22 Ocak 2026 Perşembe English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Öykü tombala… Kaleme getirdiği öyküleriyle alanda tombala yapmak için didinen, bunun düşünü kuran, yazına aşkla tutkun herkes, günün birinde gönlünce bunu başarabilir elbet. Bu niyette, kararlılıkta öykü disiplini sergileyen kim olursa olsun her kalem, böylesi bir ip göğüslemeyi başarabilir. Nitekim azımsanmayacak yazarımız tombalasıyla bu geniş yelpazede yerini alıyor. üzlerce değil neredeyse binlerce yazar kalem okurken Ziya Osman Saba anlatılarını da anımsamadan kırtı çıkabiliyor. Ama yaydığı sıcaklık, yansıttığı incelik oynatıyor öyküde. Bir bölük şair de bunlar ara- edemedim, hele sıcacık hüzün sarmalaması kuşattığında tül olup bütün bunların üzerini örtüyor. Y sında. Onlardan söz etmemin nedeni, öykünün ya da düşlerde gezinen güzelliklere geldiğinde sıra. ENGİN KÜKRER: ‘KULÜBEDEKİLER’ nasıl da ilgi odağı oluşturduğunu vurgulamak. Yazar, öykü başlığına çıkararak bütün öykülerini bir Engin Kükrer (d. 1980), ilkine oranla ikinci öykü kitabı Şiiri öyküyü birlikte götüren kalemlerden söz etmiyorum, tür buna yer açma metnine dönüştürüp Mario Levi’den Kulübedekiler’de (Kırmızı Kalem, 2025) bir uzun atlama yazın tarihimiz içinde bunun pek çok örneğini biliyoruz. hareketle “herkesin anlatılmaya değer hikâyesi”ne yo- yapmış bana göre. Çünkü bütün öykülerini, gerçekliğe Burada önemli olan, 1950 öykücülüğü sonrasında yaşanan ğunlaşıyor diyebiliriz. dönük yaklaşımındaki farklı biçemle, üstelik fantastik öyküye dönük ilgi artışının, 1990 öykücülüğü sonrasında Böylelikle geleneksel öykümüzün ardılı halinde adeta temelde yeniden yapılandırıp öyle kurgulamış. da gözlenmesi, bunun güçlü bir biçimde sürmesi. bütün bu yelpazeden anıştırmalar getirerek yaşamın bir Pek çok yazarın böyle açılımlarla geliştirdiği öyküleri Gerçekten binlerce kalem tombala için kâğıt başına tür öykü atlıkarıncası bağlamında geçtiğini bize sezin- yanında Engin, onlardan farklı olarak apaçık, yapyalın geçmiş harıl harıl öykü yazıyormuşçasına bir izlenim letiyor diyebiliriz rahatlıkla. bir gerçekçiliğe yönelmiş; ne ki bu tutumunun kaba bir yaratıyor uzaktan bakıldığında bugün. gerçekçiliğe dönüştüğünü gözlemiyoruz asla. Başka şair- A. ÇİĞDEM ÖZERDOĞAN: Her yazar, kişisel verim dağarında vasatla vasat üstü yazarlar ya da yapıtları aracılığıyla sürdürüyor bunu çünkü. ‘BEN SENİN SAHİBİN MİYİM ROZBAT?’ arasında bir dizi öykü kaleme alıyor yaşamında. Farklı bir toplumsal gerçekçilik algısı diyebiliriz yazar A. Çiğdem Özerdoğan (d. 1966), Ben Senin Sahibin Yazında karar vericilerin farklı yazarlardan belirlediği tutumu için. Bu fantastik yönelimde, gerçeküstüne yö- miyim Rozbat? (Sözcükler; 2025) adlı ilk öyküler topla- “yetkin öykü” örneklerinin o yazarı simgelediği kestiri- nelişi de dikkati çekiyor ayrıca onun. mında, soyutlamalarındaki düzeyiyle dikkati çekmekle lebilir. Ama siz tombala niyetine oturmuşsunuzdur da Görece epik biçem izlenimi veren tutumdan söz etsek çinko bile çıkmamıştır bahtınıza, o da var. birlikte karşıtlıkları, bunu besleyecek gerekli ayrıntılara de bu, tam olarak bizi böyle bir yargıya taşımıyor yine de. Önemli olan gerekirlikleri yerinde, doygunluğu tam, gereğince yer açmadığından, alabildiğince sert tutumla Sonuçta bu yapıtıyla Engin, iki kitabı arasında fark sergi- olgunlaştırılmış öykü, gerisi zamanın işi. yerleştiriyor öykü evrenlerine. leyerek bir yazardan beklenebilecek düzey çıkışını imliyor. Bırakalım bunları, bu yazıdaki öykücülere geçelim biz… Öyle olduğu için de iyi / kötü, ak / kara vb. ikili yaklaşıma dayalı bir yapılandırma çıkıyor karşımıza. Ne ki bu geçişsiz DUYGU HARMANCI: ‘DOĞURMA BENİ NAİME’ İSA KÜÇÜK: ‘O GÜZEL KADIN’ evren, öyküdeki gerçektenliği zorlayıp zedeliyor ama. Duygu Harmancı (d. 1987), ilk öykü kitabı Doğurma İsa Küçük (d. 1950), şiir, roman daha başka alanlar- Bu kadar değil elbet. Çiğdem’in biçemsel açıdan Beni Naime’de (Alakarga, 2025), gerçekçilikle bağını da yayımladığı kitaplar sonrasında bu kez ilk öyküler şiirden yararlanışı, boşluk yerleştirerek öyküyü ilerletişi, sıkı sıkıya koruyan bir kalem izlenimi bırakıp öyle geli- toplamıyla okur önüne geliyor: O Güzel Kadın (Cumhu- iç içe katmanlı geçişlerle anlatısını örgüleyişi, bu yanla- yor okur önüne. riyet, 2025). rıyla öykülerine apayrı bir dinamizm kazandırıyor. Kendi seçimine göre kulvarına aldığı toplumsal olun- Geleneksel anlatı kalıbında, hüzünlü dokunuşlarla Öyküleminde gerçektenlik duygusunu baskılamayla tulardaki gerçekliği, buna bağlı koşullar çerçevesinde kardığı gülümseyişler eşliğinde bunu evrenine yerleşti- zorladığı halde, anlatısına kazandırdığı ivmeden ötürü alıp işlerken yer yer çerçevesini kendisinin çizdiği farklı rip memur bakış açısıyla yaşantı kesitlerini bu çerçeve- de bu ilk öykü kitabıyla okunurluk kazanmayı başarıyor türde bir toplumcu gerçeklik dönencesi getirdiği öne de dolantılara dönüştürerek önümüze getiriyor. doğrusu. sürülebilir Duygu’nun. Bunları okurken Erhan Bener öyküleri de şöyle bir Şu da var; koşullarını kendisinin belirlediği öykü ev- çalım geldi geçti belleğimden. Şakacı, neşeli tutum, MİNE ÖLCE: ‘OYSA HİÇ KARŞILAŞMAMIŞTIK’ renlerinde bu nedenle gerçektenlik duygusu zedelen- bungunlaşabilecek havayı dağıtabiliyor kolayca. Mine Ölce’yi (d. 1971), tiyatro dünyasından biliyor- miyor ancak Duygu, anlatısında olan bitenleri öyle bir Yazar, öykü kişilerini, kurduğu bu anlatı evreninde dum, ilk öykü kitabı Oysa Hiç Karşılaşmamıştık (Potkal, büyü harmanıyla sarmalıyor ki gerçekliğin yazar tara- olanı biteni, doğrudan eylem tümceleriyle aktararak 2025) çıkagelince masama şaşırmadım; bir yazar kale- fından böyle konulduğu neredeyse fark edilmiyor. yapılandırıyor. Buna eklediği cinliklerle örülü renkli do- me soyunmuşsa, türlerin tümünde rol alabilir, öyle ya. Böylece şu yaşamın boğuntusunda pek göremediği- kunuşların parlattığı anlatısı, okuru peşine takabilme Nitekim Mine’nin bu ilk öykü kitabı için alacağı yolu miz, belki de görüp yüzleşmekten kaçındığımız nesnel olanağı kazandırıyor aynı zamanda İsa’ya. önceden öngördüğü, işin başında kararlı bir yazar gerçekliği üstelik hiç de zorlanmadan kavratıyor bize Böylece güzel bir başlangıçla öykü dünyasına adım portresi ortaya koyduğu anlaşılıyor. enikonu. Bu ilk öyküler toplamıyla dikkat çekici bir çıkış atıyor diyebiliriz yazar için, öteki alanların yanında. Tiyatrodan beslediği epik anlatı düzleminde yaban- yakalıyor böylece. cılaştırma ağırlıklı öykülem getiren yazar, kara anlatıya AKIN ERSÖZ: ‘ALLI GÜLLÜ PERDELER’ pek de yüz vermeden, bir yanıyla uyumsuz denebile- GİZEM PINAR KARABOĞA: Akın Ersöz, Allı Güllü Perdeler (Mühür, 2023) adlı yeni cek anlatı damarıyla kol kola yüksek düzeyli alaysama, öykü kitabında, yaşantısal olanla kurduğu, aynı zaman- ‘MAVİ NASIL ESERSE’ da buna eklediği duyarlı tutuma dayalı duygudaşlık buna eş gerçektenlik duygusuyla dikkati çekiyor. Gizem Pınar Karaboğa (d. 1987), yaşamöyküsünden paydaşlığında yaklaşım içeren öyküler getiriyor okurun Açık biçimli anlatımını kendine özgü dil anlayışına ilk öykü kitabı olduğu izlenimi edindiğim Mavi Nasıl yaslamaya çalışsa, kimi sözcük fışkırmaları eşliğinde Eserse (Vapur, 2025) başlıklı öyküler demetinde önüne, bu yüzden tüm yaşantı anlarından süzdüğü sı- bunları çağıltılı sözdizimlerine yerleştirmeye çabalasa genelde artalan beslemeleriyle kurduğu öykü cak etkilenmelerin de önünü açıyor. Özellikle geçmişe dönük anımsayışlarda Akın’ın öykülerini da Mine, kimi sözcük, sözdizimi ilmeklemelerinde ta- evrenleriyle geliyor okur karşısına. Bu tutumuyla >> 18 22 Ocak 2026
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle