15 Eylül 2026 Salı Türkçe Subscribe Login

Catalog

Months
Days
Pages
gorus@cumhuriyet.com.tr 29 AĞUSTOS 2026 CUMARTESİ 2 olaylar ve görüşler Kurtuluşun son noktası Mustafa Kemal’in taarruz planını Doç. Dr. HÜNE r TUNCEr işgal etmişti. Elinde hiçbir gücü Ağustos’ta taarruz planını şöyle Nurettin Paşa dışında diğer komutanlar olmayan ve hatta resmi bir görevi anlatıyordu: “Ordularımızın ana ustafa Kemal Atatürk ve Yakup Şevki Paşa uygun bulmamış; bile bulunmayan bir Osmanlı kuvvetlerini düşman cephesinin önderliğinde yapılan Ulusal bunun üzerine Mustafa Kemal, “Tarihe komutanı, bu durumu nasıl tersine bir cenahında ve mümkün olduğu MKurtuluş Savaşı, Türkiye karşı bütün sorumluluğu ben kendi çevirebilecek ve devraldığı bir kadar dış cenahında toplayarak bir Cumhuriyeti tarihinde yer alan bir üzerime alıyorum” demişti. enkazdan nasıl yepyeni bir devlet imha meydan muharebesi yapmak. mucizenin adıdır. 19 Mayıs 1919’da 14 Ağustos 1922’de ordu birlikleri ve yepyeni bir ulus yaratacaktı?... Bunun için ana kuvvetlerimizi, Samsun’a ayak basarak Ulusal güneye ve cepheye doğru kaydırılmaya düşmanın Afyonkarahisar Kurtuluş Savaşı’nı tek başına Mucizenin son noktası başlandı. Bu geniş hareket büyük bir civarında bulunan sağ cenah başlatan Mustafa Kemal, henüz 38 sermişti. Birinci Dünya Savaşı İşte bu mucizeyi, ancak Mustafa gizlilik içinde yapılacak ve yaklaşık grubu güneyinde ve Akarçay ile yaşında olan bir Osmanlı subayıydı. sonunda Osmanlı Devleti artık yok Kemal gibi olağanüstü bir lider ve 100 bin kişinin yer değiştirip Afyon Dumlupınar hizasına kadar olan 1915 Çanakkale Savaşları’nın olmuş, tarihin tozlu sayfalarında eşsiz bir deha gerçek kılınabilirdi! güneyinde toplandığını Yunan alanda toplamak gerekiyordu. kaderini belirleyen “Anafartalar yerini almıştı. Osmanlı ülkesi Bu mucizenin son noktasını ordusunun ruhu bile duymayacaktı. Öte Düşmanın en önemli noktası Kahramanı” Mustafa Kemal, her açıdan bir enkaz halindeydi. oluşturan 30 Ağustos zaferine yandan Mustafa Kemal Paşa da cepheye orasıydı ve kesin sonuç almak olağanüstü liderlik vasfını ilk Yabancı güçler, Anadolu’nun kısaca bir göz atalım. gidişini herkesten gizlemişti. Trenle ancak düşmanı bu cenahından kez Çanakkale’de gözler önüne hemen hemen her köşesini Mustafa Kemal Paşa, 26 hareket etmeyen Mustafa Kemal Paşa, vurmakla mümkün olabilecekti.” 17-18 Ağustos gecesi gizlice Ankara’dan ayrılarak otomobille Tuzçölü üzerinden Konya’ya gitti. 21 Ağustos 1922 tarihli Zaferi anlatan kitaplar Cumhuriyet Kitapları’nda... gazetelerde, Mustafa Kemal Paşa’nın Çankaya’da bir çay ziyafeti vereceği haberi yer almıştı. Oysa Mustafa Kemal, 20 Ağustos 1922’de Akşehir’de Batı Cephesi Karargâhı’ndaydı. Mustafa Kemal Paşa, aynı gün Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’ya, “26 Ağustos 1922 sabahı düşmana taarruz edilmesi”ni emretti. Mustafa Kemal Paşa, 26 Ağustos 1922’de gün doğmasına bir saat kala Kocatepe’nin zirvesine doğru ilerlemekteydi. Fevzi, İsmet ve Nurettin Paşalar da Kocatepe’deydi. 