22 Ocak 2026 Perşembe English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

MERHABA 1960 kuşağı toplumcu şairlerinden, edebiyatçı, şair, yazar, çevirmen, denemeci, öğretmen, köşeyazarı, dergi yöneticisi, editör, ansiklopedi ve sözlük yazarı gibi kimlikleriyle yaşayan büyük ustalarımızdan Eray Canberk, “muhterem”, “tam bir İstanbul efendisi” olarak da bilinir. Kitabın değeri 1970’li yılların sonlarına doğru, Cağaloğlu’nda ideolojik (Atatürkçü, toplumcu, Anadolucu) olarak birbirine yakın yazar, gazeteci, bilimci ve sanatçıların oluşturduğu Perşembeciler topluluğunun ilk DRESDEN KRALLIK KİTAPLIĞI’NDA üst düzey bir uzman olduğu anlaşılan bir kişi kurucularındandır. H. ACHMED SCHMIEDE İLE karşıladı bizi. Perşembe dostları, Yusuf Çotuksöken, M. Sabri DEDE KORKUT KİTABI’NIN İZİNDE... Adını sanını söyledikten sonra, bizi kitaplığın Koz, Adil İzci, Kemal Bek’in yayına hazırladığı ve Berlin’de tanıştığım H. Achmed Schmiede’yle bir başvuru odasına yöneltti. Orada önce kimliklerimiz Heyamola Yayınları tarafından yayımlanan Eray araya geldiğimizde bilimsel araştırmalarda, Dresden denetlenip bir anda bize sürekli üye kartı çıkarıldı. Canberk Armağanı: “Muhterem” Bir İstanbul Efendisi Krallık Kitaplığı’ndaki Kitãb-ı Dedem Korkud alã Bir yandan da kitaplığı tanıtıyordu. adlı armağan kitapta da onun hemen bütün kişilik lisãn-ı tãife-i Oğuzãn diye anılan Dede Korkut Kılavuz önümüze düştü. Aralarında tavana kadar özellikleri (dürüst, yardımsever, insancıl), sanatçılık Kitabı’ndan söz açardık. uzayan demir kapılı dehlizi andıran koridorlardan (az ve öz yazmıştır; özgün bir şairdir; “poetika” Bir gün Türk dilinin kültür, tarih, edebiyat, anlatı, geçirdikten sonra bizi küçük bir odaya sokup başka sözcüğü için “şiirce” sözcüğünü önermiştir), yazarlık töreler açısından önemli olan bu kitabı Dresden’e bir kapıdan içeriye geçti. (çevirileri ve denemeleri ile Türk edebiyatına önemli gidip yerinde görmeye karar verdik. Kitabı önceden yerinden çıkarıp hazırlamış yazınsal katkıları olmuştur) gözler önüne seriliyor. Schmiede, üstlendiği işi tezce bitirmek isterdi. olmalıydı ki bir iki dakika sonra elinde Dede Korkut BEHÇET NECATİGİL VE ERAY CANBERK Kral Kitaplığı’nın ilgili uzmanına hemen ulaşmıştı. Kitabı’yla içeriye girdi. Ve Behçet Necatigil... “Şairlerimiz için beyitler” Koruma altında tutulan bu tür kitapların ziyaretçiye “İşte Türk kültürünün o büyük kitabı! Sizi onunla adlı şiirde, “Kitaplarda Ölmek” şiirine göndermeyle gösterilmesi belli bir süreci gerektiriyordu. baş başa bırakmaktan mutluluk duyuyorum” dedi. “parantezi kendi eliyle açtı, kendi kapatıp gitti/ Schmiede’nin kolayca ulaştığı görevli, ziyaret SONUÇ parantezleri aşan Necatigil, aradaki Behçet’ti” diye gününü, saatini belirleyip ona haber verecekti. Almanların, iş ilişkilerinde dışarıdan donuk yazan Eray Canberk’in üzerinde Behçet Necatigil’in Daha on dakika geçmemişti ki kitabı ancak üç ay göründüğü söylenir. Gerçekten öyledirler, kendilerini etkisi kuşkusuz yadsınamaz. sonra bizim görmemizi sağlayacağını iletti. işlerine verirken başka bir şey düşünmezler. Öyle ki Doğan Hızlan’ın dediği gibi “Eray Canberk Önceki yıllarda, başka bir kitabı görmek için altı Kütüphane sorumlusu bu arada şu uyarıyı yaptı: şiiri Behçet Necatigil’in şiirinin bugünkü yazılışıdır”. ay bekleyen Schmiede üç ay sonrasına gün alınışına “Biz, Türk kültürünün bu değerli eserini Ayşe Sarısayın’ın yazdığı gibi “‘Yaz Düşünceleri’ sevindi. kitaplığımızda korumakla gurur duyuyoruz. Onun adlı şiirinde dünyanın acılarına, olumsuz gidişata, Okuma tutkunları, az bulunan bir kitaba yaratıcısı sizsiniz, incelerken ona bizden de çok özen savaşlara, hunharca tahrip edilip tüketilen doğaya ulaşmayı yakınlarına kavuşmuş gibi sevinirler. göstereceğinizden eminim.” değinerek ‘olumsuz bir düşünce, bir yorum’u dile Bizim göreceğimiz kitap ise herkesin eline kolayca Odadan ayrılırken, güvenliği sağlamak için bizi getirdiği halde şiirin ‘iyimser olmalı yaz düşünceleri’ ulaşacağı türden değildi. soktuğu odanın kapısını dışarıdan kilitledi. dizesiyle sona ermesinden mi, yoksa ‘Onlar’ adlı Çünkü bizim görmek istediğimiz kitap ancak Uzmanın yukarıdaki sözleri, gözlerimizi yaşartacak şiirinin ‘herkesten bir şey öğrenilir çocuklardan bile/ bilim insanlarının “Oğuzname” diye adlandırdığı bir denli etkilese de görevlinin kapıyı dışarıdan yaşlılardan en çok da umutsuzlardan/ umut öğrenilir destan, geçmiş günlerimizi yansıtan öyküler toplamı; kilitlemesine üzüldük. yüreklilerden, gurbete çıkmışlardan’ dizelerinin daha da önemlisi, yüzyıllar önce özbeöz Türkçeyle Schmiede açıklama gereğini duydu: “Hiç belli etkisiyle mi, Eray Canberk’in şiirlerinin çoğu iyimser yazılan kültürel yaratıcılığımızın temel kaynağıydı. olmaz, bakarsın, biri fırsat kolluyordur, kitabı alıp olma isteği yaratmıştı bende. Onda yaşama tutumumuzu, törelerimizi, erdemli dışarıya fırlar!” göstergelerle yansıtan ahlak değerlerimizi, söylem En zor koşullarda bile umutlar tükenmemeliydi, Bu arada Schmiede cebinden çıkardığı eldiveni inceliklerimizi konup göçmeye yönelik bilgileri dünyayı yaşanır kılmanın tek yolu umudu beslemekti. takıp kitabın sayfalarını çevirmeye başlamıştı. barındırıyordu. Her seçimin, her tercihin bir bedeli olduğuna Biz kitabı incelerken eşim fotoğraf makinesini İçinde bir başlangıç bölümü, çoğu birbiriyle inandığım, kuşkusuz babamın da etkisiyle ödemek çantasından çıkarıp üst üste düğmeye basmaya 1 bulunan kitap, yalın bir bağlantılı on iki boy ve ödeşmek kavramlarını önemsediğim için belki, başlamıştı. Türkçeyle yazılmıştır. ‘Ebrular’ bölümündeki kimi dizeleri de unutulmazlar Schmiede’yle ben de şartlanmış gibi kitabın “Başlangıç” bölümünde adı “Korkut Ata” diye arasına girmişti hemen: ‘sevdadır hayatımızın sayfalarını açarak kitaptakileri kavramaya geçen Dede Korkut, hem boyları kurgulayıp anlatan tamamlayanı/ ki ödenir ancak acıyla/ ya da karşılıklı/ çalışıyorduk. Sonra masaya koyduğumuz kitabın hem de olayların başkişisidir. -çileyle ve sabırla-’”. sayfalarında yer alan yazılarının fotoğrafını Korkut Ata, bu yönüyle bir tür destan sayılan Eray Canberk kapağımızda. çekiyorduk. 2 “Oğuzname”nin ozanı, öykü anlatıcısıdır. Yılmaz Oğuz ve Ayşe Sarısayın’ın yazıları... Son sayfaya eklenen bir listede, değişik ZİYARET GÜNÜ ülkelerden onu bizden önce gören Türkologların - Adnan Binyazar (“Kitabın değeri”), Üç ay su gibi akmış, ziyaret günü gelmişti. adları, imzaları vardı. Biz de listeye adımızı yazıp - Öner Yağcı (“Tarihle siyaset bilimini bütünleşti- Schmiede, önceden belirlenen saatte gelmiş, imzamızı atıyoruz. ren Cumhuriyet ve laiklik savunucusu anayasa hu- arabanın içinde eşimle beni bekliyordu. İki saat kadar sonra anahtar, kilidin içinde kukçusu: Tarık Zafer Tunaya!“), Berlin’de o gün de güneşli, hoş esintili bir dönüyor. Kitabı yakından tanıma mutluluğunun - M. Sadık Aslankara (“Öykü tombala...” / İsa Kü- hava vardı. Schmiede, direksiyonun başında, yüzümüze yansıyan ışıltıları uzmanın gözünden çük, O Güzel Kadın, Cumhuriyet / Akın Ersöz, Allı kitabı görme sevinciyle tarihin aydınlık tüneline kaçmıyor. Güllü Perdeler, Mühür / A. Çiğdem Özerdoğan, Ben girmişçesine mutluydu. Sesini hafifçe yükselterek “Büyük kitap, değil mi!” Senin Sahibin miyim Rozbat?, Sözcükler / Mine Öl- Arabanın içinde gerçek dünyayı geride bırakmış, diyor. Bir anda sevincimiz, böyle bir kitabı görmenin ce, Oysa Hiç Karşılaşmamıştık, Potkal / Engin Kük- penceresi, duvarı olmayan bir hayal dünyasının gururuna dönüşüyor. rer, Kulübedekiler, Kırmızı Kalem / Duygu Harmancı, özgürlüğünü yaşıyorduk. Ölü ışıklı koridorların demir kapılarını açıp kapayarak Doğurma Beni Naime, Alakarga / Gizem Pınar Kara- Nohut kadar çakıl taşının bile bulunmadığı otoyola kütüphanenden ayrılıyoruz. Uzman, görevini yerine boğa, Mavi Nasıl Eserse, Vapur), girmemiz uzun sürmedi. getirmenin esenliğiyle bizi uğurluyor. n - Cengiz Kılçer (Bilsay Kuruç / Şostakoviç, Elli Yıl Sanki Almanya’nın geniş ovalarında hızla yol Sonra / Kırmızı Kedi), 1 Boy: kavim, aşiret, kabile, ulus (Boy boylamak: alıyor, Dede Korkut Kitabı’nın içerdiği deyişlerde - Gültekin Emre (Yapıtlarıyla İlya Ehrenburg), 3 sıkça dile getirilen “Salkım salkım tan yelleri destan söylemek, bir boyun hikâyesini anlatmak). 4 2 - Deniz Yılmaz (Max Frisch / Bin ya da Pekin’e Yol- esende, gün ışığı vurmuş göğsü güzel kaba Oğuzname: Oğuz boylarının başlarından geçen culuk / Çeviren: İlknur Özdemir / YKY), dağlar”ı aşıyorduk. hikâye eden, törelerini anlatan destan. 3 Berlin-Dresden arası iki buçuk saat sürdü. Salkım: serin - Yunus Bekir Yurdakul (Sally J. Pla, İçimdeki Okya- 4 Görkemli kütüphanenin girişinde, konuşmasından Kaba: yüksek nus, Çeviren: Banu Ünal, Günışığı), - Vitrindekiler, kısa tanıtımlar ve Mustafa Başaran’dan Bulmaca ile de düşün trafiği sürüyor! İyi okumalar... lİmtiyaz Sahibi: Cumhuriyet Vakfı adına: Alev Coşkun l Yayın Yönetmeni: Gamze Akdemir l Tasarım: Serhan Eren- l Sorumlu Müdür: Betül Berişe l Yayımlayan: Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık AŞ l İdare Merkezi: Prof. Nurettin Mazhar Öktel Sok. No: 2, 34381 Şişli- İstanbul l Tel: 0 (212) 343 72 74 (20 hat) Faks: 0 (212) 343 72 64 l Uets: 25999 - 15079 - 37611 l Reklam Genel Müdürü: Evsun Sinem Alkan l Reklam Rezervasyon: Tel: 0 (212) 343 72 74 Mail: reklam@cumhuriyet.com.tr l Baskı: İleri Basım Mat. Amb. Reklam Tanıtım Yay. ve Teknik Hiz. Tic. AŞ, Yenibosna Mah. 29 Ekim Cad. No: KITAP 11A/41 Bahçelievler - İSTANBUL. l Yerel süreli yayın l Cumhuriyet gazetesinin ücretsiz ekidir.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle