26 Ağustos 2026 Çarşamba Türkçe Subscribe Login

Catalog

Months
Days
Pages
gorus@cumhuriyet.com.tr 26 AĞUSTOS 2026 ÇARŞAMBA 2 olaylar ve görüşler Sava Ş Sonra Sı Şehit Bir Kocatepe sabahında... ve ga Zilerin hakları Cumhur u TKu sonuç alınmasını istiyordu. Milli Mücadele arka arkaya Prof. Dr. Çağatay Güler 30 Ağustos’ta Başkomutanlık E. P. Kd. Alb. geldiği için ülkede çok büyük Meydan Muharebesi kazanıldı. illi Mücadele’nin askeri bir yetim nüfusu oluşmuştu. Ağustos 1922 Dumlupınar’da Türk ordusu, Molarak kazanılmasından Mustafa Kemal’in 1 Mart sabahı Kocatepe’de düşmanın asıl kuvvetlerini sonra, özellikle 1922– 1923 tarihli TBMM konuşması 26başlayan yürüyüş, 1930’lu yıllarda, yeni Türkiye kuşattı ve dağıttı. Bu zafer, durumun boyutlarını 9 Eylül sabahı İzmir’de devleti, ülkenin savaş sonrası çok açık biçimde ortaya bir meydan muharebesinin ekonomik durumuna karşın bağımsızlığın bayrağına koymaktadır. Devletin açtığı ötesinde, askerlik sanatının şehitlerin aileleri, harp kurumlarda yaklaşık 10 bin dönüştü. büyük bir örneğiydi. Plan iyi malulleri ve gaziler için yetimin korunduğunu fakat kurulmuş, kuvvetler doğru Şafağı bekleyen ordu çeşitli sosyal, ekonomik ve yardıma muhtaç gerçek yerde kullanılmış, zamanında 26 Ağustos 1922 sabahı onurlandırıcı düzenlemeler yetim sayısının bunun karar verilmiş ve en Kocatepe’de hava henüz yaptı. Ancak savaş çok üzerinde olduğunu önemlisi karar sonuna kadar sonrasındaki büyük yoksulluk, ağarmamıştı. Sessizlik belirtiyor ve kurumların en uygulanmıştı. nüfus kayıpları ve bütçe darlığı az 20 binden fazla çocuğu sonsuzluk gibiydi. Dal nedeniyle uygulamalar büyük O andan sonra Yunan barındırabilecek biçimde kımıldamıyor, ağustosböcekleri güçlüklerin göğüslenmesi genişletilmesi gerektiğini ordusunun düzeni kalmadı. ötmüyordu. O alacakaranlık gerekti; sistem maaş, ikramiye, söylüyordu. Bu çocuklar 26 a ğustos 1922, şafak vakti Büyük taarruz'un başladığı saatlerde Artık düşman geri çekilmiyor, açıldıkça Şuhut’taki Türk yetimlerin korunması, iskân/ için yetimhaneler ve sosyal kocatepe sırtlarında Mustafa kemal a tatürk. kaçıyordu... karargâhındaki subayların toprak desteği, emeklilik- yardım kurumları kullanıldı; aylarca sakladıkları karar malullük hakları ve İstiklal ayrıca Himaye-i Etfal gibi Bayrağın yeniden istikametlerin önündeki planlı ve çok yönlü bir aydınlığa çıkıyordu. Madalyası gibi harekâttı. güçlü düşman tahkimatının Başkomutan Mustafa Kemal yükseldiği sabah farklı düzengeler Büyük Taarruz, harita bulunduğu Çiğiltepe, en Paşa, Genelkurmay Başkanı üzerinden 1 Eylül’de verilen emir üzerindeki krokilerde ilerleyen önemli hedeflerden biriydi. Fevzi Paşa ve Batı Cephesi aşamalı olarak açıktı: “Ordular, ilk hedefiniz birliklerden ve arazide 57’nci Tümen Komutanı gelişti. Komutanı İsmet Paşa, yalnızca Akdeniz’dir. İleri!” kazanılan tepelerden ibaret Albay Reşat Bey, bu hedefin Bu politikanın büyük ve kapsamlı bir Türk süvarisi ve piyadesi temelleri değildi. Bütün Batı Anadolu’da alınmasıyla görevlendirilmişti. harekâtı değil, ulusun kaderini günlerce süren çetin cebri daha savaş taşların, tepelerin, vadilerin ve Mustafa Kemal Paşa’nın yönetiyorlardı. Taarruzun yürüyüşlerle batıya aktı. Uşak, devam ederken her adımın arkasında bir insan telefonda hedefin ne zaman gizliliği son ana kadar Kula, Salihli, Manisa derken atılmıştı. bedeli vardı. 26 ve 27 Ağustos alınacağını sorması üzerine, korunmuştu. Birlikler gece işgal ordusu İzmir’e doğru Örneğin 3 günlerinde bunun iki çarpıcı Reşat Bey yarım saat içinde yürüyüşleriyle bölgelerine sürüldü. Yorgunluk, susuzluk, Temmuz 1921 örneği birbirine yakın iki tepeyi alacağına söz verdi. yerleşmiş, cephane ve iaşe tarihli bir Ağustos sıcağı ve her türlü muharebe alanında yaşandı. Ancak düşmanın güçlü büyük güçlüklerle cepheye kararnameyle, güçlük vardı; fakat durmak İscehisar’ın batısındaki direnişi nedeniyle bu süre taşınmıştı. Olası bir geri belirli Kuvayı yoktu. Çünkü ana hedef Dede Sivrisi’nde, Topal Osman içinde hedef alınamadı. Reşat Milliye çekilmenin planlanmasına bile belliydi. İzmir, yalnız körfezde Ağa’nın komutasındaki Bey verdiği sözü yerine mensuplarından gerek duyulmamıştı. Bu kez güzel bir kent değildi. İzmir, 47’nci Giresun Gönüllü Alayı, getiremediği duygusuyla malul kalanlara ve şehit kuruluşların etkinlikleri işgal ordusunun Anadolu’da 15 Mayıs 1919’da başlayan olanların ailelerine düzenli kendi tabancasıyla intihar Cumhuriyet döneminde 26 Ağustos gecesi Yunan tutunabileceği son hat da işgalin sembolüydü ve ilk ordu mensuplarına benzer genişletildi. etti. Tümen komutanının mevzilerine taarruza başladı. sökülüp atılacaktı. silahı çeken, ilk şehit gazeteci biçimde maaş bağlanması Az bilinen fakat oldukça Çatışma yaklaşık 36 saat ölümünden 45 dakika sonra Saat 04.30’da Türk topçusu Hasan Tahsin’e komutanların kabul edildi. Ayrıca 1921’de önemli uygulamalardan biri sürdü. Giresunlular düşman tepe, 57’nci Tümen tarafından ateşe başladı. Kocatepe’nin şehit ailelerine ve malul kalan sözü vardı. şehit çocuklarına arazi, bina siperlerine sekiz metre ele geçirilmişti. sessizliğini ve Başkomutanın askerlere bir defalık nakdi ve üretim aracı verilmesi 12 9 Eylül 1922 sabahı kadar yaklaşmalarına karşın 104 yıl sonra, Büyük düşünceli halini topçu hazırlık ödül verilmesini öngören Kasım 1922 tarihli bir kanun Türk ordusu İzmir’e girdi. ilerleyemediler. Mevziler Taarruz’un yalnızca askeri ateşi söküp atmıştı. Ardından düzenlemeler gündeme geldi. tasarısında, muhacirlere, Kadifekale’de bir bayrak ancak 27 Ağustos sabahı ele bir başarı olmadığını, aynı piyade birlikleri Tınaztepe’ye, savaştan zarar görenlere indirildi, bir bayrak çekildi. geçirilebildi. zamanda insanlık onuru, Yaşama katılım için Belentepe’ye ve Kalecik ve şehit çocuklarına, Kordon’da denize bakan Bu çarpışmalarda 14 gönüllü sorumluluk ve fedakârlık Sivrisi’ne doğru ilerlediler. teşvik ülkeyi terk edenlere ait askerler, körfezin ucunda Giresunlu şehit düştü. Silah duygusunu yansıtan kullanılabilir arazi, bina ve Cumhuriyetin ilanından Zaferin gölgesindeki iki yıllardır özlenen bağımsızlığın arkadaşları onları hemen unutulmaz olaylarla dolu tarım araçlarının verilmesi hemen sonra bu yaklaşım ufkunu görüyordu. trajedi öngörüldü. Bunların orada, savaştıkları yere olduğunu da anımsamalıyız. sürdürüldü. 7 Şubat 1924’te Büyük Taarruz, silah ve bedelinin hemen değil, defnetmişlerdi. Yıllar sonra TBMM, Milli Mücadele’de şehit Taarruzun ilk saatlerinde Dumlupınar’da kesin beşinci yıldan başlayarak sayının tek başına belirleyici olan gönüllü ve subayların Afyonkarahisar’daki Zafer Afyonkarahisar yönündeki 15 yıl içinde taksitlerle olmadığını gösterdi. İyi ailelerine maaş bağlanmasına hesap Bayramı töreninden sonra bir güçlü Yunan savunma hattı ödenmesi ve belirli bir süre ilişkin bir kanun kabul etti. hazırlanmış bir planın, doğru gazi savaştığı Dede Sivrisi’ni yarıldı. 5’nci Süvari Kolordusu, 28 ve 29 Ağustos günleri, satılmaması düşünülüyordu. Bu düzenleme özellikle komutanlığın, disiplinli bir ve şehit olan arkadaşlarının gece düşman gerilerine düşmanı Dumlupınar Bu politika, yalnızca sosyal önemlidir; çünkü yardım ordunun ve vatan sevgisinin sızarak haberleşmeyi ve mezarlarını görmek istedi. yönünde çevirme ve imha yardım değil, aynı zamanda anlayışının giderek devlet neler başarabileceğini geri çekilme olanağını yok Giresun alayından Gazi Ahmet etme hazırlıklarıyla geçti. şehit ailesini üretici ve mülk tarafından tanınmış sürekli bir kanıtladı. etmişti. Düşmanın elindeki Halis Asal’ın o günkü vasiyeti Türk ordusu, dağınık ve sahibi yapmaya yönelik bir hak niteliğine dönüşmesinin Kocatepe’den İzmir’e uzanan istasyonlar, karargâhlar ve üzerine, şimdi orada 15 asker yorgun düşman kuvvetlerinin sosyal politika anlayışını örneklerinden biridir. o yol, yalnız bir ordunun gösterir. ikmal yolları tek tek kontrol yatmaktadır. toparlanmasına fırsat O dönemin mevzuatında Sonuç olarak 1920’lerin yürüyüşü değildir. O yol, altına alınıyordu. Bu, yalnız Kuş uçuşu 20 kilometre vermeden baskıyı ileri bugünkü anlamdaki genel politikası yalnızca “şehit “gazi” kavramından çok cepheden yapılan bir saldırı güneydeki Çiğiltepe’de ise unsurlarıyla sürdürdü. bağımsız yaşamak isteyen ailesine maaş bağlama” “harp malulü” kavramı öne değil, düşmanın hareket başka bir trajedi yaşanmıştı. Başkomutan, savaşın yalnız bir ulusun yeniden ayağa politikasından ibaret değildir. çıkıyordu. Savaşta yaralanarak kabiliyetini felce uğratan, Dumlupınar’a giden kazanılmasını değil, kesin kalkışıdır. Yeni devlet bir taraftan dul çalışma gücünü kaybeden ve yetimlere maaş ve bakım askerler için malullük ve sağlamaya, diğer taraftan emeklilik düzenlemeleri şehit çocuklarını mülk veya oluşturuldu. Bu haklar 1920’ler üretim araçlarıyla ekonomik ve 1930’larda çeşitli kanunlarla yaşama kazandırmaya, savaş Çerçeveli solun ihaneti geliştirildi. Nitekim daha malullerini desteklemeye ve sonraki TBMM belgelerinde İstiklal Madalyası aracılığıyla 397 sayılı kanun çerçevesinde değerleri ile olan ilişkisinin çalışan bir yönelimin içine daha aşmasını sağlamış oldu. Kaan eroğUZ şehitlik ve gaziliği kamusal İstiklal Harbi malullerine ek emperyalizm destekli etnik/dinsel hapsoldu. “Çerçeveli sol”, dinci Önümüzdeki günlerde yeni ArAştırm Acı olarak onurlandırmaya ödemeler yapıldığı ve sonradan gericilik lehine kopartılmasıyla gericiliğin hamlelerine destekten, anayasa gündemine zemin öncelik vermiştir. Yine erken harp malulü olduğu belirlenen sonuçlandı. Cumhuriyet kazanımlarını yok hazırlayacak bu eşiğin aşılması, eoliberal karşıdevrim süreciyle Cumhuriyetin “şehidin kişilere de ödenek ayrıldığı etmek için başlattığı Ergenekon- Tom Barrack’ın Türkiye’ye Nbirlikte dünya solunun çocuğunu korumanı” görülmektedir. Çerçeve, liberaller ve içine sürüklendiği sınıf-dışı, Balyoz tertiplerini onaylayan dayattığı “müşfik monarşi” yalnızca para yardımı 1929’daki düzenlemelerde kimlik temelli siyaset arayışları, tutumlara varıncaya kadar ve “Osmanlı millet sistemi” sol olarak görmediği; barınma, harp malullerine bazı bugünümüzü şekillendiren tüm süreçlerinin de hızlanmasını 1980’li yılların başından itibaren Temel itibarıyla, küresel beslenme, sağlık ve eğitim ekonomik ayrıcalıklar da kırılma anlarında kimi zaman sağlayacaktır. Aynı günlerde, sistematik bir saldırıyla solun kapitalist-emperyalist sistemin, sorunu olarak da ele aldığı sağlandı. Örneğin TBMM’nin doğrudan bir “evet” ile kimi Türkiye’nin Suudi Arabistan ve merkez siyaseti haline getirildi. 1980 sonrası dünya solunu unutulmamalıdır. daha sonraki görüşmelerinde, Post-Marksist eleştirileri içinde zamansa çekingen bir “yetmez Pakistan ile arasında imzaladığı hapsetmeye çalıştığı “çerçeve” O yokluk günlerinde 1485 sayılı 1929 tarihli barındıran bu siyaset tarzına ama evet” ile karşıdevrim ve içeriği itibarıyla bir askeri buydu. 20. yüzyılın başından şehit ve gazilerimizle kanunla harp malullerine göre, yeni dönemde işçi sınıfının saflarında yerini aldı. pakt görevi gören anlaşma, itibaren ABD işgallerini ilgili bütüncül yaklaşımın tütün ve inhisar ürünleri yasa tasarısı ve yeni anayasa devrimci rolünü “kaybettiği” “demokrasi ihracı” olarak gören, günümüzde akçalı bir artışa satılan büfeler/kulübeler ihanetin parçası olmak gündemleriyle doğrudan ve hatta “ortadan kalktığı” özellikle Ortadoğu’da ABD indirgenmesi yaralayıcıdır. konusunda bazı haklar ileri sürüldü. “Yeni toplumsal Suriye’de Esad’ın devrilmesiyle bağlantılıdır. desteğiyle kışkırtılan dinsel Sorunlarını dile getirmeye tanındığı belirtilmektedir. hareketlerin” aktörleri olarak başlatılan ve NATO 3.0 Türkiye’ye içeride monarşi, ve etnik terörizmi “özgürlük yönelik çabalarının Politika yalnızca maaş vermek kabul gören azınlıktaki dinsel konseptinin Ortadoğu planlarıyla dışarıda ABD çıkarlarıyla uyumlu mücadelesi” olarak yorumlayan, engellenmesi bu durumu değildi; mümkün olduğu uyumlu şekilde yürütülen İran karşıtı bir savaş pozisyonu ve etnik kimlikler ön plana işçi sınıfı hareketlerine “antika” daha da ağırlaştırmaktadır. ölçüde gazinin ekonomik “çözülme” süreci kapsamında, belirlenmektedir. Cumhuriyetin çıkarılmaya başlandı. Aydınlanma muamelesi yapan bir “sol” bu Şehitlerimizin anısını yaşama katılmasını sağlayacak değerleri üzerine inşa edilen solun AKP-MHP-DEM’in hazırladığı ve bağımsız üniter ulus devletin çerçeveye bağlı kalarak ortaya incitilmemesi ve gazilerimize geçim kaynakları yaratmak da tüm dayanakları “meta anlatı” yasa tasarısı geçtiğimiz yıkımı anlamına gelecek bu çıktı. istedikleri olanakların amaçlanıyordu. denerek yok sayıldı. günlerde “çerçeveli solun” onayı adımlar, “barış”, “kardeşlik” gibi Türkiye sol/ sosyalist hareketi sağlanabilmesi için her Tüm bu sürecin küresel siyasete ve desteğiyle TBMM Genel süslü laflarla bu ülkenin emekçi içinde yer alan geniş kesimler de g eride kalanlar türlü çabanın gösterilmesi yansımaları; emek hareketinin ne yazık ki bu saldırıdan etkilendi. Kurulu’nda kabul edildi. Böylelikle, halkını büyük tehlikelerin içine unutulmamıştı ve bulunan çözümün bastırılması, serbest piyasacı Bu kesimlerin büyük çoğunluğu, etnik ve dinsel kodlarla çerçevesi atmaktadır. Çerçevesi, neoliberal En büyük sorunlardan biri gelecekteki sürdürebilirliği mantığın kutsanması, kimlik neoliberal rüzgarla birlikte serbest çizilen “sol”, AKP’nin, iktidar karşıdevrimle birlikte çizilen savaş yetimleriydi. Osmanlı konusunda da kamuoyu ikna siyasetinin ana akım haline piyasacı ve etnik/ dinsel kimlik dönemi boyunca adım adım önüne “solun”, sürece verdiği her destek Devleti’nin son savaşları ile edilmek zorundadır. getirilmesi ve solun aydınlanma siyasetleri içinde yer bulmaya koyduğu bir karşıdevrim eşiğini büyük bir ihanetin parçasıdır.
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear