Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Aylar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
( )
1916 / 29 OCAK 1991
Tarihle siyaset bilimini bütünleştiren
Cumhuriyet ve laiklik savunucusu
anayasa hukukçusu:
Tarık Zafer Tunaya!
ayrıntılı bir biçimde ele aldı.
ÖNER YAĞCI
Osmanlı’nın girdiği çöküş sürecinden sonra attığı Lale Dev-
ri, Nizamı Cedid, Batı’yı tanıma gidişine ilk barikat olan Pat-
nayasa hukukunun, siyasetinin bilim insanı
rona Halil Ayaklanması, Yeniçeriliğin kaldırılması, Senedi İt-
olarak dünü araştırdı. Dünle bugünün Osmanlı-
tifak, Gülhane Hattı Hümayunu, Tanzimat, Islahat Fermanı,
A Cumhuriyet, Meşrutiyet-Cumhuriyet, imparatorluk-
I. Meşrutiyet, Meclisi Mebusan adımlarını örneklerle anlattı:
ulusal devlet ilişkilerini somutlaştırarak aktardı.
İmparatorluğun yenileşme çabalarına en büyük engelin
Uluslaşmayı, ulus-devleti hümanist bir açıdan çözümledi
din kisvesi altında İslamlığı tümüyle statik bir hale getiren
Tarık Zafer Tunaya (1916 / 29 Ocak 1991).
ve modernleşme karşıtı çevrelerden geldiğini, son dönemle-
Türkiye’nin sadece bir devlet düzeni değil devrimci bir
rinde dinin siyasete ve toplum yaşamına artan müdahaleleri-
ilke olan laiklik ilkesi üzerinden sağlam bir demokrasiye
nin çok zararlı sonuçlar ortaya çıkardığını belirledi.
sahip olması gerektiğini, laikliğin Türkiye’nin kuruluş ve
Cumhuriyetle yönetilen ülkelerde rejimlerin korunmasının
kurtuluş yolu olduğunu savunduğu anayasa hukukçuluğunu
garantisi olarak nitelendirilen laiklik ilkesinin en temel
siyaset bilimi ve tarihle bütünleştirerek tarihi sevdirdi.
amacının dinin, siyasete ve sosyal yaşama müdahalesini
İstanbul Üniversitesi’nde 1942 yılında başladığı
önlemek olduğunu vurguladı.
hukuk fakültesi asistanlığındaki “Amme Hukukumuz
Bakımından İkinci Meşrutiyet’in Fikir Cereyanları” TUNAYA: ‘DEVRİMCİ HAREKETLERLE TUTUCU
konulu doçentlik tezini temel alarak özelikle Osmanlı’nın
EYLEMLER TÜRKİYE’NİN YAKIN TARİHİNİ
son dönemi, II. Meşrutiyet ve Atatürk dönemi üzerine
BAŞTAN BAŞA KAPLAMIŞLARDIR!’
çalışmalarıyla ufuklar açtı.
İkinci Meşrutiyet’in siyasi yaşamı boyunca gelişmesi
ve bugüne bıraktığı meseleleri incelediği İslâmcılık
3 CİLTLİK ÖLÜMSÜZ YAPITI: ‘TÜRKİYE’DE
Akımı’nda (1962; son basım Kronik , 2025), “en sert devrim
SİYASİ PARTİLER (1859-1952)’
hareketlerinin bile kendilerinden önceki dönemden bir
Türk siyasetinin ana yapıtlarından olan Türkiye’de
şeyleri içinde barındırdıklarını ve bu unsurların kendilerini
Siyasi Partiler 1859-1952’de (1952; 3 cilt, son basım
yeni bir ortamda yaşatacak çevreyi ve eylemcileri
Kronik, 2024), Türkiye’deki siyasi partilerin tarihini
buldukları” düşüncesinden yola çıkarak saptadı:
derinlemesine inceledi.
“Devrimci hareketlerin karşısına dikilen muhafazakâr
Düşünce ve siyasal tarihçiliğimizin bu örnek ve öncü
(tutucu) oluşların sinsi gelişmelerini saptamanın en
çalışmasında Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyete
isabetli yolu böyle bir yöntemde saklı olabilirdi. Devrimci
tüm ideolojileri ve siyasi yapıları merceğine aldı.
hareketlerle tutucu eylemler Türkiye’nin yakın tarihini
Kitabın ilk cildinde “Laboratuvar... Bugünün kapılarını
‘HÜRRİYETİN İLANI / İKİNCİ MEŞRUTİYET’İN
baştan başa kaplamışlardır.”
açan anahtarları verecek özlü bir devre... Türkleri
SİYASAL HAYATINA BAKIŞLAR’ İkinci Meşrutiyet’le ortaya çıkan İslamcılık düşüncesini;
imparatorluk formülünden demokratik bir Cumhuriyet
Hürriyetin İlânı / İkinci Meşrutiyet’in Siyasal Hayatına ana çizgileri, devlet anlayışı, hükümet biçimleri içindeki
formülüne iletmiş bir köprü” kabul ettiği İkinci Meşrutiyet
Bakışlar’da (1959; Kronik, 2023), 24 Temmuz 1908’de Ka- yeri, siyasal iktidarla ilişkisi ve laiklik karşısındaki
dönemini inceledi.
nunu Esasi ile başlayan İkinci Meşrutiyet döneminin diğer konumuyla değerlendirdi.
Devrim tarihimizin köklerine inmek için İttihat ve
bir adının “Bahtsız demokrasi denemesi olan hürriyetin ila- 31 Mart Vakası’ndan Şeyh Sait isyanına, çok partili dü-
Terakki’yi ve bu dönemde kurulan diğer parti, cemiyet,
zenden 1961 Anayasası’na geniş bir yelpazede Cumhuriyet
nı” olduğunu söyleyerek dönemin toplumunu, olaylarını,
dernekleri her yönüyle değerlendirdi.
devrimleri ve laiklik mücadelesi temelinde dönemin siyasal
düşünce akımlarını ve öne çıkan insanlarını inceledi:
İkinci ciltte, adını Mondros Mütarekesi’nden alan
ortamını akımın düşünce önderleriyle birlikte ele aldı:
“İkinci Meşrutiyet bugünün kapılarını açan anahtarları
dönemin (Mütareke Dönemi: 1918-1922) olaylarını
verecek özlü bir devredir. Osmanlı İmparatorluğu, tarihinin “1908’den beri girişilen hareketlerin, ister ideolojik, ister
“Şimdi mikroskopunuzu 1918’in ekim sonuna yaklaştırınız.
bu sayfasında en kritik anlarını yaşamış, bu devrede tarihe eylemsel olsunlar, nasıl gerçekleştiklerini ve koca bir kaya
Perişan bir tablo seyredeceksiniz” diyerek birçok dernek,
karışmıştır. Fakat yeni bir Türkiye’nin doğum sancıları da parçasını çatlatmak için onun nerelerine hücum ettiklerini
fırka ve cemiyetiyle birlikte aktardı:
İkinci Meşrutiyet yılları içindedir.” saptamak istedim.”
“Osmanlı ülkesi siyasal ve sosyal bir yıkıntı halinde.
İkinci ‘Meşrutiyet’ dediğimiz o ünlü siyaset laboratuvarında ‘TÜRKİYE’NİN SİYASİ HAYATINDA TUNAYA: ‘ATATÜRK, HER SÖZÜ VE TUTUMU
her şey yüzüstü ve karmaşa içinde. Her şey paramparça...” İLE HER ZAMAN DEVRİMCİ VE GERÇEKÇİ
BATILILAŞMA HAREKETLERİ’
Üçüncü ciltte (Bir Çağın, Bir Kuşağın, Bir Partinin Türkiye’nin Siyasi Hayatında Batılılaşma Hareketleri’nde KALMASINI BİLMİŞTİR’
Tarihi) üç imparatorluğun parçalandığı dünyanın önemli (1960; İstanbul Bilgi Üniversitesi Yay., 2004) Türkiye’nin Türkiye’de Siyasal Gelişmeler’de (1970; son basım 2 cilt,
aktörlerinden İttihat ve Terakki’yi tüm yönleriyle anlattı. 18. yüzyılın ilk yarısında başlayan Batılılaşma hareketlerini İstanbul Bilgi Üniversitesi Yay.-2001), Kanunu Esasi’den,
>>
4 22 Ocak 2026

