkilerinin alanını,
-ûye devletlerin yetki alanının aley-
hine -ağır ağır ve bilinçli biçimde-
genişletiyorlar.
Ne var ki bütün bu söyledikleri-
miz, devletin, bir siyasal örgüt biçi-
mi olarak artık aşıldığı anlamına
j»elmemeli. Ekonomilerin gitgide
artan nüfuzu. devletin eylem yete-
neğini daraltsa da kimi temel kolek-
tifgörevlerin (asayiş, adalet, savun-
rna) sorumluluğu sürüyor; onlann
yanı sıra ekonomik ve sosyal so-
rumluluklar da.
Gerçekten devlet, ekonomik den-
ge ile sosyal tutarhlığın ihtiyacı olan
"düzenleme ve ayariama ayncab-
ğı"nı en yüksek düzeyde hep elinde
tutar; onun aracılığı, küreselleşme-
nin kimi zararlı sonuçlannı gider-
mek için gereklidir.
Bunun gibi, devlet, yeni rakipler-
le (çokuluslu fırmalar, hükümetle-
rarası örgütler, uluslararası güçler)
karşı karşıya olsa da, uluslararası
ilişkilerin merkezindeki yerini sür-
dürüyor. Devlete seçenek olabile-
cek hiçbir şey de ufukta açıkça gö-
rülmüyor.
Gerçekten, içinde yeni bir siyasal
örgütleniş modeli taşıyan Avru-
pa'nın inşası, devlet mantığı ile uyu-
şur haldedir. Bu yeni yapı, devletler
arasmda yumuşak bir işbirliğini bi-
çimlendirirken, ulusal özelliklere de
saygıhdır; ya da daha federal bir sis-
teme doğru evrilse de Avrupa, dev-
let çerçevesi ile bağlannı koparmış
değil: 1992 tarihli Maastricht An-
laşması'nın öngördüğü "Avrupa
son yıllardaki yığınla geriye savru-
luş, geleneksel, liberal modele dö-
nüş anlammı taşımıyor.
Devletin günümüzdeki
baskın nltellfli
devletin günümüzdeki
baskın niteliği?
Şu: Devlet, ekonomide yerini ko-
ruyor; ama gerçekten etkileyeme-
yeceği hareketleri yönlendirmeye
çabalayan bir "püot" olarak değil,
bir "stratej" olarak artık! Devleti,
gelişmenin bir motoru olarak göriip
ekonominin -bütünüyle olmasa da-
temel kesimlerinin anahtarlannı eJi-
ne veren bir anlayışın geriler oluşu,
yükümlülüklerden sıynlma anlamı-
na da gelmiyor. Devlet, büyük den-
gelerin sürdürülmesini sağlamakla
yükümlü, gerektiğinde farklı nite-
likte dayatmalan da bütüne getirip
Bütün bunlar gösteriyor ki, devlet,
bir kez daha, sosyal bağdaşıklığın
sürmesinde; çağdaş toplumlann ev-
rimindeki dinamiğin durup durup
yırttığı sosyal dokunun yeniden di-
kilmesinde görev sahibidir ve yalnız
onun üstesinden gelebileceği bir iş-
tirbu!
Son olarak, demokrasi üstüne ek-
leyeceklerimiz var.
Demokraslnln düştüğü
bunalım
T Tius-devletlerkurulurken, XVI-
%J II. yüzyılın sonlarından başla-
yarak, siyasal ilişki ve iktidann ya-
pısı da yeni bir içerik kazanmıştır.
Demokrarik ilke, yurttaşlar toplulu-
ğunu, iktidann temeli olmaya gö-
türmüştür: Otorite, halktan geliyor-
sa meşrudur ve ancak onun nzasına
dayanan bir baskı kabul edilebilir.
yurttaşlığı'', ulusal yurttaşlıklann
üstünde bir ek, bir yardımcı yurt-
taşlıktır. Öte yandan, devlet mode-
li, kurtuluş hareketlerinin de refe-
ransı olarak kalıyor; ulusal ideoloji
ile bağlan koparmak şöyle dursun,
olsa olsa yeni bir ulus-devletin ara-
nışı içindedir.
Özetle, başlangıç noktalarınm si-
likleştiği, kesinliklerin aşındığı bir
dünyada, devlet, toplumlann bütün-
lüğünün temel ilkesi, kolektif kim-
liğin ayncalıklı mekânı olarak kalı-
yor; ve kuşkusuz uzun zaman da öy-
le kalacak.
Öte yandan, devletin rolü üstüne
sokan bir "düzenkyici ve ayariayıcr
olarak görünüyor. Piyasa ekonomi-
sinin evrimi de bu müdahaleyi zo-
runlu kılıyor.
Bunlann yam sıra devlet, sosyal
himaye konusundaki temel rolünü
de terk etmiş değil: Sosyal devletin
temeline su üşüren yığınla baskıya
karşın, asgari himaye ağını sağla-
mak her zaman devlete düşüyor.
Sosyal politikalar, çeşitli nedenler-
le pek büyük bir ayıklanmaya uğra-
sa da, dışlamanın çok farklı biçim-
lerine karşı mücadele gündemden
düşmüş değil; desteksiz insanlann
da yardımına koşmak gerekiyor.
Bununla beraber, bu demokratik il-
keye, iktidara kimi düzenlemeler
getiren temsilî yönetimin mantığı
da bir yön verecektir: Halk, kamu iş-
lerinin yürütülmesinde doğrudan
sorumlu değildir; onun seçtiği tem-
silciler, onun adına hareket edip ka-
rar verirler bu konuda. Her yurtta-
şın "kamusal konu'ya doğrudan ka-
tılımına dayanan ilkçağ demokrasi-
sinden farklı olarak, modern de-
mokrasi, iktidann gerçekte temsil-
cilerce kullanıldığı bir "yönetüen"
demokrasi olarak anlaşılmıştır. Ger-
çi, bu temsilcileri, bir örgütlenmiş
yanşma çerçevesi içinde bütün yurt-
taşlar seçerler ve "kamuoyu"nun
sürekli denetimi altında kalırlar; a-
ma öyle de olsa, temsilî demokrasi-
nin mantığına göre, yurttaşlar, ikti-
dann fiilî kullanılışını yöneticilere
bırakmışlardır ve seçim de onlann
meşruluğunu sağlamaktadır.
Doksanlı yıllar, bu anlayışın zafe-
rini perçinler; başka seçenekler, sos-
yalist ülkelerde egemen "halk de-
m o k r a s y ile ilerlemekte olan ül-
kelerde revaçta olan "gerçek de-
mokrasi" görüşü çöker ve "Kberal
demokrasi'', tek meşru siyasal rej im
tipi olarak Doğu'ya da Güney'e de
kendini kabul ettirir.
Ne var ki Batı'da bunalım içine
girer.
Gerçekten, böyle bir bunalım ya-
şanıyor ve çok cepheli: Yığınla
skandala bulaşmış bir "siyasal sı-
nıPın saygınlığını yitirmesinin so-
nucu, bir temsil bunalımı var; se-
çimlerde çekimserliğin
yükselişi ve siyasal partile-
re ilgisizliğingösterdiği bir
katılım bunalımı var; özel
alana kapanma, kolektif re-
feranslann kaybı, toplum-
sal çatlakJann derinleşme-
sınin getirdiği bir sosyal ve
siyasal ilişki bunalımı var.
Bu bunalım, sadece bir
söylem ve inanışa bağlı de-
ğil; temsilî demokrasinin
mekanizmalannda derinli-
ğine bir sapmaya vanyor.
Böylece, hem temsilcilerin
her şeye yetkili oluşlannı
sınırlandırmak, hem de
temsilin mantığuıa karşı
demokratik ve yargısal me-
kanizmalann hareketliliği-
ni sağlamak gerekiyor.
Gerçekten, hukuk devle-
ti, devlet organlannm karar
serbestliğinin, her düzeyde
hukuk normlannca çerçe-
velenmesini gerektiriyor;
bu kurallara saygı da bir
yargıcın müdahalesiyle gü-
venceye bağlanmıştır. Se-
çilmişlerin paylaşmasız bir
otoritesi yoktur ve iktidar-
lan özünde sınırlıdır. Böy-
lece, hukuk devleti, demok-
rasi ile temsilî sistem ara-
sında her türlü kanşıklığı
bir yana atarak, demokra-
siye daha tam bir anlayış
getiriyor.
Demokrasinin bu yeni anlayışı şu
başka biçimlere de bûrünüyor: Yeğ-
leyişlerin anlamını aydınlatmak için
uzmanlara başvurmak; uygulanabi-
lir çözümleri öğrenmek ve bir uzlaş-
manın yollannı araştınnak için bil-
ge kişilere çağnda bulunmak; öz-
gürlüklerin en iyi biçimde korun-
masını sağlamak ve karşılaşan çı-
karlar arasında hakemlik etmek
için, bağımsız düzenleyıp ayariama
mercileri kurmak. Bütün bu meka-
nizmalar, seçilmişlerin yam sıra, se-
çimden başka meşruluk ilkelerine
dayanan yeni demokrasi aktörlerini
ortaya çıkanyor.
TeıiLsili sistem, tek başına yeterli değil artık...
Ote yandan, temsilî yönetim, demokrasi-
nin gereklerine yanıt vermede tek başı-
na yeterli değil artık; çünkü, yurttaslann si-
yasal haklannı, temsilcilerin bir sıradan be-
lirlenişine indirgiyor. Oysa, temsildeki buna-
lım, bu görüşün devrini tamamladığuıı orta-
ya koymuştur. Demokratik ideal, yurttaslann
kolektif yeğlemeler üzerinde söz sahibi olma-
lannı istiyor; ve yurtaşlık, uzaktan seyretme
yerine aktif bir yurttaşüğa doğru evriliyor.
Artık, politika üretmek için örgütlenmiş
gruplan biraraya getirmek yetmiyor; aynı za-
manda, kamuoyu araştırmalanyla, hatta
"yurttaş konferanslan"yla, halkın katılımını
yüreklendirmek de gerekiyor. Katümacı mi-
litanlığın gelişmesi, yurttaşlarm kararlar üze-
rinde egemen olma araruşının da bir sonucu.
Bütün bu değişikiikler, filozof Jürgen Ha-
bermasa göre, iletişim, tartışma, görüşme
üstüne kurulu bir "tarüşmacı ptdjtika" mode-
linin doğuşunu haber veriyor. Onunla, de-
mokratik mantığın temelleri yeniden yaka-
lanmış olacak. Bu katılmacı ve sürekli de-
mokrasi doîayısıyla, bireylerin kolektif yeğ-
leyişlere daha güçlü biçimde sahip çıkmala-
nna dayanan yeni bir yurttaslık bağı da geliş-
mekte gitgide. Aynca, Berlin Duvan'nın yı-
kılışı. beraberinde, artık biliyoruz, otoriter ve
tek partili rejimlerin çöküşünü de getirmişti.
Bununla beraber, birçok devlette, çokpartili-
Iik pek gelişmiş de olsa, ne demokrasi ne de
insan haklanna saygı ile eşanlama gelmiyor;
çokpartililik. demokrasinin zorunlu bir ko-
şulu, ama yeterli değil.
Özetle, doksanlı yıllardan beri, şu ders bir
kez daha ögrenihniş olmalı: İnsan haklanna
saygı; gerçek bir çokpartililiğin belirleyici
öğesi olduğu demokrasi; ve ikrisadî, sosyal,
kültürel gelişmişlik, etle örnak gibi birbirine
bağhdırlar; onlar birlikte ilerliyorlarsa, top-
lumun siyasal yapısı sağlam temeller üzerin-
dedir, rejim de sarsıntısız yürüyebilir.
Ancak "Jiberalçıkmaz" üzerinde de düşün-
mek gerekiyor.
Yarıri: Liberal çıkmazdan nasıl
sıyrılmalı?
600 milyar lira: 583279 (Ankara, Ankara)
60 milyarlira: 282168
, (Ankara, Erzurum)
6 milyar lira: 008898 (Ankara)
, 1 milyar lira: 571089
500 milyon lira:
.' 065894 435707
250 milyon lira:
' 060705 156072 232830455834 590017
200 milyon lira:
! 085094 109248 332786 371169 400707 433179
' 518788 532365 550424 565316
150 mttyon lira:'
1
C04503 009138 055085 061714063870078011112221
1
166379180168220710223121251350255616294056
336813345244350195366736445385470286482504
'530173 568739 576214 579605
100 milyon lira:
0003160015340H614039020052484 063848 084179
089236093166 120668 124609132578 145014153826
6OO milyar yanm foilete
AVRUPA'DAN
GURAY OZ
Sisin İçinden Geçerken
Doğrunun eğriyle iç içe geçtiği, gerçeğin sisler için-
de paıiayıp söndüğü; histerinin, mantığı yerle bir et-
tiği zamanlardayız. Koyu bir gölgenin, göz göre göre
saptınlmış hayatın içindeyiz. Bizi birdenbire bir Holi-
vut filminin içine yerieştirdiler ve hayata bakışımız, bir
sonraki sahnenin nasıl olacağına dair bilgimiz, çok
başlı ama tek beyinli aptal bir rejisörün elindeki kâğrt-
ta yazılı. Bütün bildiklerimizi bize unutturmak istiyor-
lar. Geçmişte gizlice yaptıklannı şimdi bize biryasal-
lık gibi sunabilrnenin sevinci içindeler. Bu cangılın
içinden sağlığımızı koruyarak çıkabilmenin, yeniden
güneşin ışığı altında yürüyebilmenin bir tek yolu var.
Soru sormak.
Sorulardan fazla hoşlanmıyorlar bugünlerde, ama
yine de soru sormaktan, verilen cevaplan inatla aklı-
mızın süzgecinden geçiımekten başka çaremiz yok.
• • •
ABD'yi desteklersek, teröre karşı çıkan kahraman;
eleştirirsek, terör yantısı mı olacağız? ABD'ye karşı çı-
karsak, şeriatçı Taleban'ın yandaşı, bu ortaçağdan fir-
layıp zamanımıza düşmüş geriliğin destekçisi mi der-
ler bize? Ikisine de kırmızı kart göstermenin bir yolu
yok mu?
Afganistan'da nasıl bir düzenle, nasıl bir rejim al-
tında yaşayacağına kararvermesi gerekenAfgan hal-
kı değil mi? Nasıl oluyor da bu çağda Ingilizlerin baş-
bakanı, ABD'nin Haçlı özentisi başkanı, Afganistan'ın
rejimini değiştirmekten sözedebiliyorlar. Böyle birşey
bizim ülkemizin başına gelirse, ne yapacağız?
ABD bu ülkedeki rejimi beğenmiyor, terörist ya da
terör destekçisi olarak görüyorsa, neden geçmişte
destekledi? Şu sıralardaTaleban'a karşı bağlaşıksay-
dığı Pakistan'ın, Suudi Arabistan'ın şeriatla yönetildi-
ğini ABD bilmiyor mu? Şeriatın, din kurallanna göre
hayatın düzenlenmesinin özgürlüklerle bağdaşmadı-
ğına inanıyorsa ABD, Türkıye'de şeriat yantısı bir dü-
zen kurmak istediğı TV kanallannda kendi sesiyle gö-
rüntüsüyte yayımlanan Fethullah Efendi, ABO'de na-
sıl bannabiliyor?
• • •
Bir başka grup soru daha var.
ABD'nin askeri harekâtının ya da sa/dınlannın ilk gü-
nü 50 roket, binlerce bomba Afganistan üzerine yağ-
dı. Bu yazının yazıldığı gün saldın daha da yoğunlaş-
tı. Buna rağmen yalnızca terörıstlerin hedef alındığı,
harekâtın Usame bin Ladin'i yakalarnak için yapıldı-
ğı söylenebiliyor. Yeşiller, desteklerinin bununla sınır-
lı olduğunu, gözlerini kaçırarak da olsa söyleyebiliyor-
lar.
Ayıp değil mi?
Terörün nedenleri üzerine söz söyleyenlere, azıcık
nesnel değerlendirme yapmaya kalkışanlara nere-
deyseterörist gözüyle bakılıyor bugünlerde. Cesaret-
le fikrini açıklayanlar TV kanallannda, gazetelerde
yer bulamıyor. Bunca laf kalabalığı içinde Federal
Cumhurbaşkanı Johannes Rau'nun "Uygariığa sal-
dıran teröre, sivil araçiarta yanrt vermek zorunlu-
dur" sözünü bile kimse duymadı. "Terorizmin ne-
deni eşrrJiksiz dünya ekonomik düzenidir" diyen;
ABD'li yazariann; Norman Mailer, Woody Allen, Su-
san Sontag'ın "Neden herkes bizden nefret edi-
yor" cesur sorusunu sorabildiklerint hatırlatan Gün-
ter Grass'a kulak veren oldu mu? Grass'ın, "Fana-
tizmin bu son otayiarda rol oynadığmı, ama yal-
nız Islatncı fanatizmden değil, aynı zamanda dün-
yayı 'iyiler-kötüler' diye ikiye ayıran fanatzmden de
söz etmek gerektiğini" anlatan sözleri üzerinde kim
düşündü?
Fırsat bu fırsattır dıye Almanya gibi "aşın kuralla-
ra bağlanmış, ama güvenli bir demokrasi"ye sa-
hip olmakla övünen bir ülkede bile, polis devleti yön-
temleri nasıl oldu da bu kadar yandaş bulabildi? Na-
sıl oldu da bütün yabancılan potansiye) suçlu olarak
gorüp bilgisayar destekli genel arama taramalara gi-
rişebildi bu sosyal demokrat-yeşil hükümet? Nasıl ol-
du da hükümetin banşçı partisi Yeşiller bu kadar hız-
lasavaşçı birparti haline gelebildiler? Avrupa'nın için-
deki çatışmalarda kendini gösteren, Ortadoğu'ya,
petrol ve doğalgaz kaynaklanna ağzından sular aka-
rak bakan, bölgeye kalıcı bir şekilde yerleşmek iste-
yen bir ABD'den söz edersek, Ingiltere'nin değil, a-
maAvrupa'nın ürkek desteğinin arka fonunda bu kuş-
kunun yattığını söylersek çok uçuk bir senaryo mu
üretmiş oluruz?
Hep soru sormak, daha çok soru sormak gereki-
yor. Cevaplannı ısrarta isteyeceğimiz daha pek çok
soru olmalı. Ama bu sorulan sorabilmek için cesur ol-
mak gerekiyor bugün. Gelin üşenmeyelim; sisi arala-
yabilecek sorular soralım. Hem kendimizi anlayabil-
mek hem de sorulardan hiç hoşlanmayan, dumanlı
havayı seven kurtlara bırakmamak için dünyamızı,
çok ama çok soru sormak gerek.
Başka çare yok.
163611164663197482204204206082211611220732
252156260680283179285780314014315917332604
333495 335826
340078 344256 355237 365341393235402282418781
429528446275452541462926481552486515514058
553699 565934 571435 574381 575388 590280
75 milyon lira:
O01O6O0019420062870103950I3977026308027399
035843 084255 087288 089961 091430
093598101595102517105141108568111049111486
117261120237122858 135324153859157477162958
186326 196641197209199339206836209790212528
213435217396219388221109221241226575227518
230671232322232721236970240264243990248456
264158272085272288278820284857285162292551
299015301624308106309883310902317560318524
322670 333143 334496 338266 340808 341507 348473
350465365698385147402539408337412846416031
429622431165 449658463499474262 474321480413
492178499615503111529333532600539912540001
546253 552590 553990 554663 564630 565953 578478
582972 585225 586535 599961
50 milyon lira:
000209000815002258004519007153011664012334
013811014411017614018639019565028082030354
030630 031472 036530 039942 040621050088 051625
0531580544340575410607% 060814061091062311
063430 065959068095 075233 075504079407079573
080730082826085620087415090505093452094772
101698 101901104225 106216106720110245111052
ESKİŞEHtR 4. ASLİYE HUKUK
MAHKEMESİ'NDEN
EsasNo: 2001/786
Davacı Eskişehir Odunpazan Belediye Başkanltgı
vekili Av. Selim Ozkar tarafindan davalı Tuzcular Gı-
da ve Ihtiyaç Maddeleri AŞ aleyhine açılan kamulaş-
tırma bedelinin tespiti davası ile ılgıli olarak Kamu-
laştırma Yasası'nın değışık 10 maddesi uyannca,
Eskişehır Merkez Çarşı Mahallesi, 35 pafta, 308
ada, 20 parsel sayılı, arsa vasıflı, davalı Tuzcular Gı-
da ve Ihtiyaç Maddelen AŞ 'ce ait 40.60 metrekarelık
taştnmaz bölümünün davacı idarece, ımar plamnda
yola ısabet etmesi nedeniyle bedel tespıt edılıp kamu-
laştınlmasına karar venldığı, satın alınmasına kararla
birlikte davalı ile yapılan görüşmelerde uzlaşmaya va-
nlamaması sonucu alınan Uzlaşma Komisyonu kara-
nnı müteakip 18.09.2001 tanhinde kamulaştırma be-
delının tespiti davası açılmış olup dunışması
18.10.2001 günü saat 10.00'a talik edilmiştir. flan
olunur. Basın: 56329
111650114839124150124759125800127458135666
137852148160155273 158311162882 163785 172106
174933175617182108183804185143191538191664
196710197113204928205094206534211104212166
214731219705222574224218228145229971230398
230492 235149 236669 242572 245350 252174 252426
254723259018259794260479261706261882263757
271461276224276389285916288337293414299293
299462 304203 308632 308706 309595 312644 316848
317897320028320139325337329402339770342958
346861347731 349783357129358807366099368246
368930 372894 373056 377946 380167 389707 393125
397298400181401514406629413549417011417820
421402 424203 426932 429897 430758 432079 433082
434736444948453481462983464934466371469118
469708 474665 475302 475604 478184 481502 484661
485668 485720 488909 495790 496499 496844 497230
503104504857512573518496518648529010530798
531530536084538417538535542194544306553704
554520561653561675 564031569040573737574124
579150581978582266582349587020588841589723
590187 590666 591427 597520
20 milyon lira:
04322 20853 28510 354404558146310 5076151139
5541156847
62672 68859 86614 94704
16 milyon lira:
000101012219 2295 2389 2652 2938 42604289 4364
5404 8970 9525 9811
12 milyon lira:
191 373 706 785 805 845 916
8 milyon lira:
03 14 22 43 52
Amorti:
Ive7