26 Ağustos 1922 sabahı saat 05.30’da Kocatepe’de topçu ateşiyle Türk taarruzu başladı. 26 Ağustos’ta alınan sonuçlar çok umut vericiydi, çünkü düşmanın uzun süreden beri tahkim ettiği bir hat üzerinde bulunan Kaleciksivrisi, Belentepe ve Tınaztepe gibi üç önemli yer ele geçirilmiş; ancak henüz cephe yarılamamıştı. 27 Ağustos’ta Kurtkayatepesi ve Erkmentepe düşmüş; ancak 57. Tümen Komutanı Albay Reşat (Çiğiltepe), Mustafa Kemal Paşa’ya söz verdiği saatte Çiğiltepe’yi alamamış olması nedeniyle intihar etmişti. Çiğiltepe, o gün saat 17.30 civarında alındı. Öte yandan, 27 Ağustos’ta Afyon cephesi yarılmış ve Afyon düşman güçlerinden kurtarılmıştı. Başkumandan Muharebesi İsmet Paşa, 30 Ağustos’ta ordulara şu emri verdi: Dumlupınar’ın süratle düşürülerek düşmanın çekilme yollarının tamamen kesilmesi ve İzmir doğrultusunda takibe aralıksız devam ile kurtulmuş olması muhtemel dağınık düşman kollarının da durmaksızın muharebeye ve bu suretle teslim olmaya zorlanması. Yunan ordusunun tamamen sarılması ve imha edilmesi suretiyle Dumlupınar Meydan Muharebesi’nin kazanılması. 30 Ağustos günü, 26 Ağustos sabahı başlayan ve beş gün beş gece süren meydan muharebesi son bulmuş ve düşmanın esas kuvveti imha edilmişti. Savaşı Aslıhanlar-Çal-İşören bölgesinde ve Çalköyü’nün doğusunda bizzat Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa yönettiği için Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, bu savaşa “Başkumandan Muharebesi” ismini vermişti. Mustafa Kemal, 31 Ağustos’ta muharebe meydanında gördüğü manzarayı şöyle anlatmaktaydı: “Muharebe meydanını dolaştığım zaman, ordumuzun ihraz ettiği zaferin azameti ve buna karşılık, hasım ordusunun uğradığı felaketin dehşeti beni çok mütehassis etti (duygulandırdı). Sırtların gerilerindeki bütün vadiler, bütün dereler, mahfuz ve örtülü yerler, bırakılmış toplar, otomobiller, sınırsız teçhizat ve malzeme ile ve bütün bu metrukât aralarında yığınlar teşkil eden ölülerle, toplanıp karargâhımıza sevk edilen esir kafileleri ile hakikaten bir mahşeri andırıyordu.” Büyük şairimiz Nâzım Hikmet, Kuvayı Milliye Destanı’nda, “sarışın bir kurda benzeyen şayak kalpaklı adam”dan şöyle söz etmekteydi: “Ve “Zafer, ‘zafer benimdir’ diyebilenindir.” mavi gözleri çakmak çakmaktı/ Yürüdü uçurumun kenarına kadar eğildi durdu/ Bıraksalar, ince uzun bacakları üstünde yaylanarak/ ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak/ Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlayacaktı...” Bizlere vatanımızı kazandıran ve kurtuluşun ertesinde yaşama geçirdiği devrimlerle Cumhuriyetimiz’i kuran Mustafa Kemal Atatürk’e minnet borcumuz sonsuzdur ve bu minnet ve şükran duygusunu bizlerin dimağlarından ve yüreklerinden silmeye hiçbir iktidarın gücü yetmeyecektir!
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear