Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
Wolfgang Borchert:
“Bunların hepsi olacak
eğer ‘HAYIR’ demezseniz!”
nı sever. Şiirlerinde sevgi, aşk, özlem de sezdirilir kırgınlıkları
GÜLTEKİN EMRE
yansıta yansıta. Daha sonra sevdalandığı kendinden yaşlı bir ti-
yatro oyuncusu da şairi hayal kırıklığına uğratır.
“ANALAR, ‘HAYIR’ DEYİN!”
“Duyuyorum dizlerimde dizlerin,/ kırışık burnun saçlarımda
“Sen, Normandiya’daki ana, Ukrayna’daki ana,/ Sen,
bir yerde/ ağlıyor herhalde./ Sen tıpkı bir mavi vazo gibisin,/
San Francisco’daki ana ve Londra’daki ana. Sen,/ Sarı
vermekten titreyen ellerin yıldız-/ çiçekleri gibi açılmada./
Irmak ve Missisipi kıyılarındaki ana. Sen,/ Nepal’deki
İkimiz de gülümsüyoruz/ aşk, acı, günah fırtınasında.”
ve Hamburg’daki, Kahire’deki ve/ Oslo’daki ana,
(Çeviren: Behçet Necatigil, Aranka)
yeryüzünün dört bir yöresindeki analar,/ dünyanın
BİR ÖZGÜR, BİR TUTSAK YAŞAM!
bütün anaları,/ yarın size askeri hastanelerde
Yirmi yaşında askere alınır. Çok ağır yaralanır. Naziliğe kar-
hemşirelik yapacak,/ yeni savaşlarda savaşacak
şı gelmekten hapsedilir, ölüm cezasına çarptırılır. Sağlık sorun-
çocuklar doğurmanızı emrederlerse,/ yapacağınız bir
ları nedeniyle affedilir, tekrar askere alınır. Hastalanır. Çürüğe
tek şey var:/ HAYIR deyin!/ Analar, HAYIR deyin!”
çıkarılır. Yeniden tutuklanır. Özgürlüğüne 1945’te kavuşur.
(Hayır De! / Çeviren: Celâl Üster, Yordam Yayınları)
1946’da şiir kitabı Fener, Gece ve Yıldızlar (Çevirenler:
olfgang Borchert (1921 / 1947) “Kapıların Dışın- Behçet Necatigil, Ayşe Sarısayın / Can Yayınları) yayımlanır.
da” dedi ama Nazilerin kapılarının dışında kalama- Kapıların Dışında oyunu 1947’de Hamburg radyosunda ya-
dı. Naziler evlere, odalara girdiler ve “ari ırk” say- yımlanır, çok büyük ilgiyle karşılanır.
W
dıkları Alman gençlerini askere alıp savaştırdılar, milyonlarca Yeniden hastalanır. Bu Salı adlı öykü kitabının yayımlandığı-
Yahudiyi öldürdüler. nı, “Kapıların Dışında” oyununun oynandığını göremeden ölür.
Sonunda kendileri de öldü. Öldürüldüler, intihar ettiler. Hâlâ “Ben ölünce/ hiç değilse/ bir fener olsam,/ kapında dursam,/
onların izinden giden partiler, dernekler var; dünyayı yeniden soluk donuk geceyi/ aydınlığa boğsam.//
kana bulamak için sabırsızlanıyorlar, durmadan örgütleniyorlar. Ya da limanda/ gemilerin uyuduğu zamanda/ gülüşürken
Günümüzde savaşlar; ölümler, öldürmeler, bombalar, füze- kızlar/ uyumasam,/ dar kirli bir kanalda/ bir yalnıza göz
ler, tehditlerle hızlanarak sürüyor. Ortadoğu kan gölüne dön- kırpsam.//
dürülüyor. Gel de Borchert’in yazdıklarını anma, eline yeniden Daracık bir sokağa/ assalar beni/ teneke, kırmızı bir
alma: Hayır De’yi. fener/ bir meyhane önünde/ dalgın düşüncelerle/ tempo tutup
şarkılara/ sallansam.//
ANA-OĞUL GESTAPO’NUN TAKİBİNDE!
Ya da şöyle bir fener:/ gözleri büyümüş bir çocuğun yaktığı/
Hamburg doğumlu Borchert, annesinin etkisinde büyümüş.
duyup da korkunca çevresinde yalnızlığı/ dışarda camlarda/
Dünyaya gelişini de “ana cennetinden kovulma” olarak dillen-
fırtınanın ıslığı/ kâbuslar, görüntüler, cinler.//
dirmiş. Soyutlamalar, semboller ve imgelerle yüklü anlatımla-
Evet, hiç değilse/ ben ölünce/ bir fener olsam,/ tek başıma
rında gözlemlerinin ağırlığı hep dikkat çekmiş. Ruhsal sapta-
geceleri// uykudayken dünya/ gökte ayla senli benli/ sohbete
malar da yapıtlarında hep yer almış.
dalsam.” (Çeviren: Behçet Necatigil, “Düşlerde Fener
Öykülerinde ayrıntılar, trajik ve komik unsurlar da ek-
dikkat çekicidir. Bu tutumunun nedenini ise şöyle açıklar:
Olmak”)
sik olmaz. “İsa Bu İşte Yok”, “Ne Kötü Kahve, Bu Böyle?”,
“İtiraf edeyim, şiirlerimi ve nesir yazılarımı yazma sırasında
“Ekmek”te hem ayrıntılı ruhsal, çevresel betimlemeler hem SAVAŞA, TUTSAKLIĞA ÖLÜMÜNE DİRENDİ!
üzerlerinde değişiklikler yapıp kendimi zorlamam. İlham geldi
de güldüren, düşündüren, içinde bulunulan duruma, durumlara Borchert, 26 yıllık kısa ömründe yaşamıyla, yazdıklarıyla
mi yazıya dökülür ve artık değiştirilmez. Bir şiir için bana
göndermeler yapan anlatımı dikkat çekmeyecek gibi değil. gecelere fener olmayı sürdürüyor. Savaşlar, ölüm tehditleri, kı-
gereken zaman, o sırada kelimeyi bir kitaptan kopya etmek
Tiyatro oyuncusu olmayı çok istese de ailesinin uygun gör- yımlar hiç durmadığı gibi daha da alevleniyor.
için gereken süre kadardır; arkadan düzeltme, değiştirme
memesi nedeniyle bir yandan kitapçıda çalışır bir yandan da- Yaşamından esinlendiği pek çok unsuru yapıtlarında, öyküle-
işini yapamam -aynı şeyi üç yıl sonra yeniden yazarım, daha
gizlice oyunculuk dersleri alır. rinde yer yer kullanır. Faşizme başkaldırmaktan vazgeçmez tu-
iyi. (...) Çalışmam da aslında çalışma değil, olsa olsa kısa bir
1940’ta yazdığı bir mektupta sürekli Gestapo tarafından iz- tuklanma, ölme pahasına. Rus cephesinde bir Rus askeriyle bo-
sarhoşluktur.” (Çağdaş Alman Edebiyatı, 1983)
lendiğinden yakınır. Kitapçıda bir kız arkadaşına okuduğu bir ğuşması nedeniyle sol orta parmağını kaybeder. Tutuklanır.
Böylesi bir yazma tutumunun yapıtlarında zayıflık, eksiklik
şiir yüzünden tutuklanır. Annesi, Nasyonal-Sosyalist hareketle- Özgürlüğüne kavuştuktan sonra birliğine gönderilir. Frank-
olarak görülmemesi ne kadar önemli!
re karşı “tuhaf bir tutum” takındığı gerekçesiyle sorgulanır. furt yakınlarında esir düşer ve yük vagonuyla götürülürken ka-
Sonradan uzaklaşsa da başlarda Rilke ve Hölderlin’den el alan
çar, kurtulur. Ateşli hastalığına rağmen 600 kilometreyi yürü-
BORCHERT: ‘ÇALIŞMAM ASLINDA ÇALIŞMA
şiir anlayışı, dünyaya bakışını da biçimlendirir. 1940’ta Alman
yerek varır Hamburg’a, evine. Ölüme karşı direnir.
DEĞİL, OLSA OLSA KISA BİR SARHOŞLUKTUR!’
ekspresyonistleriyle tanışır ve yazdıklarını da yayımlamaya başlar.
On beş yaşında şiir yazmaya başlayan Borchert, bu şiirle- ‘KAPILARIN DIŞINDA’
SEVGİ, AŞK, ÖZLEM VE KIRGIN ŞİİRLER
ri hep ailesine okumuş. En özel duygularını içinde saklamadan Hermes Yayınevi’nde ve Özgür Basın’da çalışır Borchert.
Gottfried Benn’in yazdıklarını taklit etmeye çalışır, Georg
dışavuran bir yapı tüm yapıtlarına da yansır. Hastalığına karşın tüm gücüyle yazmaya adar kendini. Hapse
Yazdıklarını hiç “tashih” etmeden yayımlama özelliği ise Trakl’a hayranlığını da saklamaz. Âşık olduğu kız bir başkası- girmeseydi “Köpek Çiçeği”ni yazmamış olacağını belirtir.
>>
4 28 Mayıs 2026
KEYSTONE

