Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
- 2024
- 2023
- 2022
- 2021
- 2020
- 2019
- 2018
- 2017
- 2016
- 2015
- 2014
- 2013
- 2012
- 2011
- 2010
- 2009
- 2008
- 2007
- 2006
- 2005
- 2004
- 2003
- 2002
- 2001
- 2000
- 1999
- 1998
- 1997
- 1996
- 1995
- 1994
- 1993
- 1992
- 1991
- 1990
- 1989
- 1988
- 1987
- 1986
- 1985
- 1984
- 1983
- 1982
- 1981
- 1980
- 1979
- 1978
- 1977
- 1976
- 1975
- 1974
- 1973
- 1972
- 1971
- 1970
- 1969
- 1968
- 1967
- 1966
- 1965
- 1964
- 1963
- 1962
- 1961
- 1960
- 1959
- 1958
- 1957
- 1956
- 1955
- 1954
- 1953
- 1952
- 1951
- 1950
- 1949
- 1948
- 1947
- 1946
- 1945
- 1944
- 1943
- 1942
- 1941
- 1940
- 1939
- 1938
- 1937
- 1936
- 1935
- 1934
- 1933
- 1932
- 1931
- 1930
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
1AYFA CUMHURİYET 5 ŞUBAT 2003 ÇARŞAMBA
14 JVUJ_iJ. UJK. kuftur@cumhuriyet.com.tr
£-15 Mayıs tarihleri arasmda yapılacak festivalin bu yılki teması Cahide Sonku
Süpürgehavalanmaya hazırA'ÇA TEZER
Erkek egemen
bir toplumda ka-
dınlara yönelik fes-
tival yapmak ve bu-
nu yedi yıl bilfiil
devam ettirmek.
Tirlaye'yi daha yaşanılabılir. daha
eşrlıkçi politıkalann üretıldiği bır
ülie halıne getırmek amacıyla yıllar-
dıımücadele venyor Uçan Süpürge
Kaiın FılmJen Genel Koordinatörü
Haüme Güner.
-Uçan Süpörge Kadın FîlmJeri Fes-
trvdf ni gerçekleştirnıe amacuuz ney-
di?
HAÜME GÜNER-Türkiye'de ka-
dınolmak. hele de sınema sektörün-
de :alışan bir kadın olmak çok zor.
Kadınlar arasındakı iletişımi, ışbirlı-
ğinı ve dayanışmayı güçlendirmek,
eşitikçi politikalarını hayatın herala-
nıru yaymak, Türkiye'dekı kadın ha-
reketini dünyaya, dünyadakini ıse
Tünciye'ye duyurmak ve bunu genç
kuşağa aktarmak amacıyla yola çık-
tık. '
'Eğrtici bir misyon üstleniyoruz'
- DiğerfestivaDerden farkınız nedir?
GÜNER-Öncehkle Türkiye'dekı
ilk kadın filmJen festıvaliyız. Mes-
lek edındırmeye yönelik eğıtici bir
mısyon üstleniyoruz. Festıval kapsa-
mında düzenlediğımız senaryo ya-
nşmasında ılk elemeyı geçenleri, han-
gı ılden olursa olsun, vvorkshop yap-
mak üzere Ankara'ya
davet ediyoruz.
Onlara üç gün boyunca IşdOzgentürk
yönetımmde senaryo yazımı konusun-
da teknik bilgiler ıçeren bır works-
hop'a katılma olanağı venyoruz. Ay-
nca, dünyanın dört bır yanından ka-
dın yönetmenleri Türkiye'ye davet
ediyoruz. Kadın yönetmenler. Türkı-
ye'nin stratejık durumu da düşünü-
lecek olursa son derece hoş bır me-
kânda buluşup ortak projeler üretıyor
ve dünyaya kadın gözüyle bakmaya
çan Süpürge
Kadın Filmleri
Festivali Gene]
Koordinatörü
Halime Güner,
Türkiye'yi daha
yaşanılabilir, daha
eşitlikçi
politikalann
üretildiği bir ülke
haline getirmek
için çalıştıklannı ve
özel sektörden,
özellikle de
kadın genel
müdürlerden destek
bekJediklerini
dile getiriyor.
başlıyorlar. Geçen yıl 'l luslararası
Sinema Yazarlan Birliği'ne (FIB-
RESCI) festıvale katılan yönetmen-
lere teşvık edıcı nıtelıkte bir ödül ver-
meleri için başvuruda bulunmuştuk.
Geçen yıl bırdenetleme kurulu gön-
denp festivalımız hakkında bır rapor
hazırladılar. Bu rapor doğrultusunda
Şenol Yorozlu''nun 'HoşçakalîstanbuV sergisi Antik Sanat Galerisi'nde
Bir döııeıııiıı eleştirel dökümü
KAYAÖZSEZGtV
Sanatçının, kendi adı ve etkinliğı çevresinde,
bilinçli bir unutkanhk çemberi oluşrurması,
eğer küskünlükten kaynaklanan nedenlere bağ-
lı değilse, bir tepkinin ürünü olabilir. Şcnol Yo-
rozhı'nun 1980'leri izJeyen yıllarda, atöh/esi-
nin kapısını kapatarak Isveç'e gitmesinin geri-
sindeki nedenJer, saJt yurtdışında, sanatıyla il-
gili deneyim ve araştırma amacına yönelik de-
ğildi.
1980 sonrasında, Türkiye'nin siyasal ve top-
lumsal ortamında yaşanan çelişkilerdi daha
çok, onun adını bir süre için kayıplar listesine
geçiren. Istanbul ve Ankara'da düzenlenen bi-
enaller nedeniyie çağnJdığında koşarak geldi.
Sergileme için verdiği yapıtlar, soyutçu sanat
anlayışında, bildiğimiz ve tanıdığımız doğrul-
tununun gene sürmekte olduğunu gösteriyor-
du.
Örneğin benim, 1980'in başlannda Anka-
ra'da gördüğüm ve büyük çaph değirmi kom-
pozisyonlanyla, kendi türünün o dönemdeki
en atak ve başanh örnekleri olduğu kuşku gö-
türmeyen resimleri dolayında kendini gösteren
kararlı eğilimi, yurtdışında herhangi bir deği-
şime uğramamıştı. Soyutçu tutumla siyasal ya
da sosyal içerikli sanat anlayışını bağdaştırma-
nın ve her üdsinden de ödün vermemenin müm-
kün olabileceği tezinden yola çıkıyordu Yoroz-
lu.
Toplumsalcı-soyut bağdaşması
Batı sanatında, geçen yiizyılın modernist
akımlan paralelinde tanık olunan, ancak tepki-
sel mesajlann aktanlrnası bağlamında figüra-
tif sentezlerle kısa sürede yer değiştiren bir yak-
laşım, Şenol Yorozlu'nun resimJeriyle bağdaş-
mıyordu.
Yorozlu, sanatının özünü, resimsel açıdan
inanarak benimsediği değerler üzerine kuru-
yor, bunu yaparken toplumsalcı mantığı hiçbir
zaman gündemden düşürmüyordu. Böyle biriçe-
riğin, soyut biçimlerin anıştırıcı ve çağnşımsal
yapısıyla da örtüşebileceği yolunda, bizim çağ-
daş sanatırruzda ilk olabilecek bir duyuru üze-
nnde direniyordu.
Yeni ve ilginç olmanın ötesinde, bu resme yö-
neltilebilecek karşı tezlerin dayanaklannı çürü-
tücü yanlar da içeriyordu Yorozlu'nun bakışı.
Şu günlerde, biraz da kendi isteğinin dışın-
da, Antik Sanat Galerisi'nin haklı ve yerinde gi-
rişimiyle sergilenen ve sanatçının, atöryesinde
bir süredir kapalı tuttuğu resimleri, uzun bir
aradan sonra, yeniden sergi salonuna taşımak-
la, kanımca olumlu bir iş yapümışör.
R.esimlerin
içerdiği temalar,
bugün
gündemden
düşmüş olsa da,
işaret ettiği
sanatsal ve
toplumsal
gerçeklikler,
özellikle de
Türkiye
takvimindeki
sıcak yerlerini
korumakta, hele
aynı içeriğin
giderek
yozlaştınldığı
bir aşamada,
izleyiciye yeni
düşünce
olanaklan
sunmaktadır. BinAthAkmlarda'
Resimlerin içerdiği temalar, bugün gündem-
den düşmüş olsa da, işaret ettiği sanatsal ve
toplumsal gerçeklikler, özelJıkle de Türkiye
takvimindeki sıcak yerlerini korumakta, hele ay-
nı içeriğin giderek yozlaştınldığı bir aşamada,
izleyiciye yeni düşünce olanaklan sunmakta-
d ı r ^ ^
Yeni bir resmin ipuçlan...
Yorozlu, atöh/esinı İzmir'e taşıma hazırlıkla-
n içfnde bulunduğu bir sıraya rastlaması nede-
niyie, sergisine "Hoşçakal fstanbul" gibi iro-
nik bir de ad seçmiş. 12 Eylül u haber veren ve
onu izleyen resimleri, gene hakJı olarak çok
önemsedığini, öfkelı, lorgın ve küskün olma-
dığını, kendi deyimiyle u
daha nıinimalizeedil-
miş" birçevre özlemi içinde bulunduğu için, ken-
dini "yormaya" başlayan Istanbul'dan uzakta ya-
şamayı tercih ettiğıni söylemesi, anlaşılmaya-
cak bir durum değil. ama kuşkusuz Istanbul'a
veda etmek, 1980'li yıllann bu ürünJerini boş-
lukta bırakmak anlamına gelmiyor.
Bir bölümü değirmi kompozisyonlardan olu-
şan -kendisi bunlan dairesel olarak tammhyor-
ve aralannda "İkaros'ım duşüşü", "Knrban" ve
"Otoportre" gibi öne çıkan yapıtlann yer aldı-
ğı bu resimler dizisinin, ilerde sanatçısının il-
ginç ve bir o kadar da önemli bir dönemıne ta-
nıklık edeceğinı söyleyebüirim. Yorozlu, ayn-
ca "Karanfil koklayan Barbaros" ve Gericault
anısuıa çizdiği "Bin aüı akuılarda" gibi, de-
sen, suluboya ve kanşık teknikteki çalışmala-
nnda, daha öncekılerden farklı olarak yeni bir
çalışma yöntemi içinde bulunduğuna ilışkın
mesajlar da veriyor. Bunlar, yeni bir yöntemin
ürünleri olmasalar da, o kapsamda değerlendi-
rilecek işlerdir kanımca.
Şenol Yorozlu'nun sergisuıdeki resimlerin et-
kisi, onlann boyutlanyla da ilgili kuşkusuz.
Ancak yaygın deyimiyle söyleyelim: "Hor-
monlu" resimler değil "forozlu'nun elinden çı-
kan işler.
(Sergi 25 Şubat 'a dekgörülebilir. Tel: 0212
224 74 31)
buyıl fesrivalimize katılma karan al-
dılar. Bu çok önemli bır gelışme.
Çünkü FIBRESCI, Türlaye'ye sade-
ce Istanbul Fılm Festivali ıçın geh-
yordu. Festıvalımizın dığerlennden bir
başka farkı da görülen emeğın yanı
sıra görülmeyen, yanı kamera arka-
sındakı emeğı de takdır etmerruz. Bı-
zim için kadın emeğı aynıdır. Ilk yıl
Büge OJgaç ıle başladık. Ardından
Türkan Şora>' geldi Üçüncü yıl fes-
hvalimızın teması 'Banş veKaduı'dı.
Geçen yıl dünya çapında büyük us-
talan konuk ettık. 8-15 Mayıs tanh-
len arasında gerçekleşecek olan bu
yılkı festıvalde, Cahide Sonkuyu ele
alacağız Bızim için son derece önem-
li oyuncu. Yine geçtiğimız yıllarda bu
görünmeyen kadın yönetmenler hak-
kında yaptığımız araştırmalar sonu-
cunda Agah Özgüç bıle yazdığı kıta-
bı değiştirmek zorunda kalmıştı.
Yerel kadın muhabirieri ağı
- Uçan Süpürgelerin çalışma alan-
lan sadece festhal etkirüikfcriyle mi
sınırlı?
GÜNER - Uçan Süpürge "nın ıkı
ayda bır yayımlanan sınema bültenı
ve kadın pbrtalıne yönelik bir inte-
raktif web sitesi bulunuyor:
'www.ucansupurge.org'. Bu yolla
çok genış kıtlelere ulaşabiliyoruz.
Aynca kadınlann taleplerini ve ön-
celıklennı yerel gündemden ulusal
gündeme taşıyarak kadınlar için ile-
tişim ağı oluşturmak, halihazırda ka-
dınlar hakkında çıkan yerel haberle-
rin tek kaynağı olan ana akım med-
yaya bağımlılığı yıkmak ve etkın bir
kadın medya grubu yaratmak ama-
cıyla başlattığımız yerel kadın muha-
birler ağı adh bir projemız de bulu-
nuyor. Bu proje için 8 il pılot bölge
seçildı: Çanakkale. Eskışehir, Gazi-
antep, Dıyarbakır, Izmır. Antalya,
Mersin, Samsun. Bu yıl ven tabanı
üzenne de bir çalışma yapmayı dü-
şünüyoruz. Anketörler aracılığıyla
Türkiye çapında sınema sektörüne
emek \ eren kadınlan araştınyoruz. Bu
çalışmayı gerçekleştirmek isteme-
mizin nedeni çok zor şartlarda çalış-
ma olanağı sunan sinema sektörün-
dekd kadınlann güçlü olmalan için teş-
\ik edılme gerekhliği. Böyle bir eşit-
sizlik ortamında kadma olumlu ay-
nmcılık yapılması lazım. Bir de te-
le\ız>'on dızılenndekı kadın rol ve
modellerı bızı çok rahatsız etti. Tür-
kiye'de kadının hâlâ oğlan çocuğu
özlemi içinde bır konumda ya da ku-
ma olarak göstenlmesı bizı çok üz-
dü. Bu konuda bır şeyler yapmak is-
tedik. Senar>'0 yanşmalanmızda bi-
rinci olanlara öğrendiklennı uygu-
lama çağnsında bulunduk. Onlar da
öğrendıkleri teknik bilgiler ışığında
Arkası Yann radyo programlan ha-
zırladılar. Kendılenne de Yazan Sü-
pürgeler dıyorlar. Ankara'da Radyo
X'dehercumartesı 14.00 ıle 15.00 ara-
sında programımız var.
Bakanlıktan yanrt bekhyorlar
- Hangi kurumlardan destek au-
yorsunuz?
GÜNER - En büyük destekçımız
bugüne kadar hep Kültür Bakanlığı
oldu. Geçen yıl Çankaya Beledıye-
si'nden de yardım aldık Bu >ıl da Kül-
tür Bakanlığı 'na başv^ırduk. Ama he-
nüz cevap alamadık. Beklıyoruz.
- ÖzeJ sektörden destek gönnüyor
musunuz?
GÜNER - Ankara'da özel sektör
pek yok, büyük çoğunluğu Istan-
bul'da. Maalesef özel sektörün eşıt-
lucçı polıtikalar gibi bır kaygısı yok.
Böyle bır kaygılan olmadığı için de
nasıl daha fazla kendilerinı ön plana
çıkarabıleceklennı düşünüyorlar. Hiç
tanımadığımız, dünyada hiç bilmedı-
ğımız kadınlar dünyada bizim ıçın
para topluyorlar, fesrivale gehyorlar.
Ya da yönetmen, paranız yoksa ben
geleyim diyor. Herkes ülkemizın ta-
nıtımı ıçın bu kadar koştururken özel
sektörden daha fazla destek bekliyo-
ruz. Özelhkle de kadın genel müdür-
lerden...
PİR SULTAN ABDAL DERNEĞf 'NDEN ÖYKÜ VE ŞtlR YARIŞMASI
Sıvas katliamının 10. yılı
Kültür Servisi - Pir Sultan
Abdal Kültür Derneğı 10. Yıl
Komitesi. Sıvas'ta Madımak
Oteli'nde yaşanan katliamın
10 yıldönümü nedeniyie bir
öykü ve şıir yanşması düzen-
liyor.
'10. Yıldönümünde Sıvas
Katfianu' konulu yanşmada
seçici kurul öykü dalında Ta-
BpApa>dın, tnciAral,AüBaJ-
kız, Lütfı KaleH, Hidajet Ka-
rakuşveAdnan Öz>aJçmer; şı-
ır (serbest vezın) dalında Hü-
seyinAtabaş, GökhanCengiz-
han, Şükrii Erbaş, Sennur Se-
zer, 2İrrin Taşpınar ve Aydo-
ğan Yavaşt: şıır (hece vezni)
dalında Hüsevin Çırakman,
Şükrii Günbufut Afetin Kara-
dağ, Metin Turan, Mehmet
Yardımcı'dan oluşuyor.
Her katıhmcı yanşmaya hiç-
bir yerdeyayımlanmamış, bil-
gisayar veya daktiloyla yazıl-
mış, tek eserle (7 nüsha) katı-
labilecek. Katılımcılann ru-
muzla eserlerını tanıtıp iç ıçe
ıkı zarf içinde. büyük zarfa ru-
muzlaruıı, hangi dalda katıl-
dıklanm, küçük zarfa ise ger-
çek kimlik, özgeçmiş, adres,
telefon ve rumuzunun ne ol-
duğunu yazarak kahlabilecek-
ler.
Değerlendirmeler bittikten
sonra 10. Yıl Komitesi'nın
önünde açılacak. Derece alan
eserler ile yayımlanmaya de-
ğer görülenler bir kitapta top-
lanacak. Son katılım tarihı 30
Nisan olarak belirlenen yanş-
manın sonuçlan 30 Mayıs'ta
açüdanacak.
(0 312 435 29 54)
SANATÇ1MN VtDEOLARININ KONUSU ANOREKSİHASTALIĞI
————————
Salla TykkaIstanbul'daKültür Servisi - Platform
Garantı Güncel Sanat Merke-
zi. Moderna@Platform prog-
ramı kapsamında, Finlandi-
yalı sanatçı Sala Tjida'yı ağır-
lıyor. Tykka'nın bugün
18.30'daThriDer(2001 ),Las-
so(2000). Pdwer( 1998), Bitch
- Potrait of the Happy One
(1997). My Hate is Üseless
(1996) adlı yapıtlan gösteri-
lecek.
Sanatçının kendisinın de yer
alacağı gösterimde izleyenler
ilk ağızdan işler hakkında bil-
gi edinme olanağı bulacaklar.
Cinsıyet rollen üzerine ça-
Iışmalar sürdüren sanatçının
vıdeolan, genellikle kendisi-
nin rol aldığı bir kadın karak-
ter etrafında örülüyor. Ano-
reksı geçiren sanatçının vide-
olannda bu hastahğın etkile-
ri kendini tekrar eden bir te-
ma olarak görüluyor ve yo-
ğun olarak videolannda has-
talık ve buna karşılık bir tera-
pı yöntemi olarak 'egzersiz
yapma'konulan işleniyor.
Salla Tykka, en son Vene-
dik Bienalı'ne katılmış ve ay-
nı zamanda Helsinki'deki the
Nordıc Institute for Contem-
porary Art ve Londra'da bu-
lunan Delfma Project Spa-
ce'de kişisel sergiler açmıştır.
Moderna Museet'le ortaklaşa
hazırlanan ve Svvedish Insti-
tute tarafından desteklenen
Moderna@ Platform kapsa-
muıda, Mayıs 2003'e kadar
her ay, güncel sanat videola-
n gösterilecek ve gösterimler
ücretsız olacaktır.
(0 212 293 23 61)
DEFNE GOLGESt
TURGAY FİŞEKÇt
Bir Sabneyse
Bütün Dünya
"Birsahnedirbûtün dünya" diye başlar Shakes-
peare'in ünlü tiradlanndan biri.
Bütün insanlariçin geçerfi bu söz. Hepimiz ben-
zer bıçimlerde dünyaya geliyor, benzer süreçler-
den geçıp benzer biçimlerde aynlıyoruz sonra da
bu dünyadan.
Geriye kalıyor dünya denen o sahnede neler
yaptıklanmız, nasıl yaşadığımız. Çoğu hayatlann ayır-
dına bile varamıyoruz, ışığı görünmeyen yıldızlar
gibi bir iz bırakmadan gelip geçiyortar.
Oysa hayatı anlamlı kılabilen tek şey nasıl yaşa-
dığımız, neler yaptığımız, bıraktığımız izler...
Geçen cumartesi akşamı izlediğim, Yıldız Ken-
ter'in kendi yaşamöyküsünden yola çıkıp yazdığı,
odağında annesi, kendi ve kızı olan oyunu "Hep
Aşk Vardı'"y\ görmekte bu denli gecikmiş olduğu-
ma gerçekten üzüldüm.
Bir sanatçının anılanndan yola çıkıp, bu denli in-
sana ilişkin teme) sorunlara eğilebilmesini; ülkesi-
ni, insanlığı, hayatın anlamını bu denli açık bir bi-
linçle anlatabilmiş, yansıtabilmiş olmasını hayran-
lıkla izledim.
Anılardan yola çıkıp bır sanat yapıtı oluşturabil-
mek türlü tuzaklaria doludur her zaman. Nerede
hayat, nerede sanat baskın çıkacak, yaşanmış bir
hayatı sanata dönüştürürken o gerçegi yeniden na-
sıl kuracaksınız.. bıtmez sorunlar kuşatır sanatçı-
nın yaratısını.
Kimi zaman anlatılan hayat ne denli ilginç olsa
da yavan bir yaşamöyküsü olarak kalır anılar.. ki-
mi zaman da Fellini'nin Amarcord'u, Maksim
Gorki'nın Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken,
Benim Ûniversitelerim ömeklerinde olduğu gibi
evrensel sanat yapıtlanna dönüşür.
Hep Aşk Vardı, 1920'de bir Dışişleri görevlisinin
Londra'da tanışıp sevdiği bir Ingiliz kadınla evle-
nip onu Türkiye'ye getirmesi, yaşanan türlü güç-
lükler içinde büyüttükleri çok sayıdaki çocuklann-
dan ikisinin, Yıldız Kenter'le Müşfik Kerrter'in ti-
yatro sanatına gönül vererek ülkemizin önde ge-
len tiyatro insanlanndan olmalan; mesleklerinde,
kendi hayatlannda yaşadıklan binbiriniş çıkışın, acı
tatlı serüvenlerin öyküsünü anlatıyor.
Bu olaylan anlatırken her şeyden önce de izle-
yenleri yaşadığımız çağın gerçeğiyle karşı karşıya
bırakıyor: Anılara bakarken ülkemizin tarihi, yıllar
içinde nasıl değiştıği, kişisel tarihle toplumsal ta-
rihin örtüşmesı ya da çelişmesi ve yaşadığımız
dünyayla yüz yüze bir hesaplaşma içinde buluyor-
sunuz kendinızi.
Bütün bunlar arasında da bir insanın yaşamatır-
naklannı geçirircesine bağlılığı. Her an bu bağın ne
denli güçlü olduğunu duyurması izleyiciye.
Hayatı ciddıye alan bir yapıt Hep Aşk Vardı. Bu
yanıyla günümüzün geçerii değer yargılanna da bir
karşı duruş. Sanatın, insanın, variığın anlamı üs-
tüne bir uyan çığlığı. Sanki yok olan değerler için
bir ağıt, bir çağn.
Çağdaş tiyatromuzun kurucusu Muhsin Ertuğ-
ru), tiyatronun insanlara hayatı öğreten bir okul ol-
duğuna, tiyatro izleyen insanlann olgunlaşacağı-
na, güzelleşeceğine inanırdı. Hep Aşk Vardı, işte
tiyatronun bu ana işlevini hakkıyla yerine getiren
bir oyun, izleyicisini anlatan, yaşadığımız dünya-
nın çirkinliklerinden çekip kurtaran, dünyanın na-
sıl yaşanası, yaşanması gereken bir yer olduğunu
öğreten bir oyun.
Geçmişe bakınca 1920'lerden günümüze ülke-
mizin inanılmaz zenginlikte sanatçı kuşaklan ye-
tiştirdiği de görüluyor. Bu kuşaklar yaşadıklan dö-
nemlere silinmez izler bıraktılar.
Ya bundan sonrakiler? Bugünün ve geleceğin ku-
şaklan bu kalıt karşısında ezilecekler mi, yoksa
onlardan aldıklan güçle daha büyük atılımlar mı ger-
çekleştirecekler?
Son yirmi yıldır dünya yeni bir döneme girdi. Bu-
günün egemen dünya görüşünde böylesi efsane
hayatlann pek de değeri yok. Bugün her şey gün-
lük yaşanıyor, günlük tüketiliyor. Kalıcı başanlar
için kimsenin sabrı yok. Aşklar da, sanatlar da,
başanlar da günlük ölçülerle tartılryor. Evrensef in-
sani ve sanatsal değerier arşivlere, kütüphanele-
re gömülüyor.
insanlık yeniden onlara gereksinımduyanadek;
dünya sahnesinde, her gün birbirini boğazlamaya
çalışan figüranlar boy göstermeyi sürdürecek.
tflsekci(a hotmail.com
K Ü L T Ü R 0 Ç İ Z İ K
K Â M İ L M A S A R A C I