12 Ağustos 2022 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
:CUMHURİTET :19 Nisan 1971 (Derebeylik) • Osmanlıların getirdifi velâyeti âmme (kamn mülkiyeti) düzeni 9 Kamn ınfiikiyetinin boznlsrak, ftyanIsnn topraŞı sahiplenmesi • 1274 (1858) Arazi Kanunn ile toprakta şahsi mülkiyet sisterai. Birtakım iç ve yan müesseseleşmeleri bir tarafa bırakırsak, bngün yaşadığımız toprak. Iarda toprak nizamının. 800 yıllık gelujmeleri ile, tarih bakımından ana safhaları bnnlardır. Şimdi bu gafbalara, kıs» değinmelerle şöylece gös atalım : Osmanlılar öncesi feodal nizamlsr : Osmanlılar, feodal bir devlet. yani bir derebeylik nizamı karmadılar. Tersine olarak, her çittikleri yerde feodal nizamı tasfiye ettiler. Feodal miilkiyette toprak, kralııı, emîrin, derebeyinindir. Kral, emîr veya büyük feodallerin idaresinde, daba küçük derebeyleri üslenir ve topragı sahiplenirler. Toprakta yaşayan köylü . çiftçi, ya kbledir, toprakla beraber alınıp satılırlar, ya toprafa baflı çalısırlar. Yani feodal dilediği zaman, onları toprajından atabilir. Osmanlılar, meselâ Balkanlarda, böyle bir toprak nizamı huldular. Anadoln Ttirk beylikleri ise, genellikle asiret devletleriydi. Ve aşiret taksimatı, fethedilen toprakiara da kendi rengini verirdi. Osmanlılar ise, hem feodal toprak nizamını tasfiye ettiler. Hem aşiret nsul ve beyliklerini ortadan kaldırdılar. Osmanlıların getirdikleri toprak nizamı : Osmanlılann getirdikleri, daha doğrasn benimsedikleri toprak nizamı, Osmanlı Kanannâmeleri'nde görölür. Bnnlara eöre; fethedilen topraklar devletindir. Yani Padisahm adıııa. velâyeti âmme altında, daha doğrnsn kamn mülkiyetindedir. Fethedilen her yer için avrı, fakat esasları müsterek bir kannn. name tanzim edilir: Meselâ Nijbolu Kanunnâmesi, Sofya Kannnnâmesi. Seketuvar Kanunnâmesi, Maraş Kanunnâmesi cibi. Bnna göre, fethedilen yerlerin toprakları. defirmenleri, insanları. mer'aları, suları deftere yazılır. Toprak üçe ayrılır: Yılda çcliri T 00 0 O.O akçadan fazla olan bölüntüler, «Hâs» sayılır. Gelirleri Padisaha, Şebzadelere, Vezirlere tahsis edilir. Ama mal kimsenin dejil. devletindir. Nitekim hâslar, daima sahip defciştirebilir. Hâsların herbiri savaş halinde devlete, yani ordunnn emrine, önceden belli edilen savıda atlı yaya asker vereceklerdir. Gelirleri 2 .M . 100.000 akce arasında parçalar O W ( «Zeamet» ve 20.000'den az parçalar da «Timar» »larak ordu gazilerine tahsis olunurlar. Bunlar da sefer zamanı. belirli sayıda a«ker hanrlamakla zornnlnydular. Ama Zeamet ve Timar sabiplerinin de hiçbiri, toprajjın sahibi ieğildiler. Çiftçilerden belli verçileri alırlar, ıma kimseyi toprağından atamazlardı. Top• f ı alıp satamazlardı. Ordunun varlıçı. topac rak nizamına dayanırdı. Daimî ordu, yani reniçeri Ocafı askerlerinin sayısı çok azdı. Devletin sıhhatli zamanlarında 30.000 kisi kalar ! Ama ordn sefere çıktı mı, seferberligin Mnredildigi bölçelerden bâs, zeamet. timar ıskcri adım adım katıldıkça, ordu mevendu iüzbinlere varır ve seferden sonra kalanlar, çene bölçelerine dafılırlardı. Bu nizam, daha XVI. yüzyılda bozulmaya >aşladı. Ve toprak nizamının boznluşn, ordu iıde toprak mülkiyetl baçlıca şu B lardan geçmiştir :Snceki feodal safha• Osmanlılardan nizam BİR SAHİPSİZIİGİN HİKÂYESİ Şevket Süreyya AYDEMİR nun da, devletin de bozulnşunun baslanpcı oldn. Ayân'ların türeyişi : Toprak ve ordn nizamı borolup devlet de zayıflayınca, mülkün çeşitli yerlerinde topragın fizerine otnran, ona sahip çıkan Ayânlar, yani fiilî derebeyier türediler. Gerçi Osmanlı toprak niznminın asıl çökiisü. 1826da Yeniçerinin ve diğer bölüntüleriyle eski ordn ocaklarının kaldınlısından sonra oldu. Bu tasfiyeden bir süre sonra da (1839) hâs, zeamet, timar usulü kaldırıldı. Ama ne var ki, çok daha önceden Ayân denilen bölge derebeyleri, artık türemis ve devlete karşı bazan isyanlar da patlatarak, topragı benimsemislerdi. 1826 ıslahatı. onlan daha da güçlendirdi. Çünkü devletin, artık ordusn yok demekti. Bu hava içinde Ayânlar, Padisahtan fer. manlar da kopararak, varlıklannı kannnlaş. tırdılar. Hatta Sultan tkinci Mahmnt, KSfıthanede memleket ayânını veya temsilcilerini toplayarak. onlarla bir de «Senedi tttifak» yani anlasma protokolu imzalamava meebnr oldu. Bn arada avnnların bir kısmı, meselâ Anadoinda Çapanoçnllan, Rnmelide Pasvanoğulları, âdeta birer hiikümdar haline geldiler. öyle ki, Pasvanogulları Tona bölgesinde bir aralık. devlet ordnsunn hatta yenebildiler. Arazi Kannnnâmesi : Eski sistemin kalkmasından ve yeni bir sistemin olmayısından doîan bosluju devlet, ancak 1274 (1858) Arazi Kannnn ile doldurmak istedi. Bn Kannn. toprakları : a) Erazii memluke (mfilk olarak tasar. rnf edilen topraklar) b) Erazii mevknfe (Vakıf topraklar) ç) Erazii metruke (nmuma mahsus topraklar) d) Erazii mevât (ekilip hiçilemeyen. Işe yaramaz topraklar) olarak dörde ayınyor ve sahsi mülkiyeti cetiriyordn. Ama ne var ki, artık olan olmus ve memleketin eelirli toprakları. müteeallibe seklindeki Ayân ile, onların hu sartlar irinde eöleesinde türeyen sehir zcnçinleri. yahut eşraf elinde kapısılmış, Eitmisti. Ru arada tekkeler. tarikatlar da pav. lannı almışlardı. Meselâ 1826'da ve YeniçeriIijin tasfivesi sırasında, Bektaşi tarikatinı yürüten Haeı Rektas Şeyhliğinin elinde tam 362 köy vardı ! (1). • % oju ve Güneydojn Anadolnda İse, ge•*' lismeler baska türlü oldn. Bu bölgeler Iran Sablannın niifuzu altındaydı. tranda ise derebeylik sistemi hâkimdi. Biz bn toprakları onlardan aldık. Bn arada bn topraklarda, hükümdarlık seklinde Kiirt emîrlikleri ve beylikleri varlıklannı sürdfirüyorlardı. Yavuz Snltan Selim, Doğn bölgesini bu şartlar içinde aldı. Ama bnralara, klasik Osmanlı toprak nizanum, yani zeamet, timar sistemlni uygulamadı. Çünkü maballî Hanlar, Beyler; Iranlılsrla Osmanlılar arasında ve esen bava. ya göre taraf degiştirip dnruyorlardı. BSyle olunea da, oralarda bn Hanlıklar, Beylikler, fermanlara bağlanarak hali ile bırakıldı, yani feodal sistem (derebeylik) aynen devam ettirildi. Irak Bağdat fetholunduktan sonra da bu beylikler, hanlıklar, Bağdat Valiliğine baflandılar. Istanbul'un Doğn ile ilgisi şekilden ibaret kaldı. Onun içindir ki. Doğn ve Gfineydeğn Anadolu'da bugün hâlâ, bu bin yıllık derebeylik sisteminin kalıntılan sfirer gider. Beyler, afalar ve bunların dayandığı seyhlik tarikatçılık düzeni, hâlâ ayaktadır. Buralarda toprak reformn işi, bn sebepledir ki, bir riraat meselesi defil, bir medenîyet, adalet ve kölelikten kurtuluş isidir. Bn iş buralarda, ancak bir inkılâp metodn ile balledilir. Bu metodu Cumhuriyet. 1925 isyanından soora. maalesef kullanamadı. Onnn içindir ki, şimdi hu bölçelere, toprak reformn derü. onunla beraber insan hakları da götiirülecektir. Doğnda ve Güneydnğnda. yalnız toprağı değil, «insan» 1 da knrtarmak lâzımdır, Doğu ve Güneydoğn'da bnçünkü nizama demokrasi değil, demokrasi öncesi bile demek mümkiin değildir. Bn nizam düpedüz, bir ortaçağ düzenidir. rak vermek için, hnsnsl Istlmlâk kanunları çıkarmak, partimizin 34. maddesinin hükmüdür.» Toprak konnsnnda, hepsi bir cilt doldurabilecek olan direktifler, sözler, vaitler ve tsahhütler, maalesef bir rfizgâr gibi geçti. Evvelâ şnnun İçin ki, devlet, hatta idari hayatında toprak islerini bağlayacak bir yer bile bulamadı. Bazan tskân Vekâletine, bazan Sıhhat Vekâletine, bazan Dahiliye, hatta ba«an da Nüfus l'mnm Müdürlüğüne bağlı kalan, sonra Ziraat Vekâletinde yerini bulnr gibi olan, fakat selâhiyetini bnlamayan bir sahipsiz teşekkül, elbette ki o yüksek direktiflerin, taahhütlerin icracısı olamazdı. Şimdi toprak reformu ve köyiüyü topraklandırma işi, gene sabnededir. Bn iş ele alınacaksa, bilhassa Doğn ve Güneydoğu Anadolnda, ya bir inkılâp olarak bir hamlede başarılacaktır, yahut da bize 1000 yıllık bir feodalizrain devamı olarak intikal eden. buşün de ayakta ve zalim olarak devam eden bir sistem. dokunnlmaz kalarak, hayatını sürdürüp çidecektir. Zaten klasik ve her zaman ayakta olan direnişler, daha şimdiden çene ağlarını atmaya başlamıslardır: Evvelâ kadastro, evvelâ toprak reformu değil Tarım Reformu ! Halbuki toprak reformunda kadastro. önden değil. arkadan gelir. Tarım reformnna, yani toprajın çağdas nsullerle islenip yüksek verimler alınması bahsine jelince.. Toprağın iyi islenip iyi ürün alınması için, bunu isleyecek ve iyi bakacak olanın, evvelâ toprağın sahibi olması Iânmdır. Çiftçi toprafin sahibi olmalıdır ki, ona baksın, islesin. Bağ, bahçe. verimli tarla haline çetirsin. Biz toprağı verelim ki, ondan sonra bn topraklandırdığımız köylüye. araç, gereç, gübre ve modern işleme osulleri ulaştınlabilsin ! Bizim bn konnlarda N'âsır'dan, hatta Mussolini'den alabileceğimiz, olumlu örnekler vardır.. # Geçen haftanın en önemli olayı, Ekonomik tşlere bakmakla görevli Başbakan Yardımcısı Atillâ Karaosmanoğlu'nun basm toplantısıydı. Genç Başbakan Yardımcısı alışılmadık bir dille konuşuyor, tâviz vermemeye kararlıyız diyor. ve memleketin içinde bulunduğu acı gerçekleri açıklıyordu. Basm toplantısı bir şok etkisi yarattı. Bazı çevreler derhal taarruza geçmek lüzumunu duydular. Bunlann en başında Adalet Partisi yöneticüeri geliyordu. Çünkü Başbakan Yardımcısının ele aldığı ve ekonomik açıdan eleştirdiği dönem, AP'nin lktidar dönemiydi. AP, Genel Sekreteri Nizamettin Erkmen diliyle Karaosmanoğlu'na uzun bir cevap verdi. Ne var ki bu cevabı tatmin edici ve tutarlı bulmak mümkün değildi. AP yöneticileri, verdikleri cevabın bazı yerlerinde kendi kendileriyle dahi çelişmeye düşüyorlardı. Bir basın toplantısı ve tepkileri Haftanın raporu DALGINLIK... Makina köyiüyü kovıtyor! albuki buçün çok yerlerde, makina köylüyü kovuyor. Meselâ Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da beyler, ağalar, evvelce bn toprakların işlenmesi için köylüye muhtaçtılar. Şimdi ise, traktör toprağı sürer, diskaro toprağı düzeltir, mibzer tohnmn eker, traktör tırmığı çeker, biçerdöğer, ekini biçer, harmanlar. Ve bnfdayı arkadan çelen kamyona boşaltır. Karayonlar, bnğdayı. Ofis silolarına veya değirmenlere taşırlar. Fiş kesilir, para peşin alınır. Ya köylü? Köylfiye de, atalarının kemiklerinin gömülü oldnğu topraklardan töç etmek diişer ! Bu bir düzen midir? Evet ! Bn düzen nerede sürüp çider? Türkiye'de ! Bu nizamı köylere eidip eleştirebilir misiniz? Hayır ! Niçin? Çünkü ortada Adalet Partisi'nin bir «Huzur Plânı» var. Menteşeoğlu adındaki eski Dahiliye Vekilinin bn emrinden parçalan gazetelerde okumnşsnnnzdur: Her kim köylere çidip bnnlardan bahsederse, onlara komünist denecek '. Halbuki savunulan. derebeylik düzeni yerine, küçük toprak raülkiyetidir. Komünist düzende ise. bn çeşit ve tapnIn bir küçük toprak mülkiyeti sistemi yoktur. Bizim Anayasamız ise, bn küçük toprak mülkiyetini, yani toprak reformunn emreder... (1) îsmail Hüsrev Tökln : Türkiye Köy tktisadiyatı. S. 205. 1934. Kadro neşriyatı. # Karaosmanoğlu basm toplantısında 10 Ağustos 19T0 devalüasyonunun dış etkilerle yapıldığını açıklamıştı. AP bu iddiayı reddediyor, «Devalüasyonun dış baskılar altında yapıldığı iddiası yalandır» diyordu. Ne yazık ki Adalet Partisinin hazırladığı cevap metninde bu yalanlama biraz sonra unutulmuş ve şu açıklama yapılmıştı: «10 Ağustos 1970 Türkiye'sini düşünunüz. 300 milyon dolar transfer bekliyen talep mevcuttur, ve talepler bir yıla yakm süreden beri sıradadır. Bugün Merkez Bankasında sıra bekleyen bir tek talep yoktur. Bunların hepsi transfer edilmiştir Ondan sonr» gelen talepler günü frününe transfer edilmektedir.» Nasıl olmuştu da, 10 Ağustos karanndan sonra birdenbire herşey değişmiş. Merkez Bankasında bir yıl bekliyen talepler günü gününe transfere başlamıştı? Herhalde bu sorunun cevabı açıktı: Devalüasyonu Türkiye'ye empoze eden dış mihraklar, istekleri yerine gelince yardım olanaklaruu işleterek transferlerin >iirümesini sağlamıslardı. I DİKKATSİZLİK... Bir hiknye T 3 tR SAHÎPSlZLtCÎN HtKÂYESİ: Cnm•** huriyette toprak reformn ve köylünün toprak sahibi kılmması işinin. 49 yıllık bir geçmisi, ama bedbaht, verimsiz, baştan sona sahipsizlik ve ilçisizlikle geçen bir geçmişi vardır. Daha Snceki bir yazımızda «Toprağın Hikâyesi* ni verirken, Mustafa Kemal'in, daha Cumbnriyet ilân edilmeden. daha 1 Mart 1922de Millet Meclisindeki nutku ile başlayan, toprak reformunn, köylünün topraklandırılmasım isteyen «Köylü efendimizdir» sözleri ile gelisen safhaları kaydetmiştik. 1937'de ve Basvekillikten ayrılmadan önce Başvekil înönünüıı de: «Toprak, mahsulünü ancak bir vaziyette verir. Bu vaziyet de, o toprağın, işleyenin malı olmasıdır» sözlerini nakletmistik. Daha sonra Başvekil olan Celâl Bayar, 1 11,1937'de şöyle konn.şmnştu : «Her Türk çiftçisinl kâfi toprafa sahip etmek ve topraksız çiftçiye top # AP'nin cevabmda çok göze batan nice sürçmeden biri de şuydu: Başbakan Yardımcısı Atillâ Karaosmanoğlu altı ay önce temeli atılmış bulunan Üçüncü Demir ve Çelik Tesisleri İçin bugüne kadar 100 milyon liralık yatınm yapıldığını söylemişti Adalet Partisi Sekreteri buna itiraz ediyordu: «Altı ay önce temeli atılan tçüncü Demir Çelik Tesisleri İçin bugiine kadar harcanmıs olan para 100 milyon lira degil 500 milyon liranın da nstündedir» diyordu. Ne var ki Adalet Partisi cevabmda. bu nokta da çabuk unutularak biraz sonra şu iddia ileri sürülmüştü: «1.9 milyar dolann (...) 230 milyon dolan Üçüncü Demlr • Çelik Tesislerine sarfedilmis, ve sarfedilmektedir.» AP, bu şekilde 3.5 milyar Türk Lirasına yakın bir paranın Üçüncü Demir • Çelik Tesislerine sarfedilmis oldu£u intibaını yaratmak istiyordu. Politik üsluba sığınılarak rakamlarla bu kadar ovnamak, cevabın ciddiyetini yaralıyordu. YABANCI SERMAYE... İİNDEN ÜNE Rahibe'nin I başma gelenler Olacak iş defil ama, oluyor işte; dünkü gazeteleri okuyanYeşilköy Havaalanmda bir facianm cereyan ettiğini gördüBu faciada bir Fransız rahibesinin kafatası çatlamış, onun arkadaşı da nçağın rüzgâriyle yerdeki betonlara çakılmışlır. Çünkü Lufthansa nçağı harekete geçtiği anda, o nçağın trında olan bizim Türk Hava Yolları nçağına tedbirsizce, üncesizce yolcu alınmaya başlanmıştır. lleililerdcn sormak isteriz: Dünyanın herhangi başka bir a meydanında buna benzer bir kaza olmuş mudur? Hemen ap vereyim: Olmamıştır; çünkü dünyanın hiç bir hava liıında ilgililer bu derece laübali, görev duygusnndan bu kayoksun, kendi nfak hesaplarının bn kadar esiri değildirler. ırada bn islerle ilgilenmesi gereken zat, ya gazetedeki tefıvı okuyordu, ya kahvesini içmekle meşgnldü. Dünyanın bir hava meydanında emniyet tedbirleri tamam olmadıkça etler, yolcularını uçağa davet etmezler. Yeşilköy'deki olayya kule görevini yapmadı, ya Hava Yollan kendi başına ruk hareket etti? Her iki ihtimali de affetmek mümkün deir. Bu neden höyle oluyor? diye sormaymı»... Biz Tflrk vatan1 olarak, bir görev üzerine süreli olarak dikkatimizi toplaçalışamıyoruz. Üniversite inkılâbı yapıyornz, on yıl içinde yozlaşıyor; Plâna Müstesarlığını modern esaslar içinde knrnyoruz, on yıl ra adliye kalemlerine dönüyor. Bir zamanlar Merkez Banna girdiğim zaman içerdeki çalışma disiplinine, görnntüye arak imrenirdim. Şimdi bir içeri girin bakın ! Bankaya lasırsınız, birbirleriyle sohbet halinde olan raemurlar başlakaldırıp «Ne istiyorsnn?» diye sortnazlar. Ankara Ordnevikarsısındaki postaneye girin: Pul satan tek memurun önün<uyruk, onnn yanında iki memur muhabbet halinde... Efendim. bari siz bir pnl veremez misiniz? Memur, böyle bir istekle karşılaştığından dolayı hırçınlaşır. ıabbeti bozulmustur: GÖrmüyor musunuz? Orada sıra var! Var ama sırada bekleyen de çok.. Memur, kaşı gözü ile labavle çeker, ve yanındakine, hern duyacağı şekilde : Ne insanlar var yarabbi, der. Sanki patlıvorlar !.. Hiç bir devlet dairesine giremezsiniz ki, orada odacının ali oturusu ile karşılaşmayasımz! *** Rahibe Savour Jovanna'nın kafatası niye çatladı? Yalnız !T mi? Bnnda vazife ihmalinin en ağır şekli yok ran? Bu ih. i bir kerecik dahi yapanlar, bn ihmalin yapılmasına bir kek dahi meydan verenler, hava meydanlan gibi çok dikkat, titizlik isteyen görevlerde çalıstırılmalı mıdırlar? Bir motor alabilir, bir kanat kopabilir, fakat bir kadın yolcn, bir başıçağın rüzgâriyle koma baline gireme» !.. Eğer girmişse bnanlamı, kendi müessesemizin koma halinde olnşnndandır. »rız ki. Saym Bakan, aldığı tedbirleri ve bn olayın inceleme cesini ve sorumluları kamuoyuna açıklar ve bu yerleri yi. yeri baline getirmiş olan ali insanlara. hayatlannı a yerlerde kazanraa şansıerir. Yıüardır hep konuşuruz: Radyolardan du yanz, gazetelerde okuruz toprak reformunu.. Oluyordu, olacaktı diye. Son haftalarda da basınımıztn en gözde konusu gene oydu. Şu «reform» sörcüğünün, aslı yabancı da olsa, toprağa ilişkin anlamıru bilmeyen kalmadı artık memleketimizde. Eeform, belli, biçim değiştırmek demektir. Toprak reformunda İse biçim degiştirecek olan toprak değildir: Toprak sahiplifi (mülkiyet) düzen degiştirecek. ekmeğini topraktan kazanan. fakat toprağı olmayan yurttaşlarımız da toprak sahibi olacaklardır. Demek bu reform, bizim yapacağımız, toprakla ilgili, sosyal ve ekonomik bir düzen defişikliğidir. Köylümüz, kentlimiz, herkes biliyor bunu.. Ama toprak nedlr, yaşanüsı nasıldır ve yaşadığı süre kendi kendine geçirdjği (doğal) reformlar nicedir? Bunu bilenimiz, samyorum ki, pek azdır. Herkesin bildiği: Üstüne basıp geçtiği, ekip diktiği, gözüyle gördüğü biçim siz (amaorf) şey, topraktır. Rengi çoğunluk kara olmasa da, kara toprak diye de tanımlanır . ama bu tetralamak, kütümsemek için değil, tersine, yuceltmek, onun saygı • ve sevgideğer olduğunu belirtmek içindir Besinimizi, geçimimizi toprağa borçlu olduğumuz, ya da çok eski bir inanca göre topraktan türediğimiz için olacak, kutsal bir varlığın adıyla da anarız onu. Toprak ana da deriz ona. Onun, yer kabuğundaki kayalardan oluştuğunu da çoğumuz şöyle böyle biliriz. Toprak üstüne okur yazarlanmızın da bildiği galiba bu kadar ' Oysa toprak bir âlemdir, doğanın dtlnyamızı canlandırmak, şeneltmek için yarattığı en esrarlı ,en sihirli varlıklanndan biridir. Hiçbir zaman cansız, durgun (statik) değil, sürekli canlı, dinamik bir sistemdir. Ağır ağır oluşması, durmadan değişmesi de (relormlar yapması). onun dinamik, canlı bir sistem olduğunu gösterir. Eğer toprağın kadrini bilmek istiyorsak. her şeyden önce, onu tanımamız gerekir. Böyle olduguna göre, toprağı tanımak için, oluşumundan bozuluşuna, isterseniz doğumundan ölümüne dek de diyebilirsiniz, geçirdiği değişikliklerin en bellrginlerine kısaca çok hızlı bir göz atalım. PROGRAM REFORMLAR dan bitkinin, ikisi de gözle görülemeyecek kadar mikroskobik küçük, biri bir alg. öteki de mantar, birbirleri ile bir organizma imiş gibi (sanki yekvücut) birleşip kaynaşmasından meydana gelen ve liken (ortak bitkiler) diye anılan bitkilerin vücuda getirdiği örtüdür. Kayalar üzerinde hiç bir canlınm, hattâ tek başına bir bitkinin bile, bannmasına gelişmesine imkân yoktur. Ama likenler, mantar, ıslak kayalardan suyu ve suda çözülmüş besin katyonlan alg'e vererek, alg de ona fotosentezle yaptığı organik maddelerden sunarak çok rasyonel bir iş bölümü ile birbirlerini destekleyerek kayalar üzerine tutunup gelişirler. Bunlar da, solunumlarından, metabolizmalan sürecinde meydana gelen karbon asidj kar ve yağış sulanna kanştığından, kayaları dağladıklan için yıpranıs aşınmalannı ve toprak oluşuınunu hızlandınrlar. Ölen kuruyan likenlerin organik artıkları ham toprağa kanşır. Bunların küçücük vücutlarının bırakacağı organik likenlerin yıldan yıla ham toprağa bıraktıklan organik artıklan biraz artarsa ve bu toprak yel üfürüp sel götürmez de bir kaya çatlağma ya da taşlar arasında bir boşluğa toplanırsa, oraya hemen yeşil kadife gibi kara yosunlan yerleşir. Bunlann kuşaktan kuşağa bıraktıklan artıklar da toprağa katıldıkça, organik maddeler biraz daha artmış, çoğalmış olur. Ve orada, selin, yelin, kurdun kuşun getireceği bir ot, bir çimen tohumu çimlenip yeşerebilir. Onun içindir ki dağlarda alpinik çayır basamağmm hemen üstündeki taş lıklarda tek tük başağını sallayan bir çayır otuna ve kocaman parlak çiçeklerini açmış bir dağ bitkisine rastlanabilir. Bunlan tutup çekerseniz kolayca çıkarlar ve onlann köklerine tutunup tümü birlikte kalkan toprak, çoğunluk bir avucu bile doldurmaz. Ama yıllarca süren bir oluşum sürecinin ürünü olan o bir avuç toprak içinde (gözle görülmeyenler bir yana) kımıl kımıl kaynaşan binlerce küçük yaratık görülür. Toprak hem olgunlaşmış, hem de carüanmıştır artık Ham toprakta toplanan o bir gıdım organik maddeden çimlenmek ve buna karşılık. katılmış olduklan o vaşama ortamına, her biri ayn bir görevi yerine leürmek için daha birçok. ç ..t çe şit yaratıklar Uşüşecekler: Onlann da, vâdesi yetince, cansı? artıklan topraga kanşacak organik rraddeierin niceliğl de. niteliği de değişecektir. Toprakta toplanan organik maddçler, top ragı canlandıran o fcürüfc yara tıklann da yardımıyla önee mekanlk, sonra gok çetrefil kimyasal değismeler ceçirerek. koyu renkli hümüş dpnilen martdeve dönüşeocktir. O da ki' eibi *op AP'nin cevabmda yabancı sermaye konusunda Başbakan Yardımcısmı yalanlamak için enev çaba harcanıyordu. Karaos manoğlu «Dört >nllık bir süre ioinde 112.9 milvon dolarlık yabancı sermaye Türkiye'ye gelmiş, 122,9 milyon dolar aynı dönemde yabancı sermaye kârı olarak dışarı transfer edilmiştir» diyordu. AP"ye göre bu yanhştı, ve dışan çıkan 122.9 milyon dolan dört yılda içeri giren 112.9 dolarlık sermayenin kân gibi göstermek gerçekleri tahrif etmekti. Oysa Devlet Bakanı basm toplantısında böyle birşey söylememişti. Sadece dört yılda Türkiye'ye gelen yabancı sermaye ile dışan çıkarılan yabancı sermaye kârmı karşılaştırmıştı Elbette dışan çıkan kar daha önce de gelen yabancı sermayenin dışanya transfer ettiği miktardı. Şimdiye kadar ne miktar yabancı sermaye Türkiye'ye girmiş. ne kadar kâr etmiş, bu kânn ne kadannı transfer etmisti? Aynca ilgilenmeye değerdi. Nitekim Istanbul Üniversitesi tktisat Profesörü Kenan Bulutoğlu «Türkiye'de yabancı sermaye» baslıklı kitabında Hüküme tin 1.10.1969 tarihü bir eçıklamaşını kaynak EösterereJc şimdiye kadar 6224 sayüı Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunuyla Türki. ye'ye giren fiili yabancı sermayenin 664:509.145 lira ddugunu buna karşılık 270.008.517 liralık kâr transferi yapıldığını söylüyordu. Bu hesaba Petrol Kanunu ve Ereğli Demir Çelik Statüsü ile giren yabancı sermaye hesap'.arı dahil değildi. Herhalde getirdiğinin yansına yakın kısmını kâr diye dışan çıkaran bir yabancı sermayeyi savunmak AP için düşündürücü bir olaydı. 0 AĞALIK KONUSUNDA Toprak YAZAN: Prof. Dr. Hikmet BİRAND olan, yer yüzüne bir yorgan gibi serilmiş ince bir tabakadır. Yer kabuğundaki kayalar iklim etkenleri ile yüzeylerinden yıpranır, ufalanırlar. Güneşte ısınan kayaların bileşimindeki mineraller, yapılarına kristallerine göre farklı olarak uzar, genişler, geceleri ısı düşünce büzülürler, esnerler. Bu esnemeler yüzünden. zamanla, birbirine sıkıca bitişik olan mineraller arasında gevşemeler. çatlamalar. boşluklar hasıl olur. Yağış sularıyla kayalar ıslanınca çatlaklara, boşluklara su dolar. Ayaz çöker de çatlaklara dolan su donarsa, buzun her yana yaptığı basmçla kayalar çatlar, parçalanır. Ufalanan kaya parçalarını taşlar, sular seller oradan oraya sürüklerken de törpüler. aşmdır:r. Rüzgârlar, fırtınalar da kayalan asındınr. Hiç yağmur yağ mayan çöllerdeki kum yığınlarj, gece ile gündüz arasmdaki ısı farklanyla rüzgârlarm ürünüdür. Böylece işte, iklim etkenlerinin etkisi ile toprağın iskeleü, iri taneli ham malzemesi hasıl olur. Bu, toprak oluşumundaki ilk reformdur. Suyun mekanik etkisinden başka çok önemli bir etkisi de onun çözücü (eritken) olmasıdır. Ufalanan kaya parçalan, taşlar ıslanınca, bileşiklerindefei minareller ince bir su örtüsü ile örtülür, kayalann kapsamındaki tuzlar çözünmeye başlar ve böylece çok önemli olan kimyasal ve fizikokimyasal değişmelere yol açümış olur. Bu değişmeler kayanın yapısına göre çok çeşitli, temelli geçici ve süreklidir. Bir ömekle açıklamak için herkesin bildiği graniti ele alalım: Bu kaya feldist, mika ve kuarts denen üç mineralden oluşmuştur. Feldispat ıslanınca bileşimindeki alüminyum yanlır, sulu bir silikat olan kıî teşekkül eder. Mika da killeşir, kuarts olduğu gibi kalır. Kıl çolc ince tanelidir, 500 tanesi yan yana konsa şu bizim t harfinin üstündeki nokta kadar eder. Topragın en önemli ögelerinden birl kildir. TopraktaM daha iri taneli olan ince ve kalın kum, çakıl ve küçük taşlarm arasmdaki boşluklan doldunır. Suyu ve suda bozulmuş olan besin tuzlarını sımsıkı o tutar. yıkanaraJt aiup gitmesioi o önler. Kilin teşekkül etmesi ham toprağın olgunlaşmaya başlamasının ilk aşamadır ve bu da başka bir reformdur. Kayaların mekanik paralanıp dağılmasını kimyasal değişmeler destekler ve tamamlar. Bu yöndeki ilk değişme minareller arasına giren oksijen kayalann kapsammdaki demirin oksitleştirilmesidir ki, bu kayaların renklerinin koyulaşması ile belli olur. Kaya çatlaklanna girea su, artık saf su değildir. Çözdüğü tuzlar. asitler özellikle karbon asidi, onun, çözücü ve kimyasal değişmelere aracılıgını şiddetlendirir, arttırır. Sudan ay rılan hidro.jen iyonları mineralteröeki katyonlarla degiş tokuş yaparak fiztkoşimik olaylara, kimyasal değişmelere yol açar. Suda çözülen karbon asidi m:nerallerden ayrılan kalyonlarla birleşerek karbonatlar yapar, bu kimyasal değişmeler, ham toprak ıslak kaldıkça, ana kayanın çeşitine, yani kapsadığı minerallerin çeşitine göre çok, çok karışık ve değişik olarak sürer gider. Bu kimyasal değişmelerle toprağın ham malzemesi ve taşlar, çakıllar ufalarur, dağılır. Bu da işte toprağın geçirdiği madensel (anorganik) reformlar dan biridir. Topraktaki bu gelişme ve reformlar bu kerteye gelinee canlılar, özellikle bitkiler el koyar ve onun gelişmesini tamamlar. # AP, bu kadarla da kalmıyor yeni Hükümetin kovacağı Tan m Vergisinin karşısma çıkarak. «Tanmın verfilendirmesinde toprak ağası husumeti içinde hareket edilerek ve 25 milyon Türk ratandaşma aynı pözle bakilarak konulacak vergiler payet yanlış olur» diyordu. Oysa Atillâ KaraosrrvmoSfl.u bu konuda kesin rakam vermîşti. Tarım kesiminin 1970'e göre geliri 37.8 milyar lira idi. buna karşılık bu kesimden 87 milyon lira vergi alınmaktaydı. Bu 87 milyon lira vergiyi 27 bin mükellef veriyordu. Başbakan Yardımcısı diyordu ki: «Bugüne kadar toplumun kaynaklarmdan ve olanaklanndan yalnızca vararlanıp. karsılığında hiçbir şey ödemiyen büyük tanm gelirleri sahiplerinin kesin olarak vergilendirilmesi »ağlanacaktır.» Küçük tanm gelirleri sahipleri kesin olarak vergilendirme dışmda bırakılacagi halde AP sözcüsünün tanmda çalışan 25 milyon Türk vatandaşma toprak ağası gözüyle bakıldığını söylemesi dikkatsizlikten ileri gelmiyordu Eski iktidar partisi. tarih! fonksiyonunu yerine getiriyor, toprak ağalarının safında verini ahyordu. SONUÇ.. Herhalde bazı noktalara şöylece dokunduktan sonra vanlacak sonuç kesindir: AP'nin Nizamettin Erkmen vasıtasıyla verdiği cevap, yetersiz, talihsizdir. Birçok önemli noktaya hiç dokunmayan bu cevap açık rakamlarla ortaya konan gerçekleri yalanlamaktan uzaktır. Adalet Partisinin cevbını Demirel'in değil, Erkmen'in vermesi birçok bakımdan ince bir buluştur. Demirerin bazı çevrelerde yaratacağı allerji düşünülerek bu yola sapılmıştır. Ama Devlet Bakanının basm toplantısını zayıflatacak açıklamalar da yapılamamıştır. Cumhuriyet Cemal Hüsnü Taray ATATÜRK İLKELERİ IŞIĞINDA Türkiye'de Demokrasi ve Sol FÎYATl 10 TL. KİTABEVLERİNDEN ARATIMZ. (Cumhunyet 3483) ^ • • ^ . ^ ^ ^ • ^ ^ ^ ^ DENJZCİLİK BANKAS! T.A.O. DENİZYOLLARI İŞLETMESINDEN Turist mevsiminin başlaması ile yabancı gemilerin Iimanımıza daha çok sayıda gelmeleri ve Karaköy nhtım yerlerinin ihtiyacı karşılamaması dolayısile, 1/Mayıs/1971 Cumartesi günü sabahmdan itibaren Çanakkale Sür'at ve Mudanya postalan, Sirkeci iskelesinden hareket edeceklerdir. Muhterem yolculanmıza saygı ile duyurulur. (Basın: 13728 3473) Canlanması oruk basamağmdaki başlan sürekli karlarla örtülü kayalann çayır çimen basamağma sınırlanan alt kesimlerde yazın karlar erir ve kayaların yüzü yeşil sarı, kahverengi • kara, ince bir örtü ile örtülür. Kayalann diblnde, iklim etmenlerinin etkisiyle onlardan kopan büyük kaya bloklan, irili ufaklı kaya parçalan, taşlar çakıllar yığılıdır ve o taş çakıl yığını kayalarla çayır çimen basa mağı arasmda. bir kuşak ya da bir basamak sayılır. Bu taş ve çakıl yığmlan kuşağında toprağın oluşumuna kadar geçirdiği bütün değişiklikler görülebilir. Taş çakıl yığmlan Uzerinden yükselen kayalar üzerindekl yeşll'i sanh «rtü bir bitki çeşididtr. Daha doğrusu iki ayrı soy Atlas Sinemasında Bugün Matinelerden ttibaren Dövüşmek kadar sevişmeği de bilen tki gangsterin macerası RenkJı . Almanca Sinemaskop (Sommer Sprossen) VVtLLİAM BERGER . TONT BAKER HELGA ANDBES Seanslar: 12.00 2.15 4.30 6.45 9.15 (Radar Reklâm: 355) 3468 D Oluşumn Belediyemiz tabiblik kadrosunda çalıştırılmak üzere, pratisyen bir doktor almacaktır. Aylık ücreti Personel Kanunu hüküırüerine uyularak ödenecelrtir. Tâlip olanların lüzunlu belgeleri Ue birlikte 22.4.1971 tarihine kadar bir dilekçe ile müracaat ermeleri ilân olunur. (Basın: 13553) • 3471 rağın iri taneli (küçük sanılmasın, onların da çapı 0,002 . 0,2 cm. kadar) kum ve küçük çakıllar arasmdaki boşluklan doldurur. Hümüş, toprağın fizik niteliğini, yapısını, tavlanmasını düzenlediği, suyu ve suda çözülen mineral besin maddelerinin yıkanıp gitmeden kalmasmı ka lay işlpnmesini havalanmasını sağladıfiı. böylece de tODraktaki canlı yaratıklar8 olanaklı bir ortam hazırladığı, onlarla oirlikte bir bütün teşkil ettiği için, toprağm vazgeçilmez bir ögesldir. Eger topraSı canlı bir h ü o re sayarsak. topraktaki lrt taneli öğeleri hücrenin cansız kı»mına kille hümüsü ise hücrenin canlı kısmma, bütün hayati olaylann ka\Tiagı ve mekarn olan DrotODİazmava hP Bayramiç Belediye Başkanlığından Melek Yüzlü Gangster D Unya yaratılclığı zaman toprak yoktu yer yüzünde. Denilebilir ki, toprak bitkilerle yaşıt ve onlann icadıdır. Çünkü toprak. yer kabuğundaki kayalann, iklim ve canlıların etkisi !'e paralanıp ufalanmasmdan, degiş mesinden meydana gelen, İçinde milyonlarea canlınm barınıp yaşadığı için organik maddeler de kapsayan ve Tızeri kendî vetiştirdifi biı bitki örtiisü ile örtülü
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle