19 Ağustos 2022 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
AYFA DÖRT: :CUMHURtYET 15 Eylül 1971 ffc KfMK'deki otel« lndiğimlI I zın «rtesi sabahı, erken saV attarde kapı vuruldu. Genç oır adam... Ama yorgun besbelH . Mevsimsiz bir çöktintU, karamsar bir davranıs, üzgün bır Ifade: «Gttnaydııı bey... Çarçıdan bir istediğiniı var nu?..> Bir tskım gazeta ve dergi i•imleri saydık. «Yanverin bir kağıda...» dedi. «TJnutuyorum... Katanı, yerli yerinde değil .» «Bir sey nü oldu kafana?.» «Hayır. Pannağım çok fena. Kolnm d» şişti... Gecelerl bi lonklama, bi zonklama... Vyuvabilirsen nyu.» Otele devamlı olarak sıcak su sağlayan kazan dairesinde çalışıyormuş. Bilmem neyin bılmem nesıni temizlerken tel batmış sag ellnin isaret parmagına. Önemsememiş tabıî... Yara toplamış zamanla... Parmak şişmış aavul gıbi... Kol da öylesıne. KIYILAR VE INSflNLÜR «Doktora göstermedin mi?» «Uzun i? .. Vizite k&ğıdı tlacaksın.. Kalkacaksın buradan ta hmir'e gideceksin... 1?çi Sigortalanna... Smya gireceksin ..» «Aç bakalım şu parmağuu. Kolunu da sıv» . » Bızım bildiğimız sargı bezi Süvpnzlec bitbirini Uavaiıyot mağındakl kahverengi ile siyah arasıydı... Ikına sıkına çözüyordu: «Tfltün ektim ama fayda et medi..» Dolmadan farksızdı parmağı.. Kokmus, küılenmis bir dolma.. Kol da kıyasıya şis. Eşim, Uâç çantasmı kosturdu hemencecik.. Telâş ve heyecanla: «Sen ne yapmışsın bdylo hemşerim?.. Canına kaıtin mi var?» «Bi« cahil Insanlam yenge hanun . Ne bilelim iste . » Kaynar su ile parmagı guzelce yıkadık. . Yara meydana çıktı... Oksijertfe de bır pansıman. Dokundukça adamm gozleri buyüyor... Dışlerıni sıkmasa haykıracak. Bızim ilâç çantasında her decde deva bir merhem bulunur daima... Ithal mah... Bolca sUrdük .. Sındıre sındire. Yaraya sızması için birer sigara ıçımi bekledik... Sonra biraz pamuk .. Ve kar gıbi sargı bezlen... «Bu halde çarşıya marşıva gidemezsln sen.. Ateşin de var. » «Giderim, giderim .. îürürken acımiyor.» Dbndüğünde bir tüp antiblyotık verdık. En kuvvetlisinden: «Her altı saatte bir, iki tane rutacaksın... Akşatna uğra. Pansıman değişecek. Tamara mı?..» «Tamam..» dedi ve uzaklaştı.. Yalpalaya yalpalaya. O aksam ve ertesl sabah tek ADNAN JAHiR beyaz olur... Adamcağızm par Plâjda bir genç kız belirmişti, Saçları, altın şelâle gibi omuzlarına dökülüyordu. Manken miydi, güzellik kraliçesi mi, yoksa film yıldızı mı? rardan uğradı. Evvelâ derece koyduk. . tyi... Ateş duşmuş. Sonra parmağı açtık... Yara tarn kıvamında... Patladı, patlayacak. Elini lâvaboya uzatıp canını acıtmamağa çalışarak başladık sıkmağa... Yavaş yavaş... Itma ile. Bır iltihap boşaldı dolma gıbi parmaktan... Bır iltihap .. Evlere şenlık. Oturttuk adaraı... Bır güzel pansıman daha ve bol merhem. Gozleri bir gun on cekı gıbi donuk donuk bakmıyordu artık . Yanaklarma da renk gelmışti. «Kurtuldun.. » dedık. «Tehlikeyi atlattın... Haplara devam. Yarın sabah yine geleceksin.» Geldı... Eşımın elıne sarıldı... Öptu, alnına koydu: «Günlerden beri ilk defa dcliksiz bir uyku çektim doktor hanım .. Allah sizden razı olsun. Dışard* bir arkadaş bekliyor .. Kcyri yok .. Ona da bi baksa nız » Çeşme'd» kaldığıınız sürecı onu, cşimın doktor olmadığın; inandıramadık .. Onu ve bütuı otekılerı... Başı ağnyan, burın kanayan, midesı bozulan. ayağı na cam batan, öksuren. aksıraı kım varsa, vakitlı vakitsız kapı mızı çaldı . tlaç çantası da bov lece boşaldı. Tedavi karşılığ para verrr.ek hevesme kapılanla ra bıle rastlıyor. kahkahalarla gulüyorduk zevkten... Tatılde değıl miydık'.. Gülecektık tabıi Kaldıpmız otelden bir köşe... Yanyan» yapılmış bungalov tipi odalar; genış: yeşıllifi ve çlçckleri bol bir bahçenin içlnde yanm daire ?eklinde sıralanıyordu. Odamzdan çıtoyor; bahçeyi geçlyor Te denlze giriyorsumız. Güreş EŞME kıyıları hep rüzgârlı. Zaman zaman çılgıncasına esen bir ruzgâr. Ama isabet... Bu rüzgâr da olmasa sıcağa dayanamazsınız. Denız çok tuzlu .. Gözlsri yanıyor insanın. Sonra sonra alışıyorsunuz. Su, daıma çalkantılı .. Fakat nasıl berrak, tasavvur edemezsinız. Uzaklara kadar gıdın, hep sıç. Dıpte bır kum var Başka bır kum muhakkak Kuma değıl de kadifeve basıyorsunuz sanki Dünyanin hıçbir tarafında rastlayamazsımz kolay kolay. Bu kıyılarda hergün dıkkate değer olaylarla karşılaşıyorduk.. Bır sabah iki Danimarkalı tunst gureşe tutuştu. Bunda ne var dıyeceksmiz' Olmaz olur mu?.. Bın kadındı. diğen erkek. Kaçınlır sahne değıldi .. Oda^a kostum nefes nefese... Fotograf makinesını alıp yetişene kadar Eureş bitmişti. Erkek verde yatıvordu... tkı seksen ve bıttan. Genç kadının elıru havaya kAİdırdllar... Madalva yenne de blkınısine bir mıdye kabugu ılıştırdıler. Çeşme'nin adı üstündeydi zateıı... Adım başıoda çeşmeye rastlıyordunuı. Bunlarm arasında fotoğrafta göruldüğu gibi tarihi çeşmeler de vardı. Fakat kimin; ne vakit yaptırdığım belirten yazılar yerine bir takım reklâmlar görüyordunuz. C Otelin plâja doğru inen bahçesindeu bir gorünu?. 1lerde deniz: uzakta da karşı kıyının tcpelerl görulüyor. Sağ taraf açık hava fatinosu ve dlskotek... Mehtaph gecelerde bu sahil kestmi rerçekten romantik oluyordu bol bol somurtacağımızı da unutmuvorduk ara yerde. Bir misafir Malkoço konu veresim: AYHAN BAŞOĞLU I I GUNAHKAR KRALIÇE •• • * »ESME'ye ındığımızın üçuncü gecesıydı. Geç vakıt, çığLığa benzer bir sesle fırladık verımızden. Uyku sersemı bızı çığlık gıbi etkıleyen ses, aslınaa bır cırcır boceğıne aıtti. Burnumuzun dıbınde bır yerde ötuyordu ama acaba neredeV Işıgı yaktık. «Arayao buiurmuş» deyımine uyarak başladık aramaya... Koydunsa bul... ! Işıgı söndurüp yattık .. Yerlerde sürünmekten belimiı tutulmuş.. Dalmak Uzereyız S o lo, tekrardan baslamaz mı?.. tıum inım ınlıyor ortalık... Ne de ses varrrns mubarek yaratık ta? Sabahı guç bulduk... Yata kaıka .. Işığı yaka sondüre... Eveı, sabahı bulduk ama boceği bayır. Kahvaltı lçın gıyınirken pabucumun ıçınden çıkmaz mı?.. Hırpalamaksızın yakaladılc... Pencerenin dı?