12 Ağustos 2022 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAYFA ÎKli ;CUMHURİYET= S 19 Temmuz 1971 k Sendikftcılığının gelişme harcketlerini gelecekte inceieyecek olanlar, BU hareketin merkezi yönetim kadrosunda bir süredenberi çarpışmakta olan iki akımın nzerir.de önemle duracaklardır. Müeadele, gerçi Türk İş zirvesinde cereyan eder. Çatısmalar daha çok zirvede merkezleşmiştir. Çarpışan prensipler üzerinde teşkilât, benüz haıeketli .değildir. Her iki akımın önderleri dâvalarını, şimdilik merkezde halletmek gayretindedirler. Hatta mücadelenin teşkilât kademelerine yayılmasından. şimdilik belki de kaçınılmaktadır. Buna, belki bazı disiplin icapları da her iki tarafı zorlamaktadır. Ama ne v»r ki, mücadele esaslıdrr. Dâvı, işçi stmfmın bfînyesinde, vapısında, demokratik bir gelişmenin açığa vuruşudur. Bu da, hem demokrasimizin yapısı, bem de geleceği için, olumlu bir olgunlaşmannt ifaderidir. Ye r.ctice elbette ki ergeç, bem mıgünkü demokratik yapının kendini daha iyi tamamlatnası, hem de biitfin batı demokrasilerinde olduğu gibi, Türkiye'de de, isçinin parlamento re.jimi içinde siyasî örgütlenmesi fle bir terakki hamlrsi kaydedecektir. G halde simdi, Türk sendikacılığımn güçlü bir örgÜtü oluı Tarkİs'in, bngün daha çok zir\e yör.etiminde cerevan eden bu mücadelenin. karakteristik prensiplerine kısaca gözatabiliriz. Ama ilk önce. gene b»n ilkcl gerçeklerl belirtmeye çalışalım: Iş, yani insan ve emek. tarih boiunca vardır. Haltâ aslı aranırsa, ilk köklerîmir oian havvan >aratıklarla, ilk atalarımız olan ilkel insanı birbirlerinden ayiran. ilk atalarımmn, emek dediğimiz soy ve yüceltici hassaya ulaşarak birşeyler yontması. birşeyler yaratması ve bdylrce de üretiei düzeye erişerek, birşeyler biriktirmeye muvaffak olmasıdır. Adına «osval ilişkiler dediğimiz İlkel toplum riüzfai. bu aşamada vücut buldu. Biz, havıansal kftkümüzden. böyle ayrıldık. Bu ilk eme^.n, ilk toplum iliakilerinin doguşn ne kadar 7iman öneedîr? Bunn kesin tayin edemiyonız. Ama nıeselâ Antalya civartndaki Karain Maearasında. 10 metre kadar kalınlıktaki taş toprak birikintisinin altıoda hulunan insan ve iiretim kaimtılarınm ömrü 1.000.000 yil kadar tahmin edilmektedir. Demek ki vatanımızda, 1.000.000 Til 5nce insan denilen yaratık. bir emek re bir ttretim vasanttn içindeydi .. Hulisa. batün tarih Sncesinde rt «ihayrt, 5.000 • 6.000 yılı bulan tarih devirlermde, insan ve emek vardi. Ama emeğin topltrm yapısında veri ve sosval ilişkilerde şekli ve değeri, daima değişti. Çağımızdaki i«t ve işçi sır.ıfına gelince? Çağdas I« ile çagda< işcl s.nıfın:. in«anlık tarihinde. ancak iki yüz yillık bir tarihi varclır. Çünkö çaçda* îsçi «• nıfı. ancak. makinalarre sanayie ujgulanma«., vahut adına sanayi inkılâbı dediğimiz hâdiser.in ve devrin varattığı sosval ilişkileriıt bir mahsulüdür. Makinaların sanayie uytnılanmasının yaratttğı bu yeni «osval tipe işçi ve işçilerin teşkil ettip »osTal kfitlelere de, biitfin b«tı dillerinde isçi smıti denilir. Biıde de Cumhnriyetten beri bu kütleye i?çl Bu da bir oşomadır Şevket Süreyya AYDEMİR simfı denilmektedir. Ondan önce Osmanli ba•ınında i;çiden «işçi Rİinıhundan biri» ve işçi sınıfından da, «işçi güruhu» diye bahsedilirdj. Gflruh sözii, bildiğimic Ifibi. ıjerefll bir mana taşıtnaz. Oiisürücü, ajağılayıcı bir anlam ifarie eder. ÇünkB Türkiye'de işçi sınıfımn çağdaş anlamda, ancak 50 yıllık bir maziıi vardır denilebilir. Bizim ifçi hareketi ürkiye için bu sınıfın. ancak 50 yıllık bir (eçmişi \ardır sözlerine. özellikle dikkati çekmeliyiz. Çünkü Cnmhnriyctten ön> c meselâ 1913 iılında hem de bütün Osmanlı tmparatorrafu dahilir.de vapılan sanayi sayımında. tespit edilebilen (abrika ve ulaftırma iiçilerinin sayısı. ancak 11.000 kişi idi. Çünkü lmparatorluk. kapitülâsyon kayıtları ve gütnınk esareti ile eli kolu baflanmış. fabrikasız, yolsuz, işletmesiz bir ülkeydi. Bir jan sömiirKeydi. Lozan andlaşması ahkâmına göre biz bn ka>ıtlardan, bu andlaşmanın imzasından 5 yıl sonra. yani 1929 ortalarında kurtulnyordnk. Halbuki 1939da, diin>a iktisat buhranı ba?ladı Her ülke otarsi nizamıtM vönelerek, kendi kabuğu içine çekildi. Hnlâsa biz sanayileşmemize, ancak 1930larda başladık. Ama buhranlar, yahancı sermayeye kar$ı tutnmumnz, ve ikinci dünya harbi gibi etkenlerle yatırımlar ya\aş oldu. Asıl sanavtle>sme. 1950'den »onra hareketler.di. Bu arada, Is Kanuna ve Sendik«lar Kanuna da bizıle jenidir. Ve »slı aranirsa. bunların da eenis anlamda bavata tatbiki ancak 1950 hatta 1%0'dan sonradır. tstf, bir taraftan 1950'den sonra füçleıwn sar.aTÜr^me. alt yapıdaki ırelifmeler. yol şebekelerinin eenişlemesi. motorln n«kil vaaıtaUrının havata K«niş ölçnde firifi ve Millt Pantrın te?ekkülü iledir ki, bir tarattea Ç»ti»% telcnolo.ji memlekette gelişti. Diğer taraftan cenişleven. gSclenen işçi nıufi, t«plumda yerini almaya bB?ladı. Bu olnşlara p»ralel olarak da. is hukuku çok huh bir şekilde. memleketindzde telişmeye ve !*• lemeye basladı. Sar.ayileşme ve ulaşttrmada telifraeler. işçi sımfının çüçlenmesi ve 1» Hukuku fizerinde Türkiyede hakikaten dikkate defcer htıh ilerleyisler, tabii olarak memleketimizde i»çi örnütlenmelerinı de varattı. canlandırdı. Millî gücler. milli müesseseler sahnesine çıkardı. Nitekim bugün Türkiye'de işçi tecdikaUrı ve Kenellikle sendikacılık, hele 1961 Anayasajından sonra. çelişmek. hak sahibi ohnak, kanunlarla de^trkler safclamak Te hatt» sryaal divalara da yönelmek bakimından, çok dik T kıti çekici, hızlı bir ilerleyiş içrndedir. Burün işçi sendikaları örsütlenmesinin en güçlü kolu, daha doğrusu ana iskeleti, Türkİş teşkilâtı, yani TOrkiye İşçi Sendikaları Federasvonu veya Birliğidir. Bu yazıya girerken işaret ettiğimiz çatısma, vahut iki akımın çarpışmas . işte bu teşkilâtın yöneticl zirvesinde cereyan eder. Çatışmamn esası, sendikacılık alanında ve iktisadî mücadele sabasında örgütlenmesini füçlendiren Türk işçi bareketinin, şimdi de, Anuyasanın temsil ettiği demokratik hak v prensiplere uyjun olarak parlamentoda, siyasi bir püç olarak da verinj almasıdır. Bunun içii de başta Türkİ^ olarak sendikakır, iktisadi mücadelede ve kanunlar dahilinde hirmetlerini yaparken. parlamentoda da bu mücadeleyi yürütmek için, herkese açık bir siyaüî parti içinde demokratik ve sosval bir siyasi çalışmanm vürütülmesi irin teşkilâtlanmaktadır. Tıpkı batı ülkelerinde olduğu »ibi. millî reform iîrtekleri ile, her caman «iyasetin içindeydi. Yönetici azalardan da bir kısmı, çeşitli partilerden. gene siyasetin Içindeydiler... Kızılcalıamam toplantısından sonra hareket durmadı. Bu sefcr ve 13 imzalı bir büyuk rapor, Temmuz'un ilk haftasında başlayıp, 11 Temmuz'da bu raporun reddi kararına varan son yönetim kurulu toplantısına getirildi. Karşı çıkışın sözcüsü, gene Halil Tunç oldu. Bu defaki rapor da, büvük hacımlıydı. 10 esas böiüm, 3 X sayfada toplanmıştı. Ve dâva, işçi7 nin, sosval • demokrat eğitimi mihverinde toplanmak istenmişti... înönü'nün •* •• •* gornşu Haftamn raporu Sosyal demokrasi lamentocu, demokratik ıslahatçı, garpçı bir «iyasi mücadele ve örgütlenmenin adıdır. Vatanı Almanva'dır. Ama. batıda her sosyal mücadelede. az çok sosyal • demokrat ilkeler hâkimdir. Bu bakımdan batı siyasî edebiyatında sosyal demokrasi, genel olarak ihtilâlci sosyalisı mücadelelerin zıddı ve karşıtı olarak alınır. Hatta sosyal demokrasinin, komünizme karşı mücadelede en güçlü karsı hephe veya baraj olduğu KÖriiştt, batıda umumî ve yayjtındır. 121er. bu defa raporlannı sunarkcn, çalışmalarının hasılasını kurula, sosyal • demokrasi markasını %urmadan. işçinin egitimi pro''em' olarak getirselerdi ne olurdu? Bu düşüniilecek bir noktadır. Çünkü Türkive'de ha\a son vıllarrla övlesine elektriklendirilmiş'.'T ki. sosyal kclimesi dahi neredeyse. bir dchşetin iTadesi haline gelmistir. Halhuki bizim devletimiz de Anayasamıza göre bir Sosyal ^ukuk Devlctidir. Tıpkı batıdaki sosval • demnkrat rejim ve parlamentarizm gibi... Ama ne var ki. terimler. zamon rtmın va kntsallaşır. va lanetlenirler. Kaldı ki. hi* teriraler İçin desiliz. Terimler bizim içindir. Nitekim terim esareti de, esaretlerden biridlr. demokrasi nedir? SMval ihtilâici olmavan, Sosyal demokrasi; reformcn, par Sendikalar ve sivasî hareket orfanlandır. Gerçi, ber iktisadî mücadele, aynı zamanda bir sivasi mücadeledir sözü vardır. Ve iktisadi mücadelede siyasi şuurlasma bakımından bu söz bazı gerçekler tasır. Ama aendikalartn demokratik mücadelede siyasi savasa sfirüklenmesi. bizzat sendikalann aleyhir.edir. Çünkü sendikaları parçalar. tsçi sıiLİımo. demokratik mücadelede ve parlamento ile kamu etkârinda sözcüsü. bütiin millt divalara da açık olarak. ancak »iyasî bir parti olabilir, denilmektedir. Batıda cHişmeler böyle oldn. Ve böyle yurüme cttdir. Bizim Anavasamız ve kantmlanraız da, bu tür bir gelişmeve açıktır. tşte bunn düşünerektir ki, Türk • İş yöneticilerinden bazı safduyulu önderler. çoktan beri böyle bir örrütlcnmenin tehinde törünmektedirler. Hareket aVamnda ilk önemli adım, Türk Is'e dahM dört güçlü sendika liderinin, 1 Ocak l»*l'de. Kızilcahamam'da toplar.an Yönetim Knruluna sunduklan büvük rapor oldu. Rapora karşı çıkan Türkİş Genel Sekreteri \e jciiçlü bir siyasetçi olan ama artık galiba, biraz dr işçi asilzâdesi haline gelen Halil Tunç, bu raporu konuşma ve karar dısı bıraktırmayı başardı. Slojanı. Türkİş'in. partilerüstü ve sivaset dışı kalmasıydı. Halbuki Türk • lş, zaman zaman, hem de Halil Tunç'un afc. nndan bütün çıkışları sendikalar dışındaM G ercekten de dâva şudur ki. sendikalar, »ncaL iktisadi teşkilâtlanma \e çalışma Sonuc bir taktik davranış göze çarpmaktadır. Lehlerine olan davranış görüş ve isteklerinl, çok geniş raporlar halinde önceden haarlayıp, teşkilâtlanna ve basın» sunmalandır. Aleyhtr olan ise, yönetim kmrullanna bu raporların tümünü bütün hacimleri ile, bir müzakere kunusn olarak getinneleri ols» gerektir. Çünkü müzakerelerin sonunda ve knnılun en yorgun zamanında tartışma safhasına getirilen ve elbette ki daha önce tümü ile okunmamış olan böyle hacimli bir görüş sistemi. basit bir toplanti manevrası ile ve kolaylıkla nıüzakere dışı bırakılabilmektedir. Ama ne varki, bu tür roancvralar, bütün ülkelerdc ve bütün işçi bareketleri için. daima görülmüştür. Türk Millî tşçl hareketinin tarihinde de, elbette bu aşamalar olacaktır. dörtlerin 12'lerin, F akat olan, hemreya dâvalarını bem lehlerine de aksatan Anajasa'da yapılması düsünülen degişıkhkler. son sekliy. le TBMM'de grubu olan siyasî parti liderlerine gönderilmiştır. Başbakan Nihat Erım'ın, değisıklık taslağıoa ili«kin olarak lı I derlenn eline geçen mektubu «Ben elimden geleni yaptım, I bundan sonrasını, elden geldigince çahuk gerçeklestirmek siz. . lerin görevinizdir» anlamını tasımaktadır. Anayasa degişıkliği I konusundakı gelismelerin bjrdenbıre hızlanması, CHP'vl de I ilk d'eğışıklik metnının açıklanmasından sonra ıçine gomüldüğü sessiz uğrastan çıkarmışa benzemektedir. Gerçekten de Genel Başkan îsmet înönü'nün, gerek parti çevrelerinden »ı» zan haberlerde, gerek Milhyet gazete=ine verdiği son demeçte, I deSi'iklfklere kar«i girierek kesınlesen bır tavır takındığı goz I den kaçmamaktadır Paşa, adı geren demecinde, o ahşılmış, muâlak sörünüslü cümlelerının ölçüliilüğü arasında Anavasa I rfeği=ıklıklerine kar«ı partisinin bundan böyleki tutumunu, I Başbakan'a yönelttısi serzcnı^brle açmaktadır. Şunlan söylemektedir înönü : «Projenin bizimle, simdive kadar çaiısma I mu ve cörüşmelerimizde tam mutabık olaeagıru beklİTOrd«k.» | Ve, değisikiıklcrin bır bdlumu. vasa çucünde kararname konusuna değınirken de bu serzonis hissedilmektedir: «Bizim I mevzuatımızda voktur ve hicbir zaman da düsünülmemistir. | Simdi ihtiyae var. denilivor. Bu Ihtivaca karsı biz, sakıncaUra mahal vermemek Için tedbirler düsiinmüstük. O tedbirler I kaale alınmazsa nasıl olaeak hilmivornm.» Bu «bilmiyornm» I fözcüğünün Pasa'nın dilinde •katılmıyorum» anlamına geldljı • bilınen bir gerçektir. I CHP liden. degisifcliklerin aceleye getirilmesine de karşı olduğunu. partılerarası bir komısyonun konuyu ele almasjna I taraftar görünmedişinı acıktavarak behrtmektedir. Ortak ko I misyon için «BSyle bir ihtiyacı hlçbir zaman dnvmadık» de I mektedlr Inonu. Ve, buradan baçlavarak «çofc«l» konuşmık | tadır. Yani. CHP Lideri, TBMM'deki 175 parlamenterini arkası I na alarak bir yana çekılmekte, AP'nin Anavasa değı^ikligi 1 teklifini yapabilmek için veterli «avıva sahıp olduğuna işaret . ederek, CHP'nin ne teklifin imzalanmasınria. ne de ovlanma I sında serbest olmayacagını açıkça sövlemektedır : «Böyle bir I meselede serbeu bırakmak bahit konusu olamaz. Parti mâna«ı , kalmaz. Herhaide mntahakata varacaîız (irnp içinde..» Bu I «mntabakat» ın hanei vönde olacaSı i c e Anava^a tfegışıklıgı I konusunda, Pa$a'nın şu genel görti'ünde behrmektedir : • «Anayasa'nın soromln oldutu fikrine hiçbir zaman istirak I etmiyorum. Bir ihtivacın ifadesi oldncunıı zannederek bn tek. | lifleri yapmışlardır. Onn sornmla me\kidr balananların va. . lifesi olarak görflvornm ve onlara çare bnlmağa çalışıyornm^ I SeWz • dokuz aydır bazı iktisadi devlet teşekküllerinin hizmet I ve üretimlerine yapılması beklenen zamlar haita ıçınde açık | lanmıştır. Başbakan Nıhat Erim. bu zamlann gerekçesinj bir Radyo • TV konuşmasıyla ortaya kovduktan sonra ilk tepki AP I Genel Başkan Yardımcısı Ahmet thsan Kınmlı'dan gelmiştır. I Zamlar şu ya da bu nedenlerle eleştirilebilirdi. ı Fakat. Kırımlı ile Erim'ın konuşmalarını yanyana koyanlar, I ilk anda her ikisinin de birbirine tamar.ıen 7it şeyler soylediğmt I görduler. Acaba hangisi doğruyu söylüyordu' Nitekim, politık • düzevde ortava çıkan bu zıt göriişler için Kırımlı. Erim'ın sf)v I lediklerinın doğru olmadığını rakamlarla anlatmaya çalışmadan | önce söyle diyordu: «Memleketimizde «öyleven kim olıırsa olsun her sövlenenın | doğru olduğunu kahul etmek mecburiyeti henüz voktıır.» ı Oysa. Erim ile Kırımlı'nın konusmalarında yer alan r» I kamları daha iyi ineelemeye tâbi tutanlar her ıkl konuşmanın . ve bu konuşmalardakt rakamların dofru olduğunu gördüler. I Bu rakamlann her ikisinin de do*ru olmasına rağmen nasıl | oluvor da Erim zararlardan, açıklardan; Kırımlı ise bu kurulusların kârlarından söz edivorlardı? Bunu bir örnekle. Kınmlı' I nin atıfta bulundugu 1171 bütçe gerekçesmm 125. sayfasındakl I 149 sayılı tablo ile ortava kovmak mlimkün: • Bu tabloya göre 1970 yıhnda iktisadî devlet teşekküllerl I net 1 milyar 27 milyon lira kâr etmişlerdt. Bu, Kınmh'nin ra | kamıydı. doğruydu. Avnı tablodan vararlanan Erim ise ıktısa . di devlet teşekîtüllerinin 640.6 milvon liralık zarar ettiklerini. I rak^mlap bu^ünkü. taHhe setırerek söylüyordu. tşin aslı tM ' şöyleydi: . I 1970 yılnd» JkrrsadJderlet teşekkölleTİnin banlan i'««r?»r I 867 milyon lira kâr. bazıları da 640 milyorflir* zsr»r"etmişleTdi. Genel net kâr ise 1 milyar 27 milyon üraydı. Erim"in soyle I digi ve verdigt örr.ekîer ?arar eden İktisadi devlet teşekkülle I rinin durumlan idi. Sadece bunların durumlannı düzeltmek için zam getiriliyordu. Zarar edenler arasında Erim T.E K., I DDY, TKÎ gibi kurulu$lan sayıyordu. DDY. toplumsal neden I lerle zammın dışında "bırakılarak ısletme açığı vermeye devam edecekti. Buna karsılık. Erim'e göre zarar eden iktisadi dev • let teşekküllerı. Kırımlı'mn söy'.ediği kâr eden kuruluşların | seviyesine çıkartüaeaktı. Sorun sadece bundan ibarettı. Baska nokta da 1971 programına gore bu kuruluşlano ( I milyar 975 milyon liralık yatırım yapmalan zorunluguydu. Bu I kuruluşlann, bu yatırımı karsılavscak fınansman olanaklan ise sadece 1 milvar 775 milyon liraydı. Aradata 5 milyar 200 mıl I yon liralık açığm 3 milyarı bütçeden, 2.2 milyarı da borçlan I mayla karşılanacaktı. Erim, bir vandan da bu zamlarla bu açıgı • banknot basmadan karşılamayı düşünüyordu. | Erim ile Kınmh'run polıtik ortamda boy göstermelert. **• I dece ıktidar • muhalefet ilışkılerine ılginç bir örnekti. Çunkü I taraflar aynı rakamları kenâi gorüş açılarından farkh yoruro • luyorlardı. I İ.D.T. ve iki taraf ' UNDEN UNE LitMalı Kaddafi. feıtc yasta k«»»y*ir darbe Ue, sankl dot agacan silkelenj»i» jibı, »aten kokumde^^epmu^ olan Kr»l S9nusiyi «eıirdtkien *«nra, bir sevler oldn . Ellnde on tane pilotu yokken 1M tane Fransız Mirage'ı tatın almaga kaikınca. o zaman bizzat satıcılar: «Ojtlum biraı yavaş ol '. Kamı de|il gÖ7Ü doymayan rocajta bemiyorsnn. Paran var, bizde de uçak var. Fakat enları ahnc» na»ü uçuracaksın '.» dlve sordnlar. îm. tihanda stop eden öğrenci çibi dnraklayıverdi Kaddafi.. Genç ihtilâlci kendini her vesileden istifade ederek göstermek istivordu. Yeni zenginin «azinoda cüzdanına davranısı gibi, «Ben. den kim para istiyor?» dıye soruvor.. Züiflrt Ürdüne Allahın Libyava verdiği petrolün iradiyle fivaka yapıyord».. Kendisi Libyanın basına ihtilâlle gelmisti ya !. Sebep ne «lursa olsun her verde ihtilâl desteklenmeli idi. Onın için, Skbirat Sarayın. da Fas Kralı İkinci Hasan ates ya|murnna tutnlduğu zaman, Kaddafi Trablus'ta ilk def» birinci ligte maça çıkacak yeni bir transler gibi yerinde dnramıyarak radveda ihtilâlcileri teşvik etti. Oysa. ihtilâlciier nedense afvttn (!) yaUrak bn işi yap. tıkUrından, uyanır uyanmaz «Yabyal Malik» (Yaşasın Kral) diye otomatik olarak baiırmafa basladılar. Kral kortnldu, ihtilâlciier knrsana dizildi. Ama Kaddati bir kere eku yaydan fırUtmutı. snssa gülünç olacaktı. Onan için. artalıkta seısizlik \arktn. gene tür sesle bagırdt: «Hasan» «lüm •». Seıi o kadar sert çıkmıştı ki. Kahire'den Sedat, Cezarlr'den Bomedyen ona «Sns be :» demek mecburiyetinde kaldılar, ve b« saikast ile ilişkileri olmadı|ını Kral Hasan's anlatmak için vecbaren ara. lara üzüntü tlçileri yolladılar : Bicim tarihimizde de bSyle bir acele çıkış görmüştfik.. Irak' ta Kral Faysal öldürüldüğo gün. bizim Hariciye Vekilimiz de ölülere. imdadınıza gelelim mi? diye sorta»şt« ! Hikâyeden ibret, yahnt kıssadan hisse : A) Devletlerarası mvnasebetlerde, baıkalarının isine ka. rışmakta acele etmeyin. Sizi ba acetecillge gütüTen nfer sar. hoşln|u öyle bir başdönmesi verir ki, yıkılır kalır, nerede yıkıldıgınızı şasırırsınız '. B) İhtilâl >oln ile iktidara gelseniz bile, sımarmayınız. Zannetmeyiniz ki, etrafta size selâm durayorlar, »aygı gösteri. rorlar diu. herkesin agzı büzfllmüstür . C) Aslında düşmanınız da olsa, biç kımsenın ölümündrn dolavı bayram >apmayınız. ölümden knrtvlacak kimse yoktnr. nünyamn en büvük ilkelligi. kendi basına mntlaka g«lecek bir felâket. ba«kasının basına gelA\i,\ zaman, bundan muttalnk dvymaktır. Ta iste bövle Sayın Kaddafi ^ Kaddafi'nm aceleciliSi DEVLET ORMAN KERESTE FABRİKÂSI AYANCIK MÜDÜRLÜGÜNDEN Pabnkamız ambarlannda mevcut f441 parti halinde f 1136*1 M3. yumuşak, (454> M8. Sert ve (11816> M2. parke fabrikamız idare binasında »çık arttırma ile ve peşin bedelle satışa çıkarılnuştır. Yumuşak Scerestelenn satısı 29 7/1971 günü S«rt kerestelerle parkelerin satışı 30'7/1971 Rünü saat 9'da satış şartnamesi ve müfredatlı listeler Orman Urünleri Sanayii Genel Müdürlüğünde. Ka^tamonu. Ankara. Bolu. üüzce. Adapazarı. İstanbul, tnmir, Mer«ın, Sinop îsletme Müdürlüklerınde ve fabrik* muhasebesınde görülebüir. tstekli'.enn satın almak istedıkleri partmin *«7,5 M. temmatını satış gununden evvel yatınp makbuzlan ile birlıkte komisyona baş \urmaları ılân olunur. (B»sın: 17971 6070) ayın Cihsd Baban, cumnurıyet Gazetesinin 6 Temırıua 1971 tanhli sayısında yazdıgı bır fıkrada. Sovyet Rusyanın. Çeko«lovaky«. Dogu Almanya. Bulgarıstan ve Macaristana yapılaı» askerl müdahalenin Çekoslovatc Komünist Partisi Kongresinde settırfanmış olduğunu,. bu .mernle^efleriri eğilimlerine ye yardun isteklerine uygun olduğunu söyleyen Husak'm sözlerini ele alarak sovle demcktedır: «Dış kuvvetlcrin desteği ile bir memlekette insan işhaşina Relehilmekte. hu Hhasına gelenler. bir kongrede htilâcılara minnetlerini ifade ede. cek kadar cesaretle kendilerine nrta'va atahilmektedirler. Acaba Atatiırk sai »Isaydı "• hale n« devletlere k»rşı bir cephe kuderdi?... rulmuş olacskhr». Atatiirk, 19H yıhnda bu durum karşısında kalmış ve de cevabmı Atatürk reddetti vermisti. u yarcUm ısteğıne Uarşıhk Atatürk. Samsun'dan Havza'y» Atatürk şu cevabı verdi: gıttiği suada, orada bulunan bir «Değerli subaylarınızın SovRus heyeti. kendileriyle görüşyetler yurdunda onenıli görevmek ister. Atatiirk. bu heyeti ka. leri lardır. Biz Türkler. kcndi bul eder. Başlannda bulunan Alyağımızla ka\rulınaM tercih ebsy Budieni (sonıadan Mareşal deriz. Şo\yetler topluluğunda olmuş ve onuncu yılda tekrar bir Cumhurijet olmaya gelir.ce, Türkiyeye gelmisti\ Lenm'in, biz Türklerin milli>et anlavışıStalin'in ve Troçki'nin en güvenna aykırıdır. Siz. selin müstedikleıi kimseydi. rek düşmana karşı bizi eşit bir Albay Budieni, görüşme sırasavaşcı olarak kabul edin. Bize sında Atatürk'e soyle demıstir: bu kndarı >eter.» «Mondros mütarekesiyle ordulannız silâhtan tecrit edilmiş. büHav7a konu'.nıası, Ataturk'ün tün silâh ve cephane depolarınıkatasında bır tek düşüncenın za el konulmus. Bu sartlar altın yer etmesine sebep oldu. O da da bir tarafta Yunanlılar. diğer Rusya'nın yardımmı tertun ettarafta Ermeniler ve Pontusrular mek. Rusy» ile birleşılen bır ile \e Anadolunun her taradnda. nokta vardı: Aynı düşmana karki isgal kuvvetleriyle nasıl muşı her ıkı memleketin fıılen mueadele edeceğinizi bir tiırlü anla> amıyorum.. Ne topunuz ne rii cadeleye girişmıs olmasıydı. Yafeğiniz. ne cephaneniz. hatta ne pılan anlaşma ile Ankara hükuyiyecek ve iceceğiniz ve ne de metine yardıma baslayan Bolsevıkler, bu yardımı yaparken. bır paramr var. Vstelik, padişah da yandan da Milli Kurtuluş Harebugünkü galiplerle çalısmaktaketinı bir işçi ve koylü ıhtilâü dır>. durumuna getirmek ve AnadoîuAtatürk: «Evet »Ibayım» dedi, da komünizmi yaymak ıçın genış •durumumuz cidden naziktir. Fa bır faahyete gırıştuer. kat. işte bizim mllletin «/ellİRİ de boyle felâketli zamaniarda H sör Bolsevıltler Anadolu'va kplabamesi. harikalar yaratması olacak. hk bır heyet gonderdıler. Bu tır. Siz müsterih nlunaz, mıişteheyetın başında Mu=tafa Suphi rek düşmana karsı bizl tahmin bulunuyordu. Btaı'.arm maksaettiğinizden daha tehlikeli ve he. dı, Anadolu'da bır «Türk Şurasaba katmaya değer bir kuvret lar Cunıhuriveti» kurmaktı. olarak bulacaksınıı. Buna da «a» Bu sıralarda, Mustafa Suphi' mayın>. Albay Budieni. su teklifte bu nin kumandası ve ıdaresı altırılundu: Generalim. bütün ihti da Kızıl Ordu'nun musterek duşyaclarmızı tamamlamaya RU5 mana karsı savaçmak için Anayanm hazır olduğunu size bil dolu'ya girme teklılinı Atatürk dirmek görevini üzerime ahnış şiddetle reddetti. Bu durum karAnkara'daki hulunmaktayun. Size top. tüfek, şısında Atatürk. Sovyet Husp elçisine şunlan cephane, para verelim. Muktedir söyledi: «Türkler. batı empervasubaylar «oııderelira. Yalnu, bir listlerine karsı bir olünı . dirim Sartımız var». savaşına çirişmişlerdir. Bu savaAtatürk, şartm ne olduğunu kazanacjklardır. sordu Budienı'ye. Budieni de şart sı muhakkak Türkiye'de yapılacak olan devrim lannı şöyle sıraladr cSovyetler Birliğine katılmız. Siz de Fede leri. Türkler kendileri yapmak karanndadırlar. Kızıl Ordu'nun ral Cumhuriyetlerden biri oluyardımmı hoş karşıtavamaziar. nuz. Bu suretle ku7eyden güneye kadar, Murmansk'dgn Süveys'e Türk milleti. maprtır ve hassaskadar kapitalist ve etnperyalist ttr. Her türlü mücadele gücünü S Atatürk sağ ne derdi? kendi tiamarlanndaki kanda bulmaktadır.» Böylece Atatürk, Kızıl Ordu" nun Anadolu'va girmesıni önledı. Kızıl Ordu'nun Anadolu'ya firmek ıstemesı meselesı üzerıne Mareşal Fevzı Cakmak şunlan soylemıştı: «Ruslar, biae vardımı bahane ederek Anadoln'ya Kızıl Ordu'dan bir takım kolordular sokacaklar. müşterek düşmana karşı dövüşüvoruz bahanesivle memleketi işgal ve istilâ edeceklerdi. Dn^tça içeri giren ba düşmanı. bağrımızdan çıkarmak bel ki de mümkiin olmayacaktı. Lenin'in güvenini kazanmış olan Mustafa Suphi de Türkive'nin Cumhurhaskanı olacaktı. Trabzon'a kadar bir hevet halinde (tplmiş olan Bnlşevik snbavlar, Kınl Ordu ile Ankara'va gelecck. Büvük Millet Meclisini dağıtarak. snzde ver.i bir secimle komünistliği memlekette kııracaklardı. Mustafa Kemalin büvüklüğü bir işe ne zaman haşlanacağını. nasıl vürntüleceüni ve ne zaman o işe son verilecetini bilmesindeki emsalsiz kaabiliyetiydi. O. bu işe tam zamanında darbeyi indirmisti.» Millet Meclisinde Sovyet Rusyanın vardım meselesi gorusulürken. Kızıl Ordu'nun fiilen yardımının temini düşünülüyor mu? sorusu üzerine Atatürk, şunlan söyledi: «Sovyet hükümetiyle dostluk ilişkilerimizin gelişmesir.e her zaman gayret etmekteyiz. Fakat bu gayret Bolşevik ordulannın fiilen vardımı anlamına alınmamalıdır. Biz. her milletin kendi iradesl ile tercih edecefi idare şekline kavuvması düsüncesindeyiz. Ve bunun için mücadele ediyoruz.» olsaydı acaba TARTIŞMA 1966 ders yılı ortasında borçliı geçme usuıünün ânıden alınan kararla kaldırılması neticesinde, bransımızla ılgisı olmavan tek dersten 2. ve 3. sınıflardan belgelendık. Örneğın ınsaat muhendislıgı branşında okuvanlarımızın statik. mekanik, yüksek ma tematık s'bı zor derslerı vermesi kımyadan belge alması gıbı.. Bu durumdan sonra maddî du rumu ıyı olan'.arımız özel okul ların 3. ve 4. sınıfıarından baslıyarak mezun oldular. Kımı bitirmelc üzeredirler. Bizler ls« maddî lmkansjzlıgımızdan dolayı tekrar ıtiraz edip bır hak daha tanmmasını ıstedık. ükulumuzun Akademı oluşundan bu yana Akademı statusüne gore tekrar çağrılmak bır hak daha tanmması İçin Akademiye gıdıp dilekçeler verdik. Netice olarak aldığımız cevap; çagrılmak şurda dursun eski vönetmenlığı karşımıza çıkartıp sızi tekrar binnci sınıftan dahı başlatamayız çünkü belgelenmışsi nız oldu. Bu adaletsizlik degıl de nedır? Bazı hocaların kınleri uğruna bu acıyı omur boyu çekecek miyiz? B i Cumhuriyet ı İ DUYURUTORUZ İ 3 0 TEMMUI SONUÇ ımdı özel okullar devletleştinlip Akademılere bajlanacağına göre daha önce belge verdiği talebeleri bünyesine alacak olan Akademimizm statüsü değişmelidir. Herhalde bizjeri af(edip aradakı adaletsizliğı yok ederek Bizler* son bir hak daha tanımalıdırlar. 2. ve 3. sınıflara kadar geldifc. Hiçbır takültede bu sınıflarda belgelenmek görülmemlştir. Bu kadar sene emek sarfettik. Tekrar bu emegimizi kazanmak istiyoruz. EKREM YILMAZ Belgeli öğrenciler adın» Suadive No: 4/3 S İ BÜYÜK YAZ PIYANGOSU Artık bir yılbaşı piyangosu gibi servet yağdırıyor. 30 TEMMUZ dev çekilişinin ikramiye plânı: SONUÇ B NİMBÜS ir askerl yardınuTi ve müdahalenin memleketlerin basına ne gibi felâketler getirdiğıni, tkinci dünya savaşından son ra gördük. Atatürk. 1919 vılında bunu ytlfcsek iradesi ile reddetti. «Atatürk sağ olsaydı acaba ne derdi? . » Atatürk. cevabmı 1919 da verdi. Ve diyeceğinı dedi. İ t Füruzan Hüsrev TÖKİN tKBAl. ÖNGEN ile OĞIZ INCUOĞLU Evlendiler. li l Corlu Eğitimde düzen ^ OORTOR izbr tstanbul Yıldız Teknik Okulu, şımdikı adı Istanbul Mühendıslik ve Mtmarlık Devlet Akademisi 2. ve 3. sınıflarda okuyan talebelerden dlk. Bu okula; Anadolumuzun en Ucra köşelerinde Sanat Enstltülerini blnbir müşkülâtlar ie*r . sinde okuyarak bıtirip binlerce f kişir'n içersmde ?iris sınıvlan ' nı kazanarak girdik. ÖftTftim sta 9 tiısü ort» oSretimden hiçbır far f kı clm^ıa bu okulda; 1865 • B Cumhııriyet 6081 I adet 2 MİLYON 1 « I MİLYON 2 « 500 BIN 8 « 200 BIN 20 « 100 BIN 100 « 40 BIN 150 « 20 BIN 315 « 10 BIN 2 102.722 « 4 BIN, T l BİN, ikiyüz ve yüz lira. BOLŞANSLAR DİLİYORUZ. lira, « « « « « « « BIN, t ( I I I i I I (I Tarık Z. Kırbakan J Deıi, tae va Zühreri ^ Hastalıkları Mütehassısı 0 htiklâ) Cad PatımkJrapi f No: 10. TEL: U10 73 $ Bu büyük yarışa bütün vatandaşlar katılmaktadır.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle