Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
Kendi hikâyesini taşımak:
Annie Ernaux!
azı yazarlar öyledir, hikâyelerinin içinden doğarlar. yaratıcılığının, yazma eyleminin
Edebi varoluşlarının debisi oradan gelir.
onu taşıdığı yaşama zamanlarıdır.
B Bunu salt kendini anlatmak olarak da almamalı.
Hem yazdığı kitabın hem tasar-
Bir Kafka’yı, Dostoyevski’yi düşündüğünüzde edebi
ladığı konunun dönencesinde sü-
oluşumlarını yaşadıkları hayata bağlamak abartılı
rekli debelenen, kendini sorgula-
gelmemeli. Eğer öylesi yaşamları olmasaydı, bu yazılıp
yan bir “yazar” vardır.
edilenler ortaya çık(a)mazdı. Bu örneklemeyi birçok yazar
“Yazdıklarımı tekrar okudum,
için verebiliriz.
hiçbir şeyden tam olarak memnun
Fransız yazar Annie Ernaux’nun yazınsal ikliminde
değilim” derken de o bakışını
gezinirken karşım(ız)a çıkan da öylesi bir gerçeklik.
sorulara dönüştürür.
Yani, yazarımız kendi yaşamını yazısının
Bir metni kurup yazarken onu
odağına yerleştirir. Ama orada ne anılarını ne de
kaygılandıranı da şu sorusuyla
özyaşamöyküsünü yazar.
karşılar: “Bu metnin arkasında
Peki yazılan romanlar, denemeler, öyküler neleri içerir
saklı başka bir metin mi var?”
öyleyse? Bir yazarın kendisine ayna tutabileceği bir
başka yazınsal mecra vardır: Günlükler.
BİR ‘YAPI-KURUCU’DUR
Yani yazarın kendisi için tuttuğu günlükleri birer
ERNAUX
iç diyalog olarak alırsak eğer, oraya yansıyanlardaki
Kendisi ne derse desin,
gerçeklik bu yazılan kurguların nereden nasıl ağıp
kişiselleştirerek yazan biridir. Ernaux, kendi yazı yasasını
geldiğini (belki) gözleyebiliriz.
kurandır. Yani yazı yazanın biçimlendirdiği bir dünya…
ZORLU, KARANLIK BİR DENEYİM! Neyi nasıl okuduğu, yaşadığı ve hissettiğiyle
Ernaux’nun Karanlık Atölye (*) adını verdiği günlüklerini
çerçevelenen bir dünyadır o. Burada elbette
“yazı günlüğü” olarak nitelendirmesi de manidar bir
tutku>sadakat>bağlılık kadar, çalışma azmi ve kendini
durum! Yani kendisi için yazsa da bir gün okuruna
bilmek de vardır.
ulaşabilecek günlükler.
İşte bu “yazı günlüğü”ne de yansıyan budur. Sonra,
2022’de yayımlanacak bu kitaba yazdığı metnin ilk
soruları olmalıdır böyle birinin ve meseleleri… Ancak öyle
satırlarında şunları söylüyordu Ernaux:
yol alabilir. Bu da onu “yapı-kurucu” kılar.
“Bu sayfaların, hemen hemen tüm kitaplarımın sancılı
Şu da o dünyayı kurarken sürekli yinelediği
doğuşuna, geri dönüşün imkânsız hale geldiği, metni artık
sorulardandır:
sonlandırmaktan başka çarenin kalmadığı o ana varana
“Bireysel olan nasıl tamamen kişisel olmayan bir
kadar geçilen tereddütler ve şüphelerle döşeli karanlık
biçimde ifade edilebilir? Bu mümkün mü?” Bu bakışı
yola dair ortaya koyduklarıyla karşılaşmak zorlu, yer yer
ise onu “‘önceki yaşam’ı kişisellikten arındırarak yeniden
dehşetle ürperten bir tecrübe oldu.”
kurmak” kıyısına getirir.
lerime dayanarak kendi yazımı icat etmek zorunda olmam.”
ESAS MESELESİ: ‘BİÇİM’
İNANDIRICI VE YENİLİKÇİ BİR YAPIT:
Arayışın anlatıcısı da diyebiliriz. Kadın / birey olmanın
Okurla paylaşıldığına göre, cesurca yazılmış bir “yazı
‘KARANLIK ATÖLYE’
arayışı… Uzlaşmaz biridir. Zira yaşamı bütün yönleriyle
günlüğü”dür okuduğumuz. Bir bakıma yazarın yazma
sorgulamaktadır. Anlatılarında otobiyografiyi hep öncelemesi de
yolculuğunun arka planını; neyi / niçin / nasıl yazdığının
Onun yarattığı “roman biçimi” yenidir. Ne geleneksel bundandır. Ama gene de kurguda kalma ikilemindedir.
ipuçlarını da anlatır burada.
Yazarken “esas mesele”sinin biçim olduğunun altını romana ne de “yeni roman”a yakın durur. Kendisi “proje” bazında çalışır.
Günlüğünde her ne kadar “total roman”dan söz etse Şunu da söyler: “İki proje de cinsellik, hafıza ve yazıya
çizer Ernaux. Bu da onun anlatılarını salt kendi hikâyesi
de, bunu belki de şöyle okumak gerekir; tüm anlatılarında
olmaktan çıkaran en önemli gösterge. odaklanıyor. İlki daha ziyade kurgu. Boş otobiyografi
özyaşamsal izler / izlekler olması nedeniyle bir sürekliliğin
İçinden çıkıp geldiğin yaşam, deneyimlediklerin
bana daha sağlam geliyor, diğerleri tehlikeli uçurumlar.
olması onu bu kıyıya taşır. Ama bağ ve bağlantı okurun
kurmacada bir metne nasıl dönüşür. İşte onun
Bunlardan sadece birini yazmak beni daha da
kurabileceği kadardır.
günlüklerine yansıyan da bir metnin oluşum / yazım
korkutuyor.”
sürecinin sorgulamasını içermesidir.
Annie Ernaux, kendi metninin doğru okumasını sağlar
KENDİNİ SORGULAYAN BİR YAZAR
Bunun günışığına çıkmasına ilişkin şunu söyler: “Bu
böylece. Bu da onun yazarlığının özgün yanını oluşturur.
Burada Annie Ernaux’dan söz ederken; ister istemez
günlüğün yayımlanması yazıya, yalnızlık içinde günbegün
Zira, sıklıkla yinelediği “boş-otobiyografi” kavramına bir
çağdaşı şu yazarlar geliyor aklıma: En çok etkilendiği
yaşandığı haliyle tanıklık ediyor.”
tanım ve yaklaşım getirir: Yazar anlaşması. Yani metinle,
Simone de Beauvoir, Christa Wolf, Agota Kristof, Clarice
Bir arayışın, sorgulamanın anlatıcısıdır o. Benlik
anlattıklarıyla barışık olma hali. (**)
Lispector, Jenny Erpenbeck.
sanrıları olan bireyin / kadının dünüyle bugünü arasında
Nedir onu bunlarla yakın kılan derseniz, kendi sözleriyle Anlatısında hikâyesini anlattığı kişi olmasının
yaşadıklarına bakışında yansıttığı gerçeklikte yatar bu
şunları pekâlâ söyleyebiliriz: “Yaşam çizgileri: seks, devamlılığını görürüz. İşte Karanlık Atölye bunun kanıtı
arayış / sorgulama.
ebeveynler, sınıfsal eşitsizlik, yazı ve tarih; dünyanın, bir günlüktür. Hangi anlatısının nasıl yazıldığının aynası.
Günlüğünde şunu der: “Gerçekliğin derinliğini,
fikirlerin, modanın değişimi.”
İnandırıcıdır, bir o kadar da yenilikçi.
n
anlamların çoğulluğunu, insanları, insanların eylemlerini,
İndirgeyici bir bakışla bakmadan şunu söyleyebiliriz;
sözlerini hissetmek istiyorum.”
(*) Karanlık Atölye, Annie Ernaux, Çeviren: Siren
ortaklaşa bir dünyadan söz ederler, kendilerini
İdemen, Can Yayınları, 175 s., 2025.
konumlandırdıkları yerden, ülkeden, kültürden bakarak
KENDİ YAZISINI İCAT ETMEK!
(**) Annie Ernaux’nun dilimizde yayımlanan diğer
Annie Ernaux, geleneksel anlatıcı değildir. Gösteren, insana doğru yürürler. Ve kendi kadın olma hallerini,
yapıtları: Olay, Genç Adam, Boş Dolaplar, Babamın Yeri,
bağlantılar kuran / kurduran bir yanı vardır. İnsanı anlama özyaşamlarını da anlatılarına katarak yepyeni bir anlatı
Kızın Hikâyesi, Seneler, Çeviriler: Siren İdemen, Can
yolculuğundadır o hep. dünyası kurarlar. Şu soruyu ortaklaşa sorduklarını
Şunun da altını çizer: “Benim temel sorunum, eski ya da söyleyebilirim: “Dünyayı anlatmak ve neden?” Yayınları / Bir Kadın, Yalın Tutku, Çeviren: Yaşar Avunç,
yeni, roman yazmanın imkânsızlığı, hissettiklerime, gördük- Ernaux’nun yaptığı içsel yolculuk yazınsal Can Yayınları.
11
12 Şubat 2026