ına bıraktık. Bizlm, bayvanları, inâaolardan çok sevdıgimızi anladı mı r.edır''.. Gunduzleri kayboluyor, Recelerl pencereye ttonup durmaksızın otüyordu... Ama bıa alışmıştık bu sese .. Nınni srib gelıyordu artık. . Daha tatlı uyu yorduk ve daha derın... Allai rahatlık versin. YARIN:. Kuşadası artık Kuşadalıların değil 80 Uçakları akşama kalkıyorram Ortaklanmla ıstişare etmek mec buriyetindeyım dedim herıfçıoğullanna .. Kesınlikle kanaat u tirmelerl ıçm sizınle"^ tanışhr" sam hıç de fena olmayacaK... Meseleriın, ozellıkle ölğer muş' teriler tarafından duyulmasını istemiyorum.» «Pekâlâ» dedi Valoü. «Neredeler şımdı? . » Clavet, koltuklardan btrme gö mülmüs vazıyette oturan karısı na döndu. Genç kadın, tek keUme soylemeden ve göz kırpmaksızm onları dikkatle dınlemıştı. «Sana zahmet olacak sevgilim .. Şu iki adarru çağınver buraya... Ya bardadırlar ya lokantada.» Madeleine kalktı, çalışma odasından çıktı. Biraz sonra iki Amerıkalı ile gelecekti. Clavet, onlan berikilere tak dim et», oturmalan için yer gdsterdı. Ortaklık açısından son söıil daima kendisinın söylemesı, gerekli otonteyi de kendisinın kurması lâzım geldiğıne inanan Valoti hemen davrandı. ln gılizcesi mükemmeldi. Kısa cürn lelerle, yabancılara, «Kupa Ası» nın kritik sayılabilecek bir dönemde olduğunu anlattı. «Bu gece, sayın misafırlerimizin gecesı herhalde... Aşağı yukan herkes kaaanmış... Rekoru da siz kırmıssınız™ Paranızı alacaksınız tabiî. Ortada korkacak, endışe edecek bır şey yok... Çünku lokal, kendi kazançlan dışında da sağlam gelirlere sahip. Arkadasım, sızın yann akşam uçakla Pans'ten aynlacağınızı söyledi. Bu du. rumda paramzı hareketten öncs mutlaka alacaksınız. Buyurun şu kartı...» Kartta «Superlatifnin adresl yazılıydı. «Saat dörde doğru bu adrese kadar zahmet edeceksinız. Paranız nakit olarak size verilecektir... Bizzat ben verecegim . Ortaklık adına tabu . » Madeleine, oturdugu yerde kı« pır kıpırdı. Sual dolu gbzlerle kocasma bakmaktan kendinı alamadı. tki Amerikalının «Superlatıf»e gıtmesine ne liizum vardı. Adamlar parayı burada Acaba kim? SEKFOHISI Türkçesi: Şehbal AYGEN kazanmışlardı... Fışlenni de burada paraya çevirmeleri lâzımdı.. .Usul buydu... Gerisi ukalâUk.. Clavet, fcansuun ne demek istediğinl bir hamlede anlamıştı ama bır baş hareketiyle onu yatışürdı. Valoti bu şetelde, ortaklıkta söz hakkına sahip tek adam olduğunu fıilen gbstermek istiyordu. tstesindi bakalım . Itıraz etmenın zamanı değildi şımdı Elbet vakıt gelecekti... Vakti geldiginde de ağzının payı bir gu zel verilecekti. Amerikalılar pışkm ve gerçekçi adamlardı. Anlatılanları ga yet iyi anlamışlar, durumu normal karşılamışlardı Sonra «Su perlatif»in her bakımdan sükselı ve blrinci sınıf bir lokal olduğunu da gayet iyl büiy>rlardı. ÇUnkü daha öncekl günlerde şahane bir gece geçırmi$lerdi orada. öylesine ikna olmu«slardj kl hani neredevse ortaklan zor duruma düşürdükleri için özur bile dileyeceklerdi. Çıkmak Ozere kalktıklan sırada Valoti onları kapıya kadar ufiuriayaraktan söyle dedi: «Arzu ederseniz gecenln ge ri kalan tnsmını «Superlatif»te geçlrin Misafirimiz olun, yer içer, eğlenirsiniz . » Madeleine ıçın bu kadan fazlaydı artık. «Misaflrlerimizl btzmt ağırlayacak ölçüde bizım de imkânlanmıa var yanılmıyorsam..» diye patladı ıld yabancı gıder gıtmez. ValoM, oralı bile degildi: «Yaptıklanmm tumunü stzin prestijmizl kurtarmaK tcnn vapttğımdan emin olabilırsırız » dedl. «Her neyse . Simdi gevezelıgı bıratelını da ciddl «eylerden bahsedelinj Yann saat dörde kadar mühlet alara's ken dimıze bır nefes payı sağlamakla mesele bıtmiyor. Ortada ödenmesi gereken yüklU bir para var .. Sonra hatırlatınrja beyler.. Yann günlerden Pazar.. Bankalar kapalı.. Ojsa biz saat dörde kadar 0U12 milyon frank bul mak zorundayız Diger bir deyımle on milyon adam başına .. Ben kendi nesabıma bunu temın edebihrım «Superlatıfınn bır haftalık gelinne elımi bıle surmedım henüz... Olduğu gıbl ka sada duruyor . Oç milyon kadar bır şey Sonra bıliyorsunus dun gece Paolı'den dörder mil yon mıras kaldı hepimize . Eder yedı milyon . Ust tarafını da bınlennden borç alarak tamamlayabilirim . Pazartesiye & • demek şartı ile tabiî. » «Dilimin blr kanş dışan çıkması ve kıyasıya terlemek pahasına olsa bile söz konusu Darayı ıkına sıkına ben de temın edebılecegimi sanıyorum » dıve Jabeke konuştu. «Fakat sonrası İçin benden meteiık bile alamazsınız arhk. Çünkü yok. Paoli'den kalanlar olmasaydı bziir dılemem serekecektı. Fakat askolsun reise Ölümünden sonra bile tmdadımıza vetişlyor Sonrası içtn de Tanrının büyüklliğUne eüvenmeteten baska çare yok. Bana çah• = i masraflanm için blrkaç bındolar kalacak Dunım düzelüv ceye kadar da bununla Idare e deceğiz anlaşılan.» «Şu bahsettiğin birkaç bin doları da tyikı Moreau"ya teslım etmemışsın Aksi halde <ıro dı avucunu yalayacaktın.» Jabeke, bunları da Moreau'va teslim etsevdi, deri çantayı biraz daha a»ırlaştırmaktan baska bır şey yapmış olmayacak» tı... Çanta da dönüp dolaşıp ken disıne geleceğine göre... (Arkaaı var) B TİFFANY JONES İR SABAH yıne plâjdayız. Durgunluğa benzer bır şeyler vardı çevrede. HerkPS susmuş bır noktaya bakıyordu. Kadınlar kıskanç bır ıfadeyıe, erkekler de hayran havran. Bız de aynı ıstikamete bır goz at> mak zorunda kaldık .. Vay. vay, vav .. Şahane bir kız .. Tek başına... Saçlan, altın bır şelâle gıbi omuzlanna dökülüvor. Yuzu mü daha Rüzel, vucudu mu . Ayırun yapmanın mumkünü yok .. Yüzü de çok guzel, vücudu da. Çok sevdiğim bır cumls gcldi dilimin ucuna: «En büvük kusoru. kusursuzluk .» dive mınldandım. « î a manken, va eiizellik kraliçpsi, ya da film vıldızı Nerdeo düşmüs buralara bu bövle?..» «Fazla merak edirorsan eit sor ..» dedi eşım. Enur emirdır Gıttım, sordum, döndum. Sonra resımlerini de çektim ama, kareler yanık çıktı... Film bile davanamamış kavrulmus olacaktı bu euzellılt karşısmda. Tahminlenmde oteden beri va nılınm... Ne mankenmış, ne güzellık kraliçesi, ne de sınema yıldızı. «Rehberlik rapıyormn ..* dedl. Ingilizmiş. Adı: Hılary Ricketts... Almancayı, Fransızcayı mukemmel bılıvor. «Xa Türkçe?.* «Çok lor » «Kolayı var . Bir erkeK arkadaş bulun Türk olsun... Kısa zamanda öğretir size.» «Bulmasına buldum ama o bana Törkçe öğreteceli verde benden tnciiizce öereniyor.» Yurdumuza gruplar halinde tunst gönderen yabancı bır sırket adına tzmir, Çeşme ve Kuş adasında rehberlik vapıyormuş. «Ben de şu sizin eruptaki turistlerden biri olmak istfrdim...» «Anlaşıldı .. Siz de tnfiltzceniri ilerletmek nivetinde«iniz ..» dedi ve bir Sahkaha attı Bız de güldük. Tatilde defiil miydik?.. Bol bol gülecektik tabıî... îstanbul'a donduğümüzde Bay ındırlık Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğünden: Avukat Alınacaktır GARTH Elâzığ 8. Bolge Müdürlüğünde çalisttrılmak: üzere 4. dereceden bir adet avukat ahnacaktır. Verilecek brüt öcret; 3.850. TL. dır. Aşağıda belirtilen pvsafı haiz isteklılerin Personel MOdürlüğüne şahsen veya dilekçe ile 30 Eylül 1971 tarihine kadar müracaatlan. 1 Asgarî 10 sene 13/12/1960 tarihli ve 160 saydı Kanunun 4. maddesine tâbi kurumlarda çalışmış bulunmak. 2 657 sayılı Devlet Memurlan Kanununun değişik 48. maddesindeki sartlara haiz bulunmak ve 50 yaşjndan büyük olmamak. ADRES : Karayollan Genel Müdürlügfl Personel Müdurlüğü Tücetepe Ankara (Basın: A. 1352420662/7635> Sosyal Sigortalar Kuruntu Gedikpaşa Dispanseri Baçhekimlisinden? 1 Dispanserimiz Ue Hukuk İşleri ihtiyacı olan 100 ton (51 No, lu> FuelOil kapalı zarf usulü Ue satmalınacaktır. 2 Bu işe ait ihale 20 Ekim 1971 Carşamba günü saat 15 de Sultanahmet'te bulunan Dispanserimiz Satın Alma Komisvonunda yapılacaktır. 3 îhale ile ilgüi idarî şartname mesal saatleri dahilinde ügili Komisyondan bedelsiz olarak temin edilebilir. 4 thaleye iştirak eden firmaların usuiüne söre hazrhyacaklan kapalı zarflannı ihale gönü saat 14.00 e kadar makbuz mukahili ilçili Komisyon Baqkanhtına vermış veya avnı gün ve saatte Komisyonda bulunacak şekilde iafipii.taahhütlü olarak posta ile gönderilmış olacaklardır. 5 Postada vflki gecikmeler kabul edılmez. 6 Kurumumuz ihaleyi yapıp yapmamakta veya diledığini yapmakta serbesttir. (Basın: 20769/7629)
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle